12 Eylül'de işkenceden kör oldu, referandumu iple çekiyor

Adıyamanlı Abdurrahman Yücel için 12 Eylül'deki anayasa değişikliği referandumunun ayrı bir anlamı var. Darbenin hemen ardından "Abdurrahman sen misin?" sorusuyla başlayan hikâyesi, sırf isim benzerliğinden dolayı gördüğü işkencelerle tam bir drama dönmüş. Dönemin meşhur işkencehanesi Pirin Palas Hapishanesi'ndeki karanlık odada yediği dayaklardan hem gözlerini kaybetmiş hem de kulağını. İki ay boyunca gördüğü işkencelerden sonra hiçbir açıklama yapılmadan, kiminle karıştırıldığı bile söylenmeden, "Hadi def ol git" denilerek dışarı bırakılmış. Hayatının geri kalan 30 yılı da 'karanlıklar' içinde geçmiş. Şimdi, bir hiç uğruna kaybettiği gözlerinin hesabını sormaya hazırlanıyor. Bütün vatandaşları referandumda 'evet' demeye çağırırken, "Benim gibi zulüm gören nice insanlar vardı. Bunlar o işkencecilerin yanına kâr mı kalsın? Darbecilere ilk davayı ben açacağım." diyor.

Anayasa değişikliği referandumu, bazı kesimler tarafından 'rejim savunması' haline getiriliyor. 12 Eylül'de işkence gören sağ ve sol kesimden birçok kişi için ise darbecilerle hesaplaşma fırsatı. Olayın bir de tamamen sıradan insanlara dayanan binlerce 'isimsiz hikâyesi' var. Hiçbir siyasi olaya karışmadığı halde her şeyden habersiz işkencehanelere sokulan ve hayatı karartılan bu isimlerden sadece biri Abdurrahman Yücel. 22 yaşında askerlik görevini tamamladıktan sonra terzilik mesleğiyle uğraşan Yücel'in acı hikâyesi bir sivil polisin, dükkanına gelerek, "Aileniz kavga etmiş, karakoldalar. Seni götürelim." sözleriyle başlıyor. Fakat karakola geldiğinde ne ailesi ne de bir yakınını görür. Yalan söylendiğini birazdan anlayacaktır. Burada askerlere teslim edilir. Ondan sonrasını şöyle anlatıyor: "Karakolda bana 'Abdurrahman sen misin?' dediler. Ben de 'evet' dedim. Beni bir araca bindirip o zamanki meşhur Pirin Palas Hapishanesi'nde karanlık bir odaya soktular. 'Suçum nedir?' diye sorduğumda, komutan 'Sen örgüte yardım ediyormuşsun' dedi. Örgütle bağlantımın olmadığını, yakinen tanıyan mahalle muhtarına sormalarını istedim. Ama dinleyen kim. Jopla vurmaya başladılar. Daha sonra bir alt kata indirdiler. Gözlerimi ve ağzımı bezle bağladılar. Falakaya yatırıp ayağımın altı patlayıncaya kadar işkence ettiler. Ayaklarımı jiletle kestiler. Ondan sonra tuzlu suda yürüttüler. Saçlarımı kestiler."

Bu sırada yediği jop darbeleriyle kulaklarının zarı delinir ve gözleri kör olur. O günleri anlatırken duygulanan Yücel, "Orayı kazıp bir baksalar ne kadar kemik çıkacak. Ne zaman bir ayak sesi duysak dizlerimiz titremeye başlıyordu." diye devam ediyor. Günlerce süren işkencenin akabinde hapishaneye gideceğinin haberini aldığında hayatta kalabileceğini düşünerek sevinmiş ve yeri öpmüş. Kısa bir süre sonra da beraberindeki diğer mağdurlarla birlikte serbest bırakılmışlar. Ne neden içeri alındığını ne de neden bırakıldığını hiç öğrenememiş. İsim benzerliği dolayısıyla karıştırıldığı diğer Abdurrahman Yücel'in kim olduğunu ise halen bilmiyor. Böyle birinin var olup olmadığı da belli değil.

2 ay önce girdiği 'karanlık oda'dan kör ve yarı sağır olarak çıkan gencin hayatı da ondan sonra altüst olur. Yaklaşık 30 yıldır çalışamıyor. 4 çocuk babası. Geçimini komşularının yardımı ve oto yıkamacıda çalışan bir oğlunun kazancıyla sağlıyor. Dayak yeme korkusunu hiç atlatamamış. Sırf bu nedenden dolayı da yıllarca hakkını arayamamış. O yüzden bu referandumu iple çekiyor. "Devlet benim 30 yılımı çaldı ama şimdi de devlet hesabımı soracak inşallah." diyor.

İşkencehane hastaneye çevrildi, çocuklarımı götüremedim

Gözaltında işkence gördüğü Pirin Palas Hapishanesi'nin daha sonra çocuk hastanesine dönüştürüldüğünü anlatan Yücel, dört çocuğundan hiçbirini bir defa bile bu hastaneye götürmediğini anlatıyor. "Hatta yakınından bile geçmedim." diyor. Bina aslında yatılı bölge okulu olarak yapılmıştı. Pirin, antik kenti yolunda olduğu için de halk arasında adı Pirin Palas olarak geçiyordu. Anlatılanlara göre işkence görenlerin sesini, yoldan geçenler bile duyabiliyordu. 12 Eylül darbesinde binlerce Adıyamanlının buradan geçtiği belirtiliyor. 70 yaşında Adalet Partili bir köylünün de sırf anayasaya hayır diyeceği ihbarı yüzünden 45 gün hücrede yatırıldığı ifade ediliyor.




 

Zaman
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.