AİHM'den Nedim Şener ve Ahmet Şık kararı
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, tutuklanarak yaklaşık bir yıl hapis yatan gazeteciler Nedim Şener ve Ahmet Şık'ın yaptığı "hak ihlali" başvurusunu karara bağladı. AİHM, Şener ve Şık'ı haklı buldu. Mahkeme, kararını çok önemli bir gerekçeye bağladı;

"gazetecilerin uzun süre yeterli ve suçla ilgili olmayan sebeplerle tutuklu kalmaları, ülkede oto sansür iklimini oluşturur..."

TAZMİNAT ALACAKLAR

Mahkemenin "ifade özgürlüğünün kısıtlanması" ve "güvenlik ihlali" çerçevesinde, oybirliği ile verdiği karar sonucunda, Türkiye Nedim Şener'e 20 bin Euro, Ahmet Şık'a ise 10 bin Euro manevi tazminat ödeyecek.

İŞTE GEREKÇE

AİHM, Şener/Şık kararını, Türkiye'deki basın özgürlüğünü derinden etkileyecek bir gerekçeye bağladı. İşte, AİHM'in Türkiye'yi, ifade özgürlüğü konusunda suçlu bulduğuna ilişkin gerekçesi;
"AİHM, başvuran kişilerin (Şener ve Şık) yeterli ve ilgili neden bulunmadan bu kadar uzun süre tutuklu bulundurulmalarının, kamu yararını ilgilendiren konularda fikirlerini ifade etmekten caydırmaya yönelik olduğuna karar verdi. Bu tip tutuklama önlemleri, soruşturmacı tüm gazeteciler üzerinde devlet organlarının işleyiş ve uygulamaları için oto-sansür iklimi oluşmasına neden olmuştur. Başvuranların (Şener ve Şık) yargılama öncesinde tutuklanmaları ve bir yıllık bir süre için tutuklu bulundurulmaları bir sosyal ihtiyaçtan kaynaklanmamaktadır. Uygulanan önlem (uzun tutukluluk) ne amaca uygun, ne de demokratik bir toplumda bir gereklilik değildir. Dolayısıyla da Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 10. maddesi (ifade özgürlüğünü güvence altına alan madde) ihlal edilmiştir."

ŞENER: GAZETECİLİĞİN TERÖRİZM OLMADIĞINI GÖSTEREN KARAR

Şener, AİHM kararının açıklanmasının hemen ardından Hürriyet'in sorularını yanıtladı.

AİHM'e başvuruyu, Ahmet Şık'la birlikte daha tutukluyken, haklarında iddianame çıkmadan yaptıklarını, mahkemenin de bu başvuruyu kabul ettiğini söyleyen Şener, şöyle konuştu;
"AİHM başvurumuzu tutukluyken kabul etmişti. Daha yargılama aşamasına gelmemişti. Ama tam da Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın 'kitap bombadır' söylediği dönemde başvuruyu kabul etmişlerdi. Bu karar, Başbakan'ın "kitap bombadır" sözünün, kitabın bomba olmadığını, gazeteciliğin teröristlik olmadığını, kitabın da bomba olmadığın gösteren bir karardır" dedi.

Şener, davanın "temel olarak gazetecilik davası" olarak görülmesi gerektiğini de vuruladı.

"ÖZGÜRLÜK VE GÜVENLİK HAKLARIMIZ İHLAL EDİLDİ"

Şık ve Şener'in ifade özgürlükleri ile özgürlük ve güvenlik haklarının ihlal edildiği iddialarıyla AİHM'e başvurmuşlardı.

Her iki gazeteci de, haklarında "elle tutulur delil" olmamasına ve kendilerine "ne ile suçlandıkları bildirilmeden" tutuklu kalmaları konusunda başvuru yapmışlardı.

AİHM, ANKARA'DAN YASAKLANAN KİTAP İÇİN SAVUNMA İSTEMİŞTİ

AİHM, yargılama aşamasında "bazı hükümet politikalarını eleştiren ve piyasada serbestçe satılan bir kitabı yazmak veya yazımına katkıda bulunmak ile bir terör örgütü mensubu olmak arasındaki bağlantı" konusunda Ankara'dan savunma istemişti.

Mahkemenin Ankara'dan istediği bir başka savunma konusu ise, Şener'in evinde yapılan arama üzerine idi. AİHM, Şener'in evinde polis tarafından yapılan aramaların "gazetecilerin haber kaynaklarının korunması" ilkesiyle bağdaşıp bağdaşmadığı konusunda Türkiye'den açıklama istemişti.


Hürriyet

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.