AYM, Gül'e 'Yahudi' demeyi ifade özgürlüğü saydı
Ergün Poyraz'ın 2007 yılında yazdığı "Musa'nın Gül'ü" adlı kitap nedeniyle 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'e tazminat ödemesine mahkum edilmesinin, ifade ve basın özgürlüğünü ihlal ettiği iddiasına ilişkin AYM'nin kararı, Resmi Gazete'de yayımlandı. AYM gerekçeli kararında, Ergün Poyraz'ın, ifade özgürlüğünün ihlal edildiği yönündeki iddiasının kabul edilebilir olduğuna oy birliğiyle, ifade özgürlüğün ihlal edildiğine ise oy çokluğuyla karar verdi.

Başvuruya konu kitabın içeriğinde, davacı Abdullah Gül'ün yaşam öyküsü, eğitimi, evliliği ve siyasi yaşamına ilişkin bazı detaylara yer verildiği ve bazı iddiaların ortaya atıldığı kaydedildi.

2007'DE YAYINLANDI

Anayasa Mahkemesinin incelemesine göre, başvuruya konu "Musa'nın Gül'ü" isimli kitap, Mayıs 2007'de yayımlandı. Kitabın yayımlandığı tarihte Cumhurbaşkanlığına aday olan Abdullah Gül hakkında, kitapta bazı değerlendirmelere yer verildiği hatırlatılarak, "Davacı Abdullah Gül tarafından kitapta yer alan bazı ifadelerin doğru olmadığı, şeref ve itibarına zarar verildiği iddiasıyla başvurucu hakkında 11 Temmuz 2007 tarihinde Ankara 6. Asliye Hukuk Mahkemesinde manevi tazminat davası açılmıştır" ifadeleri kullanıldı.

Ergün Poyraz'ın mahkemedeki savunmasında, kitapta kaynaklara dayalı olarak alıntılar yapıldığını, objektif bilgiler ve belgelere dayalı kitapta gerçek dışı bilgiler olmadığını, öz ve biçim dengesinin korunduğunu ileri sürdüğü bildirildi.

Davanın görüldüğü Ankara 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin 21 Temmuz 2009 tarihli kararında, "siyasete giren kişilerin bazen sert eleştirilere maruz kalabileceği, yapılan sert eleştirilere katlanmak durumunda oldukları, bazen bu eleştirilerin kişilik haklarına saldırı da olabileceği" gerekçesiyle davanın
reddedildiği hatırlatıldı. Temyize giden bu karar, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi tarafından 15 Şubat 2011 tarihli ilamı ile onandı.

Daha sonra davacı 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından yapılan karar düzeltme talebi üzerine, Yargıtay Hukuk Dairesi, 8 Aralık 2011 tarihli ilamı ile karar düzeltme talebini kabul ederek, ilk derece mahkemesinin kararının bozulmasına hükmetti.

Bozma üzerine yargılamaya yeniden başlayan Ankara 6. Asliye Hukuk Mahkemesi, 5 Temmuz 2012 tarihli kararıyla, "Cumhurbaşkanlığı seçimleri nedeniyle aday olan davacının eleştirilmesinden ziyade kullanılan üslupla küçük düşürülerek kişilik haklarına saldırıda bulunulduğu anlaşılmaktadır, şu durumda uygun bir miktar manevi bir tazminat hüküm altına alınmalıdır" şeklinde gerekçelerle davanın kabulüne ve Ergün Poyraz'ın, davacı Gül'e 15 bin lira tazminat ödemesine hükmetti.

KARAR DÜZELTME TALEBİNE RET

Poyraz'ın, çıkan bu karara temyiz başvurusu üzerine; Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 23 Ocak 2013 tarihli ilamı ile yerel mahkemenin kararını onadı. Poyraz'ın karar düzeltme talebi de reddedildi.

Bunun üzerine Ergün Poyraz, 22 Kasım 2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine konuyla ilgili bireysel başvuruda bulundu. AYM gerekçeli kararında Ergün Poyraz'ın, ifade özgürlüğünün ihlal edildiği yönünde iddiasının kabul edilebilir olduğuna oy birliğiyle, ifade özgürlüğün ihlal edildiğine ise oy çokluğuyla karar verdi. Bu karara, üyeler Burhan Üstün, Serdar Özgüldür ve Muammer Topal karşı oy kullandı. Vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin başvurucuya ödenmesine hükmeden AYM, ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapmak üzere kararın Ankara 6. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verdi.

KARŞI OY GEREKÇESİ

Karşı oy kullanan üyeler, gerekçelerini "kitapta ifade özgürlüğü sınırlarının aşıldığı, iddiaların demokratik bir toplumda başvurucunun ifade özgürlüğü ile başkalarının şöhret veya haklarının korunması arasında makul bir denge teşkil etmediği ve Anayasa tarafından güvence altına alınan ifade özgürlüğünün ihlal edilmediği kanaatine varıldığı" şeklinde ifade etti.



CUMHURBAŞANI GÜL, KİTAPTAKİ ŞU İFADELERDEN ŞİKAYETÇİ OLMUŞTU 

Abdullah Gül'ün açtığı 11/7/2007 tarihli manevi tazminat davasında şu hususlar yer almıştı

i. Kitapta yer alan ifadelerin gerçek dışı ve iftira niteliğinde olduğunu, kişisel ve ailevi değerlerine, şeref ve haysiyetine saldırı teşkil ettiğini; 1997 yılında devlet bakanlığı, 2003 yılında başbakanlık, dava tarihinde başbakan yardımcılığı ve dışişleri bakanlığı yaptığını ve devlet görevi gereği yaptığı görüşmelerin ve yaşam şeklinin çarpıtılarak İfade edildiğini ve sanki Türk Devleti aleyhine faaliyetler gibi sunulmaya çalışıldığını,

11. Başvurucunun yalnızca kendisinin toplumsal itibarını zedelemek amacıyla hareket ettiğini; davaya konu kitabın tasarımının, kullanılan renklerin, kapak tasarımının, ön sözün, arka kapağın, içeriğinin, kitapta yer alan başlıkların, ifadelerin kullanım tarzının kamuoyunu yönlendirmek, tahrik etmek, kendisinin siyasi ve kişisel itibarını zedelemek, kişilik hakkına saldırıda bulunmak amacına yönelik olduğunu,

iii. Kitabın tasarımının, kullanılan renklerin ve kapak tasarımının bir bütünlük arz ettiğini ve siyonist yıldız içerisinde resminin kullanıldığım, kendisinin "ajan", "vatan haini" ve Türkiye aleyhine faaliyette bulunan bir şahıs olarak nitelendirildiğini,

iv. Türklüğe karşı bir tutum içerisinde olduğu, "İngiliz, Amerikan ve Yahudiler için çalıştığı", "Amerikan vatandaşı olduğu", "İngiliz istihbarat servisleri için çalışacak kişilerden biri olduğu ve o şekilde yetiştirildiği" gibi ifadelere yer verildiğini,

v. Kitabın 9, sayfasında "Yıllarca Kayserili olduğunu söyleyen Gül ailesi aslında Kayseri'ye 1915 yılında Siirt'ten göçmüştü. Aile; çevreye kendini Arap olarak tanıtmıştı. Oysa Araplıkla hiçbir ilgileri yoktu." denildiğini ve devamında Recep Tayyip Erdoğan ile kendisinin -Musa Peygamber ve kardeşi Harun Peygambere benzetilerek- "yalancı" ve "Yahudi" olarak nitelendirildiğini, kendisinin Siirt'ten göç ettiği ve Yahudi olduğu yönündeki iddianın doğru olmadığını, davaya konu kitapta bu konuyla ilgili tek bir kanıt bulunmadığını,

vi. Kitabın 14. sayfasında, ''Abdullah Gül, Siirt göçmeni olduğu yanında yıllarca içinde taşıdığı Yahudi ve Amerikan aşkını dahi gizledi", 16. sayfasında, "Atatürk'ün bu düşüncelerine inat olarak; Kayseri Lisesi'nden Atatürk düşmanı bazı isimlerin yetiştirilmesine başlandı. Laik demokratik cumhuriyetin temellerine dinamit koymak için birbirleriyle yarışan bazı isimler de buradan mezun oldu." denilmek suretiyle kendisinin Atatürk ve laik demokratik cumhuriyet düşmanı olarak nitelendirildiğini,

vii. Yine aynı sayfada uAbi Macit Gül aldığı ihaleler sonrası Kayseri'de fabrika sahibi oldu" denilerek ihalelerin, kendisi tarafından kardeşine verilmiş gibi bir algı oluşturulduğunu, söz konusu iş yerinin 1970'li yıllarda Kayseri Tayyare Fabrikasından emekli olan babası Ahmet Hamdi Gül tarafından kurulduğunu, bu nedenle belirtilen hususun gerçek dışı olduğunu,

viii. Kitabın 18. sayfasında "MTTB'nin etkin isimleri arasında yer alan Gül ve arkadaşları ülkücüler ile solcuların arasındaki kavgalardan azami ölçüde yararlanıyor ve olayları bıyık altından gülerek seyrediyorlardı" denilerek kendisinin "provokatör", "ülkeyi kargaşaya sürükleyen bir kişi" olarak gösterildiğini,

ix. Kitabın 23. sayfasında, "Bu durum; her halde birisi kiliseden çıkarken gördüğünde 'burada ne arıyorsun' sorusunun peşin verilmiş cevabıydı" diye iddia edildiğini, bu sayfanın başlığının "Kilise'de namaz kılmış" olarak belirtildiğini, kendisinin Hristiyan olduğunun iddia edildiğini,

Kitabın 24. sayfasında "İngiliz istihbarat servislerinin yurt dışı görevlere gönderilecek ajanlarının önemli bir bölümü Exeter Üniversitesi'nde eğitim görür... Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, Exeter Üniversitesi'nde 2 yıl eğitim öğretim görmüştür", 25. sayfasında "ABD'nin en sevdiği İslamcı ( !) tiplemesi içinde yer alan Gül, ABD, İsrail, İngiltere, Fethullah Gülen ve Tayyip Erdoğan'dan destek alarak Fazilet Partisi Genel Başkanlığına adaylığını koydu", 26. sayfasında "Bu isimler memleketin hizmetinde kullanılıyorlardı. Tabi ki o memleket ABD, İngiltere ve İsrail'di", 28. sayfasında "Türkiye Cumhuriyetinin Cumhurbaşkanı adayı olan Abdullah Gül, görüldüğü gibi özellikle ABD ve İngiltere'nin derin devleti ile yakın ilişkiler içinde olan bir kişidir ", 30. sayfasında "Oğullarının işi ABD 'den " denildiğini,

xi. Kitabın 32. sayfasında "Güi'ün Bakam olduğu dışişleri davaya Mason Avukat Münci Özmen'i göndermiş ve karar türban aleyhine çıkmıştı." denilerek masonlar ile bağlantısı olan bir kişi olarak gösterildiğini,

xii. Kitabın 34. sayfasında "Türkiye'de Cumhuriyetçi dönemin sonu geldi. Kesinlikle laik sistemi değiştirmek istiyoruz. " ifadesinin müvekkili tarafından kullanıldığının iddia edildiğini, bu ifadelerle ilgili olarak yayın yapan Cumhuriyet gazetesinin 29/4/2007 ve 1/5/2007 tarihli nüshaları hakkında müvekkili tarafından dava açıldığını, Ankara 25. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/381 Esas sayılı dosyasında 5/5/2007 tarihinde söz konusu gazetedeki haberlerle ilgili ihtiyati tedbir kararı verildiğini ve bu şekilde yayın yapılmasının yasaklandığını, davaya konu kitapta bu Mahkeme kararma aykırı hareket edildiğini,

xiii. Kitabın 34. sayfasında "Cumhuriyetle kavgalı bir Cumhurbaşkanı adayı olduğunu net bir şekilde ortaya koyuyor. ", "Güi'ün temsil ettiği çevrelerin attığı tohumların nasıl yeşerdiği ise, Ankara'da acı tecrübelerle yaşanmış ancak Danıştay baskınından da ders çıkarılmamıştı", 37. sayfasında "Dört dönem Kayseri Milletvekili seçilen Gül, İsrail, ABD ve İngiliz başkonsolosluklarının denetiminde Recep Tayyip Erdoğan ile birlikte AKP'yi kurdu. ", 44. sayfasında "Kayıp Trilyon Sanığı " başlığı kullanılarak bu başlık altında "Gül'ün Cumhurbaşkanı olması durumunda, kayıp milyon davasından yararlanıp yararlanmayacağı gelecek günlerde netleşecek." denildiğini, oysa aynı konuda Ankara 6. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından kendisi aleyhine açılan davanın reddine karar verildiğini, davalının tek amacının gerçek dışı beyanlar ile kendisine zarar vermek olduğunu,

xiv. Kitabın 48. sayfasında "Foxman ve ekibi Ankara'da Abdullah Gül ve Fehim Adakla görüşüyor, doğrudan Amerikan yönetiminin önemli ve stratejik mesajlarım iletiyorlardı... Yahudilerin ve ABD'Ulerin güvenini kazanıyordu," 53. sayfasında "Yalçın Küçük, Gül'ün eşi için, 'İbrani' dediğinde elektriğe tutulmuş bir Toy gibi çırpınıyor, hemen kağıda kaleme sarılıp mektup yazıyordu." denilerek kendisinin toygillerden, böcek ve tane ile beslenen, eti için avlanan, kızıl tüylü bir kuş olarak gösterildiğini; kitabın aynı sayfasında, "Gelin Yalçın Küçiik'e hakvermeyin... Ahmet Ertegün'ün tam ismi; Ahmet Münir Ertegün'dü. Gül'ün oğlunun ismi ise Ahmet Münir'di. Ahmet Ertegün'ün annesinin adı Hayrunnisa iken Gül'ün eşinin adı da Hayrunnisa'ydı. Tesadüftür, tesadüf (!!!??), Ahmet Ertegün'ün eşinin adı Mica idi ve kendisi Hristiyan dı. Ahmet Ertegün ABD vatandaşı ve ABD derin devletinin en önemli isimlerindendi. " denilmek suretiyle isim benzerliklerini kullanarak imada bulunulduğunu,

xv. Kitabın 57. sayfasında "Gül, gizli dünya devletinde" başlığı kullanılarak imada bulunulduğunu, 60, sayfasında "Gül ve Derin Amerika", 64. sayfasında "Abdullah Gül'ün Gizli İşleri" başlıkları atıldığını ve 64. sayfada "Abdullah Gül denince insanın aklına, hemen İngiltere, İsrail ve ABDİ ilerle gizli görüşmeler yapan bir İsim geliyordu. " denildiğini,

xvi. Kitabın 66. sayfasında kendisinin ABD Dışişleri Baltanı ile gizli bir anlaşma yaptığım ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine hareket ettiğinin iddia edildiğini, 77. sayfasında "İşte size uzak görüşlü ve gerçekçi bir devlet adamının! sözleri" ifadelerine yer verilerek kinaye yapıldığını, dar görüşlü ve yalancı olduğunun ima edildiğini,

xvii. Kitabın 89. sayfasında 30-35 yıldır bir arada olan insanların birlikteliğinde Yağma-Talan-Soygun ve Vurgun had safhaya ulaştı." denildiğini, 90. sayfasında "Biz bu ülkenin WASPİarıyız. " sözünün kendisine atfedildiğini, WASP'ların CIA denetiminde faaliyet gösterdiğinin belirtildiğini, 92. sayfasında "Abdullah Gül'de Türklükten Rahatsız" başlığı atıldığını,

xviii. Kitabın 94 ve 95. sayfalarında "Ne Mutlu Türküm Diyene" sözünden rahatsızlık duyduğunun iddia edildiğini, bu şekilde kendisinin Türk düşmanı olarak gösterilmeye çalışıldığım, 97. sayfasında "Bir devlet adamı (!) ve cumhurbaşkanlığı adayı (!) düşünün ki, Atatürk'ün 'Ne Mutlu Türk'üm Diyene ' Özdeyişi ile alay ediyor, aşağılıyor, karşı çıkıyor..." denildiğini, kendisinin bu sözlerle alay etmediğini, aşağılamada bulunmadığını ve karşı çıkma amacı içinde olmadığını,

xix. Kitabın 95, sayfasında "Ne yazık ki mert, dürüst ve yürekli olamıyor. Sözlerinin

arkasında bile duramıyor." denilmek suretiyle müvekkilinin namert, yalancı ve korkak olarak nitelendirildiğini, 106. sayfasında "Harf Devrimine De Karşılar Mı?", 107.

sayfasında "Kemalizm Moral Bozuyor veya Gül'ün Röntgeni", 110. sayfasında "Atatürk'ün İlkeleri Rahatsız Etmiş", 112. sayfasında "Ne Mutlu Türküm Diyene Sözüne Duyulan Kin", 118. sayfasında "Kemalizmi Yaşatanları mı Vuracaksınız" başlıklarının kullanıldığını, son başlığın altında "...o kuklaların arkasındaki kuklacıkları vurmamız gerekir ve onları tespit etmemiz gerekir. " denildiğini ve beyanlarının çarpıtıldığım,

xx. Kitabın 125. sayfasında "Alman Vakıfları, Leyla Zana ve Gül" başlığı altında "Abdullah Gül, Başbakanlığı zamanında AvrupalIlara, Leyla Zana ve arkadaşlarının durumlarını en kısa zamanda düzeltme sözü veriyor, PKK'lılara bayram yaptırıyor, çok geçmeden Zana ve arkadaşları tahliye ediliyordu. " denilmek suretiyle terör grubu ve temsilcileri ile çalıştığının iddia edildiğini, bu iddiaların gerçeklikten uzak olduğunu,

xxi. Kitabın 142. sayfasında Abdullah Öcalan'ın kendisine mektup yazdığından, mektupta idam cezasının kaldırılmasını istediğinden ve 14/7/2004 tarihinde idam cezasının kaldırılarak sanki bu mektup üzerine idam cezası kaldırılmış ve Abdullah Öcalan'ın isteğini yerine getirmeye çalışmış gibi gösterildiğini, bu sözlerin kendisine zarar vermek amacıyla sarf edildiğini, Öcalan'ın sayısız kişiye sayısız mektup yazdığını; mektup sahibi ile herhangi bir ilişkisinin, konuşmasının, görüşmesinin ve fikir birliğinin mevcut olmadığım,

xxii. Kitabın 150. sayfasında belirtilen hususu kuvvetlendirmek amacıyla liAPO'dan mektuplar alan ve Apo'nun dileklerinin çözümü için uğraşan, Başbakan Gül, kendilerine oy veren insanlara gideceği yerde önce PKK ile bağlantılarının kanıtlandığı Apo'dan aldıkları talimatlarla hareket ettikleri kesinleşen Leyla Zana ve arkadaşlarının hapisten kurtulması için mücadele veriyor onların yeniden yargılanmalarını sağlıyordu" denildiğini ve kendisinin PKK yanlısı ve Abdullah Öcalan ile yandaşlarına hizmet eden bir kişi olduğu hususunda insanların inandırılmaya çalışıldığım,

xxiii. Kitabın 169. sayfasında, "Gül'üm ABD Vatandaşlığı" başlığı altında "Gül, Amerikan vatandaşı olduğunu neden gizliyor. " şeklinde ifadeye yer verildiğini ancak ABD vatandaşı olduğuna dair herhangi bir kanıt ve belge sunulamadığını,

xxiv. Başvuruya konu kitapta haber verme sınırlarının aşılarak kendisine hukuka aykırı olarak saldırıda bulunulduğunu, eleştiri ve nezaket sınırlarının aşıldığım, haksız şekilde suçlanarak manevi varlığının zedelendiğini, basına tanınan ayrıcalığın sınırsız olmadığını, kişilik haklarına saygı gösterilmesi gerektiğini, yayının salt toplum yararı gözetilerek yapılması gerektiğini, bu ilke ve kurallar gözetilmeden yapılan yayının hukuka aykırı ve kişilik haklarına saldırı oluşturduğunu iddia ederek manevi tazminat talebinde bulunmuştur.(Memurlar.Net)
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.