Bir savcı 'demokratik hak' dedi, diğeri dava açtı

İncirlik Üssü’nün kapatılması için kampanya düzenleyen ve birer saat arayla gözaltına alınan gençlerle ilgili iki soruşturmada iki farklı sonuç çıktı. Ankara Cumhuriyet Savcısı Sami Güngör, altı genç hakkındaki soruşturmasında gençlerin ‘demokratik haklarını’ kullandığını belirterek takipsizlik kararı verirken, aynı gün gö-zaltına alınan diğer beş genç hakkındaki soruşturmayı yürüten Cumhuriyet Savcısı Nadi Türkaslan gençlerin suç işlediğine kanat getirerek dava açtı.
Halk Cephesi üyesi bir grup genç 10 Mart 2010 günü İncirlik Üssü’nün kapatılması için kampanya başlattı. Kampanya kapsamında Kızılay’da stant açıldı, imza toplanmaya başlandı. Gençler, ABD aleyhine sloganlar attı. Emniyet görevlileri ‘izinsiz toplantı ve gösteri yaptıkları’ iddiasıyla altı genci gözaltına aldı. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı da gençler hakkında ‘Görevli Memurlara Görevlerini Yaptırmamak İçin Direnmek’ suçlamasıyla soruşturma açtı. Cumhuriyet Savcısı Sami Güngör tarafından sürdürülen soruşturma sonucunda gençler hakkında takipsizlik kararı verildi.
Takipsizlik kararında gençlerin demokratik haklarını kullandığı anlatılarak, “Yapılan soruşturma neticesi toplan deliller ve olayın şekline göre, şüphelilerin suç tarihinde izin almaksızın Halk Cephesi adı altında grup oluşturarak Amerika’ya ilişkin iç kamuoyuna yönelik demokratik tepkilerini protestolarını yansıttıkları, kendilerine müdahale eden emniyet görevlilerine aktif bir direnç ve mukavemetlerin olmadığı, atılı suçun unsurlarının oluşmadığı anlaşılmıştır. Bu nedenle şüpheliler hakkında yüklenen suçtan kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir” denildi. 

Bir saat arayla
Arkadaşlarının gözaltına alınmasından bir saat sonra kampanyayı devam ettirmek için beş kişilik bir grup daha, aynı yerde stand açtı. Polis bu gruba da müdahale ederek dağılmalarını istedi. Gençlerin dağılmamaları nedeniyle imza toplayan beş genç gözaltına alındı. Ankara Cumhuriyet Savcısı Nadi Türkaslan, ‘Toplantı ve gösteri kanununa muhalefet’ suçlamasıyla gençler hakkında dava açtı.
Hazırlanan iddianamede gençlerin toplantı ve gösteri kanuna muhalefet suçu işledikleri anlaşıldığı savunularak, şöyle denildi: “Şüphelilerin dağılmamakta ısrar ettikleri bunun üzerine güvenlik güçleri tarafından zor kullanıldığı her ne kadar 2911 sayılı Yasaya (Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Yasası) göre toplantı yapılması izne bağlı olmasa da önceden bildirimde bulunulması gerektiği, şüphelilerin bu yönde bildirimleri olmadığı gibi güvenlik güçlerince dağılmaları yönünde uyarıda bulunup makul bir süre beklenildiği ancak şüphelilerin bu süre içinde dahi dağılmamakta ısrar ettikleri böylelikle, şüphelilerin yüklenen suçu işledikleri anlaşılmıştır.”
Savcı Türkaslan ayrıca gençlerin TCK’nın 53. maddesi uyarınca ‘seçme-seçilme ve siyaset yapma haklarından yoksun bırakılmalarını’ istedi.
Avukat Evrim Deniz Karatana, aynı gün ve aynı eylemde iki savcının çıkardığı sonuçlarının farklı olmasını anlamakta güçlük çektiklerini belirterek “Stant açma imza toplama demokratik bir haktır dolayısıyla ilk soruşturma için verilen kararı yerinde görüyoruz” dedi.


radikal
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.