Olmayan örgütün müebbet mahkûmu

Müjgan HALİS / SABAH


Fırat Can için hayatını değiştirecek olaylar zinciri 1995\'te başladı. Gençti, delikanlıydı ve bu dünyanın gidişatına itirazı vardı, devrimci olmaya karar verdi ve yasadışı bir grupla ilişkiye girdi. Yaklaşık iki yıl sempatizan düzeyinde sürdü ilişkisi ve 1997\'de grupla ilişkilerini tamamen kopardı. Kendilerine TKP-ML (B) adını veren gup da, zaten üç-beş kişiden oluşmuş, iddiası olmayan ve olmaya da mecali olmayan dar bir çevreydi. O zamanlar evli olduğu eşiyle birlikte, yeni bir hayat yaşamaya hazırlanırken bir polis baskınıyla gözaltına alındığında, hayatının tamamen değişeceğini düşünmemişti. Evine yapılan baskında bulunan örgütsel materyalleri eski arkadaşlarına teslim etmeye ve yollarını tamamen ayırmaya hazırlanırken gözaltına alınmıştı. Bir kuyumcu soygununa katılmakla, bu arada kuyumcuyu öldürmekle itham ediliyordu. Şaşkındı, değil soyguna katılmak, o örgütle bir bağı bile yoktu artık. Üstelik sadece kendisi değil, o günlerde yeni anne olan eşi de gözaltına alınmıştı. Uzun süren işkenceli sorgularda, özellikle eşini kurtarmak için suçlamaları kabul etmeye karar verdi, nasıl olsa mahkemede her şey ortaya çıkacaktı.

EMNİYET YOK DİYOR
Ancak yaşananlar onun öngördüğü gibi olmadı, Fırat Can, 1995\'ten 2009\'a kadar TKP-ML (B) adlı örgütün üyesi olmaktan tutuklu olarak yargılandı. Ancak bu örgüt Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından bile varlığı kabul edilmeyen, kurulmadan dağılmış bir örgüttü. Fırat Can bu trajikomik durumu mahkemeye verdiği dilekçelerde şöyle anlatıyor: \"Yargılandığım mahkeme bu sözde örgütü 11 yıldır ısrarla eski TCK 146/1. madde tanımına uyan bir örgüt olarak kabul ediyor ve yargılanmamı bu madde üzerinden sürdürüyor. Yani anayasal düzeni silah zoruyla değiştirmeye gücü yetebilecek bir örgüt statüsünde değerlendiriyor.\" Ama bu yargılanmanın tuhaflığı sadece bununla da sınırlı değildi. Fırat Can, Ceza Muhakemeleri Kanunu tutukluluk üst sınırını 10 yıl olarak düzenlediği halde, bu sınır aşılarak cezaevinde tutuluyordu. Bunun sebebini yine Fırat Can\'dan dinleyelim: \"Yeni CMK\'nın tutukluluk üst sınırını düzenleyen 102 ve 252. Maddelerine göre tutukluluk üst sınırı, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi\'ne göre düzenlendi. Fakat tahliye talebim, mahkeme tarafından \'henüz delillerin toplanmadığı\' gerekçesiyle reddediliyor.\" Fırat Can\'ın tutuklandığı andan çok önce ve sonra da hiçbir örgütle ilişkisi yoktu, öyle ki kaldığı bütün cezaevlerinin müdürlerini örgüt üyesi olmadığına dair tanık gösterecek kadar net bir durumdu bu. Yıllarca yazdığı dilekçelerde kendisiyle aynı dönemde tutuklanan yasadışı örgüt yöneticilerinin bile serbest bırakıldığını anlattı: \"Yasadışı örgütler adına cezaevlerinde eylemler, açıklamalar yapan insanlar \'uzun tutukluluk\' gerekçesiyle tahliye edildi. Oysa benim yargılandığım dosya içeriğinde tek bir anayasal eylem isnatı yoktu. Mahkeme beni \'yağma\' suçundan yargıladı.\" Bu suçu işlediğine dair ise ne bir kanıt, ne bir tanık ifadesi vardı: \"Bu yağma fiillerini işlemediğim o kadar açık ki, ne tanıklar teşhis ediyor beni, ne de mahkeme heyetinin elinde benim bu eylemleri işkence zoruyla üstlenmiş olduğum ifademden başka bir delil var.\"

DÜNYA DEĞİŞTİ AMA...
Can yıllar boyu süren duruşmalarında tutuklanmadan önce evli ve bir çocuk babası olduğunu ve çocuğunun bu haksız tutukluluk nedeniyle babasız büyüdüğünü, onu yıllardır bir saatten fazla göremediğini defalarca tekrarlıyor, adil yargılanma hakkı istiyordu. Bu arada mahkeme heyetine hayatındaki değişiklikleri anlatmayı da ihmal etmiyordu: \"Bu zaman zarfında benim hayatımda, ülkemizde ve dünyada birçok değişiklik oldu. Evliliğim bitti, ikinci bir evlilik yaptım. Ailemden, yakın akrabalarımdan birçoğu öldü. Ben hep cezaevindeydim. Üniversite sınavına girdim, Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi\'ni kazanıp, bitirdim. Şu anda Eskişehir Anadolu Üniversitesi Kamu Yönetimi bölümünde okuyorum. Yıllar içinde ülkemizde anayasa değişiklikleri, TCK, CMK gibi birçok yasada değişiklik oldu.\" Bunları anlatırken, kendi hayatında değişmeyen iki şeyi ise şöyle dile getiriyordu: \"Emniyet Genel Müdürlüğü raporuna göre kurulmadan dağılmış, İstanbul dışında faaliyeti olmamış, tüm ülkedeki polis operasyonlarına ikinci bir kez konu olmamış bir örgütün ısrarla 146/1. maddeden yargılanmak istemesi. Ve yasadışı, anayasayı yıkmaya yönelik fiili ve düşünceleri olan hiçbir yapılanma ile en küçük bir bağımın olmayışı.\" Fırat Can, mahkemeye yılmadan verdiği dilekçelerde Yargıtay içtihatlarından örnekler veriyor, sürekli sorular soruyordu: \"Örgüt olmayı bile becerememiş insanlar anayasal düzeni tehdit edebilir?\"
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.