Silivri’den sonra ilk ders hukuk

Dursun Çiçek’e, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ndeki ilk gününde eşlik ediyoruz. Amfide aynı sıraları paylaştığı, türbanlı genç hukuk fakültesi öğrencileri ile birlikte fotoğraflıyoruz. Öğrenim hayatına adım attığı günün heyecanını, geleceğe dair planlarını ve yaşananları konuşuyoruz...

 

TEĞMENKEN KAZANDI

“Yarım kalmış bir özlemi gerçekleştirmek için burdayım” diyor. Dursun Çiçek, henüz genç bir teğmenken 1982’de 9 Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni kazanmış. Ancak, çalışma şartlarının ağırlığı, sonrasında kurmay olması nedeniyle öğrenimine devam edemeyip kaydını dondurmuş. Cezaevinden çıktıktan sonra ise aftan yararlanarak hukuk fakültesinde öğrenime devam kararı almış. Yatay geçiş için İstanbul Üniversitesi’ne başvurmuş. Talebi kabul edilince Beyazıt’taki hukuk fakültesinin yolunu tutmuş. Bu kararı vermesinde etkili olan nedenleri ise şöyle sıralıyor, “Hukuk fakültesini bitirmenin gerekli olduğunu düşündüm. Çünkü önümüzde uzun bir süreç var. Yeniden yargılama sonunda önce beraatımızı alacağız. Arkasından da bu kumpası düzenleyenlere hukuk önünde yaptıklarının hesabını soracağız. AİHM’de 4 tane dilekçemiz var. Anayasa Mahkemesi’nde dilekçelerimiz var. Mücadelemizi sürdüreceğiz.”


‘SİLİVRİ HUKUKUNU’ ANLATACAK

Öğrenimi boyunca ders içinde, yaşadığı hukuk ve cezaevi günlerinin tartışılacağını biliyor. En büyük isteği ise bu süreçlerde, hukuk fakültesindeki genç arkadaşları ile Silivri yargılamalarını paylaşmak. “Ceza hukukunda yazılanlarla Silivri’de yaşananlar arasındaki farkı öğrencilere anlatmaktan onur duyarım. O fırsat verilirse seve seve anlatırım” diyor.

KUMPASÇILAR ADİL YARGILANSIN

Çiçek’in, kendisine ve TSK mensuplarına kumpas kurulduğu ve bu kumpası kurduğunu iddia ettiği kişilerin yargılanacağı konusunda inancı tam, “Yargıda ve poliste, kumpasta imzası olan açıkça belli kişiler var. Gerçekleri çarptırarak bizim hakkımızda hüküm veren, bizi dinlemeyen, gizli tanıkların yalanlarına rağmen onları koruyan hâkim ve savcılar var. Bunların suçu sabit. Bizim 5 yılımızı çaldılar. Darbe ile müebbet ile yargıladılar, hüküm verdiler. İftira attıkları için de ceza kanununda karşılığı ne ise ağır cezalarda yargılanmaları gerekiyor. Ama biz, onların bize yaptıklarının onlara yapılmasını istemiyoruz. Onlar adil yargılansınlar.”

KAMUOYU GÖRSÜN İSTEDİK

Söyleşimiz sırasında söz tabii ki geçmişte yaşananlara geliyor. Israrlı bir şekilde sorduğum, “Geçmişe baktığınızda kurumsal veya kişisel bir eleştiri getiriyor musunuz?” soruma yanıt verirken, bir dönem süreç içinde TSK’da yaşananların da özetini sunuyor: “2007’de bu işler başladığında Genelkurmay Karargâhı’nda biz olan biteni tartışmaya başladık. Nasıl bir strateji izleyelim diye... Geçmişte izlenen stratejilerin hepsi sert stratejilerdi. ‘Sert davranalım’, ‘İfadeye çağrılanları göndermeyelim’. ‘Direnç gösterelim’ gibi görüşler vardı. Bunlar hep yıllarca denenmişti. Hep kısa vadede başarı gibi gözükmüştü. Ancak uzun vadede bu Cumhuriyet’e aykırı gözüken siyasi görüşlerin güçlendiğini, kök saldığını, halkta destek bulduğunu gördük. Dolayısıyla bunlar geçici ilaç tedavileriydi. Esas operasyon değildi. Bu görüşler 2-3 yıl tartışıldı. 2009’dan sonra dendi ki, Silahlı Kuvvetler mağdur olacak, belli bir süre özgürlükleri alınacak. Tabi bunun 5-6 yıl olması da beklenmiyordu. Ancak, avukatlarına, emekli olanlara söz hakkı verilsin. Kamuoyunda bir bilinç yaratalım ve millet bu haksızlığı, hukuksuzluğu görsün. Siyaset hakkında kendi oyu ile karar versin’ dendi. Bu çözüm daha kalıcı bir çözümdür kararıydı. Tabii bu kararı o zaman ben de destekledim. Ama tabii başıma bunların geleceğini bilmiyordum. Sonuçta düşündüklerimiz oldu mu ? Evet kısmen oldu. Millet, yargıda da, başka kurumlarda da bir yapılanma olduğunu anladı. HSYK seçimleri günlerdir konuşuluyor. Eskiden kimse tartışmazdı. Dursun Çiçek’ler, İrem Çiçek’ler, İlker Başbuğ’lar çıkmasaydı. Bunlar ortaya çıkmayacaktı. Bedelini Silahlı Kuvvetler ödedi ama yargıda, kamuoyunda bir bilinçlenme yaratıldı. İşimiz zordu ama 17 Aralık’tan sonra hükümetin de saf değiştirmesiyle birlikte bu kolaylaştı. Süreç hızlandı. Çözümlenme başladı.”

IŞİD yüzünden okula gitmedi

FAKÜLTEDEKİ ilk dersine geçen hafta başlaması gerekirken, IŞİD eylemleri nedeniyle üniversitede olaylar çıktığı için ilk dersleri aksatmış: “Velim (kızını kast ediyor) İrem, olaylar nedeniyle okula gitmememi söyledi. Ben de kendisini dinledim.”


Haber: Toygun ATİLLA / Hürriyet

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.