Tarhan: Kendimi “1984“ romanında gibi hissediyorum

Röportajda Ak Parti hükümetini ve Başbakan Tayyip Erdoğan'ı ağır bir dille eleştiren Tarhan, kendisini George Orwell'in "1984" romanının kahramanlarından biri gibi hissettiğini söyledi. Tarhan, Türkiye'nin günden güne diktatörlük rejimine dönüştüğünü belirterek, "Bu paranoya değil" dedi.

İşte Der Spiegel'in internet sitesinde yayımlanan röportajdan dikkat çeken noktalar:

Emine Ülker Tarhan’ın kendisini George Orwell’in devletin sürekli vatandaşlarını takip ettiği “1984” isimli romanında hissettiği günler olduğunu söylüyor. Böyle günlerde Tarhan düşünce polisinin devriye gezdiğini görüyor ve kendi evinde bile yanlış bir kelime etmekten korkuyor.

Bir Pazartesi sabahında Tarhan, Ankara’da büyükelçililiklerin bulunduğu mahallede bir arkadaşının hukuk bürosunda oturuyor. İkili bu ofiste de dinleme cihazı olup olmadığını merak ediyor. Tarhan, “Ülkemiz günden güne diktatörlük yönetimine dönüşüyor. Bu paranoya değil” diyor.

48 yaşındaki bu kadının despotik bir hükümetin insafına kalmışçasına konuştuğunu duymak tuhaf geliyor. Bundan beş hafta önce, Tarhan da ülkenin iktidar sahibi elitlerinden biriydi. Yargıtay hakimi olmasının yanı sıra 2006’dan bu yana YARSAV başkanlığı yapıyordu. Ancak Mart ayının başlarında iki pozisyonundan da istifa ederek siyasete atılmaya karar verdi.

"YARGIÇLAR ARTIK KONTROL UNSURU OLMAYACAK"

Tarhan, kararının gerekçesinin, İslami muhafazakar Başbakan Recep Tayyip Erdoğan hükümetinin, Türk yargısının bağımsızlığını ortadan kaldırmak için sergilediği açık girişimler olduğunu söylüyor. Duruma daha yakından bakıldığında Erdoğan’ın Türkiye’deki güçler ayrılığını ortadan kaldırma sürecinde olduğunun görülebileceğini belirten Tarhan, “Eğer istediğini yaparsa, yargıçlar ve savcılar, artık yürütme üzerinde bir kontrol unsuru görevi görmek yerine Erdoğan’ın adamları olacak. Bu oyunu oynamayı reddediyorum” diyor.

Elbette Türk yargısının ne ülkede ne de yurtdışında çok parlak bir ünü var. Birçok kişi hakimlerin ve savcıların, kendilerini bireyin haklarından çok “devletin korunması”na adadığına ve devlet düşmanları olduğu düşünülen kişilere ağır hapis cezaları verdiğine inanıyor. Yeşiller Partisi’nden Daniel Cohn-Bendit, kendilerini “korkunç hukukçular” olarak nitelendirmişti. Birçok insan hakları aktivisti, Türk hukukunu, AB aday üyesi, bu ülkenin demokrasi ve düşünce özgürlüğü yolundaki en büyük engel olarak görüyor.

Yasaları yargıçların değil, politikacıların yaptığına işaret eden Tarhan bu yorumlara katılmıyor. Dahası Tarhan Türkiye’deki ceza yasasının sorumluluğunu da Erdoğan’ın partisinin taşıdığını ifade ediyor.
 
Tarhan, özgürlüğün asıl karşıtlarının yürütme mevkilerinde bulunduğunu ve yürütmenin yargı sistemini şimdiden zayıflatmaya başladığını söylüyor. Özellikle de Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun yapısını değiştiren yasa dolayısıyla alarma geçmiş durumda. Tarhan bu reformun rejimle arası iyi olan adayların tercih edilmesini sağlayacağını iddia ediyor.
 

“Adalet bakanının atadığı itaatkar yargıçlar işlerine diledikleri gibi devam ediyor. Ancak hükümeti eleştiren yargıç ve savcıların telefonları adalet bakanlığı ne zaman uygun görürse dinlenmeye devam ediyor.”


ANAYASA REFERANDUMU VE YARGI REFORMU

Eylül’de düzenlenen tarihi anayasa referandumu bu durumun gerçekleşmesini sağladı. Erdoğan’ı eleştirenler, Başbakan’ın yargı reformunu kendi iktidarını artırmak için kullanacağı uyarısında bulundu. Bugün kendisinin başarılı olduğunu reddedebilecek çok az insan var.

İktidardaki sekizinci yılında, Erdoğan iktidara daha bir yerleşti ve rakipsiz hale geldi. Kendisine meydan okuyan çok kişi oldu ancak hepsini taca çıkarmayı başardı. Bunlar arasında 2007 yılında internetten bir muhtıra yayımlayarak Erdoğan’ın gözünü korkutan subaylar, 2008’de partisini kapatmaya çalışan savcılar ve Ak Parti içindeki yolsuzlukların haberini yapan medya organları bulunuyor.

Tarhan’ın başkanlığını yaptığı YARSAV da terör örgütleri arasında sayıldı. Tarhan, “Düşünün, başbakan bizi PKK’yla bile kıyasladı” dedi. Adalet Bakanı’nın emriyle YARSAV’ın ofislerine dinleme cihazları yerleştirildi, ancak Tarhan bu duruma şaşırmadığını belirterek, “Eninde sonunda hepimiz dinleneceğiz” dedi.

Tarhan, Nisan başlarında Almanya’nın Hesse eyaletinde yaptığı konuşmada “korku krallığı”ndan bahsetti. Türkiye’deki sorunun ne olduğu sorusu üzerine de şu yanıtı verdi: “AK Parti’nin derin devleti.”


Eski yargıç Tarhan, hiçbir zaman siyasetçi olmayı düşünmediğini, ancak “Erdoğan’ın çevresindekilerin diktatörlüğü” yaklaşırken farklı ve daha modern bir Türkiye için aday olmak istediğini söylüyor: “Bu ülkede dini liderler, kadınların çok fazla dekolte giydiği için tecavüze davetiye çıkardığını söylüyor. Kadınları çocuk yapma makineleri olarak görüyorlar. Gerçekten arkama yaslanıp oturabileceğime inanıyor musunuz?”

Der Spiegel'in internet sitesinde Daniel Steinvorth imzasıyla yayımlanan "A Former Judge Takes on Erdogan's Deep State" başlıklı röportajından derlenmiştir.



Hürriyet
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.