‘Terli olduğu' için gözaltına alınan Dağtan, beraat etti
Abdullah Öcalan’ın yakalanarak Türkiye’ye getirilmesi nedeniyle 15 Şubat 2009’da Diyarbakır’da düzenlenen eylemlere katıldıkları gerekçesiyle gözaltına alınan 55 kişiden biri liseden yeni mezun olan 20 yaşındaki Bişar Dağtan'dı.

Bir arkadaşına bilgisayar programı vermek için Bağlar İskan Evleri semtine gittiği sırada gözaltına alındığını söyleyen Dağtan, 10 Nisan Polis Merkezi Binası'nın karşısında bulunan bir çeşmede çamurlanan ayakkabılarını yıkarken, sonrasında altı yıl boyunca yaşayacağı sıkıntılı günlere de o gün adımını atmış oldu. Dağdan, o günü şöyle anlatıyor:

“Kış olmasına rağmen hava sıcaktı. Dershaneden çıkıp yürüyerek arkadaşımın evinin bulunduğu İskan Evleri’ne geldim. Boş bir arsadan geçerken çamurdan ayakkabılarım kirlenmişti. Bağlar 10 Nisan Karakolu’nun karşısında bir çeşme görünce temizlemek için durdum. Bu sırada karakoldan çıkıp yanıma gelen bir polis nereden geldiğimi sordu. ‘Dershaneden’ dedikten sonra dershane kimlik kartımı da gösterdim. Bana terli olduğumu söyledi. Sıcak bir gündü ve epeyce yol yürümüştüm. Anlatmama rağmen kolumdan tutup karakola götürdü.”

"Bana ne dedilerse yaptım"

Dört gün boyunca gözaltında kalan Dağtan’a yöneltilen suçlama 15 Şubat eylemlerine katıldığı ve polise taş attığı yönünde oldu:

“Suçlamaları kabul etmedim. Çünkü hayatımda hiç bir eyleme katılmamıştım. Kamera görüntülerimin olduğunu söylüyorlardı bunun da imkânsız olduğunu söyledim. Gözaltındaki dördüncü günümde sabaha karşı ikide bir polis gelip beni uyandırıp elindeki kâğıda imza atmamı istedi. Ben de uyku mahmurluğuyla imzaladım. O metinde yazdıklarına göre güya polis gözaltına alırken tedirgin ve terliymişim bana eyleme katıldığımı söylemiş ve ben de ‘yaptık bir hata’ demişim. Hayatımda hiç gözaltına alınmamıştım bana ne dedilerse onu yaptım başka da bir suçum yoktu.”

Dağtan nöbetçi mahkemeye çıkarıldı ve tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılması kararı verildi.

Ve altı yıl sürecek mahkeme süreci başladı.

Dağtan yaşadıklarına karşın özel yetenek sınavıyla Dicle Üniversitesi Resim Bölümü’ne girmeye hak kazandı. Hem okuluna hem de iki ayda bir mahkemeye gitti. İkinci sınıftayken karar açıklandı.

Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi; 16.09.2010 tarihinde yasadışı gösteri yapan grubun içerisinde yer aldığı, 2911 sayılı yasaya muhalefet ve terör örgütünün çağrısıyla gösteriye katıldığı, örgüt adına suç işlemek gerekçeleriyle Dağtan'a 6 yıl üç ay hapis cezası verdi.

Kararı temyize Yargıtay’a gitti ve 9. Ceza Dairesi yerel mahkemenin bu kararını bozdu.

Yargıtay 9'uncu Ceza Dairesi, "Sanığa yüklenen suçu işlediğine dair savunmasının aksine mahkumiyetine yeterli, her türlü kuşkudan uzak, kesin ve inandırıcı elde edilmediği, mevcut şüphenin de sanık lehine değerlendirilmesi gerektiği' gerekçesiyle davayı geri gönderdi.

Diyarbakır 4. Ağır Ceza Mahkemesi'nde 6 Ocak 2015 tarihinde yeniden görülen duruşmada ‘üzerine atılı suçu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil elde edilmediğinden’ denilerek beraat kararı verdi.

‘Emsal teşkil eder’

Bişar Dağtan’ın avukatı Veysi Akın, Bişar’ın davasının pek çok yönden benzer davalar için emsal teşkil edeceğini söylüyor:


Avukat Veysi Akın kararın emsal teşkil edeceği görüşünde.


“Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 148’inci maddesinin 3 ve 4’üncü fıkrasına göre polisin şüphelendiği kişiye haklarını hatırlattıktan sonra soru sorması gerekiyor. Bu yapılmamışsa soru soramaz. Kişi hakları hatırlatılmadan sorulan soru üzerine suçlamayı kabul etse bile ceza verilemez. Ayrıca şifahi beyanların mahkemede geçerliliği yoktur. Yanında vekili olmadan imzalatılan ifadenin de mahkemede geçerliliği yoktur. Nitekim dava Yargıtay’dan geri döndü. Geçmişte bu tür davalarda hüküm giyen çok insan oldu. Bu karar benzer davalara emsal olur.”"

Dağtan çocukluktan beri en büyük hayali olan resim öğretmenliğinden uzak kalacağı endişesi ile bunalımlı yıllar geçirdiğini söylüyor. Kendi deyimiyle çamurlu ayakkabılar ona ikinci kez oyun oynadı:

“İlkokul birinci sınıftayken 1996 yılında okulumuzun yanında Nevruz kutlamaları yapılmıştı. Lastik yakıp halay çekmişlerdi. Ben de arkadaşlarımla teneffüste gidip onları izlemiştim. Ancak ayakkabılarımız kutlamanın yapıldığı tarlada çamura batmıştı. Sınıfa döndüğümüzde öğretmen kimlerin izlemeye gittiğini anlamak için ayaklarımıza bakmış ve bize tek ayak üzerinde durma cezası vermişti. Yıllar sonra yine ayakkabı ve yine çamur olunca bunun bir işaret, hayatın bir oyunu olduğunu düşündüm. Resim bölümüne girmek için hazırlanıyordum ve hapse gireceğim endişesi elimi kolumu bağlıyordu.”

 Bişar Dağtan okulunu bitirdi, şimdi 26 yaşında ve en büyük hayali olan resim öğretmenliği için ter döküyor. Kendi sözleriyle "ayakkabılarını temiz tutmaya gayret ederek".


Kaynak: Abdülkadir Konuksever-Al Jazeera Türk

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.