Yusuf Erikel'e tahliye

Tutuklu sanıklardan eski Başkent Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Haberal, emekli Tuğgeneral Levent Ersöz, eski Özel Harekat Dairesi Başkanvekili İbrahim Şahin, Yusuf Erikel ve Ersin Gönenci ise duruşmaya gelmedi. Duruşmada tutuksuz sanıklardan Emin Şirin ile bu davada tutuksuz yargılanan ancak daha sonra gerçekleştirilen operasyonun ardından tutuklanan Yalçın Küçük de hazır bulundu. Duruşmaya, sanıkların taleplerinin alınmasıyla devam edildi.

Bu arada, çekilen ilaçlı MR sonucunda solumun yolu bölgesinde (Nazofarenks posterior) kanser olduğu belirlenen tutuklu sanıklardan Yusuf Erikel hakkında Prof. Dr. Necmi Ayanoğlu Silivri Devlet Hastanesi tarafından da sağlık kurulu raporu düzenlendi.

Raporda, Erikel'in ileri tetkik ve tedavisi için İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Hastanesi Kulak Burun Boğaz Kliniğine sevkinin uygun olduğu belirtildi. Rapor üzerine Erikel'in bu hastaneye sevk edildiği kaydedildi.

Yine duruşmaya katılmayan İbrahim Şahin'in de Silivri Cumhuriyet Başsavcılığına götürüldüğü öğrenildi.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesince Silivri Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi'nde oluşturulan salonda görülen davanın bugünkü duruşmasına, eski İnönü Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fatih Hilmioğlu, gazeteciler Tuncay Özkan ve Mustafa Balbay'ın da aralarında bulunduğu tutuklu 21 sanık katıldı.

 

Fatih Hilmioğlu söz aldı

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmada söz alan eski İnönü Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fatih Hilmioğlu, tutuksuz yargılanan emekli Orgeneral Şener Eruygur ile yaptığı iddia edilen 6 telefon görüşmesini anlattı. Eruygur'un, üniversite senatosunun aldığı karar üzerine tebrik etmek için 10 Temmuz 2003'te kendisini aradığını ifade eden Hilmioğlu, ''Jandarma Genel Komutanı, tebrik etmek için saat 17.17'de aradı. Telefon kayıtlarına göre, aynı gün 22.54'te, ertesi gün 10.30'da, daha sonraki gün de aradığı belirtiliyor. Yok böyle bir şey. Beni 3 gün üst üste arayacak. Jandarma Genel Komutanı ile böyle bir ilişkim yok ki benim'' dedi.

Hilmioğlu, telefonu daha önceden Ömer Şarlak'ın kullandığını, asker ve sivil kişiler tarafından aranarak sürekli bu kişinin sorulduğunu dile getirerek, rektörler için de tek tutuklu kendisinin olduğunu söyledi. Ergenekon soruşturması kapsamında tutuklanan bu davanın tutuksuz sanığı Yalçın Küçük de konuşmak için söz almak isteyince Mahkeme Heyeti Başkanı Köksal Şengün, tutuklu olmadığını belirterek, bir talebi varsa söyleyebileceği kaydetti. Küçük'ün ''Ben konuşmak istiyorum. Tutuklanınca mahkeme beni çağırdı'' sözlerine Şengün, mahkemenin bir çağrısı olmadığını, kısa ve öz bir talebi varsa konuşabileceğini söyledi. ''Ne demek kısa, öz'' diyerek tepki gösteren Küçük'e Şengün, salondaki kürsüde değil de oturduğu yerden konuşmasını istedi.

'Adım Yalçın Küçük ama şeytan da diyorlar'

''Konuşmamdan çekindiğiniz nokta nedir?'' diyen Küçük'ü Başkan Şengün, konuşmaya başlayınca ismini söylemesi konusunda uyardı. ''Adım Yalçın Küçük ama şeytan da diyorlar'' şeklinde konuşan Küçük'e Şengün, ''O isminizi bilmiyoruz'' dedi. ''İzliyorsunuz efendim o filmleri. Bir TV kanalındaki 'Kollama' dizisine göre de Zekeriya Öz'ü de ben aldırmışım'' ifadelerini kullanan Küçük, Hilmioğlu'nu dinlediğinde ''Ölmüşüz de haberimiz yok'' dediğini söyledi. Türkiye'nin önemli fizik profesörlerinden bir olduğunu söylediği Hilmioğlu'na, aynı cezaevinde yatmaktan duyduğu gururu anlatan bir mektup yazdığını dile getiren Küçük, Adil Serdar Saçan ve İlhan Cihaner'in her türlü davasını takip ettiğini, Saçan'ın ''Ben yaptım ama amirlerim görev verdi'', Cihaner'in de ''Bana vali görev verdi'' dediğini ifade etti.

Küçük, ''Türkiye'de iki devlet var çarpışıyor, biri öbürünü mahkum etmek istiyor. Şubat 2011'den itibaren başka sonuca vardık. İki devlet kavgası bitmiştir. Artık rejim değişmiştir. Yeni rejim eskisini mahkum etmek istemektedir. Tuncay Özkan, eski rejimde olduğu için 'Suçumu söyleyin' diye çırpınıyor. Sizse yeni rejime göre, mahkum etmeye mahkum olduğunuz için suçlarını söylemiyorsunuz. Eski rejimlerde hepimizin bir tek suçu vardır. Biz geçmiş Cumhuriyetin mensubuyuz'' diye konuştu.

Yeni rejimde kitap yazmak, yazmaya yardımcı olmak, kitapta teşekkür etmenin suç olarak görüldüğünü savunan Küçük, şöyle devam etti: ''Türkiye'de eski rejimin mensuplarından, yaşayan cumhuriyetçilerden en çok tutuklanan benim. 5-6 defa tutuklandım. Bizim bir eşimiz yok. Benim Doğu Perinçek'ten bir farkım daha fazla gözaltına alınmış olmam. General nüfusumuzun yüzde 10'u hapistedir. Basından toplanmalar oldu. Ben yavaş yavaş şeytan olduğuma inanmaya başladım. Beni tutuklayacakları zaman Zekeriya Öz'le iyi bir görüşmem oldu. 'Beni sizin sorularınız hiç ilgilendirmiyor, nasılsa beni tutuklayacaksınız' dedim. Bana zapt edilmiş bir ülkenin önemli komutanlarından biriymişim gibi davrandı. Kağıda bir isim yazdım. 'Çok yanlış yaptın' dedim. 'Sizi görevden alırlar' dedim. Ancak bu kadar çabuk olacağını tahmin etmedim. 'Bana dokunamazsınız' dedim. Televizyon dizisinde 10 gün önce söylenenlerin hepsi çıktı. Bu ülkede artık dava mankeniyim. Son davada rolüm Osmanlı deyimiyle odalık oldu. Ben olmayınca davanın tadı olmuyor. (Savcı Zekeriya Öz) Bana dokundu. Dokunanların hepsi gider. Size de tavsiye etmem, dikkat edin.''

 

Balbay: Yargı şu an bağımsız ama hukuktan bağımsız

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmada konuşan Cumhuriyet gazetesi yazarı Mustafa Balbay, İlhan Selçuk'un ''hukuk yetmezliğinden'' savunmasını yapamadan öldüğünü, Engin Aydın'ın tutuklandıktan sonra kansere yakalanarak yaşamını yitirdiğini, yine Kuddusi Okkır, Uçkun Geray ve Ali Tatar'ın da bu dava sürecinde hayatını kaybettiğini hatırlattı.

Erol Manisalı'nın da meme kanseri olduğunu belirten Balbay, Fatih Hilmoğlu, Levent Ersöz ve Hasan Atilla Uğur'un da hasta olduğunu, son olarak da Yusuf Erikel'in kansere yakalandığını anlattı.

Balbay, ''Erikel'in kulağında, burnunda, yanağında pamuk olurdu. Bir yılın sonunda hepimizin gözünün önünde kansere yakalandı'' dedi.

İnsanların sağlığıyla oynandığını, tutukluluk dışında, ''sağlığı bozma cezası'' adında yeni cezaların oluştuğunu ileri süren Balbay, ''Bugün bir kişi tahliye olacaksa o da bensem, 'Yusuf Erikel tahliye olsun' diyorum. 'Gerçeği ortaya çıkaracağız' diyerek, sağlık konusunu geçiştiremezsiniz. Sorumlusunuz'' diye konuştu.

Gazeteci Ahmet Şık'ın kitap taslağının toplatılmasına atıfta bulunan Balbay, ''İstanbul'da Taksim kırsalında yapılan operasyonda bin 300 kitap sayfası ölü ele geçirildi. Kitap sayfalarının her an eyleme geçmeye hazır olduğu anlaşıldı'' ifadesini kullandı.

Balbay, ''Basılamamış kitap ölü ele geçirilmiş kitaptır'' diyerek, Şık'ın kitabının 100 binden fazla bilgisayara ulaştığını söyledi. Balbay, iletişim çağının bütün olanaklarının suç üretme unsuru olarak yaşama geçirildiğini kaydetti.

 

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın 12 Aralık 1997'de okuduğu şiir üzerine dava açıldığını, 10 ayda yargılama tamamlanarak Yargıtayın onadığını belirten Balbay, toplantıya katılanlarla beraber Erdoğan ile birlikte o zaman 201 kişiye dava açılması durumunda yargılamanın 167 yıl sürmüş olacağını anlattı.

''Yargılamayı bu şekilde sürdürürseniz, işte siz bize şu anda bu cezayı vermektesiniz, bu yargılama değil. Bu davanın sonucunu çoğumuz göremeyeceğiz. Ama Zekeriya Öz gibi erken sonlandırılabilirdi'' diyen Balbay, dijital verilerin suç kabul edilmesi durumunda herkesin suça katılabileceğini, bu nedenle mahkemenin dijital verilerle ilgili bir karar vermesi gerektiğini söyledi.

Balbay, yargıda bir kaos ortamının yaratıldığını savunarak, ''Yargı şu an bağımsız ama hukuktan bağımsız. Özel yetkili savcıların yetki listesinde, kendine istediği yetkiyi verme yetkisi var'' şeklinde konuştu.

Erikel duruşma salonuna geldi

Tutuklu sanık Tuncay Özkan da sanıklardan Yusuf Erikel'in kansere yakalanmasından dolayı üzgün olduğunu belirterek, Erikel'in üniversite hastanesine sevk edilme talebinin kabul edilmediğini söyledi.

''Erikel'in hastalığından hepimiz sorumluyuz'' diyen Özkan, ''Hepimiz Erikel'e karşı suç işledik. Dün Erikel hastalığını açıklarken sizi izledim. Kanınız dondu. Erikel'in hastalığından hepimiz sorumluyuz. Biz burada bir adamın kanserden idam oluşunu seyrettik'' diye konuştu.

Erikel için tahliye talebinde bulunan Özkan, Fatiha suresinin Türkçe mealini okuyarak Erikel'e acil şifa diledi.

Özkan, Yalçın Küçük'ün rejimin değiştiği şeklindeki görüşlerine de katılmadığını ifade ederek, ''Ben burada cumhuriyeti savunmaya devam edeceğim. Siz hakimlerin görevi de budur'' dedi.

Bugün İstanbul Tıp Fakültesi Hastanesine gönderilen Erikel de hastanedeki işlemlerinin ardından tekrar duruşma salonuna alındı.

Erikel, tıp kongresi olduğu için kendisiyle yeterince ilgilenilmediğini belirterek, cezaevine geri gönderildiğini söyledi. Tahliyesini isteyen Erikel, tanıdığı profesörlere muayene olmak istediğini dile getirdi.

 

Erikel tahliye edildi

İkinci ''Ergenekon'' davasının tutuklu sanıklarından avukat Yusuf Erikel tahliye edildi.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmada sanık ve avukatların taleplerine ilişkin alınan ara kararlar, üye hakim Sedat Sami Haşıloğlu tarafından açıklandı.

Buna göre mahkeme heyeti, duruşmada da gözlemlenen sağlık durumu, hakkında düzenlenen rapor ve içeriği dikkate alınarak, Yusuf Erikel'in tahliyesine karar verdi.

Mahkeme heyeti, yaklaşık bir yıldır tutuklu bulunan Erikel için yurt dışına çıkış yasağı koydu.


CUMHURİYET/AA

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.