Bakan Dönmez: "Maliyetler düştüğünde bir indirim söz konusu olabilir"

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, yılbaşına kadar doğalgaz ve elektriğe zam olmadığını vurgulayarak, "Bu anlamda biz işte yılbaşı geldiğinde tekrar bakacağız elbette şartlar oluştuğunda, maliyetler düştüğünde bir indirim söz konusu olabilir. Ama bugünden bir şey söylemek de erken, çünkü gün gün maliyetleri etkileyen unsurlar oluşabiliyor" dedi.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Dönmez, katıldığı bir televizyon programında gündeme ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Bakan Dönmez, İran’a yönelik yaptırımlar ile ilgili şu değerlendirmeyi yaptı:

"Biliyorsunuz Amerika Birleşik Devletleri tek taraflı olarak İran’a yaptırım uygulamaya başladı ve 5 Kasım itibariyle de bunu tüm dünyayla da paylaşmış oldu. En önemli yaptırım kalemleri arasında da enerji ürünleri var. Biz öteden beri hep şunu savunduk; bu tek taraflı yaptırımların başta komşu ülkeler olmak üzere aslında bu ürünü satın alan tüm ülkelerin olumsuz etkileneceğini ifade etmiştik. İran bizim sınır komşumuz, ticaretimizin önemli bir kısmını gerçekleştirdiğimiz bir ülke. Sadece enerji ürünleri açısından değil, diğer ticaret ürünleri açısından da bu söz konusu. Başta doğalgaz olmak üzere petrolde oradan ithal ediyoruz. Doğalgaz neredeyse 2000’li yıllardan bu zamana düzenli olarak aldığımız bir ürün. Yıllık yaklaşık 10 milyar metreküplük bir doğalgaz alımımız söz konusu. Kontratımız var, kontratta zaten hala süresi 5-6 yıl olan bir süremiz var. Orada bir sıkıntı yok doğalgaz almaya devam edeceğiz. Şimdi bu yaptırımlar konusu petrolle biraz daha ilişkilendirilmiş durumda. Bildiğiniz gibi ham petrol ithalatı yapıyoruz ve burada da TÜPRAŞ söz konusu, TÜPRAŞ ithal ediyor. Geçtiğimiz yıllara bakınca yaptırımlardan sonra yaklaşık 11-12 milyon ton yıllık bir ithalatımız söz konusuydu İran’da, bu yüzde 40-45’lere denk geliyor. Yani bizim yıllık 26-27 milyon ton civarında bir petrol ithalatımız var ham petrol ithalatımız bunun yüzde 44’ü 11,5 milyon ton ediyor. Şimdi bu son muafiyetlerden sonra rakamlar resmi olarak ulaşılmadı henüz daha elimize ulaşmadı, ama müzakerelerde ortaya çıkan rakam şu; aşağı yukarı yüzde 25’ler civarında bir muafiyet söz konusu yani yüzde 75 bir kısıntı var, bu da yıllık yaklaşık 3 milyon ton demektir. TÜPRAŞ tabi alternatiflere bakıyor, onlarla da görüştük. Herhangi bir piyasada akaryakıtla alakalı, petrolle alakalı bir sıkıntı olmayacak şekilde alternatif arayışlarına da devam ediyorlar. Sayın Cumhurbaşkanımız da bunu defaatle söyledi, biz de söyledik, yani ülkenin enerji arz güvenliği açısından son derece kritik bu ürünlerin yaptırıma tabi tutulması bir yerde sadece İran halkını değil, bölge ülkeleri başta Türkiye olmak üzere Türk halkına dönük de dolaylı olarak bir cezalandırma demektir. Ve bu yaptırımların uygulanmayacağını Türkiye tarafından ifade etmişti, biz de benzer açıklamaları yapmıştık. Bunu zaman gösterecek tabi yani bundan sonra nasıl gideceğini. Ama bizim Türkiye’nin pozisyonu bellidir tek taraflı bir yaptırımın sadece İran halkına değil, bölge halkına ve bu ürünleri kullanan birçok ülkeye de etkisi olacağını düşünüyoruz. Çünkü petrol alınıp satılan günlük piyasası olan bir emtia. Yani İran’ın baktığınızda yıllık 5 milyon varil günlük bir üretimi var. Toplam dünyada 95 milyon varil gün olduğunu kabul ettiğimizde bu yüzde 5-6 civarında üretim buradan ve İran üretiminin yaklaşık yarısını, yani 2,5 milyon ton varil günü de ihraç ediyordu. Şimdi en çok ihraç ettiği ülkelere belli bir muafiyet tanındığını biliyoruz Türkiye’de bunlar arasında yer alıyor. Pozisyonumuz yaptırımların hiç olmaması şeklinde, ama şu anda ortada 6 aylık uygulama var. Öyle anlıyoruz ki Amerikan yönetimi 6 ayın sonunda tekrar bir durum değerlendirmesi yapıp devam edip etmeyeceğine, hangi ülkelere muafiyet tanıyacağına karar verecek. Biz her halükarda Türkiye’nin hem petrolde hem de doğalgazda doğalgaz zaten sorunlu bir alanımız değil, petrolde alternatifsiz kalmaması açısından arayışlarımız da devam ediyor. TÜPRAŞ bildiğiniz gibi özel sektör kuruluşu. Onlar da yine alternatif kaynak arayışlarına devam edecekler."

"FATİH, an itibariyle 3 bin 585 metre derinlikte"

Fatih Sontaj Gemisinin çalışmaları ile ilgili bilgi veren Bakan Dönmez "İlk defa çünkü kendi envanterimize kattığımız bir milli gemimizde böyle bir sondajı yapıyoruz. Kendi klasmanında dünyada hemen hemen ilk 5 gemi arasında son derece modern ekipmanlarla donatıldı. 31 Ekim itibariyle de sondaj başladı. Gemimizin faaliyetlerini dakikası dakikasına takip ediyoruz. Biraz önce TPAO Genel Müdürümüzle de görüştük, an itibariyle 3 bin 585 metrelik bir sondaj derinliğine ulaşmış durumdayız. Bunun 2 bin 500 metresi su da derin deniz biliyorsunuz orası. Kalan demek ki yaklaşık bin metrelik de bir diğer karada sondaj söz konusu. Burada tabi şunu söylemekte fayda var; işin tekniği açısından önce bir pilot kuyu açılıyor daha küçük çapla, orada biraz daha hızlı ilerleyebiliyoruz hem de katmanlardaki formasyonu da anlamış oluyoruz. Sonrasında asıl sondaj için aynı pilot kuyudan daha geniş bir sondajı da yapmış olacağız. İş programımıza göre herhangi bir aksaklık çıkmazsa da zaten 5 ay içerisinde burada sondajı tamamlamış olacağız. Yaptığımız sismik çalışmalar, değerlendirmeler burada bize umut vermişti, uzmanlarımız değerlendirmişti. İnşallah orada petrol veya gaz rezervine rastlarız diye düşünüyoruz. Ama şunu da bilmekte fayda var; tabi her açılan kuyudan gaz veya petrol çıkmıyor dünyada doğasında bu işin böyle. Örnek vereyim, Kuzey Denizi’nde İngiltere 1970’li yıllarda bu arama, araştırma faaliyetlerine başladı, tam 150 kuyu açtı bir şey bulamadı. Artık tası tarağı toplayıp çekilirken bir kuyu açalım dediler ve orada petrolü buldular, akabinde doğalgaz da tabi daha çabuk bulmuş oldular. Tabi teknoloji de gelişti bu arada yani iki boyutlu, üç boyutlu sismikler yapılabiliyor. Bu iş bizim erken havlu atabileceğimiz bir alan değil. İmkanları sonuna kadar zorlayacağız ve hep şunu diyoruz;b varsa bulacağız, buluncaya kadar delmeye (sondaja), araştırmaya devam edeceğiz" dedi.

Hedef 5 bin 500 metre

"5 bin 500 metreyi planlıyoruz. İşte bu 5 ay içerisinde önce pilot kuyu arkasından da bahsettim esas kuyuyu açmak suretiyle de programımızı tamamlamış olacağız" diyen Bakan Dönmez, Doğu Akdeniz’deki durum ile ilgili ise şu değerlendirmeyi yaptı:

"Şimdi öteden beri söylediğimiz bir husus var, bizim kimsenin kaynağında gözümüz yok. Ancak kendi yetki alanımızda yapacağımız çalışmalara da kimsenin müdahale etmesini istemiyoruz. Şimdi orada bizim iki gemimiz var birisi Barbaros Hayreddin Paşa o bu önceden işte bu sismik araştırmaları yapıyor, o sismik araştırmalardan sonra petrol veya gaz rezervi olabilecek yerlerle ilgili de sondaj yapmamız gerekiyor, Fatih gemimiz de sondaj gemisi. Fatih gemimiz Alanya’nın 65 mil açığında bir alanda sondajını yapıyor. Bu arada tabi Sayın Çipras’ın açıklamasını kısaca şöyle bir değerlendirmek mümkün, bizim tezlerimiz ortada, biz öteden beri herkes kendi yetki alanında bu çalışmaları yapsın, bir oldubitti ye de getirilmesin arzusundayız. Tabi gerilimin yükselmesini kimse istemez yani bu bölgede yıllarca beraber çalışmışız, biz kendi alanımızda çalışmaya devam edeceğiz. Onlar da kendi yetki alanlarında neresi varsa orada çalışabilirler biz açıkça bunu da ifade ediyoruz. Fakat şu da var: Bir de Kıbrıs Rum Kesiminin bir yaklaşımı söz konusu. Normalde tabi kıyıdaş ülkelerin oturup bu anlaşmayı yapması lazım. Ama Kıbrıs’ta bir de itilaflı bir durum var biliyorsunuz yani Kıbrıs Türk toplumunu, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinde yaşayan bir kesim var onların haklarının ihlal edildiği, yok varsayıldığı, hakça adilane bir şekilde paylaşım öngörmeyen bir adımı yaklaşımı da doğru bulmuyoruz. Bugüne kadar da Kıbrıs Rum Kesiminin tarzı maalesef böyle oldu, onları yok varsayarak bu tip hareketleri gelişti. Her defasında da uyardık biz hem Türkiye Cumhuriyetinin kendi haklarını hem de Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinin haklarını sonuna kadar her platformda savunacağımızı da ifade ettik."

2. Sondaj Gemisi

2’nci Sondaj Gemisi ile ilgili son durumu da aktaran Bakan Dönmez "Şimdi sevindirici haber şu; satın alma işlemleri gerçekleşti. Geminin orada işte bir tabi sefere çıkmadan önceki bir kontrolleri, testleri yapılacak ondan sonra da kısa süre içerisinde Türk kara sularında, Türk bandralı olarak gemimizi göreceğiz. O gemiyle de biz daha çok Karadeniz’de sondaj faaliyetlerine devam edeceğiz. Geminin teknik özellikleri birinci gemimiz Fatih’le aynı. O da bize iş yapış kolaylığı da getirmiş olacak. Onu da aldığımızda Karadeniz’de bu gemiler ortalama yılda iki sondaj kuyusu açabiliyor. İnşallah hem Karadeniz’de hem de Akdeniz’de bu keşiflerimize, aramalarımıza devam etmiş olacağız" diye konuştu.

Bakan Dönmez, "Sona yaklaştık Kasım ayının 15’i gibi olacak yani önümüzdeki hafta olabilir. Mersin açıklarında yaklaşık 19-20 mil açıklarında daha sığ yaklaşık 100 metre su derinliği olan bir bölgede de daha düşük bir teknolojiyle yapılabiliyor. O sondajımızı da yapacağız inşallah, oradan da ümitliyiz. Sonucunu 3-5 ay içerisinde herkes görmüş olacak, biz de heyecanla bekliyoruz" ifadesini kullandı.

"Elektrik ve doğalgazla ilgili arz sıkıntımız yok"

"Hem doğalgazda hem de elektrikte arz güvenliğiyle alakalı bir sorunumuz hamdolsun kalmadı" diyen Bakan Dönmez şöyle devam etti:

"Özellikle doğalgaz tarafında son 2 yılda depolama kapasitemizi ciddi oranda arttırdığımız için hem yeraltı depo kapasitesini hem de yüzer LNG terminallerini sisteme dahil ettiğimizden dolayı herhangi bir sıkıntımız yok. Şöyle ifade edeyim, yaklaşık bizim en soğuk günlerde ki kış biliyorsunuz tabi konutların ve ısınma ihtiyacının da çok yoğun olduğu bir dönem. 300 milyon metreküp güne kadar gaz arzı sağlayacak bir sisteme sahibiz. Bunların bir kısmı tabi boru gazından normal bir akışımız var biliyorsunuz biz Azerbaycan, İran, Rusya’dan boru gazıyla alıyoruz. Onun dışında iki tane LNG terminalimiz var, birisi İzmir Aliağa’da, birisi Marmara Ereğlisi’nde. Bundan iki tane de biliyorsunuz geçtiğimiz yıllarda FRSU, mobil yüzer doğalgaz depolama ve gazlaştırma ünitelerini dahil ettik bu da yine bir tanesi İzmir’de, diğeri de Hatay Dörtyol’da. Bunlarla birlikte sisteme günlük 303 milyon metreküp gaz verebilecek hale geldik. Geçtiğimiz yıl pik ne kadar oldu derseniz, 240-250 milyon metreküpte kalmıştık. Yani bu sene artsın 260 olsun, 300’e kadar bir sorun yok. Yüzde 20 civarında bir yedek de oluşturmuş olduk. Geçmiş yıllarda özellikle kış aylarında tabi vatandaşımız bunu hissetmiyordu, biz ikincil yakıtı olan santral ve sanayi kuruluşlarını hani gazın yetersiz kaldığı anlarda onları da ikinci yakıta dönüştürüyorduk ve gazı daha çok ısınma ve tek yakıt kullanan müşterilerimize arz ediyorduk şimdi öyle bir sıkıntı söz konusu değil. Tuz Gölü’nde şu an itibariyle 600 milyon metreküplük bir depolama kapasitemiz var ilk fazı tamamladık. 2 yıl içerisinde bu kapasite 1.2 milyar metreküpe çıkacak. 4 yıl içerisinde de oradaki depolama kapasitesini 5.4 milyar metreküpe çıkartmış olacağız. İhalesi yapıldı sözleşme aşamasına geldi, kredi finansmanı da sağlandı bir sıkıntımız yok. Benzer şekilde bizim birde Silivri’de bir yeraltı depomuz vardı. Oranın kapasite 2.8 milyar metreküptü, yine onu da yaklaşık 5 milyar metreküpe çıkartacak bir 4.8-5 milyar metre küpe çıkartacak bir kapasiteye ulaşmış oluyoruz. Bunlarla toplamda 10 ila 11 milyar metreküplük bir yeraltı depolama imkanına kavuşmuş olacağız. Bizim hedefimiz şu: Toplam tüketimin asgari yüzde 20’si oranında bir depolama kapasitesine ulaşmak, çünkü gelişmiş ülkelerde Türkiye ölçeğinde büyük ülkelerde bu oran minimum bu olması gerekiyor bunu da sağlamış olacağız, yani bugünden rahatlıkla söyleyebiliriz gazda bir sıkıntı yok. Ama şunu da uyarmamız lazım, gaz da sıkıntı yok cayır cayır kullanalım da demek istemiyorum açıkçası, çünkü tasarruf ilkelerine uyalım, verimlilik ilkelerine uyalım. Konfor sıcaklığımız kişiden kişiye değişiyor, zaman zaman fazla kullanabiliyoruz. Bu ürünü biz yüzde 99’unu ithal ediyoruz. O açıdan tasarruflu kullanmayı da bu vesileyle vatandaşlarımıza da tavsiye etmiş olalım."

Doğalgaz ve elektrik

Doğalgaz ve elektrik fiyatları ile ilgili Dönmez şu bilgileri verdi:

"Şimdi doğrudur o açıklama zaten birlikte kararlaştırdığımız bir husus, yılbaşına kadar bu ürünlerde herhangi bir zam söz konusu değil. Önce maliyetler hesaplanıyor ona göre bir tarife çıkıyor. Tabi yeni ekonomi programı açıklandıktan sonra hakikaten ümit verici gelişmeler oldu, kurda bir gevşeme oldu, faizlerde eskiye göre bir düşüş var, enflasyonda gerileme söz konusu en azından aylık bazda baktığımızda bunu görebiliyoruz. Bunlar tabi maliyetleri olumlu etkileyen hususlar, ama tekrar oturup çalışmak lazım, ondan sonra belki bir şey söylemek söz konusu olabilir. Belki bu arada bu vesileyle yani bu enerji fiyatlarının nasıl oluştuğunu da açıklamakta fayda var. Geçtiğimiz hafta biz Enerji Bakanlığımızın Türkiye Büyük Millet Meclisi Plan Bütçe Komisyonundaki müzakerelerinde de ifade ettik bir grafik hazırlamıştık, bunu belki daha iyi anlatabilmek için izninizle göstermek de istiyorum. Şimdi tabi ticarete konu toplam elektrik enerjisi miktarına baktığımız zaman 2018 ilk o 9 ay gerçekleşen yaklaşık olarak 168 milyar kilovat saatlik bir elektrik ticareti söz konusu olmuş. Bunun 112-113 milyar kilovat saatlik kısmı ki yaklaşık yüzde 67’ye denk geliyor, görevli tedarik şirketleri tarafından tedarik edilmiş. Görevli tedarik şirketleri genelde şu: İşte bizim TEDAŞ diye bildiğimiz, ama aslında elektrik dağıtım şirketlerinin perakende satış yapan kısımları bunlar. Yani küçük orta ölçekli tüketicilerin aldığı enerji aldığı birim. Onlar da EÜAŞ’tan bir miktar elektrik alıyor, yaklaşık yüzde 45’ini EÜAŞ’tan ki EÜAŞ kamu şirketimiz. Geriye kalan kısmını da yüzde 55’lik kısmını aslında serbest piyasadan alıyor. Serbest piyasada tabi fiyatlar nasıl oluşuyor bakmak lazım. Serbest piyasada bizim bir enerji borsası var, orada günlük bir gün öncesinden saatlik bazda bir ihaleler oluyor. Yani teklif veriyorsunuz, karşı taleple arzın kesiştiği noktada bir fiyat oluşuyor, o fiyattan da elektrik alımı söz konusu, orada tamamen özel sektör santrallerinin bir yarışması söz konusu. Denebilir ki orada işte fiyat o zaman yüksek mi çıkıyor? Ama görüyoruz ve izliyoruz hem biz, hem Bakanlığımız hem EPDK hem de bir rekabet ihlali var mı, yok mu? Aslında Rekabet Kurumu da bakıyor. Ve şu anda arz da talebin üzerinde olduğu için hakikaten kıran kırana bir fiyat oluşuyor, neredeyse yani maliyete yakın bir serbest piyasada oluşan bir fiyat var. Oradaki fiyatları tabi bizim EÜAŞ’ın kamu tarafının fiyatlarının bir miktar üstünde seyrediyor. Bizim sattığımız miktarla serbest piyasadan alınan miktar ve bunların fiyatları ortalamasında da bir fiyat çıkıyor. Yani bugün bizim elimize geçen faturadaki işte birim kilovat saat fiyatı aslında böyle oluşuyor. Toplam ticaretin de ancak yüzde 30’u EÜAŞ tarafından sağlanmış oluyor. Böyle baktığımızda yüzde 70’nin serbest piyasada oluştuğu bir fiyatla nispeten görece daha ucuz kaynaklara sahip EÜAŞ’ın fiyatlarının bir ortalaması yansımış oluyor. Zaman zaman işte yani Enerji Bakanlığı veya EPDK işte bu fiyatları istediği gibi kontrol edebilir bir algısı var aslında burada sınırlı bir kontrol var, onu anlatmaya çalışıyorum. Piyasanın bir kısmı serbest piyasada oluşan fiyatlardan. Bir de tabi elektrik fiyatlarını etkileyen unsurların başında da aslında doğalgaz geliyor, yani doğalgaz santrallerimiz geçmişe göre daha az tüketmekle birlikte yüzde 30’unu biz elektriğimizin doğalgazdan elde ediyoruz. Doğalgaz fiyatlarını peki kim tetikliyor, etkiliyor? Petrol fiyatları. Şimdi petrol fiyatları bugün an itibariyle 70-72 dolar varile ulaşmış. Geçtiğimiz yıl bu dönemlerde bu fiyat 50-55 dolar bandındaydı. Bir de ithal olduğu için kur var geçtiğimiz yıl bu dönemlerde 3.60’tı kur, şimdi işte 5.40’ları konuşuyoruz. Hem kurun etkisi hem de petrol fiyatlarının dolar bazında artışının etkisi tabi iki defa aslında olumsuz etkilemiş oldu ve maliyetleri bu anlamda ciddi miktarda da artırmış oldu. Ama şunu rahatlıkla izleyicilerimize söyleyebiliriz: Özellikle küçük orta ölçekli korunması gereken tüketiciler için hem EÜAŞ hem de BOTAŞ zaten maliyetlerin altında bir satış politikasıyla gidiyor. Büyük sanayici ve büyük tüketiciler onlar serbest piyasadan aldığı için sistemi etkilemiyor, onların alış satışlarını ikili anlaşmalarla oluyor. Bu anlamda biz işte yılbaşı geldiğinde tekrar bakacağız elbette şartlar oluştuğunda, maliyetler düştüğünde bir indirim söz konusu olabilir. Ama bugünden bu günden bir şey söylemek de erken, çünkü gün gün maliyetleri etkileyen unsurlar oluşabiliyor."

Eşel Mobil

Eşel Mobil’e Haziran ayında geçildiğini hatırlatan Bakıan Dönmez, "O zaman da yine hem petrol fiyatlarındaki anormal dalgalanma hem de kurdaki anormal dalgalanmanın pompa fiyatlarına anında yansımasının olumsuz etkileri olacağı öngörülerek Bakanlar Kurulumuz o zaman bu Eşel Mobil sistemini getirdi. Yani bu şu anlama geliyor; petrol fiyatlarındaki artış ve maliyetler doğrudan yansımasın. Biliyorsunuz akaryakıtın üzerinde bir ÖTV tahsilatı geliri söz konusu, ÖTV üzerinden bunu yönetelim denmişti ve bugüne kadar da bu uygulamada bence başarılı bir şekilde de sürdürülmüş oldu. Tabi aslında konunun sorumluluğu Hazine ve Maliye Bakanlığımız tarafında. Yani anlaşılan bir müddet daha belki bu devam edebilir, sonrasında oturup bakılacak tabi, yani piyasalarda bir dengelenme olduğunda, belki bu sistem o zaman terk edile bilinir, şimdilik erken ne zaman biteceğini söylemek. Bu şekilde devam ediyor ve aslında 6 aylık süreç içerisinde de akaryakıt tüketicisi bu dalgalanmadan da olumsuz etkilenmemiş oldu" şeklinde konuştu.

"Nükleer sürecimiz devam ediyor"

Bakan Dönmez, Nükleer santral çalışmaları ile ilgili ise "Akkuyu’da Nisan ayında Sayın Putin’le Sayın Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın katılımıyla temel atmıştık. Bu konuda çalışmalar devam ediyor. Niyetimiz, 2023’te Cumhuriyetimizin 100. yaş gününde bu tesisi ülkemize kazandırmak, ilk reaktörü. Takip eden yıllarda da zaten orada dört reaktör planlanmıştı, bu dört reaktör işletmeye geçmiş olacak. Bir diğer projemiz Sinop’ta, orada Japonlarla bir işbirliğimiz söz konusu. Onlar en son fizibilite raporlarını Bakanlığımıza teslim ettiler. Fizibilite raporlarını arkadaşlarımız, uzmanlarımız değerlendiriyor. Öyle ümit ediyorum yıl sonuna kadar bu değerlendirmede bir sonuç alabiliriz diye düşünüyorum. Diğeri de, şu anda Çinlilerle müzakeresi devam eden bir üçüncü nükleer projemiz var. Orada lokasyon ağırlıklı olarak Trakya olarak öne çıkıyor. Tabii bu elektrik sektöründe şuna dikkat etmek gerekiyor; talebin olduğu, yani tüketimin olduğu yerlere yakın bu üretim tesislerini imkan varsa yapmak ki enerji iletmek ve dağıtmaktan kaynaklı kayıplarınızı minimize etmek için bu önemli. Yerin belirlenmesi için aşağı yukarı 25-30 civarında bir kriter var, bu kriterlerin hepsinin ayrı ayrı detaylı çalışılması gerekiyor. Netleştikten sonra bunu açıklayacağız, şu anda henüz daha netleşmiş değil. Yani nükleer sürecimiz devam ediyor, bundan sonra da ülkenin gündeminde kalacak. Uygun koşullar oluştuğunda, hem teknolojik olarak, hem de maliyetler uygun koşulları yakaladığımızda bu nükleerde büyümeye, gelişmeye devam edeceğiz" açıklamasında bulundu.

Doğudan Batıya GES

Dönmez şöyle devam etti:

"Şimdi geçtiğimiz yıl biliyorsunuz hem rüzgarda, hem güneşte iki büyük ihale oldu biner megavatlık. Şimdi onu biz önümüzdeki yıl bu ilanı verdiğimiz dört tane rüzgarda, üç tane de güneşte devam ediyoruz. Rüzgarda 4 tane 250’şer megavatlık alan belirlendi, orada yine YEKA modeliyle devam edeceğiz, toplam bin megavat. Güneşte de yine bin megavatlık bir potansiyelimiz var, orada da üçe bölmüş olduk; birisi Niğde’deki 300 megavat, Hatay Erzin’de 200 megavat, Şanlıurfa Viranşehir’de de 500 megavat olacak şekilde -buraların güneş potansiyeli iyi çıkmıştı- devam ediyoruz. Oldukça ilgi fazla, onu söyleyeyim. Bir başka çalışmamız da şu: Doğudan Batıya GES diye yeni bir model çalışıyoruz, Kars’tan Edirne’ye kadar hemen her ilimizde, bugüne kadar YEKA kapsamında yer almayan illerimizde 40-50’şer megavatlık daha küçük ölçekte YEKA ihalelerimiz de olacak, onların da hazırlıkları büyük oranda bitti, önümüzdeki yıl onların ihalesini yapacağız. Aslında YEKA modeli sadece Türkiye için değil birçok yabancı ülkeden konuklarımızı ağırladığımızda da onların da çok sorularına muhatap olan, üzerinde çok yoğun çalıştığımız bir modeldi, başka ülkeler açısından da örnek olabilecek bir model, hem finansman modeli, hem yapım modeli açısından. Orada devam edeceğiz, yani o yol haritamızda ilerlemeyi sürdüreceğiz."

"Binalarımızda ısı yalıtımı yaptığımızda yaklaşık yüzde 35-40 civarında doğalgazı daha az tüketiyoruz"

"Verimlilik, en kolay yapılabilecek bir alan, çünkü daha verimli kullanarak enerjiyi tasarruf sağlıyorsunuz" diyen Bakan Dönmez "Bunun birçok çarpanı ve faktörü var. Bizim yaptığımız hesaplamalara göre, 2023 yılına kadar yaklaşık 10 milyar dolarlık bir yatırım yaparsak bu alanda, 2033’e kadar 30 milyar dolar civarında bir geri kazanım söz konusu. Yani neredeyse 1’e 3 getirisi olan bir alan. Fakat bu alanda çok geniş katmanlı ve hemen hemen 80 milyon vatandaşımızın, herkesin yapması gereken işler var. Gençlerimizin var, çocuklarımızın var, ev hanımlarımızın var, sanayicimiz var, iş dünyamızın, çiftçimizin keza mesela ilginç örnekler var, herkesin burada ufak adımlarla yapabileceği, ufak harcamalarla yapabileceği bir alan var. Bu konuda da biz kamu olarak öncü de olmak istiyoruz. Dünya Bankasıyla yaptığımız görüşmelerde yaklaşık 200 milyon dolarlık uzun vadeli, düşük faizli bir kredi imkanı da temin etmiş olduk. Bunu biz kamu binalarının enerjisini daha tasarruflu, verimli kullanması adına da kullanmış olacağız, örnek de olmamız lazım kamu olarak. Bu konuyu belki bir özel masaya yatırıp belki daha geniş bir zamanda tartışmakta da fayda var. Çünkü belirlediğimiz 6 ana tema var, bunun altında 55 ulusal eylem var, herkesin yapması gerekir dediğim hususlar içerisinde.

Burada tabii şu da var uygun finansman modelleri geliştirmek gerekiyor. Çünkü yatırımcının buna kolay erişebilir olması lazım. Biz de şu anda özellikle dış kaynaklarda, yani Dünya Bankası bunun güzel örneği, Avrupa’dan da çok ilgi var, uzun vadeli bir finansman temin edebilirsek daha yapılabilir hale getireceğimizi düşünüyorum. Ekip-ekipman konusunda bir sıkıntımız da yok, onu da söyleyeyim. Bir örnek daha vereyim; sadece binalarımızda ısı yalıtımı yaptığımızda yaklaşık yüzde 35-40 civarında doğalgazı daha az tüketiyoruz ve sistemin geri dönüşü de 3-4 yıl oluyor. Vatandaşlarımızın bir kısmı bunun farkında, şuurunda, yapanlar da var, ama hala eksiğimiz var, hızlıca yaygınlaştırmamız gerekiyor."
(İHA)
Yasal Bilgilendirme

Yasal Bilgilendirme www.hukukihaber.net’te yayınlanan bu haber, İhlas Haber Ajansı'nın (İHA) abonelerine gönderdiği haberlerden otomatik olarak yayınlanmıştır. www.hukukihaber.net editörleri otomatik akış içinde bu habere editoryal müdahalede bulunmamıştır. Haber içeriğindeki her türlü mali, hukuki, cezai ve idari sorumluluk ilgili ajansa aittir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.