'Atatürk'süz anayasaya karşı köy köy gezerim'

BARIŞ KOCAOĞLU'NUN SÖYLEŞİSİ


-Demokrasiyle ilgili etkinliklerde ön saflardasınız. Ve birkaç arkadaşınız. Az kişi mi kaldı?

1970'den itibaren sinemadayım. Yeniler hariç hepsini tanıyorum. Arkadaşlarımın hepsi sosyal demokrat, sosyalisttir. Çoğunun katılmama nedeni, bir kere çok çalışıyorlar. Zaman ayırmıyorlar. Dünya bakışları aşağı yukarı benimkiyle aynıdır. Niye katılmıyorlar şeklinde bir eleştirim olmaz...

- Özellikle 60-70 kuşağı...
80 sonrası gelen gençler ki o dönemi adam gibi yaşamamış insanlar... Çok fazla araştıran, sorgulayan, okuyan bir grup yok gençler arasında. Onlarda öyle bir eksiklik olabilir. Buna rağmen çizgi altı muhafazakâr ve tutucu dünya görüşleri olmadığını biliyorum.

- Bunun altında ne var sizce?
10 yıllık iktidar dönemine baktığınızda herkesin korkusu var. Yalnız onların değil, adalette çalışanlar, öğretim görevlileri, gazeteciler, tüm devlette çalışanların üzerinde müthiş bir baskı var. Göğüs germek o kadar kolay değil. Benimle mukayese ederek konuşmuyorum. Benim Türk vatandaşı olarak ülkemde demokrasi için başından itibaren ciddi mücadeleler veriyor olmam, korkmadan hareket etmem altında yatan ana nedendir.

ÜLKEM İÇİN KORKMADAN YAPARIM
- Daha mı cesursunuz?
Cesurlukla ilgisi yok. Ülkem adına bana göre doğru neyse hiçbir şeyden korkmadan yaparım. Bunun sonunda ne olur? Ergenekon ve Balyoz'da bir CD koyarlar veya imzasız mektup ihbarıyla her şeyi yapabilirler. Yaparlarsa yapsınlar. Bu, herkes için geçerli. Biz bir kere Atatürk ilgisinden gelmişiz, bu kadar çok acılar çekmişiz. Şimdi 'Bizden sonra gelecek neslimiz bunları yaşamasın' diye mücadele veriyorum. Ama başarılı olabileceğimizi pek sanmıyorum.

- Umudunuz yok yani...
Evet. Çünkü bu yaşıma kadar bilinçli, hesaplı, 5 yıl sonrasını net görerek yatırımını yapabilen bir iktidar daha görmedim. 2000 ya da 2003 tam tarihini hatırlamayabilirim. Bu iktidar birden bire TÜBİTAK'la uğraşmaya başladı. Türkiye Bilim Araştırma Derneği'nin en önemli insanlarını darmaduman etti. Bir türlü anlayamadım. Ne zamanki Ergenekon ve Balyoz davaları ortaya çıktı, TÜBİTAK'ın ne için değiştirildiğini anladım. Kurumdan, iktidarının istediği cevaplar çıkmaya başladı. TÜBİTAK bilime aykırı hareket etmeye başladı.

Bunu yapan iktidardan korkmak ve çekinmek gerekir. Bunların bu kadar fazla deneyimi, bilgisi ve becerisi olduğuna inanmıyorum. Çünkü bunu görmek, çok fazla kültür birikimi gerektirir. Bunlarda böyle bir veri yok. Dış ülkelerin, dış mihrapların emirleriyle hareket eden bir iktidar var.

BU ANAYASAYA OY VERMEYİN DERİM
-Yeni anayasa çalışmalarıyla ilgili ne düşünüyorsunuz? Sizce Atatürk unutturulmaya mı çalışıyor?

Apaçık ortada. Bunu Tayyip (Erdoğan) kendisi de söylüyor. AİHM'de 'Kararı ulemaya sormak gerekir' diye başladı, bugüne getirdi. 'Toplum isterse laiklikten de vazgeçer' diyen o. Anayasanın 1, 2, 3. maddelerinden rahatsızlık duyan o. Şu anda müthiş bir laf etti. Mart sonuna kadar hedefi koydu, sonra kendi yazdığı anayasayı kamuoyuna götürmeye karar verdi. Hazırladığı anayasanın maddelerini biliyoruz. Bunlar içerisinde Atatürk, laiklik, demokrasi yok. Tamamen ABD'nin istediği, onun da İslam mantığına dayalı bir anayasa çıkarma peşinde. Bana zor geliyor. Eğer başarırsa, bir Tarık Akan olarak ne işe yarar bilmiyorum ama herhalde tüm ülkemde adım adım, köy köy, kasaba kasaba dolaşarak bağırırım. 'Bu anayasaya oy vermeyin' diye. Sanatçı arkadaşlarımla Anadoluyu karış karış dolaşırız, sonuç ne olur bilmiyorum.

-Başbakan'ın tutuklu askerlerle ilgili yargıya dönük eleştirileri oldu...
Buna şaşırdım. Çünkü yalnız askerler değil, ondan önce Ergenekon var. KCK var... Bence karar veren, düğmeye basan kendisi. Laflarından da bu çıkıyor. 'Bunun savcısıyım' diyen kendisiydi. Benzer o kadar laflar etti ki. Şimdi sanıyorum iki kuvvet dengesi dönüyor bu olay üzerinde. Birincisi, Amerika'da Persilvanya ayağının kuvvetli hâkim-savcıları tarafından iktidarın başlatıp da aşırıya gitmiş bir hareketin neticesi. Bundan bir kere rahatsız. İkincisi, Genel Kurmay Başkanı'nın hem Cumhurbaşkanı'yla hem de kendisiyle görüşmesinin ardında yatan rahatsızlıklarına inanmış vaziyette. Ama treni kaçırdı artık. Bu saatten sonra Başbakan ne derse desin tutuksuz yargılamanın olabileceğine inanmıyorum.

ORDU İKİ KEZ HATA YAPTI
- Ordunun hatası olmadı mı hiç?
Bu ordu, her zaman Atatürkçü ve laiktir. Evet, iki defa hata yapmıştır. 70/80 dönemlerinde ABD'nin gücü ve isteği doğrultusunda hareket etmiştir. Ama 1986'dan sonra bu ordu Amerika'yla tüm ilişkilerini koparttı.

Demokrasinin üzerinde bir baskı, parçalanma görüldüğünde ilk hareketlenen o ülkenin silahlı güçleri. Başta ordu, arkasından polis, arkasından milli istihbarat, onun arkasından bilim insanları ve öğretim görevlileri olur. Sonra halk gelir. Bu, yok olmayı önleyen güçlerdir. Dünyanın her yerinde böyledir.

28 ŞUBAT DARBE DEĞİL Mİ?
- 28 Şubat'tan darbe olarak söz etmiyorsunuz.
Solcu arkadaşlarım da kızar. Benim düşüncem öyledir. 1960 darbe değil, devrimdir. 28 Şubat kararları 'Postmodern darbe' derler. Asla öyle bir kelimeyi kullanmam. 28 Şubat kararları alınmadan önce Necmettin Hoca'nın yaptıklarına bakarsanız, bir beş yıl sonra Türkiye'nin geleceği nokta 28 Şubat'ta hemen geliyordu. Ve buna darbe yapılmadan bildirim yaptılar, kendileri de imza attılar. O günkü iktidarın imzası var.

Ben bir Albay çocuğuyum. Dedem Çanakkale Savaşı'na girmiş, yaralanmış. Sonra Arabistan'a gitmiş, dönmüş Kurtuluş Savaşı'na girmiş. Adamın ömrü savaşla geçmiş. Ben onların çocuğuyum. Bu ülkede Atatürk'ün aleyhinde olmak mümkün değil. Bunu yapmak ve düşünmek ülkeme en büyük acıyı verir.

- İmralı görüşmeleriyle başlayan süreci destekliyor musunuz? Sizce PKK silah bırakır mı?
Bana göre bırakmaz. Neden dersen; cevap vermem zor. Güneydoğu'yu çok iyi bilirim. O insanları severim. Kürtleri çok severim, muhteşem insanlardır. Burada bütün yatırım bana göre seçimlere kadar PKK'nın harekâtını bir ölçüde alt seviyeye düşürmek. Ondan sonra oy toplama meselesidir. Kolay kolay bunun önüne geçebileceklerini sanmıyorum.

- Öcalan'a ev hapsi gündeme getiriliyor.
Olmayacak şeyler bunlar. Hayır

- CHP'deki istifaları nasıl okuyorsunuz?
CHP'ye oy veririm, elimden geldiği kadar da eleştiririm. Şunun farkına varılması lazım; sosyal demokrasi anlayışında grupların kendi içerisinde kavga etme özgürlüğü vardır. Hatta başkanıyla kavga ederler. Buradaki inanç, tek başına başta olan insanın inancına bağlı değildir. Diğer demokrat olmayan muhafazakâr, tutucu ve konservatif politika içerisinde var olmak demek biyat etmek demektir. Burada kavga yoktur, başkan ne derse o. CHP, her zaman kendi içerisinde bu kavgayı verir. Ama hiçbir şekilde dağılma, parçalanma söz konusu olamaz. Bunlar, sosyal demokrasinin gereği kavgalardır.



- Teklif gelse aktif siyaset düşünür müsünüz?
Ne belediye başkanlığı, ne milletvekilliği ne bakan asla. Ben bir partiye bağlı değilim. Aktif politika içerisinde çok fazla kafa yormam.

KÜLTÜR SEVİYESİ GERİYE GİDİYOR
İktidarlar, toplumun kültür yapısını yukarı çekmek için bir politika izlerler. Dünyanın her yerinde böyledir. Bunun altında TV, sinema, kitap ve gazete vardır. Bizde 1980'e kadar böyle geldi. Doğru bir politikaydı. Toplumun kültür yapısını yukarı çekmek, bir kere okullarda, çocuklarda başlar. Şimdi bakıldığında toplumun kültür seviyesi aşağı çekildi. Onun için toplumun seviyesindeki yapıyı karşısına koyduğun zaman büyük para kazanırsın. Her zaman, her sanat para kazanmak mecburiyetindedir. Sen şimdi toplumun kültür seviyesinin bir karış yukarısında film yap, 2.80 yerlerde yattığı gibi kimse beğenmez. Ama dünya çapında bir film olma ihtimali var. Türk toplumuna anlatmak imkansız. Tiyatro dediğimiz zaman kaç tane tiyatro salonumuz var, kaç kişi tiyatroya gidiyor. Toplumun geneline bakın, Yunanistan'la mukayese edin. En az İstanbul kadar nüfusu var. Kaç bin tane tiyatrosu var. Bizim kültürümüz geriye gidiyor.

- En son 'Deli Deli' olmayı çekmiştiniz. Yeni projeleriniz var mı?
O zamandan beri yok. Gelen projeler pek içime sinmiyor. Dizi mantığından kaçıyorum. Dünyanın en zor sistemi, Türkiye'de dizi mantığı. Çünkü her şey sömürüye dayalı. En güzel örnek, setteki çalışmadır. Burada set, ortalama günlük 18 saatten aşağı değildir. Dünyanın her yerinde dizinin uzunluğu 40 dakika, bizde iki misli. Ve beş günde bitirmek zorundasın. Kamera arkası veya önü işçi sendikalarını koruyan kanunlar olsa, emekçiler kendi haklarını savunuyor olsa prodüktörler böyle davranamazlar. Güç birliği yok.

- Oğlunuzda oyuncu oldu, izliyor musunuz? Eleştirileriniz oluyor mu?
İnsan oğlunu eleştirir mi? Bakıyorum gelişmesi gayet iyi.

Akşam

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.