Kemal Cılız: FATİH projesinin bir benzeri yok
Türkiye’de neredeyse 40 yıla dayanan geçmişi olan bilişim sektörü, bu süre zarfında kendisinden beklenen büyük sıçramaları gerçekleştiremedi. Şimdi ise önünde büyük bir fırsat var. Eğitim tarihimizde ilk kez yürürlüğe konulan FATİH Projesi ile sektörde heyecanlı bir hareket başladı. İlk etapta 6-7 milyar liralık bir kaynakla projenin özellikle yazılım ve içerik ayağından pay almak için bilişimciler, büyük çaba harcıyor.

Türkiye Bilişim Sanayicileri Derneği TÜBİSAD’ın başına geçen Prof. Dr. Kemal Cılız’la Türkiye’nin bilişimde nereye koştuğunu, bu projede yerli firmalar için hangi fırsatların var olduğunu konuştuk. Boğaziçi Üniversitesi Elektrik ve Elektronik Bölümü’nün hocalarından Cılız, bilişim sektörünün 2023’e uzanan vizyonunda büyük hedeflerinden söz ederken, ‘mega proje’ dediği FATİH’in de kendileri için ne anlama geldiğini anlattı.

Bilişimi zıplatabilir


Önümüzde projeyle ilgili iki önemli ihale var. “İkinci Faz Yerel Alan Ağı Kurulumu” ihalesi 24 Mayıs’ta, “Tablet Bilgisayar Seti Alımı” ihalesi de 27 Mayıs’ta yapılacak. Bu ihaleler öncesinde Prof. Dr. Cılız’ın söyledikleri çok önemli. Çünkü Cılız, tablet ve akıllı tahta projesiyle ilgili hazırlanan raporun ayrıntılarına da değindi.

* Bilişimciler, sonunda başlarına sizi yani bir hocayı getirmeyi uygun buldular. FATİH Projesi, sektörde bir milat olabilecek mi?

Olacağını düşünüyoruz. Çünkü, dünyada kullanılan böyle bir sistem yok. Eğitimde de fırsat eşitliğini sağlamayı amaçlıyor. Böylesine önemli bir sistemde tüm araç, içerik ve bunların koordinasyonu çok önemli. Projeyle 12 milyona yakın öğrenci, sürekli aynı ağ içinde olacak. Bu nedenle bilgilerin depolanması büyük önem kazanıyor. Şu anda en fazla 300 bin bağlantıyı yöneten sistemler var. Proje, her şeyiyle bir dönüşüm getiriyor.

* Projeyle gerçekleşecek dönüşüm, sizler için ne ifade ediyor?

Biz tepeden bir bakışla yaklaşıyoruz. Öncelikle de bir tablet projesi değil. Tablet, bu işin sadece bir kompanenti. Bugün tablet olur, iki sene sonra başka bir şey olur. Cihaza takılmayalım.

* Peki neye takılalım?

Projedeki yönetim ve yazılımın geliştirilmesi çok önemli. Mümkünse bunu yerli kaynaklardan elde edelim. Çünkü bu sektöre ayrılması planlanan 6-7 milyar liralık kaynak rekabetçi pazarlara çıkmak için büyük imkan. Donanım ayağı ve yazılım bacağı var. 27 Mayıs’taki ihale donanımla ilgili. Donanımın içerisindeki yazılımın yerli katmanlarla yapılmalı ki bunu da ulusal değil uluslararası rekabet ortamında düşünmemiz lazım. Bunu yapacak firma, 2 sene sonra Irak, Mısır veya Almanya’daki bir projeye de girebilmeli. O nedenle seçimin bu gözle yapılması lazım.

Çok özel içerik lazım


* Yerli firmalar ‘eşik atlasın’ istiyorsunuz, ihalede başka nelere dikkat edilmeli?


Bir diğer önemli konu da tabletin içindeki içerik. Yazılı ortamdan dijital ortama geçişte kendisine has bir yazılımın olması lazım. Yazılı ortamı tamamen dijital ortama transfer etmemek gerekir. Bunun da yeni konseptlerle geliştirilmesi lazım. Projenin kapsamında öğretmenler, öğrenciler ve veliler var. Koordineli olması lazım.

* Öğrenciler arasındaki ağ, yani altyapı nasıl kurulacak?

Bu o kadar büyük bir proje ki, 12 milyon öğrenciye tablet verdiğinizde gerekli altyapının bu işi kaldıracak vaziyette olması lazım. Yoksa doğru yürümez. O kadar çok kompanenti var ki, sadece ortaya çıkıp öğrencilere tablet dağıtılacak demek projeyi çok küçük görmek olur. Şu anda biz buzdağının ucunu görüyoruz.

Bölgesel güce ‘bulut’la ulaşırız


* Bilişimde Türkiye ne yapmalı ki küresel lige çıkabilsin?


Türkiye’nin rekabetçi alanı; genç nüfusu, üretkenliği ve belki girişimciliği. Teknolojiye odaklanmamız lazım. ‘Her şeyi yaparız’ diye ortaya çıkılmamalı. Bizim için bölgesel bilişim gücü olmanın yolu ‘bulut’ teknolojilerinden geçiyor. Bu alanda bölgesel merkez olabiliriz. Fiber ağlarla birlikte bir veri merkezi oluşturulması, bununla ilgili bölgesel ülkelerle işbirliği yapıp onların datalarının burada tutulması mümkün. Bu bizim için en gelişmiş alanlardan biri. Yine yazılım teknolojileri her zaman başarılı olabileceğimiz bir alan. Çünkü iyi yazılımcılarımız var ama burada ölçek yani yazılımcı sayısı önemli.

130 binlik istihdamı 400 bine çıkaracağız

* Bilişim sektörümüzde kaç kişi çalışıyor?


Şu anda 130 bin kişilik bir istihdamımız var bizim. Bunu 2023’te 400 bine çıkarmak ve 40 milyar dolar da üretim hedefimiz bulunuyor.

* Boğaziçi Üniversitesi’nde hocasınız, başarılı projeler çıkıyor mu?


Olmaz olur mu? En iyi örnek “Yemek Sepeti” mesela. Öğrencilerimizin başarısı. Bölgesel olmaya doğru da gidiyorlar. Aslında birçok üniversitenin teknoparkı güzel. Bir güzel alan da çağrı merkezleri. Çok ciddi istihdam imkanları sağlıyor üstelik. Bu 130 binlik istihdamın içinde de var. Bunun iyi tarafı Anadolu’daki insanları kullanma alanı. Teknolojiyi İstanbul’daki şirketler yapıyor, Anadolu’da çağrı merkezleri açarak bunu kullanıyorlar.

* Çağrı merkezlerinde kendi alanında iş bulamayan üniversiteli gençler çalışıyor. Bu biraz verimsizlik ortaya çıkarmıyor mu?

Bu işin başlangıcındayız henüz. Şu anda katma değeri düşük iş yapıyoruz. Telefonlara cevap veriyorlar. Hindistan’daki çağrı merkezleri ayrıca teknoloji desteği de veriyor. İhtiyaçla beraber katma değer artacak. Mesela ABD’nin teknoloji şirketlerinin çözüm merkezlerinin çoğu Hindistan’da. Belki, Anadolu da böyle olacak.

2023 yılı hedefleri bilişimsiz tutmaz


* Türkiye’de bilişimin temel sorunları nelerdir?


Türkiye’deki temel sıkıntı şu: Bilişim sektörünün dünya ticareti içindeki payı yüzde 14. Bizde ise sadece yüzde 3. Sektörün 14 milyar liralık hacmine baktığınızda, bunun içinde akıl ve katma değer dediğimiz servis ve donanım yüzde 20, yazılımı da bir yüzde 10. Oysa cep telefonu, dizüstü bilgisayar vs. dediğimiz tüketim malı yüzde 70-75. Dünyada ise neredeyse yarı yarıya. En büyük sıkıntı bu. Biz bilişim sektöründe aklı koymadan tüketiyoruz. Bu durum değişmeli.

* Bu vizyon için önemli bir rapor hazırladınız. Neler ortaya çıktı?

Türkiye’nin 50 senelik büyümesine bakıyoruz, ortalama yüzde 4.5. Son 10 senede ise yüzde 7-7.5. Ama 2023 hedefi olan “ilk 10 ülke” için ortalama yüzde 8- 8.5 lazım.

En güzel örnek Güney Kore

Oysa geçmişteki ekonomik büyüme modelleriyle, standart sermaye etkisiyle bunun olmasına imkan yok. Raporda, “Ortalama yüzde 8-8.5 büyümek için önümüzdeki 10 sene içinde, bugün GSYH’da yüzde 4’lerde olan bilişim payını yüzde 6.5’lere yükseltmek zorundayız” diyoruz. Bunun çarpan etkisi 1.6 civarında. Yani ‘1 koy, 1.6 al.’ Böyle bir çarpan etkisi da başka sektörlerde yok. En güzel örnek de Güney Kore.

Dijital e-faturaya destek veriyoruz

Kemal Cılız, dernek olarak dijital dönüşümün parçası olarak gördükleri e-fatura ve e-defter’le ilgili çalışmalarını yoğunlaştırdıklarını da söyledi. Cılız’ın verdiği bilgiye göre Gelir İdaresi Başkanlığı işbirliği ile düzenlenen seminerlerde, 2013 Eylül ayında e-faturaya geçme zorunluluğu olan şirketlere, sistem entegrasyonu yapacak firmalara, mali müşavirlere e-fatura ve e-defter konusunda bilgiler verildi. E-fatura ve e-defter süreçlerinin dijital ortama taşınmasında önemli adım olacak.

RÖPORTAJ: PERİHAN ÇAKIROĞLU - BUGÜN GAZETESİ



Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.