4. Yargı Paketi Adalet Komisyonu'nda
TBMM Adalet Komisyonu, İnsan Hakları ve İfade Özgürlüğü Bağlamında Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nı alt komisyona sevk etti. Tasarı üzerinde konuşan CHP Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk, ''Bu tasarı bırakın paket olmayı kese kağıdı bile değildir'' dedi.

Paketin içinde uzun tutuklulukla ilgili sorunu giderecek çözüm olmadığını ifade eden Öztürk, ''AİHM'de Türkiye aleyhine verilen ihlal kararlarını azaltmak amacıyla yapıldığı söyleniyor ama AİHM'in din dersi, nüfus cüzdanında din hanesin yer alması, kadının kızlık soyadına kadar, bir sürü ihlal kararı var ama bunlara bakılmıyor. AİHM'deki ihlal dosyalarının sayısını azaltmak gerekçesiyle kamuoyu oyalanıyor'' diye konuştu.

Öztürk, tasarının alt komisyona gönderilmeden üst komisyonda ele alınmasını istedi.

CHP Uşak Milletvekili Dilek Akagün Yılmaz, Anayasaları ancak kurucu meclislerin yapabileceğini ifade ederek, ''Meclis'in böyle bir yetkisi yokken Anayasa'nın ilk 4 maddesini ortadan kaldırmak suçtur, umarım böyle bir Anayasa değişikliği teklifi verilmez. Bu yaklaşımın olmamasını temenni ediyorum, bu yöndeki haberlerin de asparagas olmasını diliyorum'' dedi.

BDP Adana Milletvekili Murat Bozlak, Yılmaz'a tepki göstererek, ''Bu açıklamalarınızı burada yapmayın, basın açıklamasıyla söyleyin'' dedi.

''Kaçırılan insanlarımızı neden alıp getiremediler?''

Yılmaz da ''Ben milletvekiliyim, söyleyeceklerimi söyleyeceğim'' diye konuştu.
Terör örgütünün elindeki kamu görevlilerinin serbest bırakılması konusuna değinen Yılmaz, ''PKK terör örgütü değil de siyasi bir örgüt gibi işlem yapılıyor. Oradaki insanları alıp gelmek varken, anlaşma konusu yapılmıştır, ben bunu şiddetle kınıyorum. Cilvegözü sınır kapısındaki bombalı saldırının failleri Lazkiye'den alıp getiriliyorsa, bizim kaçırılan insanlarımızı neden Kandil'den alıp getiremediler?'' diye sordu.

Yılmaz, tasarıyla, AİHM'in Türkiye aleyhindeki ihlal kararlarına yönelik yapılan düzenlemeleri olumlu bulduğunu belirterek, Terörle Mücadele Yasası'nın 6. ve 7. maddelerinde yapılan değişikliklerin ise dikkat çekici olduğunu bildirdi.

Tasarıyla terör örgütünün meşrulaştırılmaya çalışıldığını iddia eden Yılmaz, ''Tasarıyla terör örgütünün cebir ve şiddet içermeyen suçları kapsam dışına çıkarılıyor. 'Terör örgütünün cebir ve şiddet içermeyen hiç bir suçu cezalandırılamaz' diyorsak, terör örgütünü bir şekilde siyasallaştırıyoruz ve 'onun eylemlerini doğru buluyoruz' anlamına gelir. Abdullah Öcalan artık yakın bir tehlike olmayacağı için, onunla ilgili övücü sözler suç olmayacak, getirilmek istenen bu demek ki. Öcalan'ın yeniden yargılanmasına yol açabilecek bir düzenlemeyi kabul edemeyiz'' diye konuştu.

''Balıkçıdan, kebapçıya kadar herkes içeriğini biliyor''

MHP İstanbul Milletvekili Murat Başesgioğlu, tasarıda, terörle mücadele eden kamu görevlilerini zaafa uğratacağına inandıkları düzenlemeler olduğunu iddia etti.

''Bu tasarı çokça tartışıldı; balıkçıdan, kebapçıya kadar herkes bunun içeriğini biliyor'' diyen Başesgioğlu, uzun tutukluluk konusunun da komisyonda gündeme gelmesini istediklerini söyledi.

Başesgioğlu, ''Sözde görüşme sürecini reddediyoruz. Bu, hiç kimsenin menfaatine değildir. Biz bu tasarıyı sözde görüşme konsepti içerisinde mütalaa ediyoruz. Böyle bir sürecin parçası olmak istemiyoruz'' dedi. Başesgioğlu, ''Tutuklu milletvekilleri, gazeteciler ve TSK mensuplarıyla ilgili pozitif gelişme olacaksa, tasarıya katkı vermeye hazırız ama terör örgütünün propaganda serbestisi konusunda size katkı vermeyeceğiz'' diye konuştu.

CHP Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk, Silivri yargılamalarından bahsetti. Mahkeme Başkanının, sanıkların ve avukatların yaptığı savunmaya müdahale ettiğini ifade eden Köktürk, ''Hakaret ve sövme içermeyen beyanlara Mahkeme Başkanı tarafından müdahale ediliyor, mikrofonları kapatılıyor'' dedi.

Köktürk, ''Mahkeme Başkanı dosyayı okumadığını söylüyor. Böyle bir durumda bu tasarı alt komisyona gitse ne olur gitmese ne olur? Bu paket bu sorunların hiçbirine çözüm getirmiyor'' sözlerini sarf etti.

''Gizli niyet var''

MHP Konya Milletvekili Faruk Bal, ''Kanunun bir şapkası var ve orada 'insan hakları ile ifade özgürlüğü' ifadesi var. Başlık böyle olunca, burada bir gizli niyet var mı diye baktık ve niyet gizliliğinin olduğunu gördük'' dedi.

Tasarının, Başbakan Yardımcısı Bülent Arıç'ın, ''Meclis'e gönderildi'' sözlerinin ardından 13 gün boyunca kaybolduğunu ifade eden Bal, ''Belki karasuları aştı ve başka yerlere gitti. Acaba deniz aşırı mı gitti, bir adaya mı gitti diye düşünüyorum'' diye konuştu.

Bal, terör örgütü PKK'yı masumlaştıran ve muhatap alan her türlü düzenlemeye karşı çıkacaklarını belirterek, ''PKK'yı masumlaştırma projesi bize göre Türkiye siyasetinin ürünü değildir. PKK'yı Türkiye'nin başına musallat eden, lojistik ve eğitim olarak destekleyen ve yakın bir gelecekte PKK'yı başka alanlarda kullanacak olan gücün projesidir. PKK'yı Suriye, Irak ve İran'da kullanılabilirler. O nedenle 'silahları gömün' denilmiyor, 'dışarı çıkarın' deniliyor'' dedi.

AK Parti Isparta Milletvekili Recep Özel, tasarıda niyet gizliliğinin olmadığını, amacın barışı sağlamak olduğunu söyledi. Özel, ''Ne deniz yolculuğu ne de hava yolculuğu yapmıştır. Onlara da ne bir af getiriyor'' diye konuştu.

BDP'li Bozlak ise 8 milletvekillinin hala tutuklu olduğunu ifade etti.

Düşünce ve ifade özgürlüğü kapsamında birçok insanın da hala cezaevlerinde tutuklu olduğunu kaydeden Bozlak, tasarının bu haliyle toplumsal sorunlara çözüm üretmekten uzak olduğunu söyledi.

Komisyon Başkanı Ahmet İyimaya'nın, konuşmalardan sonra, tasarının alt komisyona gönderilmesini oylayacağını açıklamasının ardından, alt komisyonda yer alacak üye sayılarıyla ilgili tartışma yaşandı. BDP'nin alt komisyonda üyesinin bulunmayacağının söylenmesi üzerine BDP'li Bozlak, bu duruma itiraz etti.Tartışmaların ardından tasarı alt komisyona gönderildi.

Adalet Bakanı Sadullah Ergin, TBMM Adalet Komisyonu'nda, kamuoyunda İnsan Hakları ve İfade Özgürlüğü Bağlamında Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile ilgili milletvekillerinin eleştirilerini yanıtladı.

Bakan Ergin, çalışmanın, bugün gündemde bulunan ve kimilerine göre ''görüşme süreci'', kimilerine göre ''çözüm süreci'' diye ifade edilen süreçten çok daha önce, 2011 yılında başladığını belirtti.

Avrupa Konseyi ile 2011 yılı Kasım ayında yapılan çalışmalardan sonra kurulan Daimi Komisyon'un iki ürününün ortaya çıktığını söyleyen Ergin, bunlardan birinin 4. Yargı Paketi'nde yer alan maddeler, diğerinin de İnsan Hakları Eylem Planı hazırlanması olduğunu kaydetti. Ergin, İnsan Hakları Eylem Planı'nın da hazırlandığını ve Bakanlar Kurulu'nda görüşüldükten sonra yakın tarihte kamuoyu ile paylaşılacağını bildirdi.

Paketteki maddeler belirlenirken Türkiye'nin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nde (AİHM) aldığı ihlal kararlarının masanın üzerine konulduğunu ve konu başlıklarına göre, kategorik olarak tasnif edildiğini kaydeden Ergin, ''Hangi konuda Türkiye ne kadar ihlal almışız buna baktık ve en çok ihlal aldığımız konulardan başlamak üzere ihlallerin mevzuattan kaynaklı olanlarını gidermek adına bir metin ortaya çıkarılmıştır'' diye konuştu.

Yürürlük maddeleri hariç 20 maddeden oluşan metinde, her maddenin altına, AİHM'in ihlal kararı ve gerekçesinin yazıldığını anlatan Ergin, ''Tek tek 20 madde için AİHM'in mesajı buraya alınmıştır. 2011 Kasım'ından bu yana başlatılmış bir çalışma ve o çalışmanın sonucu olarak huzurlarınıza gelmiş bir metindir'' dedi.

''Düşüncelere saygı duyarız''

Tasarıya ilişkin Komisyon'da, ''içi boş'', ''hiç bir şey yok'', ''görüşsek ne olur görüşmesek ne olur'' şeklinde eleştiriler geldiğini belirten Ergin, Türkiye'nin, Avrupa Konseyi'nin kurucu üyesi olduğunu ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin altına imza koyduğunu ve AİHM'in yargılama yetkisini kabul ettiğini hatırlattı. Bakan Ergin, tüm bunların sonucu olarak AİHM'in, Türkiye'den yapılan başvuruları kabul ettiğini ve Türkiye'nin sayı itibariyle AİHM'de en çok ihlal alan ülke olduğunu söyledi. Ergin, şunları kaydetti:

''Kilimin altına süpürülmüş şeyleri silkeleyip masanın üzerine koyduk. Geçmişten bu yana 1959'dan bu yana günümüze kadar Türkiye aleyhine verilmiş kararları masanın üzerine koyarak bunlarla yüzleşmeyi göze aldık ve bu yüzleşmede ortaya çıkacak sonuca göre tedbirleri geliştirelim istedik. Bu '20 maddede hiç bir şey yoktur' demek, hakça bir tutum değildir. Tasarıyı eleştirebilirsiniz ama her maddenin altında hangi ihlali karşılamak üzere bu düzenlemeleri yaptığımız dile getirilmiştir. Çok önemli adımlar içermektedir, beklentilerin belli kısmını karşılamadığına dair düşüncelerinize saygı duyarız. Bunlar komisyon aşamasında, çalışmalarında ilave katkı sunulur, bunlar görülecektir.''

''Böyle bir mantığı kabul etmek mümkün değil''

Tasarının, ihlalleri ''sadece sayısal anlamda, nicelik olarak azaltmaya çalıştığı'' şeklinde eleştiri geldiğini söyleyen Ergin, şöyle devam etti:

''Almış olduğumuz ihlallerin nicelik olarak azaltılması, ihlal kararlarının çıkmayacak ya da daha az çıkacak olması, Türkiye'deki standartları yükseltmek anlamına gelmiyor mu? AİHS'deki haklardan daha az ihlal alan bir Türkiye, daha iyi aşamaya gelmiş olmayacak mı? 'AİHM'den hiç bir ihlal gelmiyor ama Türkiye'de haklar ihlal ediliyor' Böyle bir mantığı kabul etmek mümkün mü? Tasarıyla getirilen düzenlemeleri, 'boş, hiç bir şey getirmiyor' diye eleştirip, bir yandan da 'terör örgütünü legalize etmeye çalışıyorsunuz' eleştirilerini son derece yadırgadığımı ifade etmek istiyorum.''

Tasarıda, terör suçlarıyla ilgili, Terörle Mücadele Kanunu, Türk Ceza Kanunu ve ilgili diğer düzenlemelerin altında AİHM'in hangi kararına göre hazırlandığının görüleceğini anlatan Ergin, Türkiye'nin, AİHM'de ifade özgürlüğü alanında ihlal alan ülkeler sıralamasında ilk sırada olduğunu belirtti.

Türkiye'nin, kendisini izleyen 20 ülkenin aldığı toplam ihlal sayısından daha fazla ihlal kararı aldığını söyleyen Ergin, ''Elbette ki buna dönük tedbir alacağız, en çok ihlal aldığımız konudan başlıyoruz. Buna biraz daha ağırlıklı yer verdik. Bizim tasarımızın amacı bellidir'' diye konuştu.

Terör örgütünün elindeki kamu görevlilerinin serbest bırakılması konusunda milletvekillerinden gelen eleştirilere katılmadığını da ifade eden Ergin, şunları kaydetti:

''Çözüm sürecine ilişkin olarak bu ülkede yeterince kan ve göz yaşı aktı. İmkan varsa kan ve gözyaşını durduracak her türlü önlemi alma görev vardır, siyasi iktidarın, siyaset kurumunun, sivil toplum kuruluşlarının ve kamuoyunun. Bu sürecin olumlu ve sağlıklı ilerlemesine katkı sunacakları, bu katkıyı sunmaya davet etmek istiyorum. Geçmişte yaşadığımız acı tecrübeleri, tekrar tekrar, patinaj çekercesine önümüzdeki 30-40-50 yıl daha yaşamanın, bu ülkeye, bu ülkede yaşayan insanımıza ne katkısı olacaktır.''

Sorular

Toplantının ardından gazetecilerin, terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan'ın çözüm sürecine ilişkin Nevruz'da video konferansla açıklama yapacağına ilişkin haberlerin hatırlatılması üzerine Bakan Ergin, asparagas haberlerle ilgili yorum bile yapmayacağını belirterek, ''Daha farklı bir şey söylemek istemiyorum ağır olur. Onun hak ettiği orijinal bir cevap var ama onu kullanmak istemiyorum'' dedi.

Ergin, İmralı'ya gidecek üçüncü heyetin belirlenip belirlenmediğiyle ilgili soru üzerine de ''Çok yakında öğreneceksiniz'' dedi.

Birden fazla dairesi bulunan büyük adliyelerdeki hukuk mahkemelerine gelen dosyaların dava konularına göre tevzi edilerek mahkemelerin uzmanlaşmasını amaçlayan Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı da alt komisyona gönderildi.




Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.