'Adaleti kendi mülkü haline getirdi!'


CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'dan, Adalet Bakanı ile Hakim ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) arasındaki yazışmaları açıklamasını isteyerek, ''Eğer yüreği, cesareti, topluma saygısı varsa, o yazışmaları kamuoyuna açıklar'' dedi.

Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM Grubunda yaptığı konuşmada, Türkiye'de yargının kalbinin neden durduğu, HSYK üyelerinin neden istifa ettiğinin sorulması gerektiğini söyledi. Kılıçdaroğlu, demokrasilerde en etkili karşı çıkış yöntemlerinden ve en saygın kurumlardan birinin istifa olduğunu ifade etti.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın bugünkü grup konuşmasında HSYK üyelerinin istifasına yönelik, ''geç kaldılar'' şeklindeki değerlendirmesine değinen Kılıçdaroğlu, ''Bir Başbakan'a yakışıyor mu?'' diye sordu. Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Niçin zamanında istifa etmediklerini söylüyor? Hani yasama, yürütme, yargı diye güçler ayrılığı vardı? Demokrasiden nasibini almamış bir Başbakan'ın söylemidir bu. 'Elinizi kolunuzu bağlayan mı vardı' diyor. Bu da hukuk bilmemezliğin söylemidir. Sayın Başbakan bilmiyor mu bakan ve müsteşarı katılmadığında kurul karar alamıyor? Hem hukuku hem yasayı bilmeyeceksin hem de dilin uzun olacak, halkı aldatacaksın. Hukuk bilmiyorsan, yasa bilmiyorsan, konuşma. Ama ikisini de bilmeyeceksin, konuşacaksın. Bu sadece ve sadece cehaletin eseridir.

Sayın Başbakan'a şunu söylüyoruz: HSYK ile Adalet Bakanı arasında yapılan yazışmaları açıklamasını isteriz. Bürokrasi ellerinde, Adalet Bakanı orada, devletin arşivi orada. Niçin istifa ettiklerini herhalde orada okuyabiliriz. Eğer yüreği, cesareti, topluma saygısı varsa, o yazışmaları kamuoyuna açıklar.''

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, hükümetin İşsizlik Sigortası Fonu'nda biriken parayı nereye kullandığının belli olmadığını ileri sürerek ''(Doğu ve Güneydoğu'ya yatırım yapacağız) diye parlamentodan izin alıp 2 milyar 680 milyon lirayı nereye harcadınız? Doğu ve Güneydoğu'nun neresine yatırım yapıldı, hangi fabrikayı açtılar? Nereye gitti bu para?'' dedi

Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada gündemdeki konulara ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Kılıçdaroğlu, konuşmasına başlamadan önce CHP'ye katılan Yozgat'ın Sorgun İlçesi Bahadın Belde Belediye Başkanı Dilaver Özcan ve belediye meclisi üyelerini kürsüye davet ederek, katılımlarından dolayı teşekkür etti. Özcan da yaptığı kısa konuşmada CHP'ye katılmaktan mutluluk duyduğunu ifade etti.

Konuşmasında Isparta Süleyman Demirel Üniversitesinin dün yapılan akademik yıl açılış törenine katıldığını hatırlatan Kılıçdaroğlu, üniversitelerin bir kentin yaşamında ne kadar büyük bir öneme sahip olduğunu bir kez daha gözlemleme şansı bulduğunu aktardı. Üniversitelerin ülkelerin sesi olduğunu, çağdaşlığı ve özgürlüğü getirdiğini herkesin kabul etmesi gerektiğini vurgulayan Kılıçdaroğlu, gençlerden ülkelerine bir katkıda bulunmak istiyorlarsa okul sıralarından itibaren soru sormalarını ve yaşananları sorgulamalarını istediğini söyledi.

Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:
''Hayatı sorgulayacaksınız ki niçin yurt sorunu bu ülkede hala çözümlenememiştir? Hayatı sorgulayacaksınız ki bilimin önündeki engeller nelerdir ve bu engelleri getirenler kimlerdir? Hayatı sorgulayacaksınız ki neden üniversiteler özerk değildir? Neden bilimsel, yönetsel, mali özerkliği yok? Özerkliği olmayan bir üniversitenin geleceğe güvenle bakan bir ülkeyi inşa eden temel taşlarından birisinin eksik olduğunu hepimizin kabul etmesi gerekir. Sorgulayacaksınız ki neden daha düne kadar YÖK'ü yerden yere vuranlar bugün YÖK'ün arkasına sığınmış ve YÖK'ü ellerinde bir sopa gibi üniversitelerin üzerinde kullanıyorlar. Bunu sağlıklı sorgulama ile öğrenebiliriz. Ve yine sağlıklı sorgulayacağız ki '12 Eylül darbesi' deyip, '12 Eylülcülerden hesap soracağız' deyip yargıyı ele geçirenlerin bugün yargıyı hangi noktaya getirdiklerini sorgulayabilelim. En masum talep 'parasız eğitim istiyoruz' diyenlerin ağızları kapatılarak salondan dışarı atılmalarının gerekçesini ancak sağlıklı sorgulama ile öğrenebiliriz.''

"KORKMAYIN, ÇEKİNMEYİN..."
Eskişehir Osmangazi Üniversitesi'nden bir öğrencinin kendisine ''Ben 60 kişilik bir koğuşta yatıyorum üniversiteyi okumak için'' dediğini aktaran Kılıçdaroğlu, ''Acaba bunu Sayın Başbakan, Sayın Milli Eğitim Bakanı biliyor mu? Bizim öğrenci olarak okuduğumuz yıllarda dahi 60 kişilik yurt koğuşu yoktu. Türkiye'nin geldiği noktaya bakınız. Sayın Başbakan'a göre Türkiye kalkınıyor, çağ atlıyor, Türkiye'de müthiş değişiklikler oluyor. Sayın Başbakan senin sayende öğrenciler artık 60 kişilik koğuşta kalıyor. Bu mudur Türkiye'yi çağdaşlaştırmak?'' diye konuştu.

Gençlere ''korkmayın, çekinmeyin, özgür olun, düşüncelerinizi özgürce dile getirin'' diye seslenen Kılıçdaroğlu, CHP'nin her zaman gençlerin arkasında olacağını söyledi. ''Hiç kimse bu ülkede sahipsiz kalmayacak, başta gençler'' diyen Kılıçdaroğlu, gençleri kucaklayacaklarını ve sorunlarına çözüm bulacaklarını bildirdi. Kılıçdaroğlu gençlere yıllarca baskı yapıldığını ve ülke sorunlarından uzak tutulmaya çalışıldığını ileri sürerek, bugün ise gençlerin daha duyarlı hale geldiğini savundu.

Kılıçdaroğlu, gençlerin en önemli sorunlarından birinin işsizlik olduğunu, hükümetin ise bu soruna duyarsız kaldığını ifade ederek, ''Her 5 gençten birinin işsiz olduğu bir Türkiye'de yaşıyoruz. Acaba bu iktidar 8 yıldır işsizlik konusunda ne yaptı?'' diye sordu. Hükümetin İşsizlik Sigortası Fonu'ndaki paraları başka yerlerde kullandığını da iddia eden Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

''Parlamentoya getirirken de 'biz Doğu ve Güneydoğu'ya yatırım yapacağız, onun için bu paraları istiyoruz' dedi. Ama sonra kazın ayağının öyle olmadığı ortaya çıktı. Parlamentoyu da kandırdılar. Yanlış bilgi verdiler. Getirdikleri yasaların gerekçesi de yanlıştı. O paraları götürdüler başka yerlerde kullandılar. Merak ediyorum, 'Doğu ve Güneydoğu'ya yatırım yapacağız' diye parlamentodan izin alıp 2 milyar 680 milyon lirayı nereye harcadınız? Doğu ve Güneydoğu'nun neresine yatırım yapıldı, hangi fabrikayı açtılar? Nereye gitti bu para?''

"VİCDANI OLAN BU TABLOYU GÖRMEZLİKTEN GELEMEZ"
Konuşmasında kendilerine ulaşan bir mektubu da okuyan Kılıçdaroğlu, mektubu yazan kişinin sözleşmeli sınıf öğretmeni olarak çalışırken kan kanserine yakalandığını ve tedavisi sırasında 30 günden fazla rapor kullandığı için sözleşmesinin feshedildiğini aktardı. Sekiz kişilik bir aileye bakmakla yükümlü ve maaşı kesileceği için tedavisine devam edemeyecek olan bu kişinin yaşadığı dramın Türkiye'nin içinde bulunduğu koşulları gösterdiğini ifade eden Kılıçdaroğlu, ''Başımızın üstünde taşımamız gereken bir öğretmene bu tabloyu nasıl reva görebiliriz. Bunu yapan iktidar acaba bunları duyuyor mu? Vicdanı olan yüreğinde bir parça insan sevgisi olan bir siyasal yapı tabloyu nasıl görmezlikten gelebilir?'' diye konuştu.

Bu durumun sosyal devletin önemini bir kez daha gözler önüne serdiğini vurgulayan Kılıçdaroğlu, milletvekillerinden her yerde ve ortamda sosyal devletin ne olduğunu anlatmalarını istedi.

Kılıçdaroğlu, ''Bu tablo sosyal devlet tablosu değildir, sosyal hukuk devleti olmadığımızın kanıtıdır. Bir öğretmeni ölüme mahkum etmek... Sözleşme... Böyle sözleşmeyi kim yapıyor, Türkiye Cumhuriyeti'nin Milli Eğitim Bakanlığı yapıyor. Bu tablo bizim yüreğimizde asılıdır. Bu kardeşimiz merak etmesin, biz sahip çıkacağız Ama bizim isteğimiz bir siyasal partinin ötesinde sosyal devlet dediğimiz kurumun sahip çıkmasıdır. Eğer kurum sahip çıkarsa, sosyal devlet işlevini yerine getirirse bu ülkede hak aramanın ne demek olduğunu hep beraber öğrenmiş oluruz. Bu tablo bizim açımızdan bir utanç tablosudur'' şeklinde konuştu.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, ''Sayın Başbakan, 'Adalet mülkün temelidir' sözündeki mülkü kendi mülkü anlıyor. Kendi mülkü haline getirdiği adalet, bugün Türkiye'de ne sonuçlar doğuruyor'' dedi.

Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM Grubunda, yargıda yaşanan gelişmeleri değerlendirdi.
Yargıç kürsüsünün arkasında ''Adalet mülkün temelidir'' sözünün yazılı olduğunu, ''mülkün'' devlet anlamına geldiğini belirten Kılıçdaroğlu, ''Öyle anlaşılıyor ki oradaki mülk sözcüğünü Sayın Başbakan kendi mülkü anlıyor. 'Benim mülkümdür' diyor. Kendi mülkü haline getirdiği adalet, bugün Türkiye'de ne sonuçlar doğuruyor'' dedi.

Kılıçdaroğlu, tutuklu sayısının mahkum sayısından fazla olduğunu belirterek, tutukluluğun uzun sürmesinin infaza dönüştüğünü dile getirdi. CHP lideri, ''Nasıl bir adalet, hukuk sistemidir ki yargıçların, savcıların telefonları yasa dışı dinlenir, yasa dışı dinlenen bu telefonları Sayın Başbakan kürsülere çıkıp konuşma malzemesi yapar, Sayın Başbakan'ın konuşmaları yasa dışı dinlendiğinde onları yayınlayanlar, kendilerini ertesi gün Silivri'de hapishanede bulurlar, kişilerin özel yaşamlarıyla ilgili hiçbir şey gizli kalmaz? Onlar bir şekilde iktidara düzenli olarak servis edilir'' diye konuştu.

Kişilerin dokunulmazlığının bulunmadığını öne süren Kılıçdaroğlu, sözlerini, ''Bu mu demokrasi, hukuk devleti? Eğer Türkiye'de eksen kayması tartışması başlayacaksa, o eksen kayması tartışması yargı süreciyle başlayacaktır. Yargı bizim belki de kontrol edemeyeceğimiz, belki de sağlıklı bakıp da olgunlaştıramayacağımız birilerinin güdümünde farklı bir sürecin içine çekilecektir'' diye sürdürdü.

"HUKUKTA, DEMOKRASİDE, AHLAKTA YERİ YOK"
Siyasal partilerde kadın, gençlik, esnaf gibi değişik kolların bulunduğuna işaret eden Kılıçdaroğlu, ''Herhalde anayasa değişikliğinden sonra AKP'nin de bir yargı kolları olacak, kadın ve gençlik kollarından sonra'' görüşünü savundu.

Bunun ağır bir suçlama olacağının söylenebileceğini belirten Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Ağır bir suçlama değil. İki somut örnek var: Anayasa Mahkemesine üye seçeceksiniz, önce üyeyi 'Şu kişi olsun' diye belirliyorsunuz. O kişinin koşulları uymuyorsa, o kişinin koşullarına uygun alan yaratıyor iktidar. Bir kişiyi buldular, üst düzey bürokraside çalışmadığı için Denizcilik Müsteşarlığında Müsteşar Yardımcısı koltuğunu verdiler. 1 ay görev yaptıktan sonra Anayasa Mahkemesi üyeliğine taşıdılar. İkinci örnek TBMM Genel Kurulu'nda yaşandı. Bir üye buluyorlar yine, koşulları tutmuyor, yaşı 45'i bulmuyor. Hazırladıkları anayasa değişikliğinin ne kadar sorunlarla dolu olduğunu o Genel Kurulda herkes gördü. İlahi adalete bakın, seçim yapılıyor ikinci turda iki üye birer oy alıyor. Şimdi kim üçüncü tura kalacak? MHP'li Meclis Başkanvekili ayrılıyor kürsüden yerine AKP'li Meclis Başkanvekili geliyor, olayı kendi bildiği şekilde çözüyor. Siz buna demokrasi, hukuk diyorsunuz değil mi? Bunun ne hukuk ne demokrasi ne de ahlakta yeri yoktur. AKP'nin Türkiye'yi getirdiği nokta budur.''

"CUMHURBAŞKANI'NA GÖREV DÜŞÜYOR"
Bu süreçte Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'e büyük görev düştüğünü vurgulayan CHP lideri, Gül'ün, Türkiye'nin, 70 milyonun cumhurbaşkanı olmak istiyorsa, herkesin duyarlılığını dikkate alması gerektiğini söyledi.

Kılıçdaroğlu, hülleyle Anayasa Mahkemesine üye tayin etmenin, hiç kimseye yakışmayacağını dile getirerek, sözlerini, ''O Anayasa Mahkemesi, eğer anayasayla ilgili karar verecekse, anayasaya aykırılıkları saptayacaksa, temel görevlerden birisi Cumhurbaşkanı'na düşmekte. Sayın Cumhurbaşkanı, Anayasa Mahkemesine üye atarken, toplumun ama herkesimin duyarlılıklarını dikkate almak zorundadır. Adaletin kantarı bozulursa, o kantar bir gün gelir o adaleti bozanları da tartar. Adalet mülkün temeliyse, adalet kamunun vicdanıdır. Yapılan işlemlerden kamu vicdanı rahatsızsa orada adalet yoktur'' diye tamamladı.

AA

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.