Adaleti yok sayacağız
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM Grup toplantısında yaptığı konuşmada Türkiye'nin siyasi tarihinde yolsuzlukların üzerine örtmenin bulunmadığını, gerekli mücadelenin her zaman verildiğini söyledi.

HSYK ile ilgili düzenlemeye değinen Kılıçdaroğlu, "Genel Kurul'da görüşülecek olan teklif yasalaşırsa, devletin bir ayağı yok olmuş olacak. Adalet artık yok, adaleti yok sayacağız artık. Adalet aramak için şuna buna gitmeye de gerek yok. Adalet kavramı, Allah rahmet eylesin diyeceğiz, bitmiştir. Oysa adalet devletin temelidir. Adalet, kamu vicdanıdır. Adaleti yok ettiğiniz zaman devleti yok edersiniz" değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye'nin iyi bir noktada olmadığını, demokrasisinin kan kaybettiğini ifade eden Kılıçdaroğlu, adaletin ayaklar altına alınmasının toplumda çürümeye zemin hazırlamak anlamına geldiğini söyledi.

Kılıçdaroğlu, "Namuslu insanlar suçlu konumuna gelecek, hırsızlar el üstünde tutulacak. Böyle bir kültürü oluşturursunuz. Bu Türkiye Cumhuriyeti'nin dünyadan kopması demektir. Hiçbir ülkenin yasasında 'rüşvet, yolsuzluk suç değildir' diye bir hüküm yoktur, Bu gerçeği bilerek parlamentoda oturup karar vermemiz gerekiyor" ifadelerini kullandı.

"Evlatlıktan reddetmeni istemiyoruz"

Yolsuzlukların üzerine iktidar muhalefet ayrımı olmaksızın parlamentonun tüm üyelerinin kararlılıkla gitmesi gerektiğine işaret eden Kılıçdaroğlu, siyasi partilerin devlet olmadığını, sadece devleti yönetmek için halktan yetki aldığını vurguladı. Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

"İlk kez AKP kendisini devlet olarak görmeye başladı. 'Her şeyi ben yaparım, her şeyi ben bilirim' diyor. 'Adaleti de ben dağıtırım' diyor. 'Hele benim oğluma asla dokunamazsın' diyor.  Sokaktaki vatandaş düşünüyor, 'benim oğlumla başbakanın oğlu arasında ne fark var?' diye. 'Benim oğluma uygulanacak olan yasalar onun oğluna neden uygulanmıyor?' Milletvekili olsa hadi deriz dokunulmazlığı var. Aile boyu fiili dokunulmazlık getirdiler. 'Dokunamazsınız benim çocuğuma' diyor. 'Gidip ifade vermeyecek benim çocuğum' diyor. Ve geçen gün diyor ki 'çok açık, net söylüyorum; benim evlatlarımdan bir tanesi böyle bir yolsuzluğa karışsın bir saniye yanımda tutmam, evlatlıktan reddederim'. Evlatlıktan reddetmeni istemiyoruz, çünkü rüşvet ve yolsuzluğa bulaşanlar evlatlıktan reddedilir diye bir ceza yoktur. O ayrı bir şey. Ama sen kendini devletin yerine koyuyorsun, 'oğlumu ben yargılarım' diyorsun. Senin oğlunun rüşvet ve yolsuzluğa bulaşıp bulaşmadığına sen karar veremezsin. Bağımsız mahkemeler karar verir. Sen oğlunu onların önüne göndermiyorsan, onun için ben sana baş çalan diyorum. Sen baş çalansın."

"Bunu örtecek bez yok"

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:
"AKP milletvekillerine sesleniyorum, sizin Genel Başkanı'nız size yalan söylüyor. Çağdaş bir anayasadan yanayız. Biz samimiyiz onlar samimi değiller. Onların samimi olmadığını CHP milletvekilleri çok iyi biliyor. Söz verip komisyonlarda bazı maddeleri geri çekiyorlar, 'bir daha geri getirmeyeceğiz' diyorlar, Genel Kurul'da bu sözden dönüp, aynı maddeyi getiriyorlar. Bu bir AKP klasiği. 'Bu yolsuzluklardan kurtulmamız için bir şey yapmamız gerekiyor, tek yol devleti, sistemi çökertmek...' HSYK teklifinin parlamentoya geliş nedeni bu, mahkemeleri Adalet Bakanı'na bağlamak. Bu olaylar, çok büyük, bu olaylar kapanmaz.
HSYK yasası da çıksa bu olay kapatılmaz. Olay büyük, neresini örteceksiniz, bunu örtecek bez yok. Bizzat Başbakan, bu olayların içinde, baş aktör. Başbakan değil baş yalan. Bunu da her ortamda ispat etmek mümkün.

AKP milletvekillerine sesleniyorum, yasama organı adına siz değil Başbakan konuşuyor, sizi kendi yolsuzluğuna alet ediyor farkında mısınız? Torba yasa getiriyorlar, bunların içinde mutlaka yolsuzluğa yönelik madde var. Hala el kaldırıyorsunuz. Çocuklarınıza hesap vereceksiniz. Bu yolsuzluk dosyalarını aklama konusunda duyarlı olun.

HSYK teklifi görüşülecek. Ya devletin dibine dinamit koyacaksınız ya bu ülke aydınlığa kavuşmuş olacak. Adalet Bakanı'na mahkemeleri bağlıyorsunuz, Anayasa Mahkemesi'ni de kalkıp Başbakan'a bağlayın. Aynı şey. Böyle bir şey olabilir mi?"

Kemal Kılıçdaroğlu, "Bu ülke din iman edebiyatıyla nasıl bu hale geldi? Dikta rejimlerinde ve dinin siyasete alet edildiği rejimlerde yolsuzluk pik yapar. Bunun en bariz örneği Türkiye Cumhuriyeti'dir" diye konuştu.

"MİT'in operasyonel görevi yoktur"

Kılıçdaroğlu, Adana'da durdurularak aranan 3 TIR'a ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
TIR'larda insani yardım malzemesi var ise bunların saklanmasına gerek olmadığını belirten Kılıçdaroğlu, "Ama olay o olay değil. TIR'lar silah yüklü, mühimmat yüklü" dedi.

Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:
"MİT'in operasyonel görevi yoktur. İstihbaratı toplar, ilgili kuruma verir, ilgili kurum gider onu yakalar getirir. Şimdi TIR.. 'Benden habersiz aranamaz' diyor. Diyelim sen eroin kaçakçısısın, üç de MİT'çi buldun, TIR'ı yükledin, 'eroini oraya götürün kardeşim'... Senden izin isteyecekler, 'arayamazsınız, istihbaratın işidir'. Böyle bir saçmalık olur mu? "

"Adalet Bakanı'na sesleniyorum; sen o müsteşarı yerinde tutacak mısın?"

Yolsuzlukla mücadelenin herkesin namus borcu olduğunu ifade eden Kılıçdaroğlu, İzmir'de çıkar amaçlı suç örgütü kurmak, yönetmek, üye olmak, rüşvet, ihaleye fesat karıştırmak, irtikap ve nitelikli dolandırıcılık iddialarıyla açılan bir soruşturmaya değindi.

Belgelerin ve delillerin toplanarak bilirkişiye gönderildiğini, bilirkişinin raporunun ardından savcılığın 6 Ocak 2014 tarihinde yetkili mahkemeden karar alarak arama yapılacak yerleri belirlediğini, şüphelilerin de yakalan istendiğini anlatan Kılıçdaroğlu, aynı tarihte bu mahkeme kararının gereği yapılmak üzere emniyete gönderildiğini söyledi. Başsavcının konuya ilişkin tutanağını okuyan Kılıçdaroğlu, tutanakta, mahkeme tarafından verilen kararların mesai sonrasına kaldığı, emniyete icra için gönderilmesinden sonra saat 19.38'de evinde olduğu sırada Adalet Bakanlığı müsteşarlık makamından telefonla arandığının ve Müsteşar Kenan İpek'in kendisiyle görüşmek istediğinin yer aldığını söyledi.

İpek'in yürütülen soruşturmayı sorarak, durdurulmasını ve ilgili cumhuriyet savcısının değiştirilmesini istediği, aynı gün akşam saatlerinde bir kez daha arayarak aynı taleplerde bulunduğu, yapılmazsa sonuçlarına katlanırsınız dediği iddialarını tutanaktan okuyan Kılıçdaroğlu, tutanağın son bölümünde "Cumhuriyet Başsavcılığımızca yapılan bu işlemlerde hukuka aykırı bir işlem görmediğimden bu talepleri yerine getirmedim" ifadesinin yer aldığını söyledi.

Kılıçdaroğlu, tutanağı basın mensuplarına göstererek, şunları söyledi:
"Adalet Bakanı'na sesleniyorum; sen o müsteşarı yerinde tutacak mısın? Yerinde tutuyorsan, o işin sorumlusu sensin. Zaten bir müsteşar bakandan talimat almadan böyle bir konuşma yapmaz, mümkün değil.  Şimdi HSYK'nın kanun teklifi görüşülüyor. O geçerse bunların tamamı gerçek olacak. Bir talimatla yargı şekillendirilmiş olacak.  Onlar da ellerini vicdanlarına koyup kararlarını versinler."




Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Misafir 3 yıl önce

hsyk için "yargının beyni" diyen bu adamın hala insan önüne çıkıp konuşması ne kadar ilginç..