AK Parti'nin belediye başkan adayları
İŞTE İL İL LİSTE

Ankara Büyükşehir Belediye Başkan adayı: Melih Gökçek

AK Parti Gümüşhane Belediye Başkan adayı: Ercan Çimen

Bartın Belediye Başkan adayı: Seyfettin Kalay

Kırşehir Belediye Başkan adayı: Yaşar Bahçeci

Amasya Belediye Başkan adayı: Cafer Özdemir

Afyonkarahisar Belediye Başkan adayı: Burhanettin Çoban

Kahramanmaraş Büyükşehir Belediye Başkan adayı: Fatih Mehmet Erkoç

Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkan adayı: Harun Karacan

Kayseri Büyükşehir Belediye Başkan adayı: Mehmet Özhaseki

Konya Büyükşehir Belediye Başklan adayı: Tahir Akyürek

İşte Erdoğan'ın grup toplantısındaki konuşması

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, çözüm süreciyle ilgili 'bir taraftan alıp, diğer tarafa vererek değil, meseleyi adalet terazisinde çözerek, tartarak bir neticeye ulaştırdıklarını' söyledi. Erdoğan, "Anayasa bize ne sınır çiziyorsa o sınırın içindeyiz. Kanunlar ne sınır çiziyorsa o sınırın içindeyiz. Meşruiyet dairesinin içindeyiz ve vicdanımızla her an baş başayız. Eğer bu milletin başını öne eğdirecek bir girişim olursa bunun karşısında ilk duracak olan önce şahsımdır, arkadaşlarımdır, AK Parti'dir ve AK Parti Hükümeti'dir. Kimse bize milliyetçilik, vatanseverlik dersi vermesin. Bu dersi almak isteyen varsa bizim 11 yılımıza baksın." dedi.

 Bütün öğretmenlerin Öğretmenler Günü'nü kutlayan Erdoğan, medeniyet ve tarihlerinin, ilme, öğrenmeye ve öğretmeye verdiği değer mucibince öğretmenlerini yılda bir hatırlayan değil, öğretmenini adeta ailenin ferdi olarak gören bir toplum olduklarını belirtti. Erdoğan, 11 yıl boyunca eğitimi en öncelikli gündem maddesi yaparken, eğitimin vazgeçilmez unsuru olan öğretmenleri de hep baş tacı yaptıklarını kaydetti.

"ÇÖZÜM SÜRECİNİ SÜRPRİZ POLİTİKALARLA İLERLETEN PARTİ DEĞİLİZ"

Diyarbakır'daki tarihi buluşmanın ardından Türkiye'deki normalleşmeden rahatsız olanların, çeşitli iftiralarla, ithamlarla, hakaretlerle hem süreci hem de zihinleri bulandırmak için yeniden bir gayretin içine girdiklerini savunan Erdoğan, "Geçmişte defalarca yaptıkları gibi bizim doğuda söylediklerimizi batıda, kuzeyde, güneyde söyleyemeyeceğimizi iddia ettiler. Geçmişte başta Trabzon olmak üzere her ilimiz bu iftiraya anında cevap verdi. Hafta sonu da Trabzon, aynı şekilde bizi kucaklayarak, bizi bağrına basarak samimiyetimiz karşısında muhabbetini açık şekilde dile getirdi. Biz, çözüm sürecini sürpriz politikalarla ilerleten bir parti, böyle bir hükümet değiliz." şeklinde konuştu.

2001'de parti programlarında bu meseleyi çok açık, çok net şekilde ortaya koyduklarını dile getiren Erdoğan, 2001'den itibaren her vesileyle, her fırsatta meseleyle ilgili görüşlerini, politikalarını, çözüm önerilerini, yol haritalarını milletle paylaştıklarını kaydetti. "Girdiğimiz her seçim, yaptıklarımızı teyit edecek kadar çok açık, net bir olay anlamına geliyor." diyen Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: "Aziz milletimiz her seçimde oylarımızı artırarak, bize daha fazla destek vererek, bize inandığını, güvendiğini, yaptıklarımızı beğendiği kadar, yapacaklarımıza yetki verdiğini sandıkta ifade etti. Eğer milletimiz bizim yanlış yolda ilerlediğimizi düşünseydi 2007'de bizi yüzde 47 ile tekrar göreve getirmezdi. Eğer milletimiz politikalarımızı yanlış bulsaydı, bize karşı güven bunalımında olsaydı 2010 halk oylamasında, 2011 seçimlerinde bize daha güçlü destek vermezdi. Millet bizim ne yaptığımızı, ne yapmaya çalıştığımızı, nasıl bir samimiyet içinde olduğumuzu çok ama çok net görüyor."

"CHP VE MHP'NİN EKTİKLERİ NİFAK TOHUMLARI"

Kimsenin kendilerine 'bölen, parçalayan, ayrıştıran' deme hakkına da, haddine de sahip olmadığını kaydeden Erdoğan, iftiraların, ithamların sadece hakaret değil aynı zamanda hezeyan, acziyet ve zavallılığın ifadesi olduğunu söyledi. Erdoğan, şöyle konuştu: "Hiç kimse kusura bakmasın, biz CHP ve MHP'nin bu ülkeye on yıllar boyunca ektikleri nifak tohumlarını temizlemenin mücadelesi içindeyiz. Onların bozduklarını tamir ediyor, onların yıktıklarını yeniden ve daha sağlam yapıyoruz. Onların inkar ettiklerini biz görüyor, onların reddettiklerini biz kabul ediyoruz. Onlar, on yıllar boyunca Türkiye'yi olağanüstü şartlara mahkum ederken, biz şimdi Türkiye'yi normalleştiriyor, özüyle, asli ruhuyla buluşturuyoruz."

Başbakan Erdoğan, herkesin elini vicdanına koyarak şu soruyu kendisine sorması gerektiğini dile getirdi: "On yıllar boyunca belli kelimeleri, belli kavramları, türküleri, sanatçıları, düşünceleri yok sayarak, inkar ederek, reddederek Türkiye, iyi bir şey yapmış olabilir mi? Türkiye, sanal korkularıyla yüzleşmekten kaçınarak iyi bir şey yapmış olabilir mi? Yok denildiğinde varlık asla yok olmaz. Siz istediğiniz kadar görmeyin, görmezden gelin, inkar edin; var olanı siz görmüyorsunuz diye yok olup gitmez. Siz sorunu arayıp bulmazsanız, derinden sinsice ilerler, fark edildiğinde de çoğu zaman iş işten geçmiş olur. Siz görmeseniz de inkar etseniz de o sorun toplum bünyesinde ilerler, bir gün ben buradayım diyerek ortaya çıkıverir. İşte Türkiye, on yıllar boyunca ne yazık ki bunları yaşadı. İnkar, sorun olarak ortadan kalkmadı. Ret, asimilasyon sorunu ortadan kalkmadı. Sümen altı yapmak, kilimin altına süpürmek, geçici önlemlerle, makyajla durumu idare etmek, sorunu yok etmedi. Sorun gizlice büyüdü, bünyeyi sardı ve çok farklı şekillerde tezahür etmeye başladı."

"MİLLETİN BAŞINI ÖNE EĞDİRECEK BİR GİRİŞİMİN ÖNÜNDE ÖNCE KENDİM DURURUM"

Yaşanan sorunlar için kendilerinden öncekilerin yaptığını yapıp, inkar edip, görmezden gelip, reddedebilecekken kendilerinin başka yolu seçtiğini belirten Erdoğan, "Biz de geçici çözümlere, makyaja, palyatif önlemlere sığınabilirdik. Ama biz bunu yapmayız, yapamayız. Çünkü bu ülke bizim. Bu ülkeden başka gidebilecek bir yerimiz yok. Bu sorun artık gizlenemez, saklanamaz. Durum böyle olduğuna göre biz pılımızı pırtımızı toplayıp gideceğimiz yer arayamayız. Bizim bu ülkeye olan sevdamız hiçbir partiyle, hiçbir grupla paylaşılabilecek gibi değildir. Biz bu meselenin üzerini örtersek, çocuklarımız, torunlarımız yüzleşecek. Bunu göremezsek halimiz ne olur. Bizim yaşadığımızı onlar neden yaşasın, bizim çektiğimiz çileyi onlar neden çeksin? Biz çektik onlar da çeksin mi diyeceğiz? Diyemeyiz. Geleceğe böyle bir kötü miras bırakmak istemiyoruz. Bu sözlerimi kimse farklı yerlere çekmesin. Bu meseleyi her ne pahasına olursa olsun çözme anlayışı içinde değiliz. Çözülsün de ne olursa olsun anlayışı içinde de değiliz. Biz sorunu, birliğimizi, bütünlüğümüzü, kardeşliğimizi muhafaza ederek çözüyoruz. Sorunu kırmadan, dökmeden, bir tarafı tamir ederken, diğer tarafı bozmadan böyle bir hassasiyetle çözüyoruz. Bir taraftan alıp, diğer tarafa vererek değil, meseleyi adalet terazisinde çözerek, tartarak inşallah bir neticeye ulaştırıyoruz. Anayasa bize ne sınır çiziyorsa o sınırın içindeyiz. Kanunlar ne sınır çiziyorsa o sınırın içindeyiz. Meşruiyet dairesinin içindeyiz ve vicdanımızla her an baş başayız. Eğer bu milletin başını öne eğdirecek bir girişim olursa bunun karşısında ilk duracak olan önce şahsımdır, arkadaşlarımdır, AK Parti'dir ve AK Parti Hükümeti'dir. Kimse bize milliyetçilik, vatanseverlik dersi vermesin. Bu dersi almak isteyen varsa bizim 11 yılımıza baksın. Biz her anlamda Türkiye Cumhuriyeti'nin itibarını artıran bir iktidarız. Türkiye Cumhuriyeti'nin bayrağı, pasaportu, parası bizim dönemimizde itibarına itibar katmış, var olduğu her yerde hürmet görmüş, daha fazla değer ifade etmiştir. Dünyanın her yerinde artık şu çok iyi biliniyor: Türkiye hakkı destekleyen bir ülkedir, haksızlığın karşısında da mertçe, yiğitçe, eğilmeden, bükülmeden durabilen bir ülkedir." diye kaydetti.

YENİ ANAYASA

Erdoğan yeni anayasa çalışmalarına da değindi. Yeni bir anayasanın Türkiye için ne tür bir ihtiyaç olduğunu hep dile getirdiklerini belirten Erdoğan, "Türkiye ilk sivil anayasasını 1921'de yapmıştır, bu anayasadan sonra ne yazık ki bu derece katılımcı bir anayasa yapılmamıştır. Biz tıpkı 1921'de olduğu gibi herkesin katkı verdiği, herkesin diline, inancına, kimliğine saygı duyan sivil bir anayasa yapma arzusundaydık. Darbeciler anayasa yapıyorsa, siviller de yapabilir diyerek sivil demokratik katılımcı anayasa yazabilir diye umutlu olduk. Anayasa uzlaşma komisyonu kurulurken bu iyi niyetimizi de ortaya koyduk. Partilerin milletvekili sayısını da bakmadık." diye kaydetti.

"MASADA OLSAN NE OLUR OLMASAN NE OLUR"

AK Parti olarak komisyon çalışmalarında hep iyi niyetli olduklarına dikkati çeken Erdoğan, "Biz bozan değil yapıcı olacağız. Biz sivillerin de anayasa yazabileceğini ifade ederken, muhalefet tam tersi istikamette yürüdü. 12 ayda bitirilmesi düşünülen bu çalışma 25 aya ulaştı. Hep orta sahada top çevirdik, bir netice yok. Bugüne kadar darbeleri alkışlamış partilerden sivil anayasa yazmalarını beklemek akıntıya kürek çekmekti. Statükocu bu partiler süreci tıkadılar. Şimdi çıkmış masadan kalkmayacağız diyorlar. Masada ne yaptınız ki? Masada olsanız ne olur olmasanız ne olur?" ifadelerini kullandı.

Meclis Başkanı'nın sonunda bu süreci sonlandırdığını belirten Erdoğan, "Şimdi kalkmış 'masadan kalkmayacağız' diyorlar. Masadayken bir çabanız yoksa masada olsanız ne olur? Sadece 60 madde üzerinde mutabakat sağlandı. 'Olumluysanız gelin beraber Meclis'ten çıkaralım' dedik. Muhalefetin Genel Başkanı 'varız' dedi. Akşam başka sabah başka. Olsa ne fayda olmasa ne fayda. Bir insan bir şeyi söylediği zaman bunun arkasında durur. Genel başkansan akşam söylediğine sahip çık. CHP her zaman ki gibi çark etti." eleştirilerinde bulundu.

Erdoğan, şunları ekledi: "Başkanı olmayan bir komisyon çalışması olabilir mi? Sen 220, karşı taraf 326. Buradan bir şey çıkar mı, çıkmaz. Bu aşamadan sonra istedikleri kadar masada otursunlar, onlar orada notları tutacak katip bile bulamazlar. Yeni bir anayasa yapılmasını en çok biz istedik. Komisyonu fesih noktasına getiren asla biz olmadık. Yeni bir anayasa hedefinden vazgeçmiş değiliz. Komisyondan sonuç çıkmasa da Türkiye'nin ihtiyacı olan yeni anayasa için farklı yolları denemeye, samimi şekilde çalışmaya devam edeceğiz."



Star

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.