\'ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİYLE SİVİL DARBE SÜRECİ SONUÇLANACAK\'

Baykal, getirilen Anayasa değişikliğinin gerçekleşmesi durumunda Cumhuriyetin, aynı Cumhuriyet olmaktan çıkacağını dile getirerek “Zaten bir süreden beri bu yaşanıyor, bunu görüyoruz. Bunu Silahlı Kuvvetler’le ilişkilerde görüyoruz. Diğer kurumlarda görüyoruz. Basın susturulmuş, korkutulmuş, hiçbir demokraside söz konusu olamayacak kadar korkunun tutsağı haline getirilmiş. Kimse yazamaz, çizemez, söyleyemez halde. Televizyonlar yıldırılmış. Üniversite, iş dünyası teslim alınmış. Şimdi yargıyı da alacaksınız. Eğer alırsanız bilin ki artık o bizim bildiğimiz Türkiye Cumhuriyeti olmaktan çıkmış demektir” diye konuştu.


CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, AKP’nin getirdiği Anayasa değişikliği taslağını değerlendirirken “Yargı bağımsızlığı, bu değişiklikle tahrip edilmektedir. Böylece bir süreden beri hepimizin bildiği sivil darbe süreci bu Anayasa değişikliğiyle sonuçlanmış olacaktır. Sivil darbe süreci bu Anayasa değişikliğiyle noktalanacaktır. Ve bu durum, bu şekliyle bu Anayasa değişikliği tasarısı eğer Türkiye’ye dayatılacak olursa tartışma götürmez bir biçimde siyasi hayatımızın temellerini sarsacak tartışmaları, hukuk ve meşruiyet tartışmalarını da beraberinde getirecektir” dedi.
Baykal, partisinin Meclis grup toplantısında AKP’nin dün açıkladığı Anayasa değişikliği teklifini değerlendirdi. Hükümet’in “ağzındaki baklayı çıkardığını” ifade eden Baykal, bu noktaya gelinmiş olması sürpriz olmadığını, kendilerinin bir süredir “AKP’nin niyetinin yargıyı ele geçirmek olduğunu, bu konuda harekete geçeceğini” ifade ettiklerini anımsattı. “Bu iktidarın Anayasamızın temel ilkeleriyle, temel anlayışıyla, Cumhuriyetin temel anlayışıyla uyumsuzluğu, sıkıntısı var” diyen Baykal, AKP’nin “Ben yönetmek üzere geldiğim iktidarı, devleti, Cumhuriyeti yeniden kendi zihniyetime göre yapılandırmak için devlet olanaklarını, gücünü de kullanarak bir fırsat olarak değerlendireceğim, devleti yeniden oluşturacağım” dediğini söyledi. Devletin yeniden oluşturulmasının bir parti işi olmadığını, ancak ülkenin tümünün bir parçası olduğu işbirliğiyle götürülecek meşru bir demokratik sürecin içinden çıkacağına dikkat çekti.
Türkiye’de şu anda halkın iktidardan “Anayasa Mahkemesi’ni HSYK’yı kendine göre şekillendirmesi, parti kapatma konusunu işlemez noktaya getirmesi” yönünde bir talebi olmadığını, AKP’nin göreve gelirken verdiği “işsizlik, yoksulluk bitecek” vaatlerine karşın işsizlik ve yoksulluğun bitmediğini, AKP’nin “yasaklar kalkacak” vaadine karşın Türkiye’nin bir “korku imparatorluğuna” dönüştüğünü dile getirdi.

-“YÜREĞİNDE KORKU HİSSETMEYEN GAZETECİ YOK”-

Türkiye’de çiftçiden işadamına kadar herkesin işini yaparken korku içinde olduğunu söyleyen Baykal, “Acaba yazdığım bu cümle bana ya da gazeteme zarar verir mi?’ Yüreğinde bu korkuyu hissetmeyen bir yazar, bir gazeteci yoktur Türkiye’de” dedi. Baykal, en büyük yolsuzlukların arkasında iktidarın parmağının olduğunu savunarak “Başbakan kendisine bağlı yayın yaptıracağım diye devletin bankalarından 750 milyon dolar kredi alıveriyor. Bu bir gerçek. Kitabına bile tam uydurulmadan bunu yapıyor. Bunlar büyük yolsuzluklar değil mi, ne oldu yolsuzlukları bitirecektin? Yolsuzluklara öncülük yaptı” diye konuştu. Baykal, krizin teğet geçmediğini, çiftçinin ürettiği ürünü üretemez hale geldiğini, emeklilere verilen zammın eridiğini, esnafın siftah yapamaz hale geldiğini, Türkiye’nin doğusu ile batısı arasındaki dengesizliğin arttığını ifade etti. Baykal, “Böyle bir tabloyla karşı karşıyayız. Anayasa değişikliğine gelen çerçeveye dikkatinizi çekiyorum. Sen ‘Anayasa’yı değiştireceğiz’ diye mi oy istedin, ‘bunları yapacağım’ diye oy istedin. Yaptın mı bunları? Tam tersini yaptın. Verdiğin sözleri tutmadın. Halk bu noktalarda sana tepki içinde, sen onun hesabını ver” diye konuştu.

-\"MADE BY AKP\"-

Hükümet’in, halkın ekonomik ve sosyal sorunları altında ezildiğini ifade ederek şöyle dedi:
“İşçiyle uğraşmıyor, TEKEL işçisinin sorununu çözmüyor, çiftçinin sorununu çözmüyor, hakimlerle savcılarla uğraşıyor. İşi gücü bu iktidarın mahkeme kapısıdır. Daha dur, mahkemeyi senin düşünmen gereken günler gelecek de şimdi iktidardasın sen. Şimdiden korku bacayı sardı. Yaşanan olayların arkasında bu var. Bu anayasa değişikliği tasarısı bir AKP prodüksiyonudur. Hiç kuşku yok bir ‘Made by AKP.’ AKP tarafından yapılmıştır. Bir AKP üretimiyle karşı karşıyayız.”

-“DEĞİŞİKLİKLE YARGI AKP YARGISI HALİNE DÖNÜŞECEK”-

Bu Anayasa değişikliğinin yıllarca yürürlükte kalacağını, bu yüzden henüz doğmamış çocukları da ilgilendirdiğini, mecliste temsil edilemeyen vatandaşları da, herkesi ilgilendirdiğini vurgulayan Baykal, “Bu kadar geniş bir anlamı olan bir Anayasal düzenlemeyi siz nasıl olur da kendi parti mutfağınızın iç işi diye düşünebilirsiniz?” diye sordu. AKP’nin Anayasa değişikliği için toplumun hiçbir kesimiyle görüşmediğini, değişikliği sadece Başbakan ve yanındakilerin bildiğini söyleyen Baykal, “Böyle anayasa değişikliği olmaz. Olursa bu, Anayasa olarak millet tarafından benimsenmez” dedi.
Anayasa değişikliğinin “AKP’nin üst yönetiminin kendi ihtiyaçları doğrultusunda Türkiye’ye dayatılmaya çalışıldığını” ifade eden Baykal, “12 Eylül Anayasası diyoruz, onu değiştirmek istiyoruz. Ama biz 12 Eylül Anayasası gitsin, yerine AKP Anayasası gelsin diye bir anlayışı hiçbir şekilde kabul etmiyoruz” diye konuştu.
Baykal, bu değişiklikle yargının “AKP yargısı” haline dönüşeceğini kaydederek “12 Eylül rejimi dahi bundan önceki askeri müdahale dönemleri dahi bizim cumhuriyetimizin ana sütununu oluşturan yargının siyasi kontrol altına girmesi doğrultusunda bu iktidarın şimdi denediğini yapmayı aklından dahi geçirememiştir. İstese bile geçirememiştir. Yargı çünkü bizim Anayasal rejimimizin özüdür, temelidir, güvencesidir” dedi.
Baykal, “Siyaseti camiye, mahkemeye, kışlaya sokmayın” sözlerini anımsatarak AKP’nin kısa bir süre önce Anayasa Mahkemesi tarafından laikliğe karşı eylemlerin odağı olduğu yönünde hüküm verdiğini kaydetti. Baykal, “Yani en temel bir ilke göz göre göre bu iktidar tarafından mahkeme kararıyla ihlal edilmiş oldu” diye konuştu.
“Mahkemeye siyaset sokmayın” sözlerini de anımsatan Baykal, “Tam bu noktaya yönelik bir sistemli girişimle karşı karşıyayız. İktidar tam bu noktanın özüne yönelmiştir. Kendi yargısını, kendi adliyesini AKP’nin yargı düzenini kurmak üzerine harekete geçmiştir” görüşüne yer verdi.

-“YASAYI HAZIRLAYANLAR RTÜK’ÜN HAKKINI YEMİŞ”-

Anayasa değişikliği paketinde Anayasa Mahkemesi ile HSYK’nın yapısının değiştirilmesi ile parti kapatmanın Meclis kararına bağlanması olmak üzere iktidarın hedef olarak seçtiği 3 temel madde olduğunu, gerisinin “garnitür” olduğunu söyleyen Baykal, “Anayasa Mahkemesi artık bu Anayasa’nın mahkemesi olmaktan çıkacaktır, bu yasa geçecek olursa hiç kuşku duymuyorum, AKP’nin Anayasa Mahkemesi olacaktır” diye konuştu. Anayasa Mahkemesi üye sayısının 19’a çıkarıldığını, 3 üyeyi 2’si Sayıştay’dan, birisi barolardan olmak üzere TBMM’nin seçeceğini, Cumhurbaşkanı’nın ise 5 üyeyi avukat, yönetici ve raportör kimliği olanların içinden doğrudan kendisinin seçeceğini, 2 tane vatandaşların arasından doğrudan seçeceğini, Yargıtay’dan 3, Danıştay’dan 2 üye, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi’nden 1 üye, YÖK’ten de 3 üye seçeceğini kaydeden Baykal, “Burada bence RTÜK’ün hakkını yemiş bu yasayı hazırlayanlar. RTÜK’ten de buraya üye lazım. Cumhurbaşkanı RTÜK’ten de seçsin” diye konuştu.

-“YÜCE DİVAN KORKUSUYLA HAZIRLANMIŞ BİR DEĞİŞİKLİK”-

CHP’lilerin yaptıkları hesaba göre bu seçim sonucunda19 kişilik Anayasa Mahkemesi’nde sadece 4 kişinin hukukçu olma olasılığı olduğuna dikkat çeken Baykal, “Burada vatandaşlardan seçecek, herhalde vatandaşları seçerken gereken dikkati Deniz Feneri’ne göstereceklerdir” dedi.
Cumhurbaşkanı’nın YÖK üyeleri ve rektör atamalarının kayıtlarda olduğunu ifade eden Baykal, şöyle konuştu:
“Bu mahkeme yapısının yarın Anayasa Mahkemesi Yüce Divan olarak belki Sayın Cumhurbaşkanı’nı yargılama durumunda olabileceği bir konumu var. Bugünkü Başbakan’ı, Bakanlar Kurulu’nu yargılaması söz konusu olan mercidir Anayasa Mahkemesi. Yarınki Yüce Divan’ı oluşturacak heyet. Demokrasinin icabı laflarını bir tarafına bırakın, ciddi olun, Türkiye gerçeğini, AKP gerçeğini, Başbakan’ın siyaset anlayışının altında nelerin yaptığını bilin. Açıkça görün ki bu, bir korku etkisiyle hazırlanmış olan Anayasa değişikliği projesidir. Yarın korkusunun, Yüce Divan korkusunun önlenmesi için getirilmiş bir Anayasa değişikliği projesidir.”

-“BİR AMACI ELDE ETMEK ÜZERE HAZIRLANMIŞ TERTİP”-

Değişikliğe göre HSYK’ya Yargıtay’ın 3 üye seçeceğini, ancak Yargıtay üyelerinin 3 değil 1 üye için oy verebileceğini anlatan Baykal, “Böylece çok az oy almış birileri de, Yargıtay’ın genel tercihini yansıtmayan belli anlayışlarda üye teklif edebiliyor. Bu güvenceye alınmış. Ama mesela TBMM Sayıştay’dan üye seçerken herkes seçilecek üye sayısı kadar oy veriyor. Orada bu ayrım yok. Her şey düşünülmüş, hiç kuşku yok, bu baştan aşağı belli bir amacı elde etmek üzere hazırlanmış olan bir tertiptir. Bu Anayasa değişikliği bir hukuk arayışıyla ortaya çıkmış bir proje kesinlikle değildir” diye konuştu. HSYK’da Adalet Bakanı ve müsteşarının bulunmaya devam ettiğini belirten Baykal, AB kriterlerinin bu noktada yok sayıldığını kaydetti. HSYK’ya adli ve idari yargının da üye seçeceğini dile getiren Baykal, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bütün Türkiye’deki geniş bir heyetin içinden 7 üye. Her bir oy verecek olan yargıcın seçilecek kişilerle ilgili bilgi sahibi olması, onlarla temas kurması, ilişki kurması... Haydi aday olanlar yola çıkacaklar. Gezip dolaşmaya, adliyelerde kendilerini tanıtmaya başlayacaklar. Bir seçim faaliyeti, en meşru olay. Girecek, kendini tanıtacak, anlatacak, ilişki kuracak ve bir siyasi faaliyettir başlayacak. Meclis 2 üyeyi seçerken Meclis koridoruna üyeler gelecekler, kendilerini tanıtacaklar, araya bazı milletvekilleri girecek ‘Aman bu iyidir, bu kötüdür’ ve bu şekilde heyetler oluşacak. Bunun hukukla, HSYK dar bir heyet, sadece yüksek yargı kurumlarını yansıtıyor, bunu tabana açalım anlayışıyla ilişkilendirilmesi zannediyor musunuz ki hukukun gereğinin yerine getirilmesine yöneliktir?”

-“AYRI AYRI GETİR OYLAYALIM”-

Baykal, Siyasi partilerin kapatılmasının izninin de Meclis’ten çıkacağını, Meclis izin vermedikçe hukuk gerektirse dahi siyaset onay vermeden hukukun işleyemeyeceğini ifade ederek “Bu düzenlemelerin tümü çok açık bir şekilde tilkiye kümesteki tavukları emanet etmek anlamına gelmektedir. Sen mahkum olmuşsun, ‘Bir daha olmayayım’ diyor. Bir daha olmamak için Anayasa’ya saygı göster. ‘Hayır, ben kendi anayasamı yapacağım, o anayasayı size kabul ettireceğim, ondan sonra artık benim anayasamın içinde siz kendinizi bulacaksınız ve ona göre yaşayacaksınız. Peki bu kadar düzenleme var, yanına da garnitürleri koymuş, kadınlara pozitif ayrımcılık, 12 Eylül’ün yargılanması falan... Sen bunları ayrı ayrı getir oylayalım. 12 Eylül’ü yargılanmasını istemekle HSYK’nın yapısı şöyle ya da böyle olsun demek aynı sepetin içine sokulabilir mi?” diye konuştu.
Bu oylama tarzının demokrasi anlayışıyla, hukuka saygı anlayışıyla, halkın tercihinin açıkça ortaya çıkması kaygısıyla bir ilgisi olmadığını söyleyen Baykal, “Bu oylama tarzı bu Anayasa değişikliğinin altındaki zihniyeti, kötü niyeti, aldatmacayı, tuzağı, tertibi çok açık bir şekilde ortaya koymaktadır” dedi.

-“DEĞİŞİKLİKLE SİVİL DARBE SÜRECİ NOKTALANACAK”-

Baykal, yapılmak istenen değişikliğin basit bir değişiklik olmadığını, Anayasal sistemin özünün değiştirilmesi olduğunu belirterek şunları kaydetti:
“Bu düzenleme bizim bildiğimiz cumhuriyetimizin özünü oluşturan yargı bağımsızlığı ilkesinin askeri darbe dönemlerinde dahi saygı görmüş olan bu temel ilkenin şimdi bu iktidar tarafından tahrip edilmesi sonucunu doğuracaktır. Yargı bağımsızlığı tahrip edilmektedir. Hukukumuzun, Anayasal düzenimizin ana dayanağı yargı bağımsızlığıdır. Yargı bağımsızlığı, bu değişiklikle tahrip edilmektedir. Böylece bir süreden beri hepimizin bildiği sivil darbe süreci bu Anayasa değişikliğiyle sonuçlanmış olacaktır. Sivil darbe süreci bu Anayasa değişikliğiyle noktalanacaktır. Ve bu durum, bu şekliyle bu Anayasa değişikliği tasarısı eğer Türkiye’ye dayatılacak olursa tartışma götürmez bir biçimde siyasi hayatımızın temellerini sarsacak tartışmaları, hukuk ve meşruiyet tartışmalarını da beraberinde getirecektir.”

-“YARGIYI DA ALIRSANIZ CUMHURİYET BİLDİĞİMİZ CUMHURİYET OLMAKTAN ÇIKAR”-

Anayasa’nın, herkesin ortaklaşa sahiplenmesi gereken temel kriter olduğunu vurgulayan Baykal, şöyle devam etti:
“Şimdi onu siz olupbittiye getirip kendinize göre Anayasa hukukunu, yargıyı kendi hesabına göre yargıyı kendi hesabınıza göre tarif ettiğiniz andan itibaren artık hukuk ve siyaset bugüne kadar karşı karşıya kalmadığı sorgulamaları, tartışmaları yaşamak zorunda kalacaktır. Çok tehlikelidir. Bunu gerçekleştirenlerin, buna katkı verenlerin Türkiye’ye büyük sıkıntı vereceğinden hiç kuşku yoktur. Türkiye ne yazık ki Cumhuriyet’in bu döneminde 87 yıl sonra tekrar ulusal birliğimizin, bütünlüğümüzün özünü oluşturan adalet kavramını, yargı bağımsızlığı kavramını çığırından çıkaracak bir siyasi saldırının hedefi olmuştur. Bu gerçekleşirse artık bildiğimiz cumhuriyet, aynı cumhuriyet olmaktan çıkacaktır.Değişik bir tabloyla karşı karşıya kalacağız. Zaten bir süreden beri bu yaşanıyor, bunu görüyoruz. Bunu Silahlı Kuvvetler’le ilişkilerde görüyoruz. Diğer kurumlarda görüyoruz. Basın susturulmuş, korkutulmuş, hiçbir demokraside söz konusu olamayacak kadar korkunun tutsağı haline getirilmiş. Kimse yazamaz, çizemez, söyleyemez halde. Televizyonlar yıldırılmış. Üniversite, iş dünyası teslim alınmış. Şimdi yargıyı da alacaksınız. Eğer alırsanız bilin ki artık o bizim bildiğimiz Türkiye Cumhuriyeti olmaktan çıkmış demektir.”
Baykal, bu durumun farkında olan memleketin namuslu, dürüst insanları olduğunu, hep birlikte buna karşı görevlerini yapmayı sürdüreceklerini bildirdi.(ANKA)


  ANAYASA ÇALIŞMALARI İLE İLGİLİ FARKLI GÖRÜŞLER İÇİN TIKLAYINIZ.   




Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.