“Anayasa Mahkemesi için daha zaman var“
Güler, "Her iki düzenlemeye verdiğimiz önem nedeniyle Anayasa Mahkemesi'ne yapacağımız başvuruyu, MYK'da ve parti grubumuzda gündem konusu yapıyoruz. Yoksa bunları teknik sorunlar olarak görseydik TBMM'deki grup danışmanlarımız bir Anayasa Mahkemesine iptal başvurusu dilekçesi hazırlayabilirlerdi" dedi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu başkanlığında toplanan Merkez Yönetim Kurulu (MYK) toplantısı sona erdi. Yaklaşık 4 saat süren toplantının ardından basın toplantısı yapan Güler, MYK'da Cumhurbaşkanlığı Seçim Kanunu ile MİT Kanunu'nda yapılan değişikliğin Anayasa Mahkemesi'ne götürülmesi konusundaki argümanların görüşüldüğünü belirtti.
Cumhurbaşkanlığı Seçim Kanunu'nun 26 Ocak'ta Resmi Gazete'de yayımlandığını hatırlatan Güler, Anayasa Mahkemesi'nin itiraz başvurusu için 60 gün, yani 26 Mart'a kadar süre verdiğini belirterek, "Zamanımız var" dedi. Güler, "CHP'nin Cumhurbaşkanlığı Seçim Kanunu'nu Anayasa Mahkemesi'ne götürmeyi rafa kaldırdığı" yönündeki iddialara ilişkin ise, "Bu tür görüşler de ortaya çıktı, çünkü "bu Anayasa Mahkemesi'ne mi götüreceğiz, onlar tüm güvenilirliklerini, saygınlıklarını yitirdiler' şeklinde değerlendirmeler oldu. Ama biz ülkemizin yüksek yargı kurumlarına olan güvenimizi yitirdiğimiz asla ilan etmemeliyiz, yoksa Türkiye nereye gider ki?" diye konuştu. Güler, "Her iki düzenlemeye de çok önemli oldukları için, şiddetli karşı çıkış gösterdik. O yüzden bizim gerekçelerimiz, bunu bütün özellikleriyle, bütün ağırlığıyla ortaya koyan gerekçeler olmalı. Verdiğimiz önem nedeniyle Anayasa Mahkemesi'ne yapacağımız başvuruyu, MYK'da ve parti grubumuzda gündem konusu yapıyoruz. Yoksa bunları teknik sorunlar olarak görseydik TBMM'deki grup danışmanlarımız bir Anayasa Mahkemesine iptal başvurusu dilekçesi hazırlayabilirlerdi" diye konuştu.
MİT Kanunu'nda değişikliğin "daha yeni" olduğunu ifade eden Güler, CHP'nin bu kanunu çok önemsediğini söyledi. MİT Kanunu'nda değişiklik yapan tasarı önlerine geldiğinde, bunun hükümetin kanun tasarısı olmadığını belirterek, "Bunu Isparta Milletvekiline, tek kişilik bir kanun teklifi olarak hazırlama görevi vermişler, dolayısıyla bir kanun tasarısını değil, bir kanun teklifini görüştük, bu başlı başına doğrusu ilginçti" diye konuştu. Hükümetin bu yönüyle "kaçkın davrandığını" ifade eden Güler, "Ve öngördüğü hükümlerle de, birilerini kurtarma yasası olmakla beraber aynı zamanda Başbakan'a özel, gizli örgüt kurma yetkisi vermesi nedeniyle bu düzenlemeye karşı çıktık" dedi. TBMM iç tüzüğündeki düzenlemelere karşı verdikleri mücadeleyi, MİT Kanunu'ndaki değişikliğe karşı da vererek, hukuk devleti savunmasını başarıyla yaptıklarını söyleyen Güler, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'ın kanun değişikliğinin oylanması sırasında "60 kişi kaldılar, bu kadarmış MİT Kanunu'nun değişikliğine olan ilgileri" şeklindeki sözlerini ise "gülerek" karşıladıklarını ifade etti. Güler, Arınç'ın bu sözleriyle bir kez daha demokrasiyi niteliğinde değil, niceliğinde, sayısında gören zihniyeti dile getirdiğini belirtti. Cumhurbaşkanlığı Seçimi ile MİT Kanunu'ndaki değişiklere de verdikleri önemin yürüttükleri tartışmalardan belli olduğunu söyleyen Güler, Arınç'a bu tartışmalar ve söyledikleri sözlere bakması tavsiyesinde bulundu.

-DDK'NIN DİNK RAPORU: "SAPTAMALARIMIZ SİYASAL DEĞİLMİŞ DEMEK Kİ"

Devlet Denetleme Kurulu'nun (DDK) Hrant Dink cinayetine ilişkin hazırladığı rapora dikkat çeken Güler, raporun sonuç bölümünde, "Dink'in yaşama hakkının korunamadığının, güvenlik güçleri arasında koordinasyon sağlamadığının ve istihbarat birimleriyle işbirliğine gidilemediği, tüm kamu görevlilerin yargılanması gerektiğinin" vurgulandığını belirterek, "BÜtün bunlar AkP iktidarının sorumluluğunu işaret etmektedir ve bu saptamalar CHP'nin başından beri dikkat çektiği sorumlulukların DDK tarafından da saptandığını göstermektedir. Yorumlarımız, saptamalarımız siyasal yorumlar değilmiş demek ki" dedi.
Güler, MYK toplantısında Türkiye'nin iktisadi durumunu da ele aldıklarını belirtirken, hükümetin ekonomi politikalarını eleştirdi. Türkiye'nin dış ticaret ve cari açığının günden güne büyüdüğüne dikkat çeken Güler, Türkiye'nin yatırımcı ve üretimci politikalar üretmesi gerektiğini vurguladı.

-"27 ŞUBAT'TA İZLEYİCİ YASAĞIMIZ YOK"-

Güler, CHP'nin 26 Şubat'ta yapılacak Olağanüstü Kurultayı için, tüzük taslağı konusunda tüm örgütün görüşlerinin alındığını belirtirken, "Biz tüzük taslağı itibariyle kurultaya hazırız" dedi. 26 Şubat'taki kurultayı izlemek üzere 830 basın mensubunun başvurduğunu ifade eden Güler, çok kalabalık ve coşkulu bir kurultay yapacaklarını söyledi.
Basın mensuplarının sorularını da yanıtlayan Güler, 27 Şubat'ta yapılacak kurultayda basının ve izleyicilerin alınmayacağı yönündeki iddiaların hatırlatılması üzerine, "Basın elbette olacak. "İzleyici alınmayacak' diye bir karar da almadık, böyle bir yasaklamamız yok" dedi.
Güler, ilk kurultay için delegelere, "katılmayın" yönünde çağrıların yapıldığına dönük iddiaların ise gerçek olabileceğine ihtimal vermediklerini ifade etti. Güler, "Bu ihtimalin gerçek olması durumunda ne yapacaksınız?" yönündeki soruya ise, "Yaşayıp göreceğiz, biz 26 Şubat'ta delegelerimizin tam katılımıyla görkemli bir tüzük kurultayı yapacağımız düşüncesindeyiz" dedi.
Güler, soru üzerine 26 Şubat'taki kurultayda Anadolu Ateşi'nin dans gösterisi sunacağını, kurultaya kültür-sanat dünyasında başarılı işler yapmış olan kişilere de kurultay için davetiye gönderildiğini belirtti.

-"BAŞBAKAN DİNCİ DEVLET ÖZLEMİ İÇİNDE"-

Güler, konuşmasında Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın partisinin İstanbul İl Gençlik Kolları toplantısında yaptığı konuşmayı eleştirdi. Erdoğan'ın, şair Necip Fazıl Kısakürek'in "Gençliğe Hitabe" adlı yazısından "kininin davacısı ol" sözlerini okuduğuna dikkat çeken Güler, "Başbakanın "dindar gençlik' sözsünden sonra, "kindar gençlik' özlemi içinde olduğunu duyduk. Başbakanın toplumu birbirine düşürme ama en önemlisi de kendini takip eden gençliği, kendini takip etmeyen gençliğin üzerine saldırtma özlemini büyük endişeyle, asla sindirilemez sözler olarak karşıladık" dedi. Güler şöyle devam etti:
"Öyle görünüyor ki Mustafa Kemal Atatürk'ün Gençliğe Hitabesi'ni yasaklamanın ardında başka bir düşünce varmış; Necip Fazıl Kısakürek'in Gençliğe Hitabesi varmış. Hemen söylediği o cümlenin ardında Başbakan'ın okumadığı bir cümle daha var; Başbakan kendi gençliğine şöyle bir görev veriyor; "Halka değil hakka inanan. Meclisi'nin duvarında hakimiyet hakkındır düsturuna hasret çeken. Gerçek adaleti bu inanışta bulan ve halis hürriyeti hakka kölelikte bilen bir gençlik'. Özgür gençlikte değil, akılcı gençlikte değil, bilimle yürüyen gençlikte değil, Hakka kölelikte gören bir gençlik... Bu referans Başbakan'ın dinci bir devlet özlemi içinde olduğunun kanıtıdır. Biz bir başbakanın kendi ülkesindeki insanları birbirine böyle kin besletmeye teşvik etmesinden utanç duyuyoruz ve bu sözleri hiçbir zaman kabul etmeyeceğimizi, bu sözlerin gereğini yapmalarına hiçbir zaman izin vermeyeceğimizi buradan bir kez daha ilan ediyoruz."



(ANKA)

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.