'Anayasa ne diyorsa biz onu yapıyoruz'
AK Parti Yozgat 4. Olağan İl Kongresi'ne katılmak üzere Yozgat'a gelen Bozdağ, ülke ve Yozgat gündemine ilişkin değerlendirmede bulundu. Bozdağ, "Biliyorsunuz 4+4+4 Meclis'ten geçti. Ne vardı içinde kesintisiz eğitimi kesintili hale getirdik. Başka ne vardı içinde onun içerisinde bir başka husus Kur'an-ı Kerim ve Peygamber Efendimiz'in hayatının seçmeli ders olarak okutulmasına ilişkin düzenleme vardı. Oradan aldılar Fatih Projesi'ne getirdiler AK Parti Fatih Projesi'ni gizlemek için bunları koyuyor dediler. Ama bir şeyi unutuyorlar, biz de insanız doğru ona şüphe yok. Ama biz miletin, yetimin hakkını, hukukunu her türlü hakkın, hukukun üstünde gören bir insanız, anlayışın sahibiyiz. Bu güne kadar bir sürü gensoru getirdiler Meclis'e ama yolsuzlukla alakalı milletimizin yüzüne bizi bakamayacak hale getiren hiçbir iddiayı dile getiremediler, dillendiremediler." dedi. 

"Sayın Kılıçdaroğlu, Kur'an-ı Kerim ve Peygamberimiz'in hayatını öğreten ders seçilmesi zorunlu bir ders değil", diyen Bozdağ, şöyle konuştu: "Sadece seçilecek dersler arasında kanun olunmuş dersler. Sen seçmeyebilirsin seni zorlayacak kimse yok. Torunların okula gidiyor onlar seçmeyebilirler. Sayın Kılıçdaroğlu'nun torunu zorla seçecek seçtirilecek diye bir şey yok. Veya miletvekilleri, miletvekillerinin çocukları seçmek istemediği zaman bunlara zorla o dersi aldıracak bir düzenleme yok ama maalesef büyük bir çarpıtmayı yapıyor. Çünkü Sayın Kılıçdaroğlu esasında CHP zihniyeti okullarda Kur'an-ı Kerim ve Peygamber Efendimiz'in hayatının seçmeli dersler arasında olsa bile onların okutulmasından rahatsız. Bütün bu rahatsızlıklarını kamufle etmek için Fatih Projesi'ni gündeme getiriyor konuyu çarpıtıyorlar. Onun için hiç çarpıtmayın, konu neyse bu millet biliyor, bu millet görüyor neyse bu millet biliyor, bu millet görüyor, gayet açık ve net bir durum var. Ama milletin gözünün içine baka baka çarpıtıyorlar. Sadece çarpıtma bundan ibaret değil." 

AK Parti'nin mücadelesinin hukuk dışı olan her şeyi ortadan kaldırmakta olduğunu ifade eden Bozdağ, şunları kaydetti: "Başbakanlıktan yazılan bir cevabı gündeme getirerek 'Başbakanlık beni fişlemiştir, AK Parti beni fişlemiştir, diye konuşmalar yapıyor. Ayıptır yahu. AK Parti seni ne zaman fişlemiş. Böyle bir şey olabilir mi bizim bütün mücadelemiz hukuk dışı olan her şeyi ortadan kaldırmakla ilgili. Seni fişleyen AK Parti değil, seninle ilgili araştırma, kayıt yapan AK Parti değil, seninle ilgili bu iş ve işlemleri yaptıranlar şu anda başlayan yargılama süreci nedeni ile intikam alıyorlar diye yargıyı itham edip öte yandan yargılanmasınlar diye canhıraç destek verdiğin 28 Şubat sürecinin aktörleridir. Konu "27 Nisan e-muhtırasının verildiği bir gün. Anayasada ne diyorsa biz onu yapacağız." 

Bekir Bozdağ, "Sayın Baykal bir sürü şart saydı, başı örtülü olmayacak, içki içmeyecek, imam-hatip mezunu olmayacak, ailesinde sakallı olmayacak gibi bir sürü şartlar saydı. Eminim Sayın Baykal bu dediği şartlarda Türkiye'de adam arasa CHP seçmenlerinin içinde dahi Baykal'ın aradığı özelliklerde birini bulamaz. Çünkü CHP'lilerin ailesinin içinde de başı örtülü olanlar var imam-hatipe gidenler var, içki içmeyenler var hepsi var. Ama onlar öyle yaptılar. biz ne dedik millet ne derse o alacak. O zaman 367 çıktı biz yolumuza devam ettik, milletin emanetine sahip çıktık. Anayasa Mahkemesi'ne konuyu Cumhuriyet Halk Partisi taşıdı. 27 Nisan'da bir bildiri yayınlandı ve buna e-muhtıra dendi. Şimdi bu bildiriyi yayınlayanlar belki şöyle düşündüler 12 Mart 1971'de biz muhtıra verdik Meclis'te muhtırayı okudular, kafalarını aşağıya eğdiler dinlediler. Hükümet düşecek dedik hükümet istifa etti, Başbakan falan olacak dedi oldu, bakanlar falan olacak dedik oldu ve arkasından da şu anayasa ve yasa değişiklikleri yapılacak dendi yapıldı." diye konuştu. 

"12 Mart sürecinde. 12 Eylül geçti herkes tası tarafı topladı darbeyi şapkayı, foteri alan bir yolunu buldu gitti" diyen Bozdağ, konuşmasını şöyle tamamladı: Ama ne oldu biz dedik ya bizim zihniyetimiz, bizim ahlakımız başka kaygı siyasetimiz başka biz çıktık dedik ki 'herkes görevinin yetki ve sınırını bilecek' biz milletin verdiği yetkiyi kullanacak cumhurbaşkanı da milletimizin dediği gibi seçeceğiz dedik. Yırtıp o bildiri çöpe attık bunu yaptık. Şapkayı alıp gitmedik, foteri alıp gitmedik. Çünkü bizim foterimiz de yok şapkamız da yok. Türkiye'de fotersiz şapkasız bir siyaset yaptık. Şimdi Cumhuriyet'in, demokrasinin gerçek iradesinin ancak askerde tezahur edeceğini görebilecek ve bunu yüksek sesle söyleyebilecek kadar demokrasi özürlü bir anlayışa sahipler. Şimdi kalkıp konuşuyorlar, darbelerle, şunlarla, bunlarla hesaplaşma üzerine konuşuyorlar. Siz hiç hesaplaşmadınız hiç hesap görmediniz hep alkış vurdunuz, el verdiniz, dua ettiniz, destek oldunuz. Darbelerle hep zihniyetinizin iktidara geldiğini düşündünüz."



Cihan
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.