'Anayasayla ilgili görüşleri savcılığa vermiyoruz'

TV8'de yayınlanan ''Erkan Tan ile Başkentten'' programında soruları yanıtlayan Çiçek, yeni Anayasa ile ilgili yapılan çalışmaları özetledi.
 
Vatandaşların ''Yeni anayasa ile görüşlerimizi, mevcut anayasa ve yasalara aykırı olduğu için açıklayamıyoruz, hukuki takibata uğramaktan korkuyoruz'' dediği yönünde haberlerin anımsatılması üzerine Çiçek, toplantılarda böyle bir değerlendirme olduğunu belirterek, ''Bize gelen görüşleri 'hukuka aykırıdır' diye savcılığa vermiyoruz'' dedi.
 
Türkiye'de bir çok şeyin konuşulduğunu ifade eden Çiçek, ''Suç işlemeden de her şeyi söylemek imkanı var bu ülkede. Konuşulmadık bir şey kaldı mı? Ayrı devlet, ayrı bayrak, federasyon... Bunu usulünce herkes konuşabilir, söyleyebilir'' diye konuştu.
 
Gelen görüşlerle ilgili bir hukuk değerlendirmesi yapmadıklarını, ''alın, bakın, değerlendirin'' diye başka bir yere göndermediklerini belirten Çiçek, ''Bundan emin olabilirler. Onun için kimsenin endişeye kapılmasına gerek yok'' dedi.
 
Bir izleyicinin ''Sayın Çiçek boşuna uğraşıyorsunuz. Bunların derdi anayasa yapmak değil. Siz iyi niyetle çabalıyorsunuz'' görüşünün aktarılması üzerine Çiçek, ''Bu bizim eski alışkanlıklarımızın yeni olaya yansımasıdır. Bardağa hep boş tarafından bakıyoruz. Diyelim ki oyalandı, bu komisyon bir şey yapmadı, elimize kına yakalım o zaman. O zaman bu anayasadan niye şikayet ediyoruz?'' diye sordu.
 
''Kötümser bir havaya gerek yok, iyimserim'' ifadesini kullanan Çiçek, ''Olmazsa, niye olmadığını da kamuoyu ile paylaşırız. Kimse 'nasılsa anayasa olmaz bunlar anlaşamazlar' diye, yapabileceği katkı varsa bunu yapmaktan geri kalmasın ve olumsuz bir hava kamuoyunda estirmesin'' dedi.
 
Mevcut anayasanın baştan ele alınması için bin tane sebep olduğunu vurgulayan Çiçek, ''Bu anayasayı değiştiremezsek bir otuz sene daha bu anayasadan şikayet eder ve bedelini öderiz'' diye konuştu.
 
-Milletvekili maaşları-

Milletvekillerinin emekli aylıklarına yapılan artışla ilgili bir soru üzerine Çiçek, ''Bu deplasmanda maça çıkmak gibi bir şey. Rüzgara karşı bir şeyleri söylemek çok da kolay değil'' dedi.
 
Milletvekili maaşlarının geçmişten beri tartışma konusu olduğunu belirten Çiçek, şunları kaydetti:
 
''Darbe oldu, Meclis kapandı, milletvekilleri perişan, o şirkete bu şirkete sığınmak zorunda kaldı. O dönemin acılarını yaşayanlar bilirler. Milletvekilinin aldığı maaş şahsa ödeniyor gibi gözüküyor ama milletvekilliği müessesesiyle ilgilidir. Bunları söylerken arkadaşlarım bir sıkıntıya giriyor mu diye endişe ediyorum.
 
Milletin vekilinin maaşı tartışma oluyor da devletin memurunun, özellikle piramidin yukarısında olanların maaşları hiç tartışma konusu olmuyor. Milletvekili bir yere kendi arabasıyla gider. Deposunu kendisini doldurur. Çoğu zaman şoförü yoktur, kendi kullanır ama sıradan daire müdürünün bile şoförü, arabası, lojmanı var. Rahmetli Özal döneminde lojman yapılmıştı Oran'a. Herkesin gözüne battı, sattık kurtulduk ama bir Allah'ın kulu da 'Allah razı olsun' demedi. Milletvekili lojmandan çıktı ama Ankara'daki müsteşar, vali, kaymakam oturuyor. Niye oturuyor değil, mukayese düzgün yapılsın diye söylemeye çalışıyorum. Bir kamu görevlisi bir yere gidecekse uçak biletini devlet alır, arabası devletin, şoför devletindir ve üstelik bir de harcırah alır.
 
Milletvekilinin aldıkları maaşların önemli bir kısmı uçak, yol, araba parasına gider. Bunları söylerken utanıyorum. Kaymakamların, belediye başkanlarının, müsteşarların, genel müdürün, büyükelçilerin temsil ödeneği var. Milletvekilinin bir temsil durumu söz konusu olduğunda kendi maaşından öder. Yaptığı görev sebebiyle ilişki ağı genişlediği için bir kısım sosyal harcamaları var. Buna karşılık da bu yetmiyor.
 
Sizin aldığınız maaş size kalıyor. Milletvekilinin aldığı maaş kendisine büyük ölçüde kalmıyor. Seçime giderken yaptığı harcamalar var. Bunları herkes gözardı ediyor.
 
Meclis Başkanı olduktan sonra istisnasız her partiden beni tebriğe gelindiğinde 'hayırlı olsun' dedikten sonra ikinci konu özlük haklarıyla ilgilidir.''
 
''Ben istemiyorum, biz bu işi parasız da yaparız, maaşımı bağışlayacağım'' diyenlerin olduğunu belirten Çiçek, ''Rahmetli Özal döneminde de bu maaşlar gündeme geldiğinde, bu kararı alanları sokağa çıkamaz hale getirenler, şimdi bu maaşları alıyor. Bu noktada dürüst olmak lazım. Böyle konuşuyorsun da peki niye alıyorsun bu maaşı o zaman? Bu konuda da tutarlı olmamız gerekir'' dedi.
 
Yapılan düzenlemenin bir mutabakatla ve herkesin ihtiyaç noktasında hareketle gerçekleştirildiğini dile getiren Çiçek, ''Burada mukayeseler asgari ücretle yapılıyor. Bu her dönem yapılabilir. Herkesin maaşını yapabilirsiniz. Bunlar tahrik unsuru olan şeylerdir. Önemli olan maaş değil maaşın hak edilmesidir. Gece gündüz bu Meclis sabahlara kadar çalışıyor. Bize deyin ki 'tartışmalarınız uygun olmuyor, birbirine yumuşak davranmıyorsunuz, şunu yapmıyorsunuz bunu yapmıyorsunuz...' Eyvallah. Bunların hiç birine itirazım olmaz ama bu Meclis en önemli kararları alan Meclistir. Sorumluluğu buna göredir'' diye konuştu.
 

TBMM Başkanı Cemil Çiçek, Cumhurbaşkanı'nın görev süresinin Anayasadan kaynaklanan bir problem olduğunu ifade ederek, bu problemi çözecek yerin TBMM olduğunu söyledi.

TV 8'te ''Erkan Tan ile Başkentten'' programına katılan Çiçek,vatandaşlardan gelen soruları yanıtladı. Çiçek, milletvekillerinin emekli maaşlarıyla ilgili düzenleme konusunda şunları söyledi.:

''Milletvekilinin bu kadar ayak altına alınıp, zaten darbelerle yeteri kadar canı yanmış, itilmiş kakılmış, vesaire olmuş. Ama şunu da herkes görüyor; kimin başına bir şey gelse, cenazesinden hastanesine varıncaya kadar ilk koştuğu milletvekilleridir. Milletvekilinden başka hesap veren yoktur. Benim maaşımı da diğer kamu görevlilerinin maaşını da millet veriyor. Ben 'bildiğin yere git' diyemem ama kamu görevlisi 'istediğin yere şikayet et' der. Eksiği varsa milletvekilini değiştirirsin, memuru değiştirme imkanın yok. Bu kadar tukaka yapmak bence doğru değil.''

Çiçek, vatandaşlardan yeni anayasa konusunda kendilerine de görüş geldiğini belirterek, bundan memnun olduklarını vurguladı. Vatandaşın neyin değişmesini istediğini, neyin değişmesini istemediğini ifade etmesini isteyen Çiçek, ''Vatandaş katılsın. Temsili demokrasiyi artık Türkiye geride bırakıyor. 'Ben seçtim karışmam' diye değil, hem seç, hem karış. Şimdi vatandaş maaşlar konusunda karışmıyor mu, karışıyor. Eyvallah, o da onun hakkıdır. Söyleyeceğini söylesin. Ben ona bir şey demem. Sadece işin öbür tarafındaki olan kısmını da söylerim. Kamu vicdanı bunları değerlendirir. Herkes fikrini söylesin'' diye konuştu.

Cumhurbaşkanı'nın görev süresi

Cumhurbaşkanı'nın görev süresin bugünkü Anayasadan kaynaklanan bir problem olduğunu ifade eden Çiçek, konuyla ilgili şunları ifade etti:

''Bu problemi bizim çözmemiz lazım. Bu problemi çözecek yer TBMM'dir. Çünkü bir ülkede kuralı yasama meclisi koyar. Belli ki kuralın yorumunda bir sıkıntı var, 7 yıl mı 5 yıl mı? Bu konuda bir yasa var mecliste. İsterseniz 5, isterseniz başkası 7 yıl desin, hangisi olacaksa da olsun, cumhurbaşkanı seçim usullerini çıkarmamız lazım. Bu kanun gündeme geldiğinde konu tartışılır veya başka türlü tartışılır. Kuralı burası koyar, koymalıdır. Böylesine önemli bir seçimi yoruma bırakamayız. Uzun süre tartışma konusu da yapmamız da doğru değil. Meclis buna kararını verir, diğer organlar da bunu uygular. Diyelim mi burası karar vermedi, aylarca tartıştık duruk. O zaman seçimlerde yetkili organ YSK'dır. O da yorum yoluyla, içtihatla bir kural geliştirir, uygulama yapar. Benim tercihim, Meclis nereye koyacaksa bu düzenlemeyi, kendisinin bileceği iş, kuralı buraya koymalı. Cumhurbaşkanlığı gibi bir makamın seçimini yoruma bırakmamalıyız. ''

''Önyargı ve görüşlerle değerlendirme yapmayalım''

Çiçek, bir soru üzerine, yeni anayasa konusunda partiler hakkında bir önyargı oluşturulmasını doğru bulmadığını belirtti. ''Biz yaptığımız işi şeffaf yapıyoruz. Kimin ne dediği, nerede durduğu kamuoyu önünde cereyan edeceği için önyargı veya görüşlerle değerlendirme yapmayalım. Süreci yakinen takip edelim. Komisyondaki arkadaşlar parti tüzel kişilikleri adına orada bulunuyor. Şu ana kadar da biz uyum içinde, samimi ortamda çalışmalarımızı sürdürdük'' dedi.

''Uzun soluklu bir mücadele''

Fransa'ya karşı başka neler yapılabileceği sorusuna Çiçek, 2015 yılının ''1915 olaylarının 100. yıldönümü'' sebebiyle tüm dünyada Ermeni lobisi ve ermeni diasporasının yoğun çaba ve gayretin içinde olduğuna işaret etti. Fransa'nın biraz öne çıktığını, ancak 10-15 gün önce Belçika Parlamentosunda bir sıkıntı olduğunu, bu konuda gerekli teşebbüslerde bulunulduğunu, yarın başka bir ülkede benzer sıkıntıların olabileceğini anlatan Çiçek, şöyle konuştu:

''Bu uzun soluklu bir mücadele. Hepimizin soğukkanlı olup bitenleri değerlendirmemiz lazım. Dünyada bu işten siyasi nema çıkarmak isteyen liderler var; Fransa Cumhurbaşkanı gibi. Bu işten menfaat temin etmek isteyen gruplar var; Ermeni diasporası gibi. Bu işin çok büyük bir rantı da var. Onu da görmek lazım. Ama Türkiye olarak büyük devletiz, soğukkanlı davranıp doğru olan neyse, onu yapmamız lazım. İktidar- muhalefet bir dayanışma içinde tedbirleri açıklıyorlar. İlave tedbirler gerekiyorsa, bunlar da yapılabilecektir.

Türkiye'nin temel tezi, haklılığı şudur: 1915'te cereyan etmiş olaylarının perde arkası var. Bunu bilim adamlarının incelemesi lazım. Ermeniler durup dururken isyan hareketine girişmedi. Bunu tahrik eden devletler oldu. Bunu tarihçiler araştırsın,parlamentolar değil. Nitekim 577 kişilik bir parlamentoda bunun onda biri bile olmayan bir heyet, 'biz meseleye böyle bakıyoruz' demiş, geri kalanları yok. Bu kadar küçük bir grup, böylesine karışık olaylarla ilgili karar vermeye kalkışırsa, bu parlamentoların görevi değil, üstelik parlamentolar yoluyla kurulabilecek düzene de zarar verir. Buna niye bir kısım ülkeler yanaşmıyor, Fransa dahil? Bunun sebebi, altından kendileri çıkar. Biz Gaziantep'e niye gazi, Kahramanmaraş'a 'kahraman', Şanlıurfa'ya niye 'şanlı' sıfatını verdik? Fazlasıyla hakettiler, verdikleri mücadele sebebiyle. Fransızlara karşı verdikleri mücadele sebebiyle. Fransa'nın ne işi var? Paris nere, Urfa nere, Lyon nere, Antep nere? Ne işleri vardı burada? Belli ki o dönemlerde Osmanlı'nın tebası olan, barış içinde yaşamış devletin en üst noktasına kadar görev yapmış, Dışişleri Bakanlığı yapmış Ermeni teba vardı. Bugün de birinci sınıf vatandaşlarımız. Ama bunlar bir şeye girişince devlet de bir kısım tedbir almış, üzücü olaylar meydana gelmiş iki taraftan da. Böyle iki taraflı dram yaşandı, ama bunu kışkırtanlar, bu olayların otaya çıkmasını istemezler. Çünkü o takdirde kendileri çıkar bu işin altından. Belli ki bu acılar bugün bir kısım ülkeler tarafından istismar ediliyor, hem iç politikada hem uluslararası politikada bir enstrüman olarak. Türkiye soğukkanlı bu işleri değerlendiriyor.''

''Asala başlattı, PKK'ya devretti''

Türkiye'nin gelecek dönemde hem asılsız soykırım iddiaları hem de terör konusunda meşgul edileceğini belirten Çiçek, şöyle konuştu:

''Türkiye unuttu. Şehit edilmiş 3 Dışişleri diplomatının ismini sayın deseler sayamayız. Unuttuk bunları. Kim öldürdü, kim katletti bunları? Paris'te kararın alındığı gün, Asala örgütü tarafından turizm müşavirimizin hayatına son verilmişti. Ben de bu manada yakınını kaybetmiş birisiyim. Asala benim yeğenimi de Lizbon'da katletti. Lizbon Büyükelçiliğinde görevliydi. Hatta Yozgat Valisi ve Belediye Başkanına dedim ki bunun ismini bir yere verin. Bu hatıraları canlı tutmamız lazım. Bir okula, bir yere ismini vermeyi ile esirgedik biz. Bu da bizim aymazlığımız. Ne olur bir okula, caddeye, sokağa o diplomatın adını vermiş olsaydık, herkes sorsaydı 'şu hanımefendi kim?' diye. Hafızasında kalsa, şu olup biten kampanyanın aslını öğrenme imkanını bulsaydık. Önce Asala başladı terör meselesine, arkasından bu işi PKK'ya devretti. İddia ediyorum, PKK ile Asala arasında yakın bağ var. O zaman bu işte Türkiye'yi karıştırmaya çalıştılar, şimdi PKK yol ve yöntemiyle. Önümüzdeki yıllar sözde soykırım iddiaları ve terör meselesi -ikiz kardeş bunlar- Türkiye'yi meşgul edecek. Biraz daha dikkat etmemiz lazım.''

Çiçek, ''PKK ile arasına mesafe koyamayan milletvekillerini niye o çatı altında tutuyorsunuz?'' sorusuna karşılık, ''Milletin seçtiği insanlar olarak biz burada bakarız. Bir Seçim Kanunu var, seçim yapılmış, millet kimi seçtiyse biz onlarla bu çalışmaları sürdürüyoruz. Türkiye'nin bir anayasası, seçim kanunu var. İşlerimizi Anayasa, yasalar çerçevesinde yapmaya mecburuz. Vatandaşlarımız arasında ayırım yapmayı doğru bulmam. Beni de seçen bu ülkenin vatandaşı, sizin oy vermediğiniz, vermek istemediğiniz insanları da bu ülkenin vatandaşları tarafından seçilmişlerdir'' karşılığını verdi.



AA

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.