'Aygün'ün kaçırıldığına inanmıyorum'
 Başbakan Erdoğan, CHP Tunceli Milletvekili Hüseyin Aygün’ün PKK tarafından kaçırılmasının inandırıcı olmadığını söyledi.

Kanaltürk televizyonunda gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtlayan Erdoğan, konuyla ilgili kamuoyu araştırması yaptıklarını ve halkın büyük bölümünün de Aygün’ün kaçırılmış olmasını inandırıcı bulmadığını söyledi.

Erdoğan’a, araştırma sonuçlarını açıklamasının ardından, ‘sizin düşünceniz ne?’ diye soruldu ve yanıt, "Şüphelerim var, inanmıyorum" oldu.

Medyaya da yüklenen Erdoğan, konuyla ilgili şunları söyledi:

"Benim il başkanım kaçırılıyor, medya bunu konu etmiyor. Bir milletrevkili kaçırılınca günlerce yazıldı. Benim il başkanım da siyaseyet yapıyor. Ona sahip çıkmayacaksın ama CHP’li milletvekili arkadaşımız kaçırıldığında ‘Türkiye terör örgütünün hakimiyetine girmiş’ gibi yayınlar yapacaksın.

'Vekil hakkında ‘PKK’ya karşı açıklamaları var’ ifadeleri kullanacaksın. Bu bir operasyondur. Milletvekili, ‘beni teröristler kaçırdı’ demeyecek...


Kürt meselesinde akil adamlar

 Medya, aydınlar ve entellektüeller olarak
siz başlatsanız biz de destek versek.
Altyapı sizden, bize ne görev düşüyorsa
onu yapsak...



"HALK İNANMIYOR"

Biz kamuoyu araştırması yaptık ve bu olaya kimse inanmıyor. Halk kaçırılma olayına inanmıyor. ‘Bölgede çok ciddi güvenlik açığı var’ diyenler yüzde 21, 'karşılıklı planlanmış bir eylem' diyenler yüzde 54.

(Soru: Siz ne düşünüyorsunuz?) Şüphelerim var, inanmıyorum. Kendi il başkanlarım, başkan yardımcılarım kaçırıldı ve içlerinden dönmeyenler var. Kaymakamım hala dönmeyecek, öğretmenler de döyle...

Bu işlerin üzerinde çok hassas durmamız lazım. Kendilerini gündemde tutmaya yönelik adımlardır bunlar. Görsel ve yazlı medya da buna destek veriyor. Medya bu şekilde davranırsa iş zorlaşır. Bunlar görmezden gelinecek. Amerikan, Fransız, İnigliz medyası nasıl davranıyor bakılsın; gündemde tutmazlar."

SELAHATTİN DEMİRTAŞ'A YANIT

“Son olarak eş bakanlarınından birinin ‘400 km PKK'nın kontrolü altındadır’ açıklaması bu ülkede herkesin ciğerini dağladı. Bu ifade yalan. Sen kimden yanasın. Terörden yana mısın, terörü yok etmek isteyenlerden yana mısın? Anadolu’da bir laf var ‘domuzdan yana mısın bizden yana mısın?’<

TBMM'de bulunan bir siyasi partinin eş başkanı olarak bu ifadeyi neye göre kullanıyorsun. 400 bin metreyi nasıl oluyor da kontrol altına alıyorlar, nasıl ve neye göre tespit ettiniz?

Bunlar siyasetçi olmaktan çıktılar. Teröristle kucaklaşana nasıl siyasetçi diyelim. O gün 9 milletvekilinin gösterdiği tablo yenilir yutulur bir tablo değil. Biz böyle bir vekil tanımıyoruz.

Müzakere süreci kapandı. Bunlarla neyin müzakerisini yapacaksın.”

     

ÇİÇEK’İN METNİNE ELEŞTİRİ
(Meclis Başkanı’nın mutabakat metni ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın çıkışı)

"Sayın Çiçek’in iyi niyetinden şüphem yok. Fakat bugüne kadar yaptığı uygulamayı tekrarlasaydı isabet olurdu. Yani grup başkanvekilleriyle biraraya gelip işi değerlendirseydi isabet olurdu. Öyle şeyler var ki katılmak mümkün değil.

4. madde de, 5. madde de... Kendisi hükümet sözcüsüyken çok açık ifadeleri vardır. Biz her zaman güvenlik güçlerimize 'bir ihtiyacınız var mı?' diye sorarız. Kendilerinin ifadesi de ‘ne istediysek hükümet vermiştir’ şeklindedir. Bizden bir şey talep edecekler ve biz vermeyeceğiz. Asla, kimse bunu ifade edemez.

9. madde, şehitlerle alakalı... Bazıları zannediyor ki şehit yakınları terk ediliyor, ihmal ediliyor. (Erdoğan burada yardım miktarlarını açıkladı ve rakamın 450 bin TL’lere çıktığını söyledi)"

Uludere teklifi
Ana muhalafet partisi lideri ‘Uludere’ye beraber gidelim’ diyor. Senden adres öğrenecek halimiz yok bizim.


"ESAD SİYASİ BİR MEFTADIR"
(Esad’a ne kadar ömür biçiyorsunuz?)

"Esad siyasi ömrünü tamamlamıştır ve şu anda siyasetçi gibi davranmamaktadır.

Dökülen kanın sorumlusu olarak Türkiye’yi sorumlu tutan Esad, ağzından çıkanı kulağı duymayan bir hale gelmiştir. Türkiye Suriye halkının yanındadır, zalim Esad rejiminin yanında değildir... Esadı’n işi zorlaşıyor ve ben kendisine siyasi mefta diyorum.

Yaptığımız kamuoyu araştırmasında, ‘bir tehdit gelmesi durumunda Suriye’ye bir müdahalede bulunulmalı mı?’ sorusuna yüzde 58 ‘evet’ yanıtı alındı. Suriye politikasına yönelik de ortalama yüzde 49’larda onay veriliyor...

Tampon bölge ile uçuşa yasaklı bölge birlikte değerlendirilmeli. Uçuşa yasak bölge ilan edilmeden tampon bölge ilan edemezsiniz. Aksi durum bir risktir ve karşımıza Srabrenitsa gibi bir manzara çıkarır. Onbinlerce insanın bedelini tarihe ödeyemezsiniz. Sayın Davutoğlu’nun ABD seyahatinin altında yatan da budur. Böyle bir kararın çıkması lazım ki adım atasınız."

"HALA  ESAD'I SAVUNUYOR"
"'Türkiye muhaliflere silah gönderiyor' deniyor. Bunu ana muhalafet partisi lideri nasıl söyler. Yapılan insani yardımları nasıl bu tarafa çeker.

Suriye’den gelenlerin Hatay’da ahlaki olmayan bazı adımlar attıklarını, oralarda gayri meşru işelerin yapıldığı söylediler. Valim 24 saat orada ve ‘böyle bir şey söz konusu değil’ diyor. Bunu üzerine hala konuşuyor.

Bu ülkenin bir izzet-i nefsi var. Mevcut hükümeti savunacağı yerde Esad’ı savunuyor; o rejimden yana. Ben de ‘sen Baas’çısın’ deyince kızıyor. Niye kızıyorsun ki, onunla aynı şekilde hareket ediyorlar."

Dershanelere çağrı
Tümüne sesleniyorum, gelin
dershanelerinizi birleştirin ve okul yatırımı yapın. Biz de size öğrenci verelim. Bir
öğrenci maliyeti neyse, biz o parayı size
veririz. Hizmet alımı yoluyla öğrenciyi size teslim ederiz. 


"UYGUN GÖRDÜĞÜMÜZ KAMPA GÖNDERİRİZ"
(CHP’li vekillerin Suriyelilerin kaldığı kampa girememesi)


"'Kampalar gireceğim’ diyor. Nasıl gireceğinin emrini biz veririz, orası yol geçen hanı değil. İnsan hakları komisyonu girdi ve inceleme raporu var;

talepleri oldu yine girecekler. Kamp yerlerini şov merkezi haline dönüştüremeyiz. Kılıçdaroğlu istiyorsa talep eder, biz ‘şu kamp uygundur’ deriz, göndeririz. ‘Biz şuraya girmek istiyoruz, buraya girmek istiyoruz’ olmaz, zabıta mısın sen istediğin yere gireceksin. Oradaki insanların can güvenliği söz konusu...

"EVLATLARINA İHANET EDİYORLAR"
(4+4+4’teki 66 ay meselesi)

"Rapor alanları evlatlarına ihanetle vasıflandırıyorum. ‘Benim evladım geri zekalı’... İki ayda mı iyi hale gelecek. Biz de çocuklarımızı yaşları gelmeden okula başlattık. Okul öncesi eğitim nedeniyle bir çocuğum birinci sınıfı okumadan ikiden başladı. 66 ayı söylerken rastgele atmadık ki biz bunu, incelemer yaptırdık."




Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.