'AYİM ve YÖK'ü kaldıracağız'

CHP'nin 15. Olağanüstü Kurultayı'nda konuşan Kemal Kılıçdaroğlu, hükümete yüklendi. Kılıçdaroğlu, CHP'nin iktidarına çok az bir süre kaldığını ileri sürdü. Türk halkının kendilerini görev tevdi etmesi halinde birçok reformu hayata geçireceklerini kaydeden CHP Genel Başkanı, bu kapsamda YÖK ve AYİM'i kaldıracaklarını ifade etti.

Kılıçdaroğlu, şunları söyledi: "Bütün üniversite gençliğine sesleniyorum. YÖK denen ucubeyi kaldıracağız. Biz daha 1402'likleri unutmadık. 12 Eylül'den hesaplaşacaklardı sözde. YÖK'ü niye kaldırmıyorsun? Ama kaldırmazlar. Çünkü daha üniversiteleri dize getirecekler. Oraları da köleleştirecekler. Ama izin vermeyeceğiz. Harçları da kaldıracağız. Bütçedekilere de baktık. Harçlar kaldırılabilir. Kaldıracağız. Sadece bununla mı yetineceğiz. Özel yetkili mahkemeleri kaldıracağız. Neye özel? AKP'ye özel. Hâkimi kim? Başbakan Erdoğan. Askeri Yüksek İdare Mahkemeleri'ni de kaldıracağız. Sivil yargı, çağdaş yargı. Bizim yaptığımız Anayasa'da, yargı siyaset değil adalet dağıtacaktır."

12 EYLÜL DARBECİLERİNDEN HESAP SORACAĞIZ

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, 12 Eylül darbecilerinden hesap soracaklarını da iddia etti. "Birileri darbecilerin önünde ceketlerinin düğmelerini ilikledi. Bizim partimiz kapatıldı bedel ödedik." diyen Kılıçdaroğlu, "Analar 12 Eylül'de ah yaktı. Erdal Eren'in 12 Eylül'de yaşı büyütülüp idam edildi. Bunlar acılarımızı sömürdüler. Sen ne bedel ödedin? Birileri gitti postal yaladı. Gencecik fidanlar idam edilirken. Metris'te, Diyarbakır'da işkenceler olurken. Sen yeşil kuşak projesini nasıl hayata geçiririm diye çaba harcamıyor muydun? Mamak'taki acıları unutur muyuz sanıyorsunuz siz? Onlar bu acılarımızı sömürürken, o dönem orada acıları yaşayanlar Hasan Hüseyin Korkmazgil'in dizeleriyle şunu söylüyorlardı. 'Biz bütün baskılara direndik. Acı bedelleri ödedik.' O acı bedellerin, bedel ödemeyenler tarafından sömürülmesi ağrıma gidiyor. Kim oluyorsun sen? '12 Eylül faşizmine hesap soracağız' diyorsun. Milleti kandırdın, 'hesap soracağım' dedin. Nerede bu darbeciler? Biz milyonlarla yürüyeceğiz. Halkı kucaklamak zorundayız. Biz binlerce geleceksek beraber çalışacağız." ifadelerini kullandı.

YÜZDE 10 SEÇİM BARAJI KALKACAK

Yüzde 10'luk seçim barajını kaldıracaklarını iddia eden Kılıçdaroğlu, şu görüşleri dile getirdi: "Gelelim başka bir konuya. Siyasi partiler yasası. Allah aşkına bu siyasi partiler yasası, Türkiye'de demokrasinin önünü tıkamıyor mu? Milli irade diyoruz. Hangi iradeden söz ediyor Recep Bey. Sen liste yapıyorsun, vatandaşın önüne koyuyorsun. Ya o verirsin, ya oy kullanmazsın. Sonra da milli irade tecelli etti diyorsun. Söz, CHP'nin sözü. Milletvekilini vatandaş kendisi seçecek. Halkın iradesi parlamentoya yansıyacak. O irade milli iradedir işte. Her vatandaş gidecek sandıkta oy kullanacak. Kendi milletvekilini seçecek. Sonra yeri geldiğinde hesap soracak. Halkın iradesine inanacağız biz. Başbakan'ın kulakları duysun diye söylüyorum. Yüzde 10 seçim barajı ucubesini de kaldıracağız. Her iki vatandaşımızdan birisi 'üç yıldır yolsuzluk arttı' diyor. Buradan sesleniyorum. Demokrasi mi istiyorsunuz? Temiz siyaset mi istiyorsunuz? Hesap mı sorulsun istiyorsunuz? O zaman CHP'ye gelin. Bu dokunulmazlıklar 21. yüzyıla yakışmıyor. Konuşuyorsan hay hay ama çal çırp, benim dokunulmazlığım var. Kimse bana dokunmasın. Senin vatandaştan ne farkın var?"

CHP GÜNEYDOĞU RAPORUNU YENİLİYOR

CHP lideri, iki saate yakın süren konuşmasında, Kürt sorununa da değindi. Güneydoğu sorunun çözülmeyen bir sorun haline geldiğine işaret eden CHP Genel Başkanı, "Çözülmüyorsa kabahatli siyaset kurumudur. Asker ne istediyse biz zaten verdik demesi işi baştan savmaktır. Bu konuda düşünce üreten parti baştan beri CHP'dir. Raporumuzu 1989'da yazdık. Şimdi yeniliyoruz. Toplumsal uzlaşmayla, kardeşlikle çözeceğiz.

Cumhuriyet değerlerine sahip çıkaracak yapacağız. Lozan var. Lozan tapu senedimizdir. Senedimiz başımızın üstünde duruyor. Unutmasınlar baştan da söyledim. Türkiye'nin bin sorunu varsa, CHP'de bin bir çözümü vardır. Berivan da bizim, Hakan da bizim. Rojin de bizim, Agop da bizimdir. Ferhat ile Şirin de bizim. Mem-u Zin de bizim. Biz Türkiye Cumhuriyeti'nin yurttaşlarıyız. Bizi kimse ayıramaz. Önce insan diyeceğiz. 12 Ağustos 2005. Başbakan Diyarbakır'da miting yapıyor. Konuşuyor. Diyarbakırlı bir genç 'Biz fabrika istiyoruz' diyor. Bir daha söylüyor. Duymamazlıktan geliyor. Bir daha söylüyor. Duymamazlıktan geliyor. Koskoca Başbakan sesi kesilir mi? Dönüp ona şunu söylüyor: Biz buralara fabrika yapmayacağız. Bedavacılığa alışmayın. Sen gideceksin oraya hapishane sözü vereceksin. Kimse gitmezse, devlet olarak biz gideceğiz, fabrika kuracağız. Bir sözümüz daha var. Orada mayınlı araziler var değil mi? Onlar temizlendikten sonra, cumhuriyetin en büyük toprak reformunu yapacağız. Topraksız köylülere dağıtacağız ve oralar modern tarım işletmeleri olacak. Buradan Doğu ve Güneydoğu'daki tüm yurttaşlarıma sesleniyorum. Etnik kimlik herkesin şerefidir. Biz üçüncü yoluz. Etnik kimliğe saygılı, inanca saygılı, sosyal demokrat, halkçı bir partiyiz biz. Bizi kucaklayın. Etnik kimliklerinizi sömürdüler. İnançlarınızı sömürdüler. Biz onları sömürmüyoruz. Biz o dertleri çözeceğiz. Derdini çözmek benim boynumun borcudur. Bizim amacımız Türkiye'yi içeride çağdaş yapmak, dışarıda sağlam yapmaktır." diye konuştu.
 
Kemal Kılıçdaroğlu, konuşmasının sonunda CHP'li delegeleri ve salondakileri ayağa kalkmaya davet ederken, sözlerini şöyle tamamladı: "Buradan iş adamlarına, sanayiciye, esnafa sesleniyorum. Kapalı kapılar ardında hükümetin sizi nasıl tehdit ettiğini biliyorum. Konuştuğunuz zaman ertesi gün maliyecinin nasıl kapınıza geldiğini biliyorum. Artık korkmayın. Memurlara sesleniyorum. Siz devletin işini yapacaksınız, siyasi partilerin değil. Çekinmeyin, yürekli olun ve siz de ayağa kalkın.

Çiftçi kardeşime sesleniyorum. Hani Başbakan'ın 'Ananı da al git' dediği kardeşlerime sesleniyorum. Sen de ayağa kalk. CHP'ye gel. Mehmet Haberal'a rapor verdi diye 4 üniversite hocasını özel yetkili mahkemelere götürdüler. Onlara buradan sesleniyorum. Başınızı kaldırın. Özgürsünüz siz. Vicdanınız özgür sizin. Sizin arkanızda insanları seven milyonlar var. Üniversite hocaları siz de ayağa kalkın. Yürütme organının eline verilen yargıçlar. Adalet değil de siyaset dağıtması istenen yargıçlar. Barolar avukatlar. Sizler de buna itiraz edin. Ve medya. Kendisine oto sansür uygulayan medya. Patronlarına ağır cezalar kesilen medya. Halkın iktidarında özgür olacaksınız. Biz dâhil herkesi özgürce eleştirebileceksiniz. Sizde kalkın ayağa. Türkiye'de haber nasıl yazılırmış onu gösterin. Bir şeyi unutmayın. Korkaklar her gün ölür. Yürekliler ise bir gün."




Cihan
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.