'AYM'nin karar alma yetkisi yok'
Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, A Haber'de katıldığı bir programda, gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.

"Öcalan, 'herkes samimi olursa sorunlar bir haftada çözülür' diyor. Böyle bir noktaya gelindi mi bu pakette?" sorusu üzerine Kurtulmuş, İmralı ile olan görüşmelerin dün başlamadığını, uzun süredir devam ettiğini belirtti.

Kurtulmuş, "Herkes gerçekten yürekten konuşursa samimi davranırsa barış üslubuyla hareket ederse Türkiye'de çözümün çok yakın noktada olduğuna inananlardanım" dedi.

6-7 Ekim olaylarındaki ağır provokasyonlara rağmen bu düşünceyi savunduğunu dile getiren Kurtulmuş, işin büyük kısmının bittiğini, geriye daha zor, ağır konuların kaldığını, önemli olanın bu iradenin devam etmesi olduğunu söyledi.

Kurtulmuş, Ada'dan yapılan açıklamaların bu iradenin bütün provokasyona rağmen devam ettiğini ortaya koyduğunu bildirdi.

Af ve özerklik konusunda değerlendirmelerde bulunan Kurtulmuş, Türkiye'nin çok ağır bir bedel ödediğini, 30 küsur yıl 35 bine yakın insanın öldüğünü söyledi. Yaklaşık 1.2 trilyon dolar Türkiye'nin terör nedeniyle kayıp yaşadığını dile getiren Kurtulmuş, bu bedeli bir daha kimsenin ödemek istemeyeceğini ifade etti.

Kurtulmuş, "Son yıllarda dağdaki terör gruplarından, şehirlerdeki KCK yapılanmasına dönen örgütün de bu anlamda bir daha dağlarda uzun süre bir takım savaşları göze alacağına ihtimal vermiyorum. İnsanlar barışın tadını aldıktan sonra her türlü barış ortamının ve bunun kalıcı barışa dönmesi ihtimalini gördükten sonra hiç kimse silahlı mücadeleye prim vermez" diye konuştu.

Kurtulmuş, ülkedeki Kürtlerin de Türkiye Cumhuriyeti'nin eşit ve birinci sınıf ırkdaşlar olduğunu bilen, insani hakları konusunda hiçbir siyasi komplekse kapılmaksızın, insan haklarının sonuna kadar verilmesi için mücadele eden bir siyasi iradenin olduğunu kaydetti.

Provokasyonlara açık bir sürecin yürüdüğünü ancak çözüme yakın bir noktada durulduğunu belirten Kurtulmuş, aklı başında hiç kimsenin eskiye dönüş istemeyeceğinden emin olduğunu belirtti.

'Paralel yapının bir maddelik gündemi var'

Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun örgüt ile paralel yapı arasındaki ilişkiye dikkati çektiği hatırlatılan Kurtulmuş, bu konuyla ilgili çok sayıda dokümanın olduğunu ve zamanı geldiğinde kamuoyuyla paylaşılacağını söyledi.

Kurtulmuş, Türkiye'nin bu anlamda paralel yapının, bu örgüt ya da başka birtakım örgütlenmelerle işbirliği içerisinde hükümetin önüne zorluklar çıkarmak istediğinin bilindiğini dile getirdi.

Paralel yapının, CHP ile işbirliği yaptığı iddiaları karşısında bu durumun seçimlerde, AK Parti'yi zorlayacak bir tablo olup, olmadığının sorulması üzerine Kurtulmuş, "Paralel yapı dediğimiz şey hayal mahsulü değildir. Nasıl ittifaklar ortaya koyabildiğini en üst noktada 30 Mart seçimleri öncesinde gördük. Bütün parti ya da örgütlerin kendi programı var. Ama paralel yapının bir maddelik gündemi var o da 'bu mevcut hükümet gitsin de hangi yolla giderse gitsin'. Paralel yapının AK Parti dışındaki bütün politik aktörlerle hatta birbirine taban tabana zıt ikisiyle bile eş zamanlı olarak ittifaklar yapılabileceğini 30 Mart seçimleri öncesinde, 17-25 Aralık olaylarında çok net bir şekilde gördük" değerlendirmesinde bulundu.

'AYM'nin karar alma yetkisi yok'

Anayasa Mahkemesinin seçimlerden önce barajı düşüreceğine dair iddiaların sorulması üzerine Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş, şunları söyledi:

"Anayasa Mahkemesine açılan başvuruların tarihi ve zamanlaması, Anayasa Mahkemesinin o kadar dosya arasından bu dosyaları alıp, en öne getirmesi ve bu konunun kamuoyuna mal edilmesi öyle görülüyor ki bir planın parçası. Anayasa Mahkemesinin hukuki bakımdan böyle bir karar alma yetkisinin olmadığını, çünkü böyle yaparsa Anayasa Mahkemesi, kendisi bir yasa koymuş olur. Anayasa Mahkemesi, yasa koyma yeri değildir, yasaların anayasa uygun olup olmadığını inceleyecek olan bir makamdır. Hukuki şartlarda böyle bir karar almayacağını düşünüyorum."

Seçim barajı konusuna da değinen Kurtulmuş, "Barajların kaldırılmamış olmasının sebebi AK Parti değildir, bunu kaldırmayı samimiyetle tartışmıştır. Herkes eğer samimiyse bundan sonra yapılacak bir seçim sistemindeki değişik önümüzdeki seçimde uygulanmayacak. Ama şu da iyi düşünülmeli, yeni bir seçim sistemini bu seçim döneminde çıkarırız, barajsız ya da düşük barajlı bir sistem. Ondan sonra da önümüzdeki seçimde bunun uygulanmasının yolunu açarız. Ama bunu parlamento yapmaz, Anayasa Mahkemesi devreye sokulursa bu doğrudan doğruya siyasetin alanına müdahale olur. Seçim barajını indirmek, seçim sistemini değiştirmek, siyasi partiler sistemini değiştirmek Anayasa Mahkemesinin işi değildir, bu kadar açık söylüyorum" diye konuştu.

Kurtulmuş, erken seçim iddialarıyla ilgili olarak da "Bakanlar Kurulunun hiçbir şekilde gündemine gelmiş bir konu değildir, böyle bir konu konuşulmadı" dedi.

'Ne zaman toplayacak, nasıl toplayacak bilmiyoruz'

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 2015'ten itibaren Bakanlar Kuruluna başkanlık edeceği yönündeki açıklamalarla ilgili Kurtulmuş, mevcut Anayasa'ya göre cumhurbaşkanının anayasal yetkilerinin belli olduğunu söyledi.

Kurtulmuş, cumhurbaşkanının istediği zaman Bakanlar Kurulu'na riyaset etmesinde engel bir durumun olmadığını vurguladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın tarafsız olduğunun altını çizen Kurtulmuş, "Ama AK Parti siyasi hareketin de lideridir. Buradan kimse başbakanlık makamı ile cumhurbaşkanlığı makamı arasında bir çelişki ortaya çıkar zannetmesin, buradan bütünleşme çıkar. Ne zaman toplayacak, nasıl toplayacak bilmiyoruz. Türkiye'nin bugün geldiği nokta, Türkiye'yi başkanlık sistemine götürmeyi zorunlu kılıyor" ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın seçimlerden önce kabineye başkanlık etmesinin, başkanlık sistemine alıştırma olarak görülüp, görülmediğinin sorulması üzerine Kurtulmuş, "Zaten devlet başkanlığı sistemine Türkiye giderse ki gidişat oraya doğrudur, o zaman alıştırma dönemine ihtiyaç yoktur" dedi.

Kurtulmuş, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın hangi aralıklarla kabineye başkanlık edeceğiyle ilgili "Bu bir ihtiyaç ve Sayın Cumhurbaşkanımızın tek taraflı alacağı bir karardır, Cumhurbaşkanı ile Başbakan arasında istişare ile yapılır" değerlendirmesinde bulundu.

'Halep düşerse oradaki geniş kitlelerin ilk gelebileceği yer, Türkiye topraklarıdır'

Türkiye'de 1 milyon 670 bin Suriyeli mülteci bulunduğuna işaret eden Kurtulmuş, "Allah muhafaza Halep'in düşmesi durumunda 100 binlerle ifade edilecek yeni bir göç dalgasının Türkiye'nin kapısına dayanacağı aşikardır. Türkiye olarak hem böyle bir endişeyi taşıyoruz hem de bununla ilgili hazırlıklarımızı sürdürmeye gayret ediyoruz" dedi.

Suriye'de muhalefeti destekliyor gibi görünen ülkelerin birçoğunun ve Suriye meselesinde taraf olmuş ülkelerin büyük bir çoğunluğunun Suriye'deki mücadele, çatışma ve bölünmenin çözülmesine ilişkin fikre sahip olmadığını söyleyen Kurtulmuş, "Dün Esad'a karşı ağız dolusu konuşanlar, bugün 'Esad ile nasıl işbirliği yaparız' pazarlığı içindeler ya da 'Esad'ın arkasındaki başka ülkelerle nasıl denge oluştururuz' durumundalar" diye konuştu.

 "Esad'sız bir Suriye kurulabilmesi için bütün toplumsal kesimlerin bir arada olduğu perspektife sahip olunması gerektiğini" ifade eden Kurtulmuş, şöyle devam etti:

"Bunu yapmadığımız takdirde tartışacağımız mülteciler meselesi sorunun sadece bir kısmıdır. Aysbergin görünen yüzüdür. Ama onun altında çok daha derin, çok daha kapsamlı ve Allah muhafaza uzun süre devam edecek bir sorun ile karşı karşıya geliriz."

Suriye'den yeni bir göç dalgası gelmesi riskinin oldukça yüksek olduğunu dile getiren Kurtulmuş, "Halep düşerse oradaki geniş kitlelerin ilk gelebileceği yer, Türkiye topraklarıdır. Hayatlarını kurtarmak için gelebileceği yer... Kobani'yi hatırlayın. Kobani'den 3 gün içinde 180 bin kişi Türkiye kabul etmek durumunda kaldı" değerlendirmesini yaptı.

'Büyük bir kültür erozyonunu önlemenin ilk adımı'

Osmanlıca dersinin okutulması konusunda ise Kurtulmuş, Türkiye'de kendileri burada yaşayan ama kafaları Batıda kalanların bulunduğunu söyledi.

Devletin arşivlerinin satıldığını, Osmanlıca kitapların kese kağıdı haline getirildiğini dile getiren Kurtulmuş, çocuklara Osmanlıca öğretmenin, büyük bir kültür erozyonunu önlemenin ilk adımı ve konuşulan Türkçe'nin başka bir harfle yazılması olduğunu söyledi.

Türkiye'nin bunu başarması ve zihniyet değişiminin gerçekleşmesi gerektiğini ifade eden Kurtulmuş, bunun sağcılıkla, solculukla, muhafazakarlıkla, cumhuriyetçilikle ilgilisinin bulunmadığını, devlet zihniyetinin yeniden süzgeçten geçirilip geçmişle barışmak olduğunu anlattı.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.