BAHÇELİ, \

Çocuk affını, adalet duygusu ile toplumun hassasiyetlerini bir arada tutan bir düzenlemeyi parlamento ve siyasi partilerin hangi açılardan göze alacağını Prof. Dr Mesut Bedri Eryılmaz ile değerlendirirken,

Bahçeli’nin, \'\'Çocuk çocuktur, çocuklarımızı suçlu olmaktan ve suçluluk içerisinde ezilip daha kötü yollara sapmadan kurtarmak lazım” sözlerinin  suçlu çocuklar açısından doğuracağı sonuçları Prof. Dr. Bengi Semerci ile aydınlatmaya çalıştık.

\"\"

Çocuk-Genç ve Erişkin Psikiyatristi Prof. Dr. Bengi Semerci:

“SUÇLU ÇOCUK YOKTUR”, “BİR AFDAN SÖZ ETMEK, BİR SUÇ OLDUĞUNU KABULLENMEKTİR”

Öncelikle bazı kavramları netleştirmek gerekir. Anayasal olarak 18 yaş altı herkes çocuktur. Ancak çocuğun gelişim evresine göre algılamaları farklılık gösterir.
Çocuğun suç işlemiş olması, ona  bakmakla yükümlü erişkinlerin nelerin yanlış olduğunu öğretmemiş olmasından ya da aynı erişkinler  tarafından yanlış yapmak üzere  yönlendirilmiş olmasından  kaynaklanır. Bu nedenle suçlu çocuk yoktur, suça yönlendirilmiş, sürüklenmiş çocuklar vardır.

ETKENLER
•      İşsizlik
•      Yoksulluk
•      Siyasal durum
•      Eğitim sistemi
•      Yaşanılan çevre
•      Aile
•      Ruhsal sorunlar
•      Suçun ele alınış biçimi

Bu bilgilerden sonra çocuğun suça sürüklenmesi durumunda nedenler saptanmalı ona göre tedbir alınmalıdır. Aile ise çocuğu aileden korumak ve aileye yaptırım uygulamak, çevre ise oradan uzaklaştırıp, korumak, ruhsal sorunlarsa tedavi etmek ve en önemlisi yanlış öğretileri için eğitim ve rehabilitasyon sağlamak gerekir. Tüm bu yükümlülükleri doğru yapmayıp, yerine getirmeden af edelim ve aynı süreçler yaşansın denilirse burada hata var demektir. Bir afdan söz etmek, bir suç olduğunu kabullenmektir. Bu çocuklara yaşlarına uygun kanunlarla,sağlıklı değerlendirme ve yargılama sistemi ile tedavi, rehabilitasyon ve korunma sağlamayan, onları aynı sürece gönderen ve böylece çocuklara karşın suç işleyen büyükleri kim af edecek sorusunun yanıtını bulmak gerekir.

\"\"

Polis Akademisi Öğretim Üyesi Mesut Bedri Eryılmaz:


“ÇOCUK SUÇLULARI İLE İLGİLİ AF YAKLAŞIMI, KOLAYCI BİR YAKLAŞIM”, “AF, ÇOK POPÜLİST BİR ŞEY”

Çocuklar ne kadar toplumun suç işleyen kesimini oluşturuyor, hangi suçları daha çok işliyorlar ona bakmamız lazım. Elimizde bir veri olmadan, tutuklu yargılanan kişilerin ne kadarı çocuk bunu bilmeden, hangi suçlara karıştıklarını bilmeden affı konuşmanın tehlikeli olduğunu düşünüyorum. Biraz popülist bir yaklaşım, siyasiler bu tip şeyler söylerler ama bürokratlar bunu gerçekleştirmezler çünkü bunun sonuçları çok ağır olur. Mesela genel aftan bahsedildi, genel af çıktı, çıkanların %70’i tekrar cezaevine girdi. Onun için bürokratlar böyle bir şeyde olumlu görüş bildirmez diye düşünüyorum. Kapkaççılık ve hırsızlık bir ara çok yoğundu ve tutuklama sebebi olması için kanuna yazdık. Tutuklanmayı gerektiren suçlar listesine; hırsızlık, kapkaççılık ve yağmayı da koyduk. Ondan sonra sessizlik oluştu. Çünkü bu kişiler tutuklu yargılanıyorlardı. 12 yaşından küçükler zaten ceza almıyor, genelde konuştuğumuz kesim, 15-18 yaş arası. 15-18’inde suç işleyen insanlar için, tabi ki, ‘suça sürüklenen çocuk’ tabirini kullanıyoruz. Fakat yine de toplumun böyle bir durumu ayırt etmesi zor. Siyasilerin seçim öncesi tekrar “Kapkaççıların arttırılması da ne oluyor?” dedirtecek bir şeyi göze alamazlar gibi geliyor. 

Af konusunda akademisyenler çok pozitif düşünemiyorlar, siyasiler düşünebilir ama akademisyenlerin toptancı bir affedelim zihniyetini benimseyemezler diye düşünüyorum... Aslında ben sadece çocukların değil, insanların bütün olarak suça itildiklerini düşünüyorum. Bütün insanların suç işlemeleri için bir sebep olması gerekir, durup dururken hiç kimse suç işleyemez. Tabi ki çocuklar daha etkileşime açık ama mesela polis memuru aldığı rüşveti kendisine göre haklılaştırıyor, parasının yetmediğini düşünüyor, hırsız kendine göre suçu başkaları böyle yaşarken ben nasıl böyle yaşarım diye haklılaştırıyor, herkesi kendi içinde suça iten sebepler var.

Çocuk suçluları ile ilgili af yaklaşımı, kolaycı bir yaklaşım. Çocuk suçlularını bir bütün olarak ele alıp, bu insanlar neden suç işliyorlar, bunları özel bir yerde nasıl eğitebiliriz, topluma nasıl döndürebiliriz-in hesabını yapmak lazım. Suçlular için düşüncesiyle cezaevleri eğitim yuvaları haline geldi. Mağdur açısından baktığınız zaman, örneğin üç aylık emekli maaşını çekerken bir kapkaççıya parasını kaptırdığında onu çocuk olarak görmüyor, onun cezasını çekmesi gerektiğini düşünüyor, 15 yaşındaki çocuk bu yaptığının kötü olduğunu biliyor mu? biliyor…bir insanın maaşının onun için ne kadar önemli olabileceğini tahmin ediyor. Onun için 19 yaşındaki cezasını çekerken, 17 yaşındaki neden çekmesin? Dolayısıyla mağdurların da beklentisi çocukların temelli affedilmesi değil.  Onlara zaten ceza hafifletilerek veriliyor ama cezaevlerinde bunların nasıl topluma kazandırırız-ın hesabının yapılması lazım.

Zorla suç işletiliyorsa, kendi iradesi yoksa, bunu cezalandırmıyor hukuk sistemi, azmettireni cezalandırıyor. Ama burada bağlantı çok önemli, kendi iradesi devreye girmeden bir kişinin azmettirmesi lazım. ‘Taş at’ diyoruz, çocuk bunu içselleştirerek taşı atıyorsa burada çocuk da cezalandırılıyor. Yetişkine göre temizlik kudretinin, iyiyi kötüyü ayırt edebilme kabiliyetinin daha az olduğunu düşünüyor, bence eksik kalan, cezayı az vermek değil, bunların tekrar eğitilmesi ihmal ediliyor, cezaevine atınca problemi çözdüğümüz düşünülüyor, ta ki bir daha cezaevinden çıkana kadar. Konuyu burada halletmemiz lazım, af burada çok popülist bir şey, bir de şöyle bir şey var; çocuklar çıktığı zaman sicilleri bozulduğunda, bir daha hayatları boyunca iş bulamayacaklar, özel güvenlikçi bile bunları çalıştırmaz, dolayısıyla onların topluma tekrar nasıl kazandırılacağının hesabını yapmamız lazım. Bunun için köklü çözümlere ihtiyaç var.

Bir ülkede terör problemi devam ederken, ekonomik problemler ciddi boyuttayken çocuklar çok detay kalıyor, sıra onlara gelmiyor bir türlü, genel de polis, çocuk polisi kurarak, çocukları yönlendiriyor ama bu polisin görevi değil, bu bir hizmet, devletin görevi, bunu polise, jandarmaya yaptıramayız, devletin bunu problem olarak algılaması aileden sorumlu devlet bakanlığının, çocuk esirgeme kurumlarının bunu problem olarak algılaması gerekiyor, hapishaneye göndermiyoruz, Türkiye’den de kaçıyorlar, çocuk esirgeme kurumlarından da kaçıyorlar, sokaklar tamamen polislere ve çocuklara emanet. Devletin bunlarla ilgili projeler üretmesi gerekir. Bunların gelecek için nasıl potansiyel bir tehlike oluşturduğu bilinmez, topluma nasıl kazandırılacağına dair belirgin bir projesi yoktur…90 senelik Cumhuriyetimizle övünüyoruz ama hala devlet olarak bu çocuklarla ne yapacağımıza yönelik bir projemiz yok. Atarsız, tekrar çıkarlar, bu polis ve çocukların kavga ettirmenin, vatandaşla karşı karşıya getirmenin  başka bir yolu. Tabi ki çocuklarımız suç işlemesin, cezaevleriyle tanışmasın, suça karışmasın ama toplumda sessiz bir kitle var, her tarafa gidebilen, bu kitleyi devlet olarak pozitif yöne çekmemiz gerekiyor, bunu beceremedik şimdiye kadar.”


Hülya Okur- HaberX


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
YUSUF DALMAZ 7 yıl önce

Çocuklara yönelik bu ilk adıma bir başlayalım, hele. Devamı gelir İnşallah. Sayın hocalarım teori yönünden gayet güzel koymuşlar işin esasını orataya ama bir de realite var. Bugün suçlu olan, sabıkalı gözküken bir sürü çocuk var maalesef. Bir af çıkararak ilk adımı atıp, çocuklarımızı kötü ortam ve eylemlerden uzaklaştıracak diğer yol ve yöntemlere bakalım. Siyasi olarak atılmış bu ilk adımı desteklemek gerekir diye düşünüyorum...