Bahçeli: En çetin imtihan, Anayasa
Bahçeli, partisinin Kızılcahamam'da düzenlenen İl Başkanları Toplantısında yaptığı konuşmada, Türkiye'nin bugün, hangi siyasi düşüncede olursa olsun, bu vatanı gönülden seven herkesi isyan ettirecek çok ağır şartlarla karşı karşıya olduğunu ifade etti. Yaşanmakta olan bunalım döneminin her alandaki tahribatının, endişe verici boyutlara ulaştığını belirten Bahçeli, "Türkiye'yi, içeride ve dışarıda, çok büyük risk ve tehlikelerle dolu zor günler beklemektedir.Her alanda topyekûn bir milli seferberlik gerektiren böylesine ağır şartlar karşısında, Türkiye iç çekişme, tartışma ve çatışmalarla kan kaybetmektedir" dedi.

 İktidarı tehlikeli gidişatı önleyecek tedbirler yerine, sürekli kriz ve gerginlik üretmekle suçlayan Bahçeli, Türkiye üzerinde karanlık oyunlar oynamak hevesinde olanların önündeki en büyük engel olan Türk milliyetçiliğine karşı da karalama kampanyası başlatıldığını savundu. "Türk milliyetçiliğini aşağılamak ve küçük düşürmek AKP öncülüğünde günün modası, geçer akçesi ve bildik zihniyetlerin alışkanlığı haline gelmiştir" diyen Bahçeli, şöyle devam etti:
 
"Bize samimiyet dilini öğrenmemizi tavsiye eden ve aldığı ahlak dersinin farklı olduğunu ifade Başbakan'ın bilmesi lazımdır ki PKK'ya samimiyet göstermek, İmralı canisine yönelik samimi pozlar takınmak, Türkiye'nin milli gerçeklerini, Türk milletinin bin yıllık kardeşliğini samimiyet sözleriyle yok etmek, peşmergeye ve BOP'a hayranlık içinde samimiyetle bağlanmak bir marifet olarak görülüyorsa, bizim kitabımızda böylesi bir samimiyetin bırakınız bulunmasını, esamisi bile okunmayacaktır. Samimiyet dilinden kasıt bölücü ve yıkıcı niyetlere sahip olmak ise biz bu dili ya sustururuz, ya koparırız, ya da elimizin tersiyle iteriz. Ortadır ki Başbakan'ın ahlakı da itiraf ettiği gibi farklıdır."
 
-BAŞBAKAN'IN "KÜRT SORUNU" RAPORU-
 
Başbakan Erdoğan'ın 1991 yılında Refah Partisi İl Başkanıyken "Kürt sorunu" hakkında parti yönetimine sunduğu raporda, tıpkı bugün "Türk Milliyetçiliğini karalamaya çalıştığı" gibi, milliyetçi hareketin siyasi felsefesini "Türk ırkçılığı" olarak itham ettiğini belirten Bahçeli, "Türkiye'nin resmi ideolojisinin de ırkçı olduğunu iddia eden Başbakan devletin meşru güçlerinin PKK terörüyle mücadelesini, "Devletin geleneksel zora ve silaha başvurma' yöntemi olarak tanımlamış ve bu yöntemin iflas ettiğini söylemiştir. Başbakan bu raporunda "Devlet ile PKK'nın çatışmasında kendilerinin devletçi bir safta görünmemesi gerektiğini' ifade etmiş ve PKK terörü konusunda devletin kullandığı bölücü, terörist ve ayrılıkçı gibi söylemlere dayanan resmi üslubun benimsenmemesini önermiştir. Bizzat kendisi söz konusu raporunda fren tutmayarak, PKK terörü kadar, devlet terörünün de kınanması gerektiğini dile getirmiştir. Bu zihniyet için devlet ile bölücü terör örgütü PKK terazinin iki eşit kefesinde olup, esasen aralarında hiçbir fark yoktur. Başbakan ve partisinin bu ortam içinde PKK'yı meşrulaştırma ve İmralı canisine sözde barış elçisi ve çözüm yanlısı bir statü kazandırma arayışı aslında yıllar içinde daha da ilerleme kaydetmiş özürlü bir mantığın ve bakışın eseri olarak görülmelidir" diye konuştu.
 
22 yıl önce beyan edilen plan ve projelerin küresel telkin ve dayatmalarla bugün gün yüzüne çıktığını ifade eden Bahçeli, "Büyükşehir Belediyesi Kanunu ve anayasa değiştirmek için kol kola girmeye hazırlandığı bölücü terörün siyaset ayağının teklifleri" birlikte ele alındığında Başbakan'ın geçmişteki düşüncelerine yavaş yavaş yaklaştığının açıkça görülebileceğini söyledi.
 
-"İHANET PLANI"
 
Başbakan Erdoğan'ın hazırladığı bu rapor ile PKK'nın siyasi talep listesinin manidar benzerlikler taşıdığını belirten Bahçeli, şunları dedi:
 "Anlaşılmaktadır ki, PKK'nın hain planları çoktan karşılık bulmuştur. İmralı canisinin örgütüyle telekonferans yoluyla haberleşme eşiğine gelmesi de bir rastlantı değildir. Başbakan Erdoğan buna dünden razıdır ve zaman içinde İmralı canisini parlatmanın fırsatını kollamıştır. Görülmektedir ki, Başbakan'ın şaibeli siyaset yolculuğunda ideolojik özü ve ana hedefleri değişmemiş, değişen sadece taktığı siyasi maskeler olmuştur. AKP hükümetinin bölücü terörle aynı hedefe yönelmesi, İmralı canisinin müzakere ortağı sıfatını kazanması geçmişte ayrıntıları hazırlanmış, zaman içinde olgunlaştırılmış yeri ve zamanı gelince uygulamaya konulmuş bir ihanet planından başka bir şey değildir. Önce Kürt açılımı, sonra demokratik açılım, daha sonra da milli birlik ve kardeşlik adımı olarak formüle edilen yıkım projesinin, şimdi de süreç ismiyle servis edilen ve lehinde kamuoyu algısı oluşturulmaya çalışılan PKK'yı siyasallaştırma ve Türkiye'yi bölme çabalarının gerisinde çok aktörlü bir şer lobisi bulunmaktadır. ABD'den AB'ye kadar olan birçok ülke ve oluşum AKP'ye bu uğurda lojistik destek sağlamaktadır. Bu nedenle Başbakan'ın AB ülkelerinin terörle muhabbetlerini sorgulayıp eleştirmesi dürüst ve inandırıcı görülmemelidir. Bu kapıyı çoktan açan partisi ve hükümeti olmuştur. Milliyetçi Hareket Partisi, Türkiye'nin milli birliğinin tehlikeye düştüğü bir ortamda, bunları korumak için açık taraftır ve bunun için ödenecek ne bedel olursa, buna da gönül rahatlığı içinde ödemeye hazırdır."
 
-"1 MİLYONU AŞKIN KARDEŞİMİZ AÇ"
 
Bahçeli, Türkiye'nin sosyal ve ekonomik sorunlarının da içinden çıkılmaz bir hal aldığını kaydederken, "Ekonomide artık mızrak çuvala sığmamaktadır. Yakından takip ediyoruz ki, tüketim ve ithalata dayalı sanal büyüme açmazı ülkemizi ağır dış borçların altına iterek milli geleceğimizi ve bağımsızlığımızı tehdit eder hale gelmiştir. Kişi başına düşen borç miktarı hızla artış göstermiş, kredi kartı borcu yükselmiş ve bankalar insanımızın yarınlarına ipotek koymuştur. AKP yönetimindeki Türkiye'de 1 milyonu aşkın kardeşimiz açtır, nüfusumuzun dörtte biri yoksuldur" dedi.
 
-"BAŞBAKAN'IN ANAYASA SÜRECİNİ SULANDIRMASINA KARŞIYIZ"-
 
Bahçeli, bundan sonraki süreci İmralı'yla müzakerelerin boyutu, PKK ve Abdullah Öcalan'ı içine alan af girişimleri, Türklüğün dışlanmasına dönük çabalar, özerkliğin, farklı kimlik ve kültürlerin anayasada tanınmasıyla ilgili gayretlerle, MHP ve Türk milliyetçilerinin direncinin belirleyeceğini ifade ederken, "Halihazırda anayasa konusu en çetin imtihanlardan birisidir" dedi. MHP'nin TBMM Anayasa Uzlaşma Komisyonu'nda elinden gelen her demokratik mücadeleyi gösterdiğini belirten Bahçeli şöyle devam etti:

 "Biz, anayasa hazırlığı sürecinin Başbakan tarafından sulandırılmasına ve taciz edilmesine kesinkes karşıyız ve bunu doğru bulmuyoruz. Üstelik böylesi önemli bir çalışmaya vade biçilmesini, süre tayin edilmesini dürüst bir tavır olarak da görmüyoruz. TBMM'de grubu bulunan partilerin eşit sayıda verdikleri üyeleri aracılığıyla anayasa hazırlığı için sürdürdükleri 1,5 yıla yaklaşan süreci sabote etmenin en başta aziz milletimize saygısızlık olacağını düşünüyoruz. Parti olarak, Türk milletine yakışır, milli gerçeklere uygun ve değişmez maddelere riayet edecek ve Türk ifadesine sadık kalarak geniş kapsamlı bir anayasa yazılması gerektiğine inanıyoruz. Başbakan Erdoğan'ın mevcut rejimi yıkarak başkanlık sistemini bölücülerle birlikte getirme amacı çok tehlikeli sonuçlara yol açacaktır. Demokratik tepkimizi her platformda göstereceğiz ve TBMM Anayasa Uzlaşma Komisyonu'nun dağılmaması için üzerimize ne düşüyorsa yapacağız."
 
-"YEREL SEÇİMLER AKP İÇİN GERİLEMENİN BAŞLANGICI OLMALI"
 
Bir diğer önemli gündem maddesinin de mahalli idareler seçimi olduğunu belirten Bahçeli, "AKP hükümeti bu seçimde mutlaka durdurulmalı ve yaptıklarının karşılığını diyetini vermelidir. Bu seçim AKP için gerilemenin başlangıcı, arkasından yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimi çöküşün miladı ve milletvekilliği genel seçimi de bu parti için yıkılışın bizatihi ilamı olmalıdır. Biliniz ki Adalet ve Kalkınma Partisi gidecek ve sandıkta eriyecektir. Bunun için Milliyetçi Hareket Partisi kadrolarının tam bir gönül seferberliği içinde çalışması şarttır. Bizim başarmaktan, iktidara gelmekten başka şansımız yoktur" diye konuştu.
Bahçeli, partiye dönük "entrikalara" da pirim verilmemesi uyarısında bulunurken, il başkanlarına şöyle seslendi:
 
"Önümüzdeki süreçte her birimize düşen görev ve sorumluluklar vardır. Birincisi, büyük Türk milletini, içinde bulunduğu ağır şartlar ve yaklaşan buhran konusunda uyarmaktır. İkincisi, ağır ekonomik kaygılarla ihmal ettiği milli hassasiyetlerin akıbeti konusunda uyandırmaktır. Üçüncüsü, çözümün ancak milliyetçi kadrolarla mümkün olduğuna inandırmaktır. Dördüncüsü ise tek çarenin partimizi tek başına iktidara taşımak olduğuna ikna etmektir. İhanetin oyunlarını bozacak sizlersiniz. AKP'den kurtulmak ve sandığa gömmek için gece demeyiniz, gündüz demeyiniz her insanımızla buluşunuz. Türkiye'nin kabaran meselelerini, katlanılamaz hayat şartlarının çözümünü sabırla anlatınız ve kesinlikle gönülleri kazanınız." (ANKA)
 (GO/OE)


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.