Başbakan'a avukat parası teklifi
CHP Parti Meclisi (PM) Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu başkanlığında genel merkezde toplandı. Toplantının açılışında konuşan Kılıçdaroğlu, 17 Aralık Yolsuzluk ve Rüşvet Operasyonuna değindi. 17 Aaralık'ta "Bir hükümetin, bir devleti nasıl soyduğuna" tanık olunduğunu ifade eden Kılıçdaroğlu, olay ortaya çıktıktan sonra ise, 19 Mart 2014 tarihinde 4 eski bakanla ilgili, TBMM'de Soruşturma Komisyonu kurulması amacıyla dilekçe verdiklerini anımsattı. Soruşturma Komisyonun kurulmasına karşın, Ak Parti'nin hala üye vermediğini belirten Kılıçdaroğlu, TBMM Başkanı Cemil Çiçek'e seslendi. Kılıçdaroğlu şunları dedi:
 
"50 gündür bir arpa boyu yol alınamadı. 50 gündür engelleniyor. Neden? "Acaba cumhurbaşkanlığı seçimleri sonrasına bu komisyonun kuruluşunu oluşturabilir miyiz?' Neden engelleniyor? Fezlekeler CHP'li üyelerin eline geçmesin diye. Şimdi ben kamuoyu önünde Sayın Cemil Çiçek'e soruyorum; o fezlekeleri ne kadar saklayacaksın? Nereye kadar saklayacaksın? Sen acaba bunun hesabını verebilecek misin? Sen TBMM'nin başkanı mısın, yoksa Adalet ve Kalkınma Grubu'nun mu başkanısın? Neden saklıyorsun? 50 gün geçmiş fezlekeler milletvekillerinin eline geçmesin diye özel bir çaba harcıyor. Bunu kabul etmemiz mümkün değildir. Demokratik, ahlaki bulmuyoruz."

ARINÇ'A: "AYRIL O ZAMAN"

Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç'ın, 2 Haziran'daki Bakanlar Kurulu toplantısının ardından "Zannediyorum ki bu hafta içinde AK Parti Grubu da Soruşturma Komisyonuna vereceği üyeleri mutlaka bildirmiş olacaktır. Bildirmezse o zaman kasıtlı bir gecikmeden bahsedilebilir. Bunun sorumlusu AK Parti grubu olur" sözlerini anımsatan Kılıçdaroğlu, "Bildirilmedi, komisyon üyeleri seçilmedi. Eğer bir yolsuzluk olayını ortaya çıkarmamak için sizin grubunuz kasıtlı davranıyorsa, yolsuzluklar konusunda bu kadar titiz olduğunu iddia ediyorsa, inançlarımız gereği de boğazından aşağıya haram lokma inenlerden hesap sorulmasına inanıyorsan, senin o grubun içinde bulunmanın gerekçesi ne? Ayrıl o zaman" diye konuştu.
 "Senin madem ki özgül ağırlığın vardı, o özgül ağırlığını kul hakkı yiyenlerden yana değil de dürüst, temiz insanlardan yana niye kullanmıyorsun?" diye soran Kılıçdaroğlu, bunun bir çifte standart olduğunu iddia etti.

"TAM BİR YÜZ KARASI"

Kılıçdaroğlu, 17 Aralık operasyonundan sonra iki önemli havuzun çıktığını, bunlardan birinin medya, diğerinin ise rüşvet havuzu olduğunu ifade ederek, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın çocuklarının içinde oldukları TÜRGEV'in, devletten ihale alanların rüşvetlerini yatırdığı "rüşvet havuzu" olduğunu belirtti.
 
Vakfa, Suudi Arabistan'daki Royal Protokol adlı şirketin 99 milyon 999 bin 990 dolar para geldiğini kaydeden Kılıçdaroğlu, bankanın adını ve hesap numarasını vermesine rağmen şu ana kadar bir açıklama yapılmadığını, kimsenin de inkar edemediğini söyledi. Kılıçdaroğlu, "Her konuya itiraz eden Recep Tayyip Erdoğan, bu konuda niye konuşmuyor? TÜRGEV'e, Bakanlar Kurulu kararıyla kamu yarına çalışan vakıf statüsü verdiler. Bizim tarihimizde ilk kez bir rüşvet havuzuna kamu yarına çalışan vakıf statüsü verildi. Tam bir yüz karası. Nüfuz ticareti denilen bir olay var suç. Bulunduğu yerin gücünü kullanarak yandaşlarına çıkar sağlamaktır. Acaba Bilal Erdoğan bu vakıfta olmasaydı, millet rüşvetini buraya yatırır mıydı? İhale alanlara bakın, önce parayı buraya yatırıyorlar. Erdoğan, çocuğuyla beraber rüşvet alan, rüşvet veren konumundadır" diye konuştu.
 
26 Şubat 2014 tarihli, Başbakan Erdoğan ile oğlu Bilal Erdoğan arasında geçtiği iddia edilen ses kaydını okuyan Kılıçaroğlu, bunun açık bir rüşvet pazarlığı olduğunu iddia etti. Kılıçdaroğlu, "Şimdi kalkmış meydan meydan geziyor. İnsan biraz utanır. İnsanda bir arpa kadar en azından utanma duygusu olur" diye konuştu.

"NAMUS SÖZÜ AVUKATLIK ÜCRETİNİ BEN VERECEĞİM"

Söz konusu ses kaydında adı geçen "Sıtkı Bey"in, Sıtkı Ayan isimli bir iş adamı olduğunu da söyleyen Kılıçdaroğlu, Ayan'ın Wikileaks belgelerinde de adı geçtiğini belirtti. O belgelerde Başbakan Erdoğan'ın İsviçre bankalarında 8 ayrı hesabı olduğunun söylendiğini ifade eden Kılıçdaroğlu, "Defalarca söyledik, "ilgili yere başvur, hesabının olmadığını çok rahat kanıtlayabilirsin'. Bu konuda benzer bir iddia Sayın Baykal için de yapılmıştı. Sayın Baykal, hemen avukatına talimat verdi, dilekçe verildi, cevaplar alındı, ne Sayın Baykal'ın ne de çocuklarının İsviçre bankalarında 5 kuruş hesabı yok. Soru şu; Recep Tayyip Erdoğan niye böyle bir dilekçe vermiyor? Parayı sevdiğini biliyorum, harcamamak için çaba harcadığını biliyorum, aile boyu para istiflediğini biliyorum, adımın Kemal olduğu kadar. Ama ben ona çok açık bir çağrı yapıyorum; Sevgili Erdoğan, avukata para vermiyorsan sadece şu talimatı ver, "İsviçre bankalarında benim ve çocuklarımın hesabının olup olmadığına dair bir dilekçeyi İsviçre yetkililerine ver'. Sana söz veriyorum, namus sözü o avukatlık ücretini ben vereceğim. Yeter ki sen bu dilekçeyi ver, vermezsen "Senin de İsviçre bankalarında çalınmış paraların var' diyeceğim. Bundan kurtulamazsın. Sözüm söz. Milletin önünde sözü veriyorum. "Avukatı bulamıyorum' diyorsan, bana yetkiyi ver, avukatı ben bulacağım, parasını da ben vereceğim. Seni temize çıkarmak için yapacağım bunu ama kirliysen biliyorum bana yetki vermezsin."

"BİR DİKTATÖR BOZUNTUSUNUN BEKLENTİLERİNİ YERİNE GETİREBİLECEĞİ BİR HUKUK DÜZENİ KURMAK İSTİYORLAR"

İktidarın, kirliliklerini örtmek için parlamentoya yasa getirdiğini savunan Kılıçdaroğlu, yasa yapma tekniğinin de değiştiğini, şimdi "Torba kanunların' geldiğini kaydetti. Kılıçdaroğlu, "'Soma'da 301 işçimiz hayatını kaybetti, onlara bazı haklar verilmesi lazım' Getirdiler, 61 madde. Alt komisyonda 106 madde oldu. Araya bir sürü şeyler sıkıştırıyorlar. Ölen insanlara saygıları yok. Ne koyuyorlar o kanuna, hukuk devletini açıkça rafa kaldırıyorlar. Bir diktatör bozuntusunun bütün beklentilerini yerine getirebileceği bir hukuk düzeni kurmak istiyorlar" diye konuştu. İdari Yargılama Üslubu Kanunu'nda yapılmak istenen değişikliği buna örnek gösteren Kılıçdaroğlu, "Anayasa'nın 138. Maddesi, "Yasama, yürütme ve idare mahkeme kararlarının yerine getirilmesini geciktiremez' diyor. Siz iki yıllık bir süre öngörüyorsunuz. Bu nasıl bir hukuk devletidir?" dedi.

 HAKSIZ OLARAK GÖREVDEN ALINDIĞINIZDA DİKTATÖR BOZUNTUSUNUN ÖNÜNDE DİZ ÇÖKÜP YALVARACAKSINIZ"

Kılıçdaroğlu, hukuk fakültelerine ve barolara seslenerek, "Neredesiniz siz? Yarın haksız olarak sizler görevden alındığınızda nereye başvuracaksınız? Mahkemelere değil, gidip bir diktatör bozuntusunun önünde diz çöküp, ona yalvaracaksınız "Benim kararımı uygula' diye. Bunu adı hukuk mu, hukukun üstünlüğü mü? Her şeye CHP itiraz ediyor Biz bunlara itiraz etmeyip de neye itiraz edeceğiz? Bünyesinde hukuk fakültesi olan bu üniversiteler nasıl bir üniversitedir? Nasılsa bir kişinin değdiği olacak, 4 yıl yazık günah değil mi bir öğrenciyi okutuyorsunuz" ifadelerini kullandı.

"HANGİ HUKUK DEVLETİ, HANGİ DEMOKRASİ"

Özelleştirme yasasında da değişiklik yapıldığını kaydeden Kılıçdaroğlu, "Özelleştirilen kuruluş nedir? Bu ülkenin 76 milyon yurttaşın verdiği vergilerle bir şirket, fabrika kurulmuş, bunu yandaşlarınıza peşkeş çekiyorsunuz. Beşte bir fiyatına satılan yerler var. Sonra ne oluyor, birkaç namuslu adam mahkemeye başvuruyor, "Bu iş doğru değil, haksızlık var' diyor. Mahkeme de karar veriyor, "Bunları iade edeceksiniz devlete' diyor. Şimdi düzenleme getiriyorlar, "Bunlar geri verilemez' diyor. Yani mahkeme kararını işlemden kaldırıyorlar. Anayasanın 138. Maddesi'nin "Mahkeme kararlarının uygulanması geciktirilemez' diyor. Bırakın gecikmeyi, uygulanamaz diye özel düzenlemez geliyor" dedi.

 Yapılmak istenen başka bir düzenlemeyle de, soruşturmalara doğrudan müdahalenin suç olmaktan çıkarıldığını belirten Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:
 "Hangi hukuk devletinden, hangi demokrasiden söz ediyoruz. Merak ediyorum bu havuz medyasında yazı yazan kalemlerin vicdanı var mı acaba? Çocuklarının yüzüne nasıl bakıyorlar acaba? Halkın arasına çıktıkları zaman nasıl davranıyorlar acaba? Türkiye Cumhuriyeti tarihinde, ülkeyi bu konuma getiren başka bir iktidar var mı acaba? Demokrasiden, özgürlükten, insan haklarından söz ediyorsunuz, saydam devletten söz ediyorsunuz, peki nedir bunlar? Elinizi vicdanınıza koyup bu konuda acaba bir kalem oynatıyor musunuz? Hayır. O zaman o kalemlere satılık kalem denir. O nedenle bütün havuz medyası, bütün desteklere rağmen gazetesini satamıyor, bu ayıp bile onlara yeter. Devletten besleniyorlar, ihalelerden para alıyorlar. O nedenle adları havuz medyası oluyor, o nedenle bu ülkeye vereceği hiçbir şey yok. Namuslu kalem olarak kendisini gören birisinin de o havuz medyasında yazmaması lazım."

GÜNDEM CUMHURBAŞKANLIĞI VE KURULTAY TAKVİMİ

Kılıçdaroğlu'nun konuşmasının ardından basına kapalı olarak devam edem PM toplantısında cumhurbaşkanlığı seçimleri masaya yatırılacak. Toplantının gündeminde ayrıca "kurultay takvimi"nin görüşülmesi de bulunuyor. MYK değişikliğinin ardından, ilk kez toplanan PM'ye eski genel başkan yardımcıları Adnan Keskin, Gökhan Günaydın, Umut Oran, Perihan Sarı, Nihat Matkap ve eski genel sekreter Bihlun Tamaylıgil olmak üzere 6 isim, üye sıfatıyla katılıyor. (ANKA)


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.