Başkanlık sultanlık mı?

Başkanlık sistemini Türkiye için uygun model olarak gören de var, ‘Güney Amerika ülkelerindeki gibi diktatörlüğe dönüşür’ diyen de... Bazı aydınlar ise sistem uyarlanırken rötuşlar yapılması halinde yararlı olacağı görüşünde.

VATANDAŞ PADİŞAHLIK SANIYOR

MECLİS ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI PROF. DR. BURHAN KUZU:

Başkanlık sistemini anlatmaktan yorgun düştüm. Cumhurbaşkanlığı Köşkü'ne rahmetli Turgut Özal davet etmişti. Ben burada "Dört duvar arasında sıkıldım İcraat yok. Düzelttiğim ekonomiyi koalisyon perişan etti. Ben parti kuracağım ondan sonra başkanlık modelini getireceğim" dedi. Ama ömrü vefa etmedi.

Memleketin geleceğini çok düşünmeyenler kim üzerine alınırsa alınsın bu meselede gevşek duruyorlar. Günlük olarak bakıyorlar konuya. Bu modelin şansızlığı Türkiye'de bilinmemesi. Vatandaş bilmiyor. Başkanlık denince padişahlık sistemi gelecek astığı astık kestiği kestik olacak diyor. Muhalefetten de böyle oluyor. Bilseler balıklama dalarlar. Ama korkuları var. Solun başkan seçemeyeceğinden korkuyorlar. Yüzde 51 seçilme durumunda solun şansı her zaman var. Solda da sağda da iki parti oluşacak. Küçük partilere giden oylar merkez sağ ve merkez solda toplanacak bir dönem sağcılar bir dönem solcular gelecek. Her iki tarafında makul adamları gelir. Özal gibi kucaklayıcı adamları gelir. Soldan da sağdan da göndersen katiyen başkan olamaz. Baba diyebileceğimiz insanlar seçilir. Başkanlık sistemiyle ülke normalleşir kutuplaşmalar azalır. Solun korkusunu anlamıyorum. Zaten sol 50 yıldır yok. 'Koalisyon olursa yakalıyorum ucundan Allah bereket versin.' Başkanlık sistemi gelsin diye Anayasa yapım sürecini kesme niyetimiz yok. Üç siyasi partimiz parlamenter sisteme devam edelim derse devam etmeye gideriz. Ama Bu Türkiye'nin sürünmeye devam etmesi demek. Biz bugün güçlüyüz ama bundan 5-10 sene koalisyon gelir ülkeyi 6 ayda batırır.



FEDERAL YAPIYI SAVUNMAM

Türkiye'ye başkanlık sistemi getirirken federal yapıya zorlayacak bir modeli savunmam. Milli hislerime terstir. Federal yapı olmadan da bu model getirilebilir. Örnek Almanya federal yapılı ülke ama parlamenter model var. Böyle 10-15 ülke var. Biz de Fransa'daki üniter yapıyı muhafaza edeceğiz kurumları Amerika'daki sistemdeki gibi üniter yapıya uyan tam başkanlık olacak. Bu yapıda Ankara zayıf yerel yönetimler, belediyeler çok güçlü olacak. Etnik ve dini kimliklerin bölmek isteyen yabancı güçlere uygun değil. Küçük grupların bunda bir etkinliği olmayacak. Başkanlık sisteminde iki parti olur. AK Parti'nin durduğu Merkez Sağ'da bir parti ve bir de Merkez Sol olur. MHP olmaz. Seçimler de muhafazakar demokrat Merkez Sağ, törpülenmiş bir CHP'nin bulunduğu Merkez Sol arasında geçer.



FEDERATİF YAPI OLMADAN UYGULANAMAZ

ESKİ BAKAN HASAN CELAL GÜZEL:

Başkanlık sistemini Rahmetli Turgut Özal ile çok tartıştık. Özal, Amerikan başkanlık sistemine hemen geçilmesini istiyordu. Ama biz bazı mahsurları olduğunu söyledik. Federatif sistemle birlikte uygulanmasının Türkiye'nin etnik problemler içinde olduğu düşünülürse yanlış olduğu kanaatindeyim. Federatif sistemle birlikte uygulanmayabilir. Başkanlık sisteminin totaliter bir düzene kayma ihtimali vardır. Güney Amerika'da görülmüştür. Ancak Türkiye gibi 1876'dan beri anayasal sistem içinde bir ülkede bunun yaşanması mümkün değil.



MİLLETVEKİLLİNİN GÜCÜ ARTAR

Başkanlık sistemi kuvvetler ayrılığını en iyi uygulayan sistemdir. Bu sistemde parlamentolar çok kuvvetli olur. Milletvekillerinin de güçleri ve kredileri artar. Bu sistem son derece dinamik ve hızlı hareket edebilen bir sistemdir. Küreselleşme adayı bir ülkede gerçekten de uygundur. Karizmatik liderlerin benimsediği sistemdir. Başbakana da uygun bir sistemdir. Peki Başbakan sonrası ne olacak. Millet ve analar daha neler doğurur getirir. Şimdi bile birkaç tane var.

Yarı başkanlığı daha uygun görüyorum. Cumhurbaşkanlığı'nın halk tarafından seçilmesi sayesinde kolayca yeni anayasa da yarı başkanlık uygulanabilir. Türkiye'de de Cumhuriyetçiler demokratlar ayrımı gibi bir ayrım daha uygun geliyor.



HANGİSİ UYGUNSA O UYGULANIR

ESKİ BAKAN EKREM PAKDEMİRLİ:

Kendimize göre başkanlık sistemi dizayn edersek olmaz. Nasıl Cumhuriyet kurulurken Medeni kanunu olduğu gibi tercüme etmişiz. Ardından sorunlar çıktıkça düzeltmişiz. Doğrusu da bu. Başkanlık sistemini de bu şekilde Türkiye'ye uyarlamalıyız. Tam başkanlık sistemi Amerika, yarı başkanlık Fransa'da iyi çalışıyor. Alırsın hangisi uygunsa uygularsın. Ben hala bu konuda ortadayım. Türkiye'de siyaset gerilim politikası üzerine kurulu. Partiler birbiriyle konuşamayacak hale gelip cenazede bile ellerinden sıkmayacak ise bu tansiyonu düşürecek cumhurbaşkanı. Başkanlık sisteminde bu tansiyonu kim düşürecek.



KOALİSYON DÖNEMİ TARİH OLUR

Türkiye'den 50'den fazla parti var. Çoğu tabela partisi. İki seçimden sonra partileri yok eder. Amerikanvari ise iki üç partiye iner. Fransa ise dört beş partiye indirir. Siyasi istikrar elde etmek yönüyle faydalı olur. Bugüne kadar halk bir partiye iktidar vermiş beğenmeyince koalisyona dönmüş. Bir daha koalisyonlar olmasın diyoruz. Başkanlıkta olmaz. Sol kesim biz hiçbir zaman iktidar olamayız diye korkuyor. Sol devlet partisi olmaktan çıkarsa halkı dinlerse halkın taleplerine kulak verirse şansları var.



SAPLA SAMAN BİRBİRİNE KARIŞTI

PROF. DR. ERSİN KALAYCIOĞLU:

Başkanlık sisteminde sapla saman birbirine karışmış durumda. Bu konuda dünyada yapılmış çok ciddi araştırmalar var. Başkanlık rejimi yarı başkanlıktan ayrı olduğu ve ayrı tartışılmalı. Yarı başkanlık ile parlamenter sistemi bir arada gören çalışmalar da var.

Başkanlık rejiminin ortaya çıkarttığı başkan son derece katı esnekliği olmayan bir yapı üretiyor. Başkanlık seçilme süreleri içinde değiştirilmeleri zor. Krize yol açmadan yapılması imkansız. Liderlik değişimi krizle olabiliyor. Başkanın vefatı durumunda iş yerine geçecek başkan yardımcısı kabul görüp görmeyeceği Amerika dışında çok belli değil. Chavez vefat etse Venezüella ne olacak kimse bilmiyor. Bu siyasi krize neden oluyor.



EYALET BAŞKANLARI BAŞKAN KADAR GÜÇLÜ

İkinci büyük problem başkanlık sistemlerinde milli irade diye bir kavram yok. Yerinden yönetim sistemidir başkanlık. Halk ön plana çıkıyor. Ama siz milli irade demeye devam ediyorsunuz. Deniz aracı üretiyorsunuz karada gidecek diyorsunuz. Merkezdeki gücü yerele devredeceksiniz merkezin meşruiyeti olmayacak yerelin meşruiyeti olacak. Eyalet başkanları başkan kadar yetkiye sahip olacak. Siyasi meşruiyeti yeniden tanımlamanız gerekir. O zaman meşruiyetin nerede olacağı netleşmeyeceği için sorun çıkacak.



ÜÇ ÖNEMLİ VARSAYIM

Başkanlık rejimlerinin kuruluşunda bir mantık var. Temeli iktidarın bir kişide toplanması istibdata yol açacağı çekincesi. İstibdatın ortaya çıkmasını engellemek bireyin özgürlüğünü garanti altına almak için bu sistemi kuruyoruz. Türkiye'de istibdat tehlikesi var, vatandaşın bireysel özgürlüğünü ailesine cemaate karşı korumak temel değerdir diye varsayıyorsanız ABD gibi sistem oluşturursunuz. Bireyin özgürlüğü tehlikeye girmektense hükümetin çalışmaması kilitlenmesi yasa yapmaması tercih edilir. Bu üç varsayımı Türkiye'de kabul ediyorsanız hep birlikte yarın başkanlığı hayata geçirelim.



BAŞKANLIK 56, PARLAMENTER SİSTEM 111 YIL YAŞIYOR

Türkiye'de iddia edildiğinin aksine başkanlık sistemlerinin hayat ümidi parlamenter sisteminin yarısından daha az. Başkanlığın çökme riski parlamenter sisteminden iki kat daha fazla. Kurulmuş olan demokratik rejimlerin hayatı ne kadar diye yapılan bir araştırmada ekonomik büyüme devam ettiği müddetçe parlamenter sistem 111 yaşayabiliyor ortalama. Ekonomik büyüme devam ederse başkanlık sisteminin ömrü 56 yıl.



ABD BÜTÇESİ HALA KABUL EDİLEMEDİ

Başkanlık sisteminin siyasi istikrar sağladığı ifadesi tam bir palavra. Çünkü bu durumda iki başlı meşruiyet ortaya çıkıyor. Meclis çoğunluğu başkanın arkasında olmazsa iç savaş oluyor. ABD'de 2011-2012 bütçesi hala çıkmadı. Türkiye'de de yarı başkanlığa küçük adım var. Ama burada da ciddi problemler yaşanabilir. Cumhurbaşkanı'nı halk seçiyor, başbakan da beni de halk seçti diyor. Ben meşruyum. Biri geri adım atacak öbürüne bırakacak. Çok büyük karmaşaya neden olacak. Sistem için zihniyet değişimi kuşaklar çekecek. Bu maliyeti yüklenmek için gerekli koşullar var diyorsanız hodri meydan.



AYNEN TAKLİT İSTİKRARSIZLIK DOĞURUR

ANAYASA HUKUKÇUSU PROF. DR. HASAN TAHSİN FENDOĞLU:

Başkanlık sisteminin iyice tartışılması lazım. Herhangi bir ülkenin taklit iyi değildir. İstikrarsızlık doğurur. Ancak mevcut parlamenter sistemde AK Parti öncesinde koalisyon hükümetleri Türkiye'yi kaosa sürükledi. Hükümetlerin ömrü 11 ayla sınırlıydı. Muhtar 4 yıl belediye başkanı 4 yıl kalıyor. Hükümet 11 ay da gidiyor. Muhtar kadar hükümetin de istikrarlı olması gerekir.



CUMHURBAŞKANI BAŞBAKAN SÜRTÜŞEBİLİR

2007 yılında halka yaklaştı. Bu cumhurbaşkanlığı halk tarafından seçilebilecek makam olacak. Bizim sistemimizde başbakanlar güçlü karizmatik kişiler oluyor. Cumhurbaşkanları da halka dayanacak. Şu andaki sisteme göre sürtüşme olabilir gibi gözüküyor.

ABD'de kongre 438 kişilik. Paraya ve kanuna tam olarak hakim. Bizim gibi parlamenter sistemde bütçeyi Maliye yapar Meclis'ten geçer, denetimini de Maliye yapar. Kongre bunu kendisi yapar kendisi denetler.



DİNK CİNAYETİ GİBİ DAVALARA HALK KARAR VERECEK

Gerçek bir yasama olması için başkanlık sistemi daha sağlıklı bir sistem. Hak ve özgürlüğü çok daha fazla. Hakimler savcılar seçimle iş başına geliyor, halk seçiyor. Hrant Dink davası açıklandığında herkes tepki duydu. Başkanlıkta bu gibi kamuoyuna mal olan davalarda jüri sistemi devreye giriyor. Mesela 12 Eylül davası görülüyor. Bu davaya kamuoyunun önde gelenlerinden oluşacak bir kurul karar versin.



BAŞKAN KRAL OLMAZ

4 yılda bir seçim yapılacağı için başkan kral olmaz. Üst düzey atamalarda Senato'nun izni gerekiyor. Şimdi bile daha güçlü Başbakan. Herkesin yetkileri sınırlı ve yetkiler birlikte kullanılıyor. Başkanın sekreterleri ve başkan yardımcıları devreye giriyor.



MAKUL BİR SİSTEM HALKA ANLATILABİLİR

En güzel şeyleri alıp kendi bünyemize alalım. Makul bir şey yaparsanız halka anlatabilirsiniz. Başkanlıkla Türkiye'ye eyalet sistemi gelecek deniyor. Oysa ki eyalet sistemi için tarihi, coğrafi, dışarıdan tehdit ve kültürel şart lazım. Bunların hiçbiri Türkiye'de yok. Kültürel şart olarak Türk ve Kürt etnik kimliğini ön plana çıkarıyorlar ama etnik olarak da dağılmışız belirli bir yere kümelenmiş değiliz.



UZLAŞMA KOMİSYONU KARAR VERİR

CHP KONYA MİLLETVEKİLİ ATİLLA KART:

Uzlaşma Komisyonu olarak Başkanlığı yarı başkanlığı ya da parlamenter sistemi de konuşuruz. Ancak Uzlaşma Komisyonu önündeki en büyük tehlike iktidar gücüyle yaratılan bilgi kirliliğidir. Başbakandan başlayarak hükümet eliyle ve hatta maalesef Meclis Başkanı Cemil Çiçek'in de bu sürece iştirak ettiğini görüyorum. Bu doğru değildir. Başkanlık sistemi bu aşamada öncelikli gündemimiz değil. Komisyon olarak biz karar veririz. Birilerinin hesaplarına göre biz tartışmayız.



TARTIŞMALAR MÜDAHALE

Başkanlık sistemi tartışmalarının gündemde tutulması komisyon çalışmalarına müdahaledir. Ayrıca komisyon çalışmalarının sonuçsuz kılmaya yönelik bir girişimdir. Uzlaşı iradesine bir saygısızlıktır. Bunun ötesinde başkanlık sisteminin artıları eksileri konusunda değerlendirme yapmayı doğru bulmuyorum.



TÜRKİYE'DE DİKTATÖRLÜĞE DÖNÜŞÜR

ANAYASA HUKUKÇUSU PROF. DR. NECMİ YÜZBAŞIOĞLU:

İki modelden parlamenter sistem daha yayılmış dünyaya. Avrupa'da parlamenter sistem daha yaygın. ABD dışında başkanlık sistemi Amerika dışında hiçbir yerde başarılı olmuş değil. Avrupa'da hiçbir ülke başkanlık sistemini hiçbir zaman uygulanmadı. Güney Amerika'da da diktatörlüğe dönüşmesi başkanlık sistemine kuşkuyla bakmamıza neden oluyor. Biz de çok rahat diktatörlüğe gider. Üniter devlet olduğu için tek hukuk sistemi var. Hukuku özgürlükleri düzenleyen yasaları seçimi kazanan parti yasamaya hakim. Onun içinden çıkacak başkan o zaman diktatörlüğe kayar. Herhangi bir partinin lideri başkan oldu bu başkanı kim tutacak. Amerika'da eyaletler var. Bu eyaletlerin hukuk sistemi ayrı valiler Obama'dan daha yetkili. Türkiye'de eyalet de yapay bir şey olur. Sadece Kürtlerin yaşadığı bölge ayrılır. Böyle olunca başkan çok güçlü olur.




ABD UYGUN, BİZ TERSİZ

ABD'de bu sistem her şeyiyle uygun bir devlet olduğu için başarılı oluyor. Demografik yapı, devletin kuruluşu, siyasi kültürü, coğrafyası, vatandaş zihniyeti birçok parametreleri var. Güney Amerika'da federal yapılar olmasına rağmen başarılı olamadı. Çünkü ABD'de federal yapı başkanın diktatör olmasını engelliyor. Başkanın dış politika ve uluslar arası ticarette yetkisi var. Eyaletlerin ise iç egemenlikleri var. Başkanın tasarrufları halkın üzerinde etkili olmuyor. Bizde ise üniter yapı merkezden yönetim var. Başkanın aldığı tasarruflar doğrudan doğruya hayatımıza yansıyacak.




FEDERAL MAHKEME GÜVENLİK SİBOBU

Amerika Federal Yüksek Mahkeme çok yetkilidir. Bu mahkeme ne derse ona uyulur. Başkanın diktatör olmasını önleyen faktördür bu. Siyasal kültüre göre de ABD'de ideolojik ayrımlar yok. Burjuva devleti olarak kurulan bu ülkede demokrat ve cumhuriyetçiler var ama aralarında ideolojik farklılık yoktur. Fark olmadığı için partiler, senatörler, milletvekilleri diğer partilerin lehine oy kullanabilirler. Türkiye'de ideolojik farklılıklar derin. Partilerde ideolojik farklılıklar var. Başkan demokrat olmuştur senato cumhuriyetçi olmuştur ama başkan senatodan destek almıştır. Biz de böyle bir durumun yaşanması mümkün değil.



47 AVRUPA ÜLKESİ DÜŞÜNMEDİ

47 Avrupa ülkesinden hiçbiri başkanlık sistemini düşünmedi. Güney Amerikalılar düşünmüş olmamış. ABD'de bile sorunlar yaşanıyor. Obama ekonomik krizden kurtulmak için önlemler almak istedi 800 milyar dolarlık yardımı çıkaramadı senatodan. Senatörler çünkü halka hesap verdikleri için vatandaşın istediği şekilde karar veriyor. Bu durumda

Siyasi kültürümüz asla başkanlık rejimine uygun değil. Demokrasi uzlaşma sistemidir. Orta yol bulacaksınız. Biz de kutuplaşma ön planda. Kürt sorunu, laiklik meselesinde yaşananlar ortada.



HABER: HASAN BOZKURT/BUGÜN

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.