'Başörtüsü için yeni bir anayasa değişikliğine gerek yok'

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik, üniversitelerde başörtüsü uygulaması ile ilgili olarak, ''Bunun için yeni bir anayasa değişikliğine gerek yok. Birçok değerli hoca diyor ki bir yasal düzenleme de yapılabilir'' dedi.

AK Parti Genel Merkezinde düzenlediği basın toplantısının ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Çelik, ''YÖK tarafından İstanbul Üniversitesi'ne gönderilen yazı hatırlatılarak, Hükümetin bu konuda bir adım atıp atmayacağının'' sorulması üzerine, YÖK'ün İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesindeki bir olayla ilgili görüş bildirdiğini, konunun başörtüsü ile ilgili değil şapka takan bir öğrencinin sınıftan çıkarılması üzerine gündeme geldiğini söyledi.

Hocayla öğrenci arasındaki tartışmanın disiplin konusu olduğunu belirten Çelik, İstanbul Üniversitesi'nin YÖK'e görüş sorduğunu anlattı. Çelik, şöyle konuştu:

''Biz öğretmenlere, öğretim üyelerine zabıta görevi veremeyiz, zaptiyelik yaptıramayız. Hocayla öğrenciyi karşı karşıya getiremeyiz. Bu olaya mahsus olmak üzere İstanbul Üniversitesi'nin sorması üzerine YÖK de diyor ki sınıftan öğrencinin apar topar dışarıya atılması doğru değildir. Sen aykırı bir tutum buluyorsan orada gerekli tutanakları tutarsın, sonra ne yapılacaksa o yapılır veya yapılmaz, ayrı bir olay. Meselenin özü budur. Bir genelge söz konusu değildir. Öğrenci ile hocasının karşı karşıya gelmemesini sağlayan, hoca-öğrenci ilişkilerinin olması gereken boyutun dışındaki bu olayla ilgili yapılmış spesifik bir açıklamadır. İstanbul Üniversitesi'ne gönderilen yazı bundan ibaret.''

Büyük bir adım atarak Anayasa değişikliği yaptıklarını belirten Çelik, bu konuyla ilgili yeni bir anayasa değişikliğine gerek olmadığını belirtti.

Çelik, şunları kaydetti:

''Prof. Dr. Ergun Özbudun gibi birçok değerli hoca diyor ki bir yasal düzenleme de yapılabilir. Bu yasal düzenlemeyi CHP Anayasa Mahkemesi'ne götürmezse yeter. Başbakanımız dün dedi, onlar 100 kişi, biz onların peşine vagon olmaya hazırız, kahramanlık da onlara ait olsun. Yeter ki CHP buna yanaşsın, samimiyetini ortaya koysun ve biz bu problemi Türkiye'nin gündeminden çıkaralım. İstismar mı istismar da ortadan kalksın, bunun üzerinden birileri siyaset mi yapıyor, o da ortadan kalksın. Ama ortada olan şey şudur, Sayın Kılıçdaroğlu, partisinin içindeki dengeleri hesaba katmadan bir şey söylüyor. Sayın Sav, ağzına bir parça biber sürüyor, ondan sonra da söylediğinden pişman oluyor, dönüyor manevra yapıyor. CHP kendi içinde bu meseleyi henüz çözebilmiş değil, bırakın TBMM'de... Kendi içerisinde bu konudaki farklı görüşleri, muhalefeti ve farklı tutumları CHP daha stabil duruma getirebilmiş değil. Bu açıdan CHP yeter ki Anayasa Mahkemesi'ne böyle bir şey götürmesin, yeter ki bu konuda bir uzlaşmaya varsın, biz önceliği CHP'ye vermeye hazırız. Türkiye'nin gündeminden bu şekilde suni bir şeyi, gerçekten bir haksızlığı da ortadan kaldıralım. Bizim duruşumuz bu.''

Bir gazetecinin ''YÖK Başkanı bu yazının bütün üniversiteleri kapsayacağını söyledi'' demesi üzerine Çelik, ''Sizi hocanız sınıftan, giyiminizden, kuşamınızdan dolayı çıkarırsa, 'çıkmazsan seni attırırım' dese, siz böyle bir muameleye maruz kalmak istemezsiniz. Sayın YÖK Başkanı'nın söylediği budur. Yani bir örnek olaydan yola çıkarak hoca ile öğrencinin ilişkisi eğitim-öğretim ilişkisidir, daha sıcak, daha insani bir ilişkidir, zaptiyelik ilişkisi değildir. Üzerinde durulması gereken nokta budur'' dedi.

Kılıçdaroğlu'nun, Marmara Üniversitesinin akademik açılış töreninde açış dersini veren hukukçu Prof. Dr. Mehmet Akif Aydın'ın yaptığı konuşmaya, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın yorumda bulunduğunu, Kılıçdaroğlu'nun da buradan hareketle iddialar ortaya attığını anlatan Çelik, Prof. Dr. Aydın, Başbakan ve Kılıçdaroğlu'nun konuşmalarını aktardı.

Geçmişle ilgili bir tespitte bulunmanın, onu bugüne taşımak veya bugün hayata geçirmek anlamına gelmediğini ifade eden Çelik, Başbakan'ın sözünü ettiği o dönemlerde şeri hukuk uygulandığını hatırlatarak, ''Böyle bir tespitte bulunulursa, siz bundan 'bugün şeri hukuk uygulayacağız' anlamını mı çıkarırsınız? Sayın Başbakan'ın, Sayın Prof. Dr. Aydın'ın yaptıkları konuşmalarda üzerinde durdukları şey; hoşgörüdür. Orada, bütün dinlere, bütün inançlara, bütün mezheplere karşı hoşgörülü olmaktan, toleranslı olmaktan, birbirini anlamaktan ve çoğulcu bir sistemden bahsedilir'' diye konuştu.

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'nun, Başbakan Erdoğan'a yönelik ''Siz o koltukta niye oturuyorsunuz, madem ki her inanç grubunun ayrı yargı sistemi olacak? Siz bunu istiyorsunuz. İşte gizli gündem bu...'' ifadelerini kullandığını belirten Çelik, ''Kılıçdaroğlu'nun bizi gizli gündemi var olmakla suçlamasını, sanki Sayın Başbakan çok hukukluluğu öneriyormuş gibi, bugün bunun olmasını temenni ediyormuş, bunu yapacakmış gibi kamuoyuyla paylaşmasını dürüstlükle bağdaştıramıyorum'' dedi.

Kılıçdaroğlu'nun HSYK ile ilgili açıklamalarına da değinen Çelik, HSYK'ya atanmak üzere 207 kişinin başvurduğunu, bunların arasından da 4-5 kişinin Bakanlık merkez teşkilatında çalışan hukukçular olduğunu anlattı. Çelik, ''Bakanlıktan 4 kişi müracaat etmişse, bunun yarısını da YARSAV destekliyor. 207 kişi arasında Bakanlık merkez teşkilatından 4-5 kişinin olması anayasa referandumu esnasındaki iddialarımızı boşa mı çıkarır? Peki kim seçecek Kürsüdeki 11-12 bin hakim-savcı seçecek. Eğer, Bakanlığın kendisinin bir tercihi olsaydı, Bakanlık bunu seçmiş olsaydı bu iddia haklı olabilirdi ama yasal olarak onların aday olmasının önünde bir engel yoksa ve 207 kişi içinde toplam 4-5 kişi varsa, bunun yarısı da YARSAV tarafından destekleniyorsa Sayın Kılıçdaroğlu, siz neyin iddiasındasınız?'' diye konuştu.

"BÖYLE BİR RAHATSIZLIK OLSAYDI DUYARDIK"
Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Sayın Başbakan'a 'terörün kaynağı sensin' diyor. Sonra da 'Sayın Cumhurbaşkanı da Sayın Başbakan'ın üslubundan rahatsızdır' diyor. Sayın Kılıçdaroğlu, Sayın Cumhurbaşkanı sizi kendi sözcüsü mü tayin etti? Sayın Cumhurbaşkanı eğer bir şeyden rahatsızsa bu rahatsızlığını dile getirebilecek imkana sahip, pozisyonu da buna müsait. Sayın Cumhurbaşkanı adına söz söyleme hakkını siz nereden kendinizde buluyorsunuz? Böyle bir rahatsızlık olsaydı herhalde biz de duyardık, kamuoyu da duyardı.

Sayın Cumhurbaşkanı, genel olarak siyasetin dilinin nazik ve nezih olması gerektiğini söylüyor. Bunu ben de söylüyorum, siz de söylüyorsunuz. Herkesin temennisi, arzusu da bu yönde. Ama herhalde Sayın Kılıçdaroğlu'nun Başbakan'a 'kalpazan' demesinden de Sayın Cumhurbaşkanı rahatsız. Herhalde bütün AK Parti camiasına 'harami' demesinden de son derece rahatsız. Önünüze gelen insanı hırsızlıkla, yolsuzlukla suçlamanızdan da herhalde rahatsız. Doğru olmayan meseleleri doğruymuş gibi pişkince ifade etmenizden de herhalde rahatsız.''

Başbakan'ın Diyarbakır Cezaevi ile ilgili sözlerini de Kılıçdaroğlu'nun çarpıttığını ileri süren Çelik, Başbakan'ın yaptığı konuşmada, ''Diyarbakır Cezaevinin kapatılacağını'' söylediğini belirtti.Çelik, ''Şu anda Diyarbakır Cezaevi'ndeki tutuklu ve mahkumları CHP Genel Merkezi'nde tutacak halimiz yok herhalde. Orasının kapatılması için yeni cezaevinin bitmesi gerekiyor. Başbakan'ın konuşmasında 'size daha güzel ve modern cezaevi yapacağız' ifadesi var mı? Bir genel başkana söylenmemiş bir sözü söylenmiş gibi ifade etmek yakışır mı? '' sorularını yöneltti.

Çelik, Diyarbakır Cezaevi'nin kapatıldıktan sonra mevcut yerinin toplum yararına bir amaçla kullanılacağını, ne olarak kullanılacağına kamuoyuyla birlikte karar vereceklerini söyledi.

"ÜNİVERSİTE GENÇLİĞİ SESİNİ NASIL DUYURSUN?"
Kılıçdaroğlu'nun, üniversite gençliğinin suskunluğundan rahatsız olduğunu kaydeden Çelik, ''üniversitelerin seslerini yayınla, araştırmalarla, eğitiminin kalitesiyle duyurduğunu'' anlattı. Çelik, ''Ama Sayın Kılıçdaroğlu, 12 Eylül askeri darbesinden önceki sağ-sol kavgalarında olur olmaz, anarşinin yuvası haline getirilmiş, orada militanlara silah talimi yaptırılan üniversitelerin herhalde özlemi içerisindedir. Eski bir CHP Genel Başkanı'nın rektör olduğu dönemde ODTÜ'nün bahçesinde solcu militanlar silah talimi yapıyorlardı. Üniversite bu şekilde mi sesini duyursun? Böyle bir üniversite mi istiyorsunuz? Üniversite gençliğini kışkırtmak bir anamuhalefet partisi liderine yakışır mı?'' diye sordu.

''Yeni üniversiteler kurulduğu halde yurt kapasitesinin az olduğu'' yönündeki eleştiriyle ilgili olarak da Çelik, Türkiye'de 269 üniversite yurdu bulunduğunu, bunlardan 150'sini kendi iktidarlarının yaptırdığını söyledi. Yeni yaptırılan yurtlara ilişkin bilgi veren Çelik, sadece bu yıl üniversite yurtlarının kontenjanının 25 bin arttığını, bu yıl yurtlara 106 bin kişi alındığını anlattı. Çelik, ''Burada da bir gizli gündem çıkarması var. 'Yurtlar yapılmıyormuş, bu öğrenciler cemaat yurtlarına gidiyormuş...' CHP'liler yıllarca bunu söylediler. Dünyanın hiçbir yerinde bütün üniversite öğrencileri devletin oluşturduğu yurtlarda kalmaz. Ama bir iddiam var; dünyanın hiçbir yerinde Türkiye'deki kadar iyi şartlarda üniversite öğrencileri yurtlarda kalma imkanı elde edemez'' diye konuştu. Çelik, halen 121 yurdun yapımının devam ettiğini bildirdi.

EKONOMİK GÖSTERGE
Ekonomik göstergelere ilgili de bilgi veren Çelik, Kılıçdaroğlu'nun bu konuda felaket tellallığı yaptığını iddia etti. Rakamların ekonominin iyiye gittiğini gösterdiğini ancak, muhalefetin karamsarlık pompalayan tavrını sürdürdüğünü söyledi.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin de Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış ile ilgili ''talihsiz bir beyanda bulunduğunu'' ifade eden Çelik, şöyle konuştu:

''Bahçeli diyor ki 'Egemen Bağış önce Türk vatandaşı olsun.' Egemen Bağış yıllar yılı ABD'de yaşamış bir arkadaşımızdır. Babası Milli Eğitim Bakanlığında eski müsteşar yardımcısıdır. İyi bir eğitimcidir. Amerika'ya gönderilmiştir ve evladı orada tahsil yapmıştır. İyi de olmuştur. Sayın Bağış'ın çok net ifadesi vardır; 'Ben hiçbir zaman Amerikan vatandaşı olmadım.' Ben Amerikan vatandaşı olmasında da bir mahsur görmem. Biz, yurtdışında yaşayan bütün vatandaşlarımıza çifte vatandaşlığı öneriyoruz. Bugün diyasporadaki diğer milletlerin bizden çok daha etkin olmasının sebebi budur. Çifte vatandaşlığı teşvik ediyoruz. Bağış, buna rağmen Amerikan vatandaşı olmamış. Bir de Sayın Bahçeli'nin bilmesi gereken en basit bilgilerden biri; Türk vatandaşı olmayan birinin milletvekili olması mümkün değildir.''

Gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Çelik, Anayasa değişikliği konusunda CHP'nin ''ifrat-tefrit'' durumunda olduğunu söyledi. Çelik, ''Önceden 'Biz görüşmeyiz, konuşmayız, kapağını açmayız, bu Meclis anayasa yapamaz' diyen CHP, şimdi 'biz çok istiyoruz, hemen yapalım, bir haftada yapalım' diyor. Bu işler ciddiyet ister. Sayın Başbakan'ın söylediğinde hiçbir aykırılık ve tutarsızlık yok. Sayın Başbakan 'herkes hazırlığını yapsın, atölye, mutfak çalışmasını yapsın ama fiilen TBMM'de bu dönem böyle bir anayasa yapmak için zaman da yok, ihtimal de yok' dedi. Referandumda halktan kırmızı kart gören CHP, bunu telafi edebilmek için çok fazla anayasayı istiyor gibi görünmeye çalışıyor bu da halka ne kadar inandırıcı geliyor, onu da sizlerin takdirine bırakıyorum'' görüşünü dile getirdi.

BEDELLİ ASKERLİK
Bir gazetecinin, ''Tek tip askerlik konusu çok tartışılıyor. AK Parti'nin bu konuda bir çalışması var mı?'' sorusuna Çelik, ''Sizin meslektaşlarınız bizim adımıza taslaklar, teklifler hazırlıyorlar ama parti sözcüsü olarak nedense benim bundan hiç haberim yok. Yani bizim parti bir hazırlık yapmış, ayları bile belirlemiş ama benim bundan haberim yok. Kulis bilgilerini 'olacak, olmuş' şeklinde haber olarak yansıtırsanız, bunun adı habercilik değil'' yanıtını verdi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın bu konuda en son sözü söyleyecek kişi olduğunu belirten Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Sayın Başbakan resepsiyonda dedi ki, 'bize henüz Genelkurmay'dan bir çalışma gelmedi. Gelmemiş bir şeyin üzerinde de yorum yapmam doğru değil.' Böyle bir çalışma gelmemişken, oturup da 9 ay, 4 ay, 5 ay, 6 ay... Aylar uçuşuyor ortalıkta. Gazeteden gazeteye de değişiyor, birisi zam yapıyor, birisi indirim yapıyor.

Kışlada erken terhis söylentisi, 'askerliğin yapısı değişiyor' söylentisi korkunç bir beklentiye sokar Mehmetçiği. Onların duygularıyla kimse oynayamaz. Ben temenni ederdim ki Sayın Başbuğ ve Sayın mevcut Genelkurmay Başkanımız bu pişmeden, olgunlaşmadan, demlenmeden keşke hiç telaffuz etmeselerdi. Birisi bir şey söylüyor, 'cezaevindeki insanlarla ilgili af var...' Şimdi o insanlar afla yatar, afla kalkarlar. Menüde günde üç öğün af vardır. Bu doğru değil. Onun için kışladaki Mehmetçiklerimizi bırakın, rahat askerliklerini yapsınlar. Zaten sıladan ayrı, gurbette, anne baba hasretinde olan bu insanlara bir de sabah akşam farklı farklı konuları doğru olmayan, kulislerdeki dedikodulara dayalı haberleri yayarak o insanları rahatsız etmeyelim.''

''Referandumda 'Hayır' çıkan yerlerle ilgili çalışma tamamlandı mı?'' sorusu üzerine Çelik, ''15-17 Ekim arasında Kızılcahamam'da bir istişare ve değerlendirme kampımız var, ona yetişecek. Henüz tamamlanmadı. Bir tespit yapıyoruz. Anketler, analizler yapılıyor. Buradan çıkardığımız sonuçları kamuoyuyla paylaşacağız'' dedi.





AA


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.