Bozdağ: İstinaf Mahkemeleri, Yargıyı Hızlandıracak
TBMM Genel Kurulu'nda, kamuoyunda "yeni yargı paketi" olarak bilinen, Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı'nın ikinci bölümünün görüşmelerine devam ediliyor.

Bozdağ, tasarının ikinci bölümünün geneli üzerine yaptığı konuşmada, tasarının çok önemli değişiklikler içerdiğini, pek çok hususun tartışıldığını, ancak bunlar içindeki en önemli konunun idari yargıda da istinaf yargı yolunun açılması olduğunu söyledi. İstinaf mahkemelerinin yapısı ve çalışma usulleri hakkında bilgi veren Bozdağ, istinaf mahkemelerinin Türk hukuk sistemine yabancı bir sistem olmadığına işaret etti. Bozdağ, geçmişteki uygulamalar hakkında da bilgi verdi.

Bazı milletvekillerinin istinaf mahkemelerinin Türkiye'nin eyaletlere bölünmesinin işareti olduğu eleştirisinde bulunduklarını ifade eden Bozdağ, şöyle devam etti:

"İstinaf, Türkiye'yi bölecek bir iş değil, yargıyı hızlandıracak, hak sahibinin hakkına daha erken ve daha doğru bir şekilde kavuşmasına yardımcı olacak bir müessesedir. Eğer istinafı biz böyle kabul edersek bölge idare mahkemeleri on yıllardır yürürlükte, bölge idare mahkemeleri olduğunda Türkiye bölündü mü? Bölünmedi. Böylesi bir değerlendirme yaparak sonuç çıkarmak fevkalade yanlıştır. İstinaf yargı yolunun açılması 'davaları uzatacak, vatandaşın hakkına vaktinde kavuşmasına engel olacak, pek çok sıkıntıyı doğuracak' yönündeki değerlendirmelere de katılamıyorum. Çünkü istinaf yargıyı hızlandıracak bir müessesedir. Gecikmiş adalet, adalet değildir anlayışı gereği adaleti vaktinde tecelli ettirecek bir müessesedir. Baktığımız zaman bugün 390 bin ceza dairelerinde dosya var. Hukuk dairelerinde ise 505 bin dosya bulunmaktadır. Bunlar temyizen incelenmesini beklemektedir. Bu düzenleme hayata geçtikten sonra cezada davaların yüzde 90'ını istinafta hukukta ise davaların yüzde 89'u istinafta kesinleşecektir. İstinafta kesinleşen davaların sayısı artacak, Yargıtay'a, Danıştay'a giden davaların sayısı azalacaktır." 

"O bayrağa uzanan el orada kırılmalıydı"

Konuşmasında Diyarbakır'daki bayrak indirme olayına da değinen Bozdağ, "Ay yıldızlı al bayrağa uzanan hain eller, kimin tarafından uzatılırsa uzatılsın, bu elleri kırmak hepimizin vazifesidir. Bu eli uzatanlar da ihanetinin karşılığını mutlaka görecektir. O bayrağa uzanan el orada kırılmalıydı bana göre de" dedi. Bozdağ, olayla ilgili idari ve diğer tahkikatların başladığını, ihmali, kusuru olanlarla ilgili gereğinin yapılacağını söyledi.

"Anıtkabir'i ziyaret etmek istemeyen bu ülkeye gelmez"

CHP Uşak Milletvekili Dilek Akagün Yılmaz, Genel Kurulda yaptığı konuşmada  İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani'nin Ankara ziyareti sırasında Anıtkabir'e gitmemesini eleştirdi. Kürsüye Atatürk fotoğrafı ile çıkan Yılmaz, hükümetin böyle bir duruma neden izin verdiğini sordu. Yılmaz, Atatürk'ün Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu olduğunu vurgulayarak, "Anıtkabir'i ziyaret etmek istemeyen bu ülkeye gelmez" dedi.

HDP Hakkari Milletvekili Adil Zozani'nin geçen hafta Genel Kurul'da yaptığı konuşmada Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucu Atatürk'e, Kemalizmi bir parça Hitler, bir parça Mussolini'ye benzeterek hakaret ettiğini söyleyen Yılmaz, Meclis Başkanlığı'ndan bu konuşmaya tepki gösterilmemesini eleştirdi. Yılmaz, "Bu HDP milletvekilinin Meclis'ten, CHP'den ve milletimizden özür dilemesi sağlanmalıdır. Bu yazılı talebim gerçekleştirilmediği takdirde, bu konuda ben yargı yolu da dahil olmak üzere her türlü çabayı göstereceğime bütün milletimiz önünde söz veriyorum" diye konuştu.

Cumhurbaşkanı adayları daha  aktif olacaklar

Meclis kulisinde gazetecilerle sohbet eden Bozdağ, Ağustos ayında yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin Türkiye için tarihi önemde olacağını belirterek, cumhurbaşkanının ilk kez halk tarafından seçileceğini ve adayların ilk defa seçim propagandası yapacağını söyledi. "Seçim propagandasında adaylar ne söyleyecek? Herhalde Anayasa'nın 104. maddesinde sayılan görevleri tekrar etmeyecek" diyen Bozdağ, mutlaka daha fazla şey söyleyeceklerini kaydetti.

Bozdağ, Cumhurbaşkanı adaylarının "Ben  kanunları 15 günde onaylarım, büyükelçileri kabul ederim, rektörleri bekletmeden atarım" demeyeceklerini ifade ederek, vatandaşların adaylardan bu yönde açıklama veya taahhütte bulunmasını beklemeyeceklerini söyledi.  Hem adayların daha fazla şey söyleyeceklerini hem de halkın adaylardan daha fazla şey bekleyeceklerini anlatan Bozdağ, şöyle konuştu:

"Bu ne demektir? Cumhurbaşkanı adayları, daha  aktif olacaklarını bir şekilde kamuoyuna deklare etme durumunda olacak. Vatandaş, 'Ben niye oy vereceğim sana, benden neden oy istiyorsun?' diyecek. Bunu açıklayacaklar. Bir takım taahhütlerde bulunacaklar. Çünkü ikinci defa seçilme hakkı var. Vatandaş ikinci beş yıl için geldiğinde ne diyecek; 'Sen bunları söyledin ama yapmadın veya yaptın.' Onun için Cumhurbaşkanlığı seçim takviminin propaganda dönemi, yeni bir sistem değişikliğinin işaretidir. Türkiye, o propagandayla bile parlamenter sistemin artık dar geldiğini ilan etmiş olacaktır. Seçimden sonra fiili bir yarı başkanlık sistemine geçmiş olacak, resmen olmasa bile."

"Bütün adaylar farklı bir cumhurbaşkanı olacağını kamuoyuna deklare edecek"

 Bozdağ, "Cumhurbaşkanlığı'nın görevleri belli" denilmesi üzerine, "Görevleri aynı olsa bile....Bir bakın o görevler az görevler mi?  104'teki görevler, az görevler değil" karşılığını verdi.

Kendilerinin "gelin bu konularda tartışalım, konuşalım" diye çağrıda bulunmasına karşılık muhalefetin buna yanaşmadığını anlatan Bozdağ, "Cumhurbaşkanı'nın ikinci defa seçilme hakkı var. Seçilmek için asgari yüzde 51 oy alacak. Öyle olduğunda Çankaya'da bir şey göstermesi lazım, yeniden seçilebilmesi için. Meydanlarda söylediği tezlerin seçildikten sonra takipçisi, icracısı olması gerekecek. CHP buna karşı. CHP'nin adayı çıktığında bunu söyleyecek; 'Seçilirsem şöyle şöyle işler yapacağım' diyecek. Anayasa'da yazılanların dışında laflar söyleyecek. CHP'nin, MHP'nin adayları ve diğer adaylar söyleyecek. Bütün adaylar farklı bir cumhurbaşkanı olacağını kamuoyuna deklare edecek" dedi. 

"Normal ve rutin kararname..."

 Bozdağ, HSYK'nın üzerinde çalışmalarını sürdürdüğü yaz dönemi kararnamesini normal ve rutin kararname olarak niteleyerek, "Basın 'acaba bu kararnameden ne çıkacak' diye merak ediyor, farklı şeyler arıyor ama normal ve rutin bir kararname. Benim kararnameye bir etkim yok. Bakan veya Başkan olarak o toplantılara katılma, oy kullanma, görüş belirtme yetkim yok. HSYK 1. Dairesi yapıyor. Sanki bakan yapıyormuş gibi hava çıkarılıyor. Ben de bakıyorum hiçbir gücümüz yok ama öyle bir hava yaratılıyor ki...'Ya bu ben miyim' diye soruyorum" ifadelerini kullandı.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.