Bozdağ'dan başkanlık sistemi açıklaması
Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, ''Radikal, ideolojik, statükocu ve milletle buluşmayan grupların başkanlık sisteminde iktidar şansı yok. O yüzden kendilerinde iktidar şansı görmeyenler buna karşı çıkıyorlar'' dedi.

A Haber kanalında, gündeme ilişkin soruları yanıtlayan Bozdağ, kamuoyunun başkanlık sistemini tartışmasını istemeyen kesimler bulunduğunu söyledi. Bozdağ, başkanlık sistemiyle parlamenter sistemin mukayese edilmesi gerektiğini ancak, Türkiye'de bazı kesimlerin bu mukayeseden rahatsız olduğunu ifade etti.

Bekir Bozdağ, ''Radikal, ideolojik, statükocu ve milletle buluşmayan grupların başkanlık sisteminde iktidar şansı yok. O yüzden kendilerinde iktidar şansı görmeyenler buna karşı çıkıyorlar'' ifadelerini kullandı.

''Başkanlık olursa Türkiye'de tek adam gelir'' diyenlerin başkanlık sisteminin niçin geldiğini dahi bilmediğini kaydeden Bozdağ, başkanlık sisteminin tek adamlık olmasın diye ortaya çıkarıldığını söyledi. Başkanlık sisteminin tek adamlığı önlemek üzere kurgulanmış bir sistem olduğunu bildiren Bozdağ, ''Atatürk'ün dönemi resmen ve fiilen başkanlık sisteminin Türkiye'de tipik uygulamasıdır. İnönü dönemi hakeza başkanlık sisteminin uygulamasıdır. Menderes dönemi de öyle, şimdi de öyle'' diye konuştu.

Bozdağ, ''Başkanlık sistemi eyalet sistemini getirir ve bu da ülkenin bölünmesine yol açar'' eleştirisine de katılmadığını, Türkiye'nin üniter yapıyı koruyarak başkanlık sistemine geçebileceğini söyledi.

HSYK kararları

Bekir Bozdağ, HSYK'nın yasayla verilen bir yetkiyi kullandığını belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Kaldırılan yetkiler yok. 250 ve devamı maddeleri kalkınca, bunlarla ilgili mahkemeler de kaldırıldı. Sadece görülmekte olan davalara bakmak üzere bu mahkemeler geçici maddeyle görevine devam ediyorlar. Yeni ihtisas ağır ceza mahkemeleri kurulunca bu mahkemelere yeni savcılar, hakimler görevlendirildi. Yoksa birilerinin yetkisi kaldırılmış değil. Yetki kaldırması yok. Özel yetkili ağır ceza mahkemeleri kaldırıldı."

Başbakan Erdoğan'ın HAS Parti Genel Başkanı Kurtulmuş'la görüşmesi

Bozdağ, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın HAS Parti Genel Başkanı Numan Kurtulmuş ile görüşmesine ilişkin, Kurtulmuş'un AK Parti'ye katılması halinde partinin diğer mensupları gibi ülkeye hizmet etmeyi sürdüreceğini belirtti.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, konuyu partinin yetkili organları ile değerlendireceğini ifade eden Bozdağ, ''Numan Kurtulmuş kamuoyunun yakından tanıdığı, bizim siyasetimizin gelenekleri içinde yetişmiş, donanımı ve nitelikleri itibarıyla Türkiye'ye faydası olacak bir insanımız'' dedi.

''Kurtulmuş, liderlik koltuğuna oturursa bu parti içinde bir sıkıntı yaratır mı?'' sorusu üzerine Bozdağ, bunun AK Parti içinde herhangi bir sıkıntıya yol açmayacağını söyledi. Bozdağ, ''AK Parti içinde bu anlamda herhangi bir sıkıntı olmaz, olması da düşünülemez. Çünkü bizim parti dinamiklerimiz, kendi geleneksel anlayışımız, AK Parti'nin ortaya koyduğu misyon ve vizyon bu noktada bizde herhangi bir sorunun gelecekte de yaşanmayacağını çok açıkça gösteriyor. Kurtulmuş, AK Parti içinde Türkiye'ye hizmet imkanı bulacaktır. Bu da Türkiye için bir kazanç olacaktır'' diye konuştu.

''Başka isimlere de çağrı yapılır mı?'' sorusu üzerine Bozdağ, AK Parti'nin kapısının herkese açık olduğunu söyledi.

''Alevilik dindir'' tartışmaları

Bozdağ, CHP Milletvekili Hüseyin Aygün'ün Alevilik ile ilgili açıklamalarının hatırlatılması üzerine, bir milletvekilinin aleni olarak Aleviliği ayrı bir din olarak kamuoyunda gündeme getirmesiyle Alevi vatandaşların kabulleriyle ters bir şeyi ortaya koyduğunu söyledi. Türkiye'de Alevi klasiklerinin akademik çalışmalarla tercümelerinin yapıldığını söyleyen Bozdağ, okuduklarının kendi kabulleriyle çelişen yönü olmadığı için hepsinin altına imza atacağını dile getirdi.

Hacı Bektaşı Veli'nin Makalat adlı eserini okuduğunda herhangi bir itirazının olamayacağını söyleyen Bozdağ, şöyle konuştu:

''Çünkü o Makalat'ta yazanlar bu dinin güzelliklerini Hacı Bektaşı Veli'nin dilinden, gönlünden, ilminden süzülerek ortaya koyuyor. Ben o nedenle az çok o konular üzerinde okuma yaptığım için gördüğüm zaman bunu Hacı Bektaş-ı Veli'ye bir saygısızlık olarak gördüm. Hz. Hasan'a, Hz. Hüseyin'e, Peygamber Efendimizin çocuğu mesabesinde hem yanında büyüyen hem kızıyla evli bulunan damadına ve soyunun devam şerefi kendinde olan bir kişiye Hz. Ali Efendimize ve bugüne kadar Alevilik yolundan, inanışından gelen büyüklere ve bu işin önderlerine çok büyük bir saygısızlık ve iftira olduğunu düşünüyorum. Çünkü yok öyle bir şey. Ama Türkiye'de böyle bir şeyi düşünen insanlar olabilir. Çünkü Alisiz Alevilik yaratmak isteyenler var. Bir sürü şeyler söyleyenler var. O yüzden böylesi bir iftira dile getirilince ben Alevilere komşu olan ve onlarla çok dostu olan ailecek de tanıdığım pekçok kardeşi olan bir insanım. Onların kabulleriyle bizim kabullerimiz arasında itikad noktasında hiçbir fark yok. Bazı usuli farklılıklar olabilir.''

Alevilik ile ilgili olarak bütün alevilere ve bu konuyla ilgili konuşanlara Aleviliğin ana kaynaklarını okuyarak konuşmalarını tavsiye eden Bozdağ, bazı kesimlerin ise bilmediklerinden, cehaletlerinden dolayı Aleviliği reddettiğini söyledi.

Türkiye'de Alevilik konusunda konuşanların, yazanların Aleviliğin ana kaynaklarını, klasiklerini okuduğunu düşünmediğini belirten Bozdağ, bu kişilerin kendi düşüncelerini, dünya görüşlerini Alevilik yerine ikame ettiklerini dile getirdi.

Hüseyin Aygün'ün ''Alevilik başka bir dindir'' ifadelerinin hatırlatılması üzerine Bozdağ, ''Aleviliğe dair bir okuması olmadığının göstergesidir'' dedi.

Alevilerin bir kısmının cemevlerinde ibadet etmek istediklerini ve devletten de beklentileri olduğunun hatırlatılması üzerine Bekir Bozdağ, ''Bu konularda siyasetçilerin karar vermesi doğru değil. Bu konu Meclis'in karar vereceği bir konu değil. Çünkü yasama organları dini konularda statü veremezler. Çünkü onun statüsünü o dinin kendi içinde kuralları verir'' diye konuştu.

''Cami Müslümanların tek mabedidir ortak mabedidir''

Anadolu'da ve Balkanlarda Bektaşi dergahlarında caminin de bulunduğunu belirten Bozdağ, şunları söyledi:

''Mabet camidir ve tekdir. Bunu koymak ve değiştirmek Müslümanların elinde değildir. Bu Kur'an-ı Kerim'de belirtilmiştir. İlim adamları söylüyor. Hıristiyanlıkta kilise, Yahudilikte sinagog veya havra aynı anlama geliyor. Şimdi baktığımızda hepsi tek. Mezhepler, tarikatlar ne olursa olsun hepsinin mabedi tek. Dünyada Müslümanlara bakın İran Şia'dır ama mabedi Türkiye'deki gibi camidir. Türkiye'de Caferi kardeşlerimiz var. Onların kendi imamları var, Türkiye'de kendi camilerinde. Onların da mabedi aynı; cami. Hanefilerin ki aynı, Malikilerin ki, Şafilerinki aynı, Sünnilerin, Şiilerin aynı. Yüzlerce tarikatte aynı. Tarihte gelmiş geçmiş bütün dönemlerde bu İslam'ın kurulduğu günden bugüne kadar aynı. Cami Müslümanların tek mabedidir, ortak mabedidir. Ama İslam literatüründe İslam'ın kabullerinde yeryüzünün tamamı da ibadet edilebilir yerdir. Ama hiçbiri caminin alternatifi değildir.''

Yapılan tartışmalarda mabedin dışında bir ifadenin kullanılması gerektiğini söyleyen Bozdağ, ''İlle şu isim değil de kültür evi denebilir, dergah denebilir, başka bir şey denebilir. Ben bunun cevabının da işin doğrusu Alevilikle ilgili kaynaklarda oradaki bilgilerin içerisinde bunun doğru adının olabileceğini de düşünüyorum. Bununla ilgili bir araştırma yapılmasında fayda var. Mesela Bektaşi tekkelerinde cemin yapıldığı yerler nasıl değerlendirilip hangi isimle anılıyordu. İbadet yeri olarak mı, dergah olarak mı anılıyordu. Bütün tarikatları bilmiyorum ama bu tür yerler daha ziyade dergah olarak kabul ediliyor'' dedi.



AA
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.