\'Bu anayasa ile AB süreci yürütülemez\'


     Ankara Üniversitesi Avrupa Toplulukları Araştırma ve Uygulama Merkezi (ATAUM) 46. Dönem Avrupa Birliği kurslarının açılışı dolayısıyla tören düzenlendi.
     Açılış konuşmasının ardından Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Arınç, kursiyerlere \'\'Avrupa Birliği Sürecinde Demokratikleşme ve Sivilleşme Hareketleri\'\' konulu ilk dersi verdi.
     Arınç, Avrupa Birliğinin 1960 öncesinde Avrupa Ekonomik Topluluğu adıyla daha çok ekonomik bir birlikteliği temsil ettiğini hatırlatarak, Türkiye\'nin de 1960 öncesinde topluluğa ilk başvurusunu yaptığını ve 50 yıldan fazla bir süre AB sürecinin Türkiye\'de devam ettiğini anlattı. Arınç, şöyle konuştu:
     \'\'AB sürecinin sadece hükümetlerin kendi iradeleriyle yavaşlattığını düşünmek haksızlık olur. Arada demokratik ölçütler içerisinde kabul edilmesi mümkün olmayan birtakım askeri yönetimlerin iş başına gelmesi, bu süreci yavaşlatan, durma, geri tepme noktasına götüren işaretlerdir. Bu Anayasa\'nın başındaki maddeler ile sonundaki maddeler arasında uyum sorunu olduğunu, akordun bozulduğunu düşünmeliyiz.\'\'
    
     -BİREY ODAKLI ANAYASA-
    
     Darbelerden sonra hazırlanan Anayasa ile Türkiye\'yi yönetmede birtakım eksiklikler doğurduğunu ifade eden Arınç, \'\'Çağdaş bir anlayışla, daha az maddeli, bireyi devlete karşı koruyan, birey odaklı bir anayasaya ihtiyacımız var\'\' dedi.
     TBMM\'nin kendi yetkileriyle yeni bir anayasa yapma sürecini başlatabileceğini ifade eden Arınç, Türkiye\'nin artık zihniyet değişikliğine uğradığını, AB sürecinde tam üyelik yolunda ilerleyen Türkiye\'nin yeni bir anayasa hazırlaması gerektiği görüşünün ağırlık kazandığını kaydetti. Arınç, \'\'Bu elbisenin bu topluma dar geldiğini görüyoruz, yeni yakışan bir elbiseye ihtiyacımız var\'\' dedi.
    
     -\'\'ÖYLE SİVİLLER VAR Kİ...\'\'-
    
     Arınç, Cumhuriyet ile demokratikleşmenin Türkiye\'de eş anlamlı olarak değerlendirilebileceğini de söyledi.
     Cumhuriyet\'in, demokratikleşme yolunda en önemli kilometre taşı olduğunu belirten Arınç, temel kamu politikalarını belirleme yetkisinin halka ve onun temsilcilerine ait olduğu rejime demokratik bir rejim denilebileceğini, çoğulculuk ve katılımcılığın da demokrasilerin en önemli özellikleri olduğunu vurguladı.
     Sivilleşme konusunda ise farklı tarifler bulunduğuna dikkati çeken Arınç, sivilleşmenin, askeri vesayetin yokluğu anlamına da gelebileceğini söyledi. Arınç, \'\'Sivilleşme, sivil kıyafetler giymek, şapka takmak, rugan ayakkabı giymek, kravatın en güzelini giymek değildir. Bu bir zihniyettir. Öyle siviller vardır ki birbirlerini topuk selamıyla selamlıyor. Bu bir zihniyet değişimidir\'\' diye konuştu
    
     -\'\'AB TAM ÜYELİĞİ FIRSATI KAÇIRILDI\'\'-
    
     Türkiye\'nin siyasi hayatını, darbeleri, yapılan seçimleri ve hazırlanan anayasaları anlatan Arınç, bu süreçte Türkiye\'nin zaman zaman AB\'ye tam üyelik şansını elde ettiğini ancak iktidarların \'\'basiretsiz\'\' düşünceleriyle bu fırsatları kaçırdığını söyledi.
    
     -MECLİSLERİN YAPMADIĞI ANAYASA-
    
     \'\'Türkiye\'nin, 60 ihtilalinden sonra meclislerin yapmadığı, bir şekilde kamufle edilen ve halk oylamasıyla kabul edilmiş olması nedeniyle yürürlükte olan anayasalar ile idare edildiğini\" ifade eden Arınç, sözlerine şöyle devam etti:
     \'\'Bu yeterli ve doğru değil, AB sürecine de en büyük engel. Bazı ülkeler AB sürecini tamamlarken öncelikle anayasalarında değişiklik yaptı. Mesela İspanya diktatörlük dönemleri geçirdi ama 1978 yılında sivil anayasa yaptı, 1986 yılında AB\'ye girdi. Yunanistan 1974\'te sivil anayasayı yaptı, 1981 yılında AB\'ye girdi. Portekiz de Salazar rejimi vardı, 1982\'de demokratik anayasalarını yaptılar, 1986\'da AB\'ye girdiler. Türkiye\'nin mevcut anayasa ile bu süreci başarıyla yürütemeyeceği ortada. AB süreci olmasaydı Türkiye\'de demokratikleşme ve sivilleşme çok daha düşük ve zayıf olacaktı. Çünkü içeride buna karşı korkular, direnç var. Bütün bunlar Türkiye\'nin bu süreci zor ve uzun yaşamasına neden oldu.
     \'TBMM anayasa yapamaz mı\' diye bir soru sorulduğunda, \'hayır, kurucu iradeyi temsil etmiyor, anayasa yapmak için yine olağanüstü bir şey lazım\' diye bize 1960\'ları, 1980\'leri işaret eden bazı düşüncelerle karşılaşıyoruz. Türkiye\'de yaşadığımız olaylardan aldığımız derslerden Türkiye\'nin özgürleşmesini ve tam demokratik ülke olmasını bir şekilde denge olarak, ya kendileri için ya ülkeleri için gören bir anlayışın olduğunu görüyoruz.\'\'

AA


  YENİ ANAYASA ÇALIŞMALARI İLE İLGİLİ FARKLI GÖRÜŞLER İÇİN TIKLAYINIZ. 



Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.