'Bu süreç yürekli aktörlerle ilerler'
Adalet Bakanı Sadullah Ergin, Teke Tek'te Fatih Altaylı'nın sorularını yanıtladı. Başta İmralı görüşmeleri ve yayınlanan tutanaklarla ilgili konuşan Ergin'in açıklamaları şöyle:

SÜRECİ PROVOKE EDENLER ÇIKACAKTIR
"İmralı'da bir süreç var. Bu süreç MİT, İmralı ve çözümü kolaylaştıracak aktörlerden oluşan bir yapı var. MİT doğrudan Başbakanımıza bağlıdır. Sonuçta Müsteşar Bey sayın Başbakanımızla koordineli bir şekilde süreci götürüyor. Dolayısıyla direk Başbakanımıza bağlı bir süreç. Bu sürece müdahale olacak, provokasyon olacak, aslında bunlar beklenen şeylerdir. Bu tür girişimlerin bu çalışmaları sekteye uğratacağını düşünmüyorum.

BU SÜRECİ İNANMIŞ AKTÖRLER GÖTÜRÜR
Bu süreçleri götürebilmek için inanmış, yürekli aktörlerle götürmek mümkün. Bu anlamda sayın Başbakanımız başta olmak üzere ekibiyle birlikte büyük bir kararlılık ortaya koymuştur. Sayın Başbakanımız olayları oturarak izleyen bir siyasetçi değildir.

HEPİMİZİN YARARINA BİR SONUÇ ÇIKACAK
Başbakanımız Kayseri'ye gittiğinde 'Bu ateşi bitirin' deniyor. Aynı şekilde Libya'da Arapça kendisine böyle söyleniyor. Kızıltepe'de 'Türkiye'ye huzur gelsin' deniyor. Toplumda bu kadar güçlü bir talep var. Türkiye kendi imkanları ve aktörleriyle yürüttüğü süreçte sonuç alması halinde bu ülke ve millet için çok önemli hadiseler, çıktılar görülecektir. Hepimizin yararına bir sonuç çıkacaktır.

SABOTE GİRİŞİMLERİNE İZİN VERMEYİZ
Bu süreci sabote etmek isteyen çok sayıda taraf ve aktör ortaya çıkacaktır. Biz sonuç odaklı çalışmalar yapıyoruz. Çıktılara bakacağız, Çıktılarla verilerle uygun olmayan gelişmelere bakacağız ve buna izin vermeyeceğiz."

SAVAŞMAK ÇOK KOLAY BARIŞ ZORDUR
Bu süreci zora çıkacak, psikolojik bariyer oluşturacak hadiselere tevessül ve tenezzül etmeke gerektiğini düşünüyorum. Sayın başbakanımızın dediği gibi savaş kolay, barış zordur. Biz zor olana talibiz. Bizdeki verilerle bu yayınların örtüşmediğini ifade ediyorum. Biz sonuç odaklı bir çalışma yapıyoruz. Sonuçlar ortaya çıkmaya başladığında tüm bunlar ortaya çıkmış olacak.

ÖNGÖRÜLMEYECEK SONUCA TEDBİRLİYİZ
Ben buna 'yerli malı' çalışma diyorum. MİT ve Sayın Başbakanımızın olduğu bir süreç, karşı tarafta BDP ve onun üzerinden temas edilen birtakım unsurlar. Bunun dışında yurtdışında, Atlantik ötesinden bir katkı olmaması anlamında bunu söylüyorum. Birisinin arabuluculuğu ve girişimi anlamında pozisyon yok. Tamamen kendi inisiyatifimizle gelişen bir süreç. Tamamen yerli unsurlarla götürülen bir süreç. Bu sürecin dışında olanların öngörmedikleri süreç ortaya çıkacak ise buna tedbirli olmak lazım.

BAŞKA AKTÖRLER TEDİRGİN OLABİLİR
Türkiye'nin inisiyatif sahibi olması başka inisiyatif sahiplerini tedirgin edebilir. Türkiye için bu süreç çok kolay olmayacak. Kolay işler harcıalemdir, zor işler yürek, sabır ve metanet ister. Bu süreçte sebatkâr, kararlı ve sonuç odaklı olunmasının altını çizeceğim. AK Parti sürekli olarak kamuoyu araştırmalarıyla beklentilerle siyasetini oluşturan bir siyasi parti. Oylarını arttırarak siyasetini sürdüren partimizin trendi yukarıya çıkıyor.

SÜREÇ GİRİŞİMLERLE SARSILMAYACAK
Sayın Başbakanımız ve parti yetkililerle Türkiye'yi karış karış geziyoruz. Vatandaşımızın beklentilerini toparlayarak ona göre bir yol haritası oluşturuyoruz. O bakımdan bu sürecin bazı girişimlerle sarsılacağını düşünmüyorum.

MİLLETİMİZİN KABUL ETTİĞİ SONUÇ OLACAK
AK Parti milletimizin kabul etmeyeceği hiçbir seçenekte olmaz. Bizim kırmızı çizgilerimiz ve kriterlerimiz belli. Milletimizin kabul etmeyeceği bir formülde AK Parti olmaz. Ben detaylara girmek istemiyorum. Hakikatten hassas bir süreçteyiz. Bu sürecin önünü açan adımları atalım, sürece şans tanıyalım. Ümit edelim ki, Türkiyemizin yararına sonuçlar ortaya çıksın. "

SAYIN BAŞBAKAN ÇOCUKLARINI OKUTAMADI
BDP'nin elbette ki siyasette belli bir karşılığı var ama ortada aldığı taban desteği belli. Türkiye Kürt sorunu, Arap sorunu, Laz sorunu, Çerkez sorunu gibi başlıklara biz karşıyız. Biz insan odaklı bakıyoruz. Bu ülkede problemler sadece belli bir etnik kökene ait problemler değil. Bu ülkede Türk, Kürt, Alevi, Marksist, Muhafazakarların ciddi sorunları var. Yakın tarihe kadar halkın büyük desteğini alarak işbaşına gelmiş sayın Başbakan'ın kendi çocuklarını ülkesinde okutamama problemi vardı.

HEDEFİMİZ DEMOKRASİ VE ÖZGÜRLÜKLER
Yakın bir tarihe kadar bu ülkede demokrasi, ifade özgürlüğü ve insan hakları sorunları vardı. Çok önemli mesafeler katettik. Hala da katedecek mesafeler var. Bu ülkede yaşayan her bir insanın daha müreffeh, özgür olması heyecanını duyuyoruz. 75 milyonun daha huzurlu olacağı Türkiye'yi hedefliyoruz. Bunun içinde Türk, Kürt, Çerkez vs. var. Bizim hedefimizde insan var. İnsanın yaşam standartlarını yükseltmek, demokratik standartlarını yükseltmek haklarının çıtasını daha yukarılara çekmek var, hedefimiz budur.
Bu ülkede yaşayan her bir birey bunlardan istifade edecektir.

ÖNCE VATANDAŞ SONRA DEVLET AFFEDER
Vatandaşın hakkını ihlal eden bir suçtan dolayı devletin o suçu affetmesi doğru değil. İşin mağduru vatandaş. Vatandaş affetmeden devlet affetmez. Ama devlet tüzel kişiliğine karşı bir fiil varsa, devlet kendisine karşı işlenen suçu affetme gibi, hafifletme gibi bir durumu sözkonusu olabilir. Bizim burada yaptığımız çalışma bu ülkedeki demokratik standartları yükseltmektir. Türkiye'nin uzun yıllardır yakasına yapışmış, ayağına bağ olmuş terör örgütünden kurtulmasıdır amacımız.

3-5 TANE DOSYA ÜZERİNDE BU ALGI ÇIKIYOR
Türkiye'de algıları oluşturan hadiselerle ile olaylara baktığınızda paralellik yok. Yargıdaki standartları eleştiren yaklaşımlara baktığınızda 3-5 tane dosya üzerinden algılar çıkıyor. Bizim ceza ve usül yasalarımız 2004'de yapıldı. 2008'e kadar hiç kimseden bir ses çıkmadı. Ne zamanki, Ergenekon, Balyoz, KCK gibi soruşturmalar başladı. Bu soruşturmalarda toplumun yakından tanıdığı isimler bu davalara muhatap olunca tartışmalar başladı.

BU ALANDA ÇOK ÖNEMLİ ADIMLARI ATTIK
Türkiye çok önemli yol katetti. Türkiye 2002'de AK Parti iktidarıyla tanıştığında bu ülkede OHAL vardı. AK Parti OHAL'i kaldırdı, DGM'leri kaldırdı. Türkiye 2005'de müzakere tarihi aldı. O kadar çok adımlar atıldı ki, bu ülkede yaşanabilecek bir ortam ortaya çıktı. Ancak bu tamamen herşey dört dörtlük anlamına gelmiyor. Türkiye aynı zamanda terörle mücadele eden bir ülke. Türkiye'nin böyle bir gerçeği var. Türkiye alanda terörle mücadele ederken demokrasi ve insan hakları eksiğini tamamlayan bir ülke.

SÜRDÜRÜLEBİLİR BİR DEMOKRASİYE GELDİK
Her 8-10 yılda bir darbe ve muhtıralarla yönetimi askıya alınmış büyük acılar yaşanmış bir ülkeyiz. 21. yüzyılda, AB'ye tam üye müzakere yapan bir Türkiye'de böyle bir tablo sürdürülemez. Demokrasiyi kesintiye uğratan mekanizmanın ortadan kaldırmak için mücadele ediyoruz diğer yandan ekonominin ayağa kalkması için mücadele ediyoruz. Sürdürülebilir bir demokrasiye eksiklerimize rağmen geldiğimizi düşünüyorum.

HÜRRİYETLER ALABİLDİĞİNCE GENİŞLETİLECEK
Her aklına esenin balans ayarı yapacağı, darbe yapacağı bir ülke yok artık. AK Parti misyonunu tamamladıktan sonra bir başka siyasi parti gelebilir. Yıllarca Meclisimizde 'Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir' yazdı ama buna ters uygulamalar yapıldı. Türkiye bugün itibarıyla demokratik standartlarını ve demokrasisine müdahale performansını ortadan kaldırmıştır. Öte yandan terörle mücadele ederken insan haklarını, bireysel hürriyetlerini olabildiğince genişletmeye çalışmıştır.

TÜRKİYE İHLAL LİSTESİNDEN HIZLA ÇIKMALI
Türkiye AİHM'de en çok ihlal yapan ülkeydi. Türkiye'nin bu tablodan kurtulması lazımdı. Bunun için çok önemli adımlar atıldı. Biz 2011'de bir çalıştay yaptık. AİHM'de Türkiye aleyhine verilmiş kararları masaya yatırdık. Bu ihlalleri 6 başlıkta toparladık. Bu ihlalleri nasıl ortadan kaldırırız çalışmasını yaptık ve ortaya 4. paket çıktı. Bu çalıştayda insan hakları eylem planını da çıkarttık. Almış olduğumuz ihlallerin önemli bir kısmının ihlalleri ortadan kalkacaktır.

İŞKENCEDE ZAMAN AŞIMI OLMAYACAK
Askeri mahkemenin verdiği kararlara yeniden yargılamanın yolunu açıyoruz. İşkence suçlarında zaman aşımı olmamasını düzenliyoruz. Mülkiyet hakkının ihlali anlamında kamulaştırma davalarında vatandaşlarımızın mağdur olduğu uygulamalar vardır, bunları telafi ediyoruz. Yargılamada silahların eşitliği ilkesini sağlayacak adımlar atıyoruz. Şimdi savcının görüşünü aldıktan sonra savunmanın görüşünü de alıp karar verme için çalışıyoruz.

İFADE ÖZGÜRLÜĞÜNÜ GENİŞLETİYORUZ
Şiddet, tehdit ve şiddeti teşvik etme unsuru yoksa ifade özgürlüğünü genişletiyoruz. Bu da Türkiye'nin AİHM standartlarını yakalamasında önemli bir adım demektir. 2002 ile 2013 arasında tutuklu oranlara baktığımızda gerçekten olağanüstü bir iyileşme trendi var. Yargı alanında atılan adımlar çok önemli sonuçları beraberinde getirmiştir.

TUTUKLULUK SÜRELERİ DAHA DA AZALACAK
Türkiye 2001 yılında cezaevinde bulunan her yüz kişiden 50.04'ü tutuklu, kalanı hükümlü iken bugün geldiğimiz noktada şimdi sadece yüzde 23 tutukludur. Türkiye'de tutuklu oranları sürekli azalmaktadır. Türkiye'de örgüt ve siyasi suçlardan 7 bin civarında tutuklu vardır. Geldiğimiz nokta bizim açımızdan 'tamam yeter' dediğimiz nokta değildir. Daha da iyileştirmeye çalışıyoruz.

AVRUPA'NIN BİRÇOK ÜLKESİNDEN İYİYİZ
Türkiye'de cezaevlerine girenlerin ortalama yüzde 75'i 0-12 ay arasında tahliye oluyor. Yüzde 16'sı 1 ila 2 yıl arasında tahliye oluyor. Dolayısıyla zun tutukluluk algısı da çok doğru bir algı değildir. Türkiye bu rakamlarıyla Avrupa ve dünyada ne durumda? AB ülkeler arasında Türkiye'de tutuklu oranları yüzde 23,3'dür. Biz Fransa'dan, Macaristan'dan, Belçika'dan, Yunanistan'dan İtalya'dan daha iyi bir durumdayız. Bizden daha iyi olan ülkeler var. Biz bu noktaya gelmenin gayreti içerisindeyiz.

EN ÇOK İHLAL YAPAN ÜLKE ŞAMPİYONU İDİK
AHİM'deki Türkiye performansını ortaya koyduğumuzda hiç haketmediğimiz noktadayız. Türkiye tüm zamanların en çok ihlal yapan ülke şampiyonudur. 2012'de şampiyonluğumuzu Rusya'ya devrettik. İlk defa tarihimizde ilk defa birinciliği başka bir ülkeye devretmiştir. Biz bu listede en altlara doğru geleceğiz. Anayasa Mahkememiz AİHM başvurularını kabul etmeye başladı. Bu önemli bir gelişmedir. Hak arama mekanizması oluşturulmuştur.

HAKİM VE SAVCILARIMIZ YURTDIŞINA GİDECEK
Siz Türk mahkemelerinde çok uzun süre hak elde edemediğinizden bahisle AİHM'e şikayette bulunduysanız netice almanız 5-6 seneyi alır. Biz diyoruz ki, gel burada aramızda uzlaşalım. AİHM'de yerleşik içtihat paralelinde bir teklifte bulunalım size. 6 sene beklemeyin, masraf yapmayın gelin alacağınız tazminatı 6 ayda ödeyelim. Biz senin hakkınızı ihlal ettiğimizi teslim edersek ardınızdan tazminat ödeyeceğiz.

VATANDAŞIN HAK ARAMA YOLLARI GENİŞLETİLDİ
Hak arama yolları çeşitlendi Anayasa Mahkemesi'ne, AHİM'e, Tazminat Komisyonu'na gidebiliyorsunuz. Tüm bunlar netice alan çalışmalardır. 2012'de ilk meyvesini aldık. Bundan sonra daha da ileriye gidecektir. Bu çalışmalara mevzuata yaptığımız değişiklikle katkı sunacağız. Hakim ve savcılarımızı yurtdışına göndereceğiz.

ADLİ MÜŞAVİRLERİMİZ ÇOK ÖNEMLİ GÖREV YAPIYOR
Tarihimizde ilk kez yurtdışı temsilciliklerimizde adli müşavirlikler oluşturduk. Londra, Viyana, Paris, New York ve başka yerlerde vatandaşlarımızın yoğun yaşadığı bölgelerde oradaki sorunlarını çözmek için uğraşacaklar. Türkiye'nin taleplerini takip etmek, Türkiye'nin hukuk altyapısını geliştirmek noktasında o ülkelerdeki iyi uygulamaları inceleyip ülkemize transfer edeceğiz. Strassburg'da, Brüksel'de çok önemli görevler ifa ediliyor.

TÜRKİYE'NİN YURTDIŞINDA SAVUNMA REFLEKSİ GÜÇLENDİ
Yurtdışındaki adli müşavirlerimiz vatandaşlarımızın hukuki meseleleriyle ilgili yoğun mesai harcıyorlar. Türkiye'nin takip ettikleri işleri orada takip ediyorlar.  Dışişleri'ndeki personelimizle birlikte adli müşavirlerimiz Türkiye'nin savunma refleksine güç katmıştır.

ABDULLAH ÖCALAN'A YENİDEN YARGILAMA OLAMAZ
Abdullah Öcalan'ın yeniden yargılanması mümkün değil. AİHM'in ihlal verdiği ihlallerle ilgili olarak bu kararı değiştirme potansiyeli yok. Bu geride kaldı. AİHM 'Türkiye üzerine düşeni yapmıştır, yeniden yargılama yapmıştır, bizim açımızdan bu dosya kapanmıştır' demiştir. Öcalan dosyasının tekraren Türk mahkemelerinin önüne gelmesi mümkün değildir. Ancak yeni bir suç işlerse yargılanabilir.

YARGITAY'A GELEN DOSYA 1 SENEDE AÇILMIYORDU
Uzun yargılamalar en önemli şikayet konularından bir tanesi. Bir davanın ortalama bitim süresi 240-250 gün. Ama yüksek mahkemelerde süre uzayabiliyorlar. Taşradan Ankara'ya gelen dosyanın açılması 1 seneden fazla sürüyor. Şu anda bütün bunlar giderildi. Şu anda gelen dosyalar 24 saat içerisinde sisteme giriyor, arşivdeki yerini alıyor. Artık avukatlar 'dosya neredeydi?' diye depo depo gezmiyor. Yargıtay Savcılığı'nda işler hızlandı.

BİR DOSYA 3-4 AY İÇERİSİNDE KARARA BAĞLANACAK
Yargıtay her geçen gün stokları eritmeye başladı. 2011 yılı  sonu itibarıyla dosya sayısı 850 bine indi. Eskiden her yıl 100 bin dosya artıyordu. Şimdi azalmaya başladı. Bu tünelin ucunda ışık göründü anlamına gelmektedir. Kadrolar güçlendi, tetkik hakim sayısı arttı, fiziki mekanlar arttırdı. 1,5-2 sene içerisinde umut ediyorum ki bu stoklar eriyecektir. Bunlar sıfırlandığında Yargıtay'a giden bir dosya 3-4 ay içerisinde karara bağlanacaktır.

DENETİMLİ SERBESTLİK UYGULAMASI VERİMLİ OLDU
Suçu işleyen iyi halli ise son 1 yılında kamuda çalıştırmak, toplum içerisinde bu cezanın infazını öngören bir sistem için çalışıyoruz. Yaklaşık 40 bin kişi bundan istifade etti. Son 1 yılını toplum içerisinde geçiriyorlar. Denetimli serbestlikle çıkanların yüzde 94'ü bu cezasını tamamlıyor, yüzde 5'i şartları ihlal ettiği için cezasını cezaevinde tamamlıyor.

YARGININ MAŞERİ VİCDANA UYGUN OLMASI GEREKİR
Türkiye son 60 yıl içerisinde her 8-10 yılda bir demokrasisi askıya alınan bir ülke. Artık Türkiye bu şekilde yoluna devam edemez. Bu sonucu ortaya koyan nedenleri bizim gözden geçirmemiz gerekiyor. Bu açıdan bu yüzleşmenin olması kaçınılmaz. Türkiye'nin geleceğe dönük güven içinde olması için bunlar şart olan yargılamalardı. Bunların demokrasiye, anayasamıza ve maşeri vicdana uygun olması gerekir.

MİLLETİMİZİN HİSSİYATINDA YOĞUN ÇABA SARFEDİYORUZ
Biz milletin hissiyatını tutma noktasında çok yoğun çaba safreden bir partiyiz. Sayın Başbakan bunu bizzat yapıyor. Milletin diliyle konuşmaya çalışan bir partiyiz. Bu ülkenin Başbakanı gelen şikayetleri dile getiriyor. Ocak sonunda yaptığımız yasal düzenlemelerde ceza infaz kurumlarında rahatsızlığı nedeniyle, kendi ihtiyaçlarını karşılayamayacak düzeyde olanlarla ilgili bir çalışma yaptık.

TUTUKLU ASKERİMİZ, MİLLETVEKİLİMİZ DE BU ÜLKENİN İNSANI
Cezaevinde tıbben kalması doğru olmayan kişilerin tahliye edilerek cezasının evinde gerçekleştirmesini öngördük. Elektronik kelepçe sistemini başlattık. Tüm adliyelerde, ağır ceza mahkemelerde, savcılıklarda bu cihazın tanıtımını yapıyoruz. Bu sistem kuruldu ve şu anda uygulanmaya başlandı. Bunun da devreye girmesiyle tutuklu yargılananların bir kısmı bu tedbirlerle tutuksuz yargılamaya gidecektir. Tutuklu askerimiz, milletvekilimiz, sivil vatandaşımız da bu ülkenin insanıdır. Bütün imkanları getirmek için gayret sarfediyoruz.

DANIŞTAY BAŞKANI SÖZLERİNDE HAKLIYDI
Danıştay Başkanı haklı ama bunu seslendirecek olan Yargıtay Başkanı'dır. Bilirkişilik konusunun tartışıldığı bir panelde bunları söyledi. Bu  tespit tarafımızdan yıllar önce yapılmıştır. Bilirkişilik müessesesi kangrene dönmüş bir kurumdur. Adalet Bakanlığı olarak bunun üzerinde 2 yıl çalışıyoruz. Hakimlerimiz hukuki bilgisiyle kendisinin çözmesi gereken konularda bilirkişi raporu isteyemeyecek. Danıştay Başkanımızın şikayeti haklıdır. Ama bu şikayete sebep olan hakimlerimizin yanlış uygulamalarıdır.

CEZAEVLERİNİN KORUNMASI JANDARMADAN ALINACAK
İnfaz koruma kurumalarından maaş artış talebi gelmekte. Şu anda cezaevlerinde iç güvenlik infaz korumalar tarafından sağlanıyor, dış güvenlik ise jandarma tarafından. Şimdi biz dış güvenliği de infaz korumaya devredeceğiz. Fazla mesai ücretlerinin kesilmesi bakanlığımızın tasarrufu dışındaydı. Burada Bakanlar Kurulu kararıyla birtakım istisnalar sağlanabilir. Adliyelerimizde cumartesi, pazar gece gündüz mesai devam ediyor. Bunlar haklı taleplerdir, değiştirmeye çalışıyoruz.

HÜKÜMETİMİZİN GÜNDEMİNDE GENEL AF YOK
Gündemde genel af yok. Hükümetimizin gündeminde böyle bir şey sözkonusu değil. Avrupa'dan bir gelişme bekliyorum. İade edilmeme gerekçesi içerisinde terör örgütü faaliyetlerine bir miktar hoşgörüyle yaklaşımı var. Bunu gidermenin yolu siyasi baskılardır. Onun ötesinde teknik tespitlerimiz var. Geçmişte mahkemelerimizde askeri hakim üye vardı. Avrupa 'askeri üye varsa o mahkemenin iade talebini karşılamam' diyordu.

BM'NİN KARARLARI AVRUPA ÜLKELERİNİ BAĞLAR
Şu sebeple iade edilmemeyi kabul etmiyoruz. Siyasi mültecilikle ilgili mesele. BM'nin kararlarına baktığınızda geldiği ülkede insanlığa karşı suç işlemişse mültecilik sıfatı veremezsiniz diyor. BM Güvenlik Konseyi'nin aynı mahiyette bir kararı var. Bu tür suçlardan kaçıp gelenlere mültecilik veremezsiniz deniliyor. Bu belgeler AB ülkesi herkesi bağlayıcıdır. Biz bu belgeleri götürüp hepsinin önüne koyduk.

ARTIK CİDDİ EKSİKLİKLER YAPILMAYACAK
Bütün bunlar muhataplarımızla paylaşıldı, bundan sonra bu işler olmayacak diye düşünüyoruz. Heyetlerarası çalışmalar devam ediyor. Ağırlaştırılmış müebbetten ötürü iade etmemek gibi  gerekçeler telafi edildi. Artık ciddi eksiklikler yapılmıyor. Adli müşavirler dolayısıyla çok daha verimli dosyalar hazırlanıyor.

AVRUPA'NIN CEM UZAN'I İADE ETMEMESİ NORMAL DEĞİL
Cem Uzan'ın sığınma başvurusu var. Bu başvuruya karar verecek komisyonun kararı bekleniyor. Bu tamamen siyaset kurumunun korumasıdır. Bu kadar uzun süre bekletilmesi, sonuçlandırılmaması, iade edilmemesi normal değildir.

EMNİYET VE MİT FRANSA'DAKİ GELİŞMELERİ TAKİP EDİYOR
Emniyet ve MİT'in yakın çalışma içerisindeler. Fransa'daki gelişmeleri an be an Türkiye takip ediyordur.
Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı tanımı gelişmiş demokrasilerde kullanılan bir tanım. Belli ülkelerde hiç tanım yapılmamış. Ülke insanına sunduğumuz standartlar önemlidir. Maddi refah, özgürlüklerin, hakların standartlarıdır. Bu standartlarla insanımızı kaliteli bir yaşama eviriyorsanız güçlü bir hükümetsinizdir.

AK PARTİ ANAYASA ÇALIŞMALARINDA ÖZVERİLİ DAVRANDI
AK Parti bu anayasanın yapılabilmesi için özverili bir çalışma ortaya koydu. Uzlaşma Komisyonu'nun kurulması aşamasında çok özverili bir çalışma yaptık. AK Parti ile diğer partiler 3 temsilci ile temsil ediliyorlar. Bu AK Parti'nin sürece samimi yaklaştığının en bariz göstergesidir. Biz meşru yasama organınca anayasa yapılmasını istiyoruz. Modern ve çağdaş bir anayasaya ulaşmayı arzu ediyoruz.

ANLAŞAMADIĞIMIZ KONULARI VATANDAŞIN HAKEMLİĞİNE BIRAKALIM
Şu anda 40'ın üzerinde maddede uzlaşma sağlandı. Demokrasi farklılıklara tahammül edebilme rejimidir. Burada uzlaştığımız azami miktarda maddeyi beraberce yaparız. Uzlaşamadığımız noktada gerekirse birkaç seçeneği vatandaşımızın tensibine sunarız. Teknik olarak bunlar formüle edilebilir. Yeter ki anlaştığımız noktayı çözelim, anlaşamadığımız noktaları vatandaşın hakemliğine götürelim.

AK PARTİ KENDİ ANAYASA ÇALIŞMASINI MECLİS'İN ÖNÜNE KOYAR
Eğer partnerlerimiz bu noktada katkı sunmazlarsa AK Parti kendi öngörülerini toplumla paylaşılacaktır. Sayısı vardır yoktur ayrı konu. Siyasi duruş açısından, topluma verdiğimiz sözleri yerine getirmesi açısından AK Parti kendi anayasayı Meclis'in önüne koyar. Gerekli sayı bulunabilirse elbette referanduma da gidilebilecektir. Bizim iki tane sorunumuz kaldı bir tanesi uzun yargılamalar ikincisi de insan hakları standarlarını yakalamak. Bunun için de adımlarımızı atıyoruz.

Gazeteport
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.