CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ATO Toplantı Salonu'nda gerçekleştirilen Türkiye Ziraatçılar Derneği 11. Ulusal Tarım Ve Gıda Kongresi'nde konuştu. Türkiye'nin sorunları çok ve "demokrasisinde kalite eksikliği" olan bir ülke olduğunu ifade eden Kılıçdaroğlu, kendisinin Türkiye'nin her tarafını gezdiğini ve toplumun hangi kesimine gittiyse sorunlu bir alanın bulunduğunu belirtti. Demokrasinin, bilinçli bir halk kitlesinin, kendi sorunlarına ve ülkenin sorunlarına sahip çıkması demek olduğunu kaydeden Kılıçdaroğlu, "Eğer bizler önce kendi sorunlarımıza, sonra ülkenin sorunların sahip çıkarsak ve bu sorunları çözecek iradeye gidip oy verirsek bilin ki o ülkede demokrasi vardır, işin özü budur arkadaşlar" dedi.

TEKEL işçilerinin eylemlerini hatırlatarak o eylemlere herkesin destek verdiğini, ancak sendikalı bir grubun kendi arkadaşlarına ihanet ettiğini ifade eden Kılıçdaroğlu, "Allah aşkına eylem yapan 4C işçilerine eğer bir grup sendikalı arkadaş destek vermiyorsa, orada demokrasi yok demektir" dedi. Şeker Fabrikaları işçilerinin de özelleştirmelere karşı çıktığını, ancak başta Türk-İş olmak üzere herkesin seyrettiğini söyleyen Kılıçdaroğlu, "Güzel bir slogan vardır; 'susma sustukça sıra sana gelecek' diye. Hep sustular, sıra kendilerine gelince eylem yaptılar ama dönüp baktılar ki kendilerini destekleyecek işçi kitlesi de kalmamış" dedi.

"Biz işçiye, işçi AKP'ye sahip çıkıyor"

Kamuda sendikalı 230 bin işçinin kaldığını, taşeron iççilerin ise neredeyse 2 milyon olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, "Onların hakkına bir sahip çıkıyoruz, işçilerin hakkına da biz sahip çıkıyoruz ama onlar da AKP'ye sahip çıkıyorlar, 'bizim sonumuzu getirdiniz' diye. Bunu anlamakta zorlanıyorum" diye konuştu. Demokrasinin, sorunları çözmeyi taahhüt partiye oy vermek olduğunu, ancak bunun yapılmadığını söyleyen Kılıçdaroğlu, "Biz bunu yapmıyoruz, sorun da buradan başlıyor, demokrasideki kalitesizlik de buradan başlıyor. O nedenle sizden isteğim; illa 'hepiniz gelin CHP'ye oy verin' diye bir talebim yok. Talebim şu; sizin sorunlarınızı çözme karalılığında olan bir parti varsa, buna inanıyorsanız görüşünüzü değiştirin, o partiye gidip oy verin, '4 yıl deneyeceğim, bakalım bunlar çözüyor mu, çözmüyor mu' deyin. Biz bunu yapmıyoruz. Yapmamamız gereken ilk işlerden biri bu" dedi.

İşçilere 'ayağa kalkın' çağrısı

Tarımla ilgili olarak da "mücadele eden biziz, eylemleri yapan biziz" diyen Kılıçdaroğlu, "Altını çiziyorum işçiler değil, CHP'liler. Eylem yapıyoruz, dava açıyoruz, kanun çıkarıyorlar, Anayasa Mahkemesi'ne gidiyoruz. Anayasa Mahkemesi iptal ediyor, bir daha kanun çıkarıyorlar, bir daha mücadele ediyoruz. Dönüp geriye bakıyoruz, e bizim işçilerimiz başka bir yerde, olmaz. Olmaz birbirimizi kandırmayacağız. Bize oy vermeseniz de biz sizin hakkınızı savunmayacağız ama baştan birbirimize destek vermezsek kusura bakmayın sizin sorunların çözülmez" diye konuştu.

"Geniş düşüneceğiz, geleceğimizi düşüneceğiz, ufkumuzu değiştireceğiz, dünya nereye, ülke nereye gidiyor oraya bakacağız" diyen Kılıçdaroğlu, Türkiye'nin iyi yönetilemediğini ifade ederken, "Açlıktan çocuklar ölüyor, Afrika mı burası? Açlıktan gaziler ölüyor. Kişi başına düşen gelir 10 bin dolara çıktıysa 50 lira için insan hayatını niye riske edip gidip Kuzey Irak'tan kaçak mazot, kaçak sigarayı getirsin. Şu soruyu kendinize sorun; AKP iktidara geldiğinde kaçak sigara sorunu var mıydı? Yoktu. Şimdi var neden sigarayı pahalılaştırdınız, vergi koydunuz. Dışarıda daha ucuz. Komşularımızdan bazı ülkeler orada fabrika kurmuşlar, Türkiye'ye satmak için. Sonuçta siz işsiz kalıyorsunuz. Sizin hakkınızı bir savunuyoruz ama sizler de 'AKP nasıl iktidarda kalır' diye ayrı bir kaygı içindesiniz. Bir yanlışlık var bu işte, bu demokrasi oyununda bir yanlışlık var. Bir akıl tutulması var. Artık ayağa kalkmanın zamanıdır" diye konuştu. İşçilere "hakkınızı arayın" çağrısını yineleyen Kılıçdaroğlu, "Nasıl arayacak, yürüyerek arayacak, demokrasilerde böyledir. Yoksa gidin, 'cam, çerçeve kırın' dediğimiz yok" dedi.

Basın üzerinde de baskılar olduğunu, siyasi iktidarın eleştiriye tahammül edemediğini belirten Kılıçdaroğlu, "Eleştiri demokrasilerin vazgeçilmez kuralıdır. Eleştiriden siyaset adamı ders almak zorundadır. Beni en iyi dostum beni eleştiren kişidir" dedi.

"Ben adil yargılamayı etkiliyormuşum, hangi adil yargılama Allah aşkına"

Konuşmasında hakkındaki fezlekeye işaret eden Kılıçdaroğlu, "Ben adil yargılamayı etkiliyormuşum, adil bir yargılama varmış bu ülkede, ben konuşarak o adil yargılamayı etkiliyormuşum. Hangi adil yargılama Allah aşkına? Siyasi otoritenin emrinde olan bir yargı adil yargılama yapabilir mi? Sıkıyönetim mahkemeleri adil yargılama yapabilir mi? Devlet güvenlik mahkemeleri adil yargılama yapabilir mi? Özel yetkili mahkemeler adil yargılama yapabilir mi? Bana bir tane demokratik ülke gösterin özel yetkili mahkemesi olan, yok bir şey. Basılmamış kitap, daha basılacak, imhasına karar veriyorsunuz. İnsaf ya, insaf hangi çağda yaşıyoruz. Samimi söylüyorum, Kenan Evren bile bunu yapamadı. Nasıl bir demokrasi anlayışı. Onun için bizim tabloları yeniden gözden geçirmemiz lazım. Durumumuzu yeniden gözden geçirmemiz lazım. Halka yakın, halkıyla kucaklaşan halkın terini koklayan insana bizim gitmemiz lazım, onunla beraber olmamız lazım" diye konuştu.

"Kimse bize diz çöktüremez"

Van'ın kurtuluş törenlerine gittiği sırada, burada bir yargıçla Van Valisinin odasında sohbet ettiğini belirten Kılıçdaroğlu, yargıcın anlattığına göre Van'da insanların mazot kaçakçılığını kaçakçılık olarak görülmediğini, duruşmada 'mesleğin ne' diye sorulduğunda 'mazotçuyum' dediğini ifade etti. Kılıçdaroğlu, "İşsizlik bu haldeyken, yoksulluk bu haldeyken ne yapsın adam, ne yaptık sonunda gönderdik uçaklarımızı 35 kişiyi imha ettik. Dün bir açıklama geldi, 35 değil 34'müş. Nasıl bir devlet yönetimi? Yeniden şapkamızı önümüze koyup düşünmek zorundayız. Bu ülkenin sağlığı için, bu ülkenin geleceği ve en önemlisi çocuklarımızın geleceği için" dedi. Kılıçdaroğlu şöyle devam etti:

"Bizi konuşturmuyorlar, siz hiç meraklanmayın biz sonuna kadar konuşacağız, biz sonuna kadar mücadele edeceğiz. Öyle fezleke gelmiş, fezleke gitmiş bunlar vız gelir tırıs geçer. Yeri zamanı gelirse, sözüm var bu millete, yeri zamanı gelirse hapse girmekten de korkmam. Yeter ki bu ülkede halkın aynında olmayı sürdürelim. Bunu sürdüğümüz sürece hiç çekinmeyeceğiz, kimse bize diz çöktüremez, kimse bize bir şeyleri empoze edemez, diz çökeceğimiz yer halkın karşısıdır, önünde eğileceğimiz yer bu millettir."

Tutuklu milletvekillerinin durumuna da tepki gösteren Kılıçdaroğlu, bunun Türkiye'de demokrasinin tam sağlanamadığını gösterdiğini ifade ederken, "Biz 'bunlar yargılanmasın' demiyoruz, yargılanabiliriler, davaları devam edebilir, dokunulmazlıkları zaten yok, 'olsun' da demiyoruz, görev yapmaları engellenmesin diyoruz. Bunların görev yapmaları milli iradenin bir gereğidir ama bu olmuyor" dedi. Kılıçdaroğlu yeni Anayasa çalışmalarına da değinirken, yüzde 10 seçim barajının bir demokrasi ayıbı olduğunu, alt hukuk normlarının değiştirilmesi gerektiğini vurguladı.

"Büyükanıt yargılanmalı"

Bir diğer eski Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt’ın da e-muhtıra nedeniyle yargılanması gerektiğini söyleyen ve bu sayede Dolmabahçe görüşmesinin içeriğinin öğrenilebileceğini dile getiren Kılıçdaroğlu, ancak tam da bu nedenle bu yargılamanın yapılamayacağını ileri sürdü.

Hakkında fezleke hazırlanmasına neden olan sözleriyle ilgili herhangi bir yargıcın 'bana hakaret edildi' şikayetinde bulunup bulunmadığını merak ettiğini söyleyen Kılıçdaroğlu, "Amacım mahkemeye hakaret etmek değildi" şeklinde konuştu.

"E-muhtıranın bir görüş olduğu söylenemez"
diyen Kılıçdaroğlu, "Bu e-muhtıra verildiyse Büyükanıt da mutlaka yargılanmalıdır" dedi.

"Bu sayede Dolmabahçe görüşmesinin içeriğini öğrenebiliriz”
diyen CHP lideri, "Ancak ortada o görüşme olduğu sürece Büyükanıt yargılanamaz" ifadesini kullandı.

12 Eylül darbecileriyle ilgili yargı sürecine de değinen Kılıçdaroğlu, adres olarak tıpkı İlker Başbuğ’da olduğu gibi Yüce Divan’ı gösterdi.


AA/ANKA

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.