CHP, HSYK ile ilgili teklifi AYM'ye taşıyacak
CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, TBMM'de düzenlediği basın toplantısında, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile bir televizyon kanalı yöneticisi arasında geçen telefon konuşmasına ilişkin ses kaydı ve Erdoğan'ın ses kaydıyla ilgili açıklamasını değerlendirdi. 

"Öyle anlaşılıyor ki Sayın Başbakan'ın televizyonlarda, gazetelerde sansürle görevlendirdiği memurları var" diyen Hamzaçebi, bunun Padişah 2. Abdülhamit dönemindeki sansür uygulamalarına benzediğini savundu. Basın ve haberleşme özgürlüğü üzerinde bizzat Başbakan Erdoğan'ın büyük bir baskısı ve kontrolü olduğunu ileri süren Hamzaçebi, Türkiye'nin basın özgürlüğü alanında uluslararası kuruluşlarca yapılan değerlendirmelerde alt sıralarda yer almasının da bunun göstergesi olduğun söyledi.

Hamzaçebi, "Basın özgürlüğünün olmadığı bir Türkiye'de hükümet demokratikleşme paketi adı altında sürekli TBMM'ye yasa tasarıları, yasa teklifleri getiriyor. Bunların demokratikleşme ile hiçbir ilgisi yoktur. Basın özgürlüğünün olmadığı bir ülkede bir hükümetin demokratikleşme paketi hazırlaması mümkün değildir. Bunların adı demokratikleşmedir, içinde demokratikleşme adına hiçbir şey yoktur" diye konuştu.

TBMM'nin gündeminde iki demokratikleşme paketi bulunduğunu belirten Hamzaçebi, bunlardan birinin Anayasa Komisyonunda kabul edilen paket olduğunu, bu paketin temel hedefinin Gezi Parkı olayları benzeri protestoların tekrar meydana gelmesi halinde katılanları en ağır şekilde cezalandırmak, Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'nun herkese vermiş olduğu hakları engellemek olduğunu savundu. 

"Başbakan tüm yargıyı kontrol etmek istiyor"

Hamzaçebi, ikinci demokratikleşme paketinin ana hedefininin ise Özel Yetkili Mahkemeleri, Terörle Mücadele Kanunu'nun 10. maddesindeki mahkemeleri kaldırma görüntüsü altında rüşvet ve yolsuzluk soruşturmasını önlemek olduğunu ileri sürdü. Hamzaçebi, şöyle devam etti:

"Sayın Başbakan medyayı kontrol ederken öte taraftan adeta bir baş yargıç unvanı alarak tüm yargıyı kontrol etmek istiyor. Onun istediği kararları verecek bir yargı sistemi yaratmak istiyor. HSYK'nın Genel Kurulu'nun toplanamamış olması nedeniyle HSYK'yı tehdit ediyor. Bu tehdide hiç kimse pabuç bırakmayacaktır. O bekleyen teklif anayasaya aykırıdır, yoklukla maluldür. Teklif TBMM'de kabul edilir edilmez, yayımını beklemeden, yokluğun tespiti, yürütmenin durdurulması ve iptali için CHP dava dilekçesine Anayasa Mahkemesi'ne götürüp teslim edecektir. Sayın Başbakan'a, hükümete ben, o yarım kalmış yasayı çıkarmalarını tavsiye etmiyorum."

Adalet Komisyonu'nda görüşülen teklifteki düzenleme ile Özel Yetkili Mahkemelerin kaldırılmasının öngörüldüğünü, ancak bu mahkemelerin vermiş olduğu hukuksuz mahkumiyet kararlarının nasıl düzeleceğine ilişkin bir düzenlemenin olmadığına işaret eden Hamzaçebi, "Sayın Başbakan bu konuda kamuoyunda umuda yol açan açıklamalar yapmıştı. (Yeniden yargılamayı düzenleyeceğiz) demişti. O teklifte yeniden yargılamaya ilişkin hiçbir düzenleme yoktur. Sayın Başbakan verdiği sözü tutmamıştır" değerlendirmesinde bulundu.   

"Sayın Başbakan'ı sözünü tutmaya davet ediyorum"

Hükümetin bu konuda Anayasa Mahkemesi'nin bireysel başvurularla ilgili bir karar vermesini beklediğini tahmin ettiğini söyleyen Hamzaçebi, öyle bile olsa mevcut sistemde yapılacak yeniden yargılamanın, Özel Yetkili Mahkemeler'deki hukuksuz mahkumiyetlerin ortadan kaldırılacağına ilişkin bir güvencenin bulunmadığına dikkati çekti.

Bu konuda, dijital verilerin tek başına hükme esas teşkil edecek bir belge olmadığı ile gizli tanık müessesesinin kaldırılması adımlarının mutlaka atılması gerektiğinin altını çizen Hamzaçebi, "Sayın Başbakan'ı yeniden yargılama konusunda verdiği sözü tutmaya davet ediyorum. İnsanların mağduriyetlerini ele alarak, onların vicdanlarına seslenerek, önlerine bir umut koyarak, kendi istediği yolsuzluk ve rüşvet soruşturmasının üstünü örtecek düzenlemeyi yapmaya hakkı yoktur" diye konuştu. 

Teklifteki bazı maddeleri eleştiren Hamzaçebi, iktidarın kamu görevlilerine yönelik kitle halinde tayinler yaptığını, hükümetin düzenleme ile bu kişilerin haklarını aramasının önüne geçmeye çalıştığını ve böylelikle anayasal haklarını engellediğini savundu. 

"Yüksek mahkemeye başvuracağız"

Açıklamalarının ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Hamzaçebi, HSYK düzenlemesiyle ilgili teklifin TBMM'de kabul edilmesi halinde Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün onaylamasını beklemeden Anayasa Mahkemesi'ne taşımalarına değindi. Hamzaçebi, bu durumun benzeri olan ve yapılabilir bir uygulama olduğunu söyledi. Hükümetin bu yasa ile yetki gasbında bulunacağını, böyle bir yasanın da Anayasa'ya göre yok hükmünde olduğunu iddia eden Hamzaçebi, yüksek mahkemeye yapacakları başvuru ile bu yokluğun tesbitini isteyeceklerini vurguladı.

Hamzaçebi, Cumhurbaşkanı Gül'ün onayını beklemeden başvurmalarının sebebinin sorulması üzerine de "Amacımız, hükümet o yasal düzenleme girdikten sonra süratle atamalara girişecek. O atamalardan sonra yasanın iptal edilmesi halinde, atamaların iptali diye bir durum söz konusu değil. Elbette amacımız, hükümetin HSYK'da yapacağı tasarrufu engellemektir" değerlendirmesinde bulundu.   

Hamzaçebi,  emniyette görevden almalarla ilgili soru üzerine ise bunların hukuksuz uygulamalar olduğunu iddia ederek, kitle halinde yapılan görevden almaların mantıklı, objektif ve hukuki bir gerekçesinin olamayacağını anlattı.

Cumhurbaşkanı'ndan tavır bekleniyor

Hamzaçebi, bir başka soruyu yanıtlarken de Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün rüşvet ve yolsuzluk iddiaları karşısında tarafsız olmasını, soruşturmaların önünü açacak bir tavır sergilemesini beklediklerini söyledi.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.