CHP'den tutukluluk için '2+1' formülü

CHP Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 102. maddesinde değişiklik öngören kanun teklifi hazırlayarak, CHP Grubu’na verdi. Teklife göre, ağır ceza mahkemelerinin görevine giren işlerde tutukluluk süresi en çok iki yıl olacak, ancak bu süre zorunlu hallerde gerekçeleri gösterilerek en çok 1 yıl daha uzatılacak.
Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerle ilgili tutukluluk sürelerine ilişkin sınırlar, hakkında tutukluluk kararı verilmesine neden olan fiile ilişkin olarak mahkumiyetine karar verilen sanık açısından yapılacak istinaf ve temyiz incelemesi aşamasında uygulanmayacak. Tutuklu işlere ilişkin istinaf ve temyiz incelemeleri toplamda en çok bir yıl içinde karara bağlanacak. Haklarındaki istinaf ve temyiz incelemeleri, toplam bir yıl içinde karara bağlanmayan tutuklu sanıklar, derhal salıverilecek.

“ASIL OLAN ŞEY TUTUKSUZ YARGILANMASIDIR”
CHP Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk, tutukluluk ile hükümlülüğü ayırmak gerektiğine işaret ederek, şöyle dedi:

“Tutukluluk sürelerinin AB ülkelerindeki uygulamalara ve AİHM içtihatlarındaki kurallara göre indirilmesini savunmak, suç işlediği sanılan kişilerin ceza almamasını savunmak demek değildir. Hakkında suç işlediği konusunda kuvvetli suç şüphesi bulunan herkes yargılanmalı ve eğer suç işlediği mahkeme kararıyla sabit olmuşsa cezasını çekmelidir. Ancak suç işlediğine dair hakkında kesinleşmiş bir mahkeme kararı olmayan kişinin yıllarca sorgusuz ve sualsiz tutuklu olarak özgürlüğünden yoksun bırakılması temel hak ihlalidir. O nedenle asıl olan şey kişilerin tutuksuz yargılanmasıdır.”

Öztürk, Adalet Bakanı Sadullah Ergin’e de, “Bizim teklifimiz, AB ülkelerindeki uygulamalar ve AİHM içtihatlarının bir gereğidir. Adalet Bakanı, tutukluluk süresini düşürmelidir” diyerek çağrıda bulundu. Öztürk, ceza mevzuatında değişiklik yapılabileceğini belirten Adalet Bakanı’na, özel yetkili mahkemelerin kaldırılması konusunda da şu çağrıyı yaptı:

“Özel yetkili ağır ceza mahkemeler gibi olağanüstü hukuk döneminin ürünü olan kurumların sistemimizden çıkarılması şarttır. Darbeye karşı olmak öncelikle darbe döneminin hukukuna ve bu hukukun yarattığı kurumlara karşı olmayı gerektirir. Darbe hukukuna karşı çıkılmadan darbelerle hesaplaşılamaz. Milletimizin yurttaşın özgür hukuku yerine devletin kutsal hukukunu koruyan özel yetkili mahkemelere değil, bireyin özgür hukukunu koruyan, demokrasiyi geliştiren, hukuk devletini güçlendiren, temel hak ve özgürlükleri genişleten kurumlara ve kurallara ihtiyacı vardır. 

Bu bağlamda anayasamızın bireyleri özgür ve korkusuz yaşama kuralları keyfi bir şekilde askıya alabilen özel yetkili savcılara ve siyasal iktidarın gölgesindeki yargıçlara ihtiyaç yoktur. Adil yargılamayı tüm kurum ve kurallarıyla gerçekleştiren tam bağımsız yargıya ve tarafsız, cesur yargıç ve savcılara ihtiyaç vardır. Yargının görevi adaleti gerçekleştirmektir. Yurttaşın özgür hukukunu korumaktır. Yargının referansı siyaset olamaz. Yargının referansı hukuk olmaktır. Bu nedenle siyasetin yargıya müdahale etmesine yol açan ve hakim ve savcıların siyasi iktidarın memuru haline getiren tüm antidemokratik hükümlerin değiştirilmesi şarttır." (ANKA)


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.