Çiçek'ten 'yeni anayasa' uyarısı
Çiçek, Türkiye Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler ve Yeminli Mali Müşavirler Odaları Birliği (TÜRMOB) Genel Başkanı Nail Sanlı ve beraberindeki Yönetim Kurulu üyelerini kabul etti.

 Muhasebe Haftası çerçevesinde bu ziyareti yaptıklarını dile getiren Sanlı, birçok mesleki sorunlarının olduğunu ifade etti. Mesleğe kabul şartlarının dünya standartlarında gerçekleştiğini anlatan Sanlı, dünya standartlarında bir eğitim süreci sonunda mali müşavir ve yeminli mali müşavir yetiştiğini dile getirdi.

Sivil anayasa çalışmalarında Cemil Çiçek’in gösterdiği performansın bütün kamuoyu tarafından takdir edildiğini ifade eden Sanlı, geçen yıl sivil anayasa konusunda yapılan çalışmalara kendilerinin de katıldığını anımsatarak, ”Kamuoyu sizi ’akil kişi’ kimliğinizle tanımaktadır, bunu da biz yakından müşahede ettik. Umarım çok önemsediğiniz ve çok da emek verdiğiniz sivil anayasa çalışmasını bu Meclis’ten, Uzlaşma Komisyonu’ndan başarıyla çıkarırsınız ve Türkiye önemsediği demokratik, özgür bir anayasaya sizin sayenizde kavuşmuş olur. Biz TÜRMOB camiası olarak anayasa sürecinde ve diğer süreçlerde hem meslek örgütü olarak, hem toplumsal sorumluluğumuz gereği üzerimize düşen her türlü görevi yapmaya hazırız” dedi.

 Meclis Başkanı Cemil Çiçek de Muhasebe Haftası’nın hayırlı ve uğurlu geçmesi temennisinde bulunarak, ”Anlamlı bir hafta. Sizler şahısların ve şirketlerin muhasebesini yapıyorsunuz. Ümit ederim ülkenin de bir muhasebesini yapmamız gerekecektir. Çünkü muhasebe yapmadan yola devam edilecek olursa, neyi iyi yapıyoruz, neyi kötü yapıyoruz, neyi ne kadar yerli yerinde yapıyoruz; bunu bilmek çok kolay olmaz. Muhasebe kavramının yerleşmiş olması bile başlı başına ülke için bir kazanımdır. Hesabını kitabını bilmeyen tüccarın da iş adamının da bir ülkenin de akıbeti çok hayırlı olmaz” diye konuştu.

 Muhasebecilerin önemli bir vazife ifa ettiklerine işaret eden Çiçek, şöyle konuştu: ”Bu ülkenin halen en önemli konularından bir tanesi kayıt dışılıktır. Sizin yaptığınız işin ne kadar önemi fark edilirse ve yaygınlaşırsa, ekonomiyi kayıt altına alma imkanı olur ve böylece haksız rekabet, haksız kazanç ve kayıt dışılığın getirdiği başka türlü olumsuzlukları ortadan kaldırma imkanı olacaktır. Bu nedenle de kutsal bir görev yaptığınıza ben şahsen inanıyorum.” -”Meclis kanun fabrikasına döndü”- Muhasebe eğitiminin önemine dikkati çeken Çiçek, çok fazla kanun çıktığını belirterek, ”Meclis kanun fabrikasına döndü. Her işi kanunla çözen bir ülke haline geldik. Ya biz eksik yapıyoruz, ya da kanunları uygulayanlar Meclis’in bu yasaları niye çıkardığını anlamakta kendi eğitimleri yeterli değil. Özellikle yargı alanında çıkardığımız birçok yasa var. Halen Türkiye’de yargı en önemli problem olmaya devam ediyor. Onun için eğitim devamlı yapılması gereken bir iş. Odaların da en önemli görevlerinden bir tanesi bu. Özetle sizin odanız mali mevzuat açısından, ekonominin gelişmesi açısından son derece önemli bir görev ifa ediyor” dedi.

-”(Anayasayı) Yapamayanların yakasına yapışın”-

TÜRMOB’a özel bir teşekkürünün olduğunu belirten Çiçek, ”Gerçekten anayasa yapım süreciyle ilgili olarak 22 çatı kuruluşu içerisinde sizinle beraber 13 bölgede bu toplantıları yaptık. Oda olarak bize destek verdiniz, güç verdiniz. Bu işin birinci adımıydı. Şimdi eğer bunu yapamazsak, bu defa da yapamayanların yakasına yapışın, ikinci görevinizin de o olması lazım. Çünkü Türkiye’nin yeni bir anayasaya ihtiyacı olduğunu artık değil biz, başka ülkeler de kabul eder hale geldi” diye konuştu.

 Türkiye’nin yeni bir anayasa ihtiyacının her türlü izahtan öte olduğunu vurgulayan Çiçek, şöyle devam etti: ”Yeni bir anayasa yapılamadığı takdirde Türkiye siyasi sorunlarla boğuşmaya mecbur kalacaktır. Bu ise hem ekonomiyi olumsuz etkileyecek, hem de sizin açınızdan da beraberinde birçok sorun getirecektir. Bugünkü anayasa Türkiye’nin ihtiyaçlarına cevap vermiyor. İleride hiç vermeyecektir ve bu günkünden çok daha fazla bu anayasadan kaynaklanan siyasi sorunları yaşayacağız. Çünkü bu anayasa, aradan geçen 17 değişiklikle demokrasinin de sistemin de rejimin de GDO’su bozuldu. GDO’su bozuk bir demokrasiyle Türkiye yoluna nasıl devam eder, işte edemiyor, her gün uğraşıyoruz. Tam da grup toplantılarının yapıldığı bu güne denk geldi sizin ziyaretiniz. Şimdi grup toplantılarındaki konuşmaları bir dinleyin, bu söylediğimin daha net anlaşılacağını belirtmek isterim. Belli ki tartışılan konuların büyük bir kısmı anayasayla bağlantılı.

Dört siyasi parti bunu kabul etti, bu ihtiyacı ortaya koydu ve birlikte bir iş yapalım, dedi. Birlikte bir işi yapmamız lazım. Demokrasi adına bu kadar yıllık tecrübeden sonra hala demokrasinin uzlaşma rejimi olduğunun örneklerini, demokrasinin bir arada birlikte iş yapma olduğunu anlatabilmek için biz hala İngiltere’den, Fransa’dan, Batı ülkelerinden örnek vereceksek, yaşadığımız tecrübeye de yazık, çektiğimiz sıkıntılar da boşuna çekilmiş olur. Onun için ben şahsen önemsiyorum. Bu şahsi bir mesele değil, toplumsal bir ihtiyaçtır. Hatta geldiğimiz nokta itibariyle de bir mecburiyettir, anayasa yapmak. Onun için bu 4 siyasi partimizi kendi haline bırakmak olmaz. Ya yaparlar, ye da yaparlar. Yapamadıkları takdirde, efendim bu darbe anayasasıdır diye bizim paragraf başı cümleler söylememize artık yüzümüz yoktur. Madem ki bu güne kadar anayasalar darbelerle yapıldı, yaptırmayalım.

 Bu defa da kendi ürünümüz olan, kendi beynimizin, kendi tecrübemizin, kendi işbirliğimizin sonucu olan bir anayasayı ortaya koyalım ki hem halkımıza, vatandaşlarımıza, hem de dış dünyaya Türkiye’deki demokrasinin rüşdünü çoktan ispat ettiğini, en önemli düzenlemeleri uzlaşarak yaptığının örneğini koyalım. Değilse, efendim biz filanca ülkelere örneğiz, ötekiler bizi örnek alsın... Anayasasını yapamayan bazı ülkeler bunu yaptı bitirdi; Mısır yaptı bitirdi, Tunus bitirdi, başka ülkeler... Biz 30 yıldır tartışıyoruz, bir arpa boyu yol kat edemezsek, bu demokrasiye olan güveni de sarsar, Meclis’e itibar açısından da sıkıntı çıkarır. Siyaset kurumunun da güveni açısından sıkıntılı bir durumu orta yere çıkarır. Onun için 4 siyasi parti olarak, dışarıdaki tartışmalar ne olursa olsun, sizlerin verdiği destek doğrultusunda, bu emeklerin boşa gitmemesi lazım.” Siyasi partiler kadar meslek örgütleri ve sivil toplum kuruluşlarının da sorumluluk taşıdığını ve karar süreçlerinde etkin rol oynadığını ifade eden Çiçek, ”Yeni anayasada ve anlayışımızda meslek kuruluşlarının önemini daha iyi fark etmiş olmamız gerekir” dedi.

-Meslek kuruluşları ve yeni anayasa-
 
Anayasa Komisyonu Başkanı Burhan Kuzu’nun meslek kuruluşlarının yeni anayasa kapsamından çıkarılacağına dair bir açıklamasının olduğunu belirten Nail Sanlı, Çiçek’e böyle bir durumun olup olmadığını sordu.

 Meclis Başkanı Cemil Çiçek ise Burhan Kuzu’nun yaptığı açıklamaların komisyonu bağlamadığına işaret ederek, ”Bunlar kişisel açıklamalar, kişisel değerlendirmeler. Bizi bağlayan, bizi yetkili kılan partinin kararı ve komisyondaki 3 arkadaşın (partinin komisyona seçtiği 3 üye) komisyonun önüne getirdiği yazılı metinlerdir. Şu ana kadar hiçbir siyasi parti, meslek odalarıyla ilgili daha bir metin önümüze getirmedi. Yapılan açıklamalar, komisyonu bağlayıcı ve komisyon tarafından konuşulmuş, tartışılmış, mutabakata varılmış durum söz konusu değil. Nitekim Sayın Kuzu, Anayasa Komisyonu Başkanı olarak, bir ilim adamıdır elbete, görüşlerini dile getiriyor, onları saygıyla karşılarız ama komisyonumuz henüz işin bu kısmına gelmiş değil ve partiler de bir yazılı metin olarak bunları ortaya koymadı. Bunun bilinmesinde fayda var” ifadelerini kullandı.


Milliyet

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.