'Çözüm süreci, Anayasa'daki eşitlik maddesinin uygulamaya geçme süreci'
Bağış, "Çözüm süreci, aslında yeni bir süreç değil. Çözüm süreci herhangi bir kesime yönelik bir süreç de değil. Çözüm süreci Türkiye Cumhuriyeti’nin Anayasası'ndaki eşitlik maddesinin uygulamaya geçme sürecidir. Anayasa'mız Türkiye Cumhuriyeti’nin bütün vatandaşlarının eşit olduğunu söylüyordu ama maalesef uygulamada eksikliklerimiz vardı. Kimi gün kimi gruplar kimi başka gün başka gruplar Türkiye’de farklı mağduriyetler yaşadılar ama çözüm sürecinde herkesin daha demokratik, daha şeffaf, daha saygın ve saygılı bir devlet yapısı içerisinde kendi benliğini koruyabilmesi söz konusu" dedi.

Bağış, "Bakın bizim ülkemizde 20 yıl evvel insanlar Kürt'üm demeye korkuyordu. Bir cumhurbaşkanımız vardı, nur içinde yatsın, Allah rahmet eylesin Sayın Turgut Özal, hatırlarsınız benim annem Kürt'tü demişti. Bir başka konuşmasında benim teyzem Türkçe bilmezdi demişti ama Kürt'üm diyememişti. Bir cumhurbaşkanı bile 20 yıl evvel Kürt olduğunu gizlemek durumundaydı ama mağduriyet yaşayan tek kesim Kürt kardeşlerimiz de değildi. Türkiye’nin Hristiyan vatandaşlarının da sıkıntıları vardı, Musevi vatandaşlarının da sıkıntıları vardı, büyük çoğunluğunu oluşturan Müslümanların da çok büyük sıkıntıları vardı. Alevi vatandaşlarımızın çok ciddi sıkıntıları vardı, Roman vatandaşlarımızın çok ciddi sıkıntıları vardı. Kendi gençleri arasında ayrımcılık yapan bir devlet anlayışı vardı. Üniversitelerin kapısında kıyafet bekçiliği yapmayı devlet yönetmek zanneden zihniyetler vardı" ifadelerini kullandı.

Bağış, konuşmasına şöyle devam etti:
"Ama bugünün Türkiye’sinde devletimizin bir televizyon kanalı günde 24 saat Kürtçe yayın yapabiliyor. Atatürk’ten sonra ilk defa cemevine giden bir cumhurbaşkanımız var. Alevi vatandaşlarıyla bir Muharrem iftarında aynı sofrayı paylaşan bir başbakanımız var. 20 bin Roman vatandaşımız TOKİ’nin kendileri için yapacağı yeni konut projelerinin müjdesini Türkiye Cumhuriyeti’nin başbakanından alabiliyorlar. 112 yıl aradan sonra Ermeni vatandaşlarımız kendi dinlerince kutsal bir mabet olan Akdamar’da dua edebiliyorlar, Ortodoks vatandaşlarımız 88 yıl sonra Sümela’da Türkiye’de kendi inançları çerçevesinde ülkemizin birlik ve beraberliği için dua edebiliyorlar. Kendi öğrencilerimiz arasında ayrımcılık yapan katsayı sistemi de, kılık kıyafet bekçiliği de son buldu. Türkiye gerçekten çok farklı bir noktaya doğru gidiyor. İşte çözüm süreci aslında o anayasamızdaki eşit vatandaşlık kavramının herkes tarafından hissedilebilmesi, uygulamada da yansıma sürecidir. Ama bu sadece Türkiye’nin içerisinde yaşayan bizler için önemli değil aynı zamanda sizler için de çok çok önemli" dedi.

"HELALLEŞME SÜRECİNDE ÇOK ÖNEMLİ ADIMLAR ATIYORUZ"
Bağış, "İşte büyükelçilerimiz ki hatırlarlar eskiden Ankara büyükelçilere talimat gönderirdi. Kürt sorunu size sorulursa bizim ülkemizde Kürt yoktur deyin; onlar dağda yaşayan, karda yürüdükleri zaman çıkan seslerden dolayı kendilerine Kürt denilen dağ Türkleridir. Bu resmi devlet görüşüydü. O günler geride kaldı. Bugün şunu herkes fark etti; hiç kimse bir diğerini değiştiremez. Herkes birbirini olduğu gibi kabul edip ortak paydalarımızın çok daha farklı olduğunu gördüğümüz zaman, birlikte çalışıp, birlikte ter döküp, birlikte üretebildiğimizi anladığımız zaman Türkiye kazanıyor. Biz Türkiye olarak birbirimizle helalleşme sürecinde birbirimizle bütünleşme sürecinde çok önemli adımlar atıyoruz" dedi.
Türkiye'de bu gelişmeler yaşanırken yurt dışında yaşayan soydaşların da aynı şekilde kendi aralarında o hassasiyeti göstermelerini beklediklerini söyleyen Bakan Bağış, "Tabii ki farklı kuruluşlarımız olacak, farklı derneklerimiz olacak, farklı tercihlerimiz olacak ama ortak paydalarımızın bizi birleştiren, bizleri bütünleştiren o kavramların aslında bizi ayrıştıran kavramlardan çok daha önemli olduğunu hep beraber anlamamız lazım" değerlendirmesinde bulundu.

"LOBİLER DIŞARIYA KARŞI TEK YUMRUK OLUNCA BAŞARLI OLUYORLAR"
Bağış, "Ben 17 yıl bu ülkede dernekçilik yaptım. Sizlerden biri olarak çok büyük çaba sarf ettim. Affınıza sığınarak bir gözlemimi sizlerle paylaşmak istiyorum. Maalesef bizde biraz amip özelliği var, bölünerek çoğalıyoruz. Mutlaka çoğalmalıyız, mutlaka farklı seslerimizin olması lazım ama ortak paydalarımızda çok daha birlikteliğimizi ortaya koyabilmemiz lazım. Tekerleği de yeniden icat etmeye gerek yok. Bu ülkede başarılı olmuş lobilerin ne yaptıklarına bakarsanız zaten başarının formülü ortaya çıkıyor. O en başarılı lobilerin kendi aralarındaki toplantılara katılanlarınız bilirler. Aslında onların arasında da muazzam bir rekabet vardır. Muazzam bir yarış vardır ama dışarıya karşı her zaman tek yumrukturlar. Dışarıya karşı her zaman kol koladırlar" dedi.

Bağış konuşmasına şöyle devam etti:
"İşte Amerika Birleşik Devletleri’ndeki Türk toplumu olarak bizim de bunu sağlayabilmemiz lazım. Bizim sizlerden en büyük beklentimiz budur. Lütfen birbirinizi sevin, birbirinizi değiştirmeye kalkmayın, birbirinizi olduğunuz gibi kabul edin ve sevin. Dayanışma içerisinde olun. Çiklet alırken bile birbirinizden alışveriş yapmaya hassasiyet gösterin. Ama hepsinden önemlisi eğitime ve örgütlenmeye çok önem verin. Belki sayısal olarak bu ülkede sizin karşınızda olan ülkenizi lekelemeye çalışan grupları hiçbir zaman aşamayacaksınız ama eğer eğitime önem verirseniz bu ülkenin gerçekten bir sonraki neslinde çok önemli mevkilerde sizin çocuklarınızın olabilmesini sağlayabilirseniz, onun yolu da çocuklarınızı mümkün olan en iyi okullara göndermektir, en iyi eğitimi vermektir. Birçok kişi yurt dışına ekonomik sebeplerle çıktı. Belki çok çalışıp çok paralar kazanabilirsiniz, çocuklarınıza büyük miraslar bırakabilirsiniz ama isterlerse o mirası bir gecede tamamen ortadan kaldırabilirler. Ama iyi bir eğitimi verirseniz, isteseler bile onu ortadan kaldıramazlar. Çocuklarınıza yapacağınız en büyük iyilik onların eğitimine önem vermek. Örgütlenme konusunda da; biz farklı derneklere, farklı kuruluşlara büyük bir saygıyla yaklaşıyoruz. Hepinizin de birbirinizi kucaklamanızı istiyoruz. Ama yurt dışındaki her kardeşimizin en azından bir Türk derneğine üye olması, o derneklerin de kendi çatı kuruluşları aracılığıyla bizim başkonsolosluklarımızla ve büyükelçiliklerimizle temas içerisinde olmasını çok önemsiyoruz. İşte onu sağlayabilirsek biz o zaman Ankara’dan herhangi bir konuda bir mesaj iletmek istediğimizde Namık bir mesaj gönderdiğimizde, Namık bey Amerika’daki başkonsolosluklarımıza, başkonsolosluklarımız çatı kuruluşlarımıza, çatı kuruluşlarımız derneklere, dernekler üyelerine birkaç saat içerisinde aynı mesajı ulaştırabilirse, biz çok güçlü bir toplum oluruz. O güçten Türkiye’de yararlanır, o güçten siz de yararlanırsınız. Bakın, gün geliyor ben Türkiye’deki bir azınlık grubumuzun temsilcileriyle toplantı yapıyorum, inanın bana 5 saat sonra bizzat yaşadım, bana Güney Amerika’daki bir ülkeden e-mail geliyor. Oradaki kardeşlerimizle bir toplantı yapmışsınız, sorunlarını dinlemişsiniz çok teşekkür ederiz diye. İşte güç budur. Güç iletişimdir. Güç birlikteliktir. Bunu sizlerin de sağlamanızı çok çok önemsiyoruz. Ben görevim gereği en çok Avrupa’da seyahat eden Türk siyasilerden bir tanesiyim, orada da gittiğim her yerde bunu anlatıyorum. Oradaki kardeşlerimizin de bu anlayışı ortaya koyabilmelerini çok önemsiyorum. Bunu zamanında yapmış olsaydık, en çok vatandaş ve soydaşımızın yaşadığı Almanya’nın Türkiye’nin Avrupa Birliği sürecinde engel çıkaran bir ülke değil, en çok destek veren ülke olmasını sağlayabilirdik. Fransa’da yaşayan Ermeni sayısı kadar Türk yaşıyor ama Fransa, oradaki Ermenilerin örgütlü olmasından, birlikte olmasından etkilenip, Türkiye’nin Avrupa Birliği sürecine de engeller çıkarıyor, birçok uluslararası platformda da önümüze engeller çıkarabiliyor. Ama oradaki Ermeniler kadar sayısı olan Türkler örgütlü olmadığı için maalesef orada biz zayıf kalıyoruz. İşte dünyanın dört bir yanındaki kardeşlerimizi artık biz döviz makineleri olarak görmekten vazgeçtik. Onların, o ülkelerde sosyal ihtiyaçları olduğunun da bilinciyle başbakanımızın emrinde çalışan ayrı bir ajans kurduk; Yurt Dışı Vatandaşlar ve Akraba Toplulukları Başkanlığı. Tamamen sizlerin, yurt dışında yaşayan kardeşlerimizin sorunlarına odaklanan, yeni yeni büyüyen bir kuruluş. Ve bu kuruluş bütün bakanlıklarımızla; Dışişleri Bakanlığıyla, Avrupa Birliği Bakanlığıyla, İçişleri Bakanlığıyla, farklı kurumlarla koordinasyonu sağlayarak yurt dışındaki bütün kardeşlerimizin sorunlarına eğilecek. Türkiye’de iyi şeyler oluyor. Şuanda Avrupa’nın en hızlı büyüyen ekonomisine sahibiz. Son 10 yılda kişi başına düşen gelirini üç katı arttırabilen başka bir ülke yok. Türkiye’de ekonomimiz gibi iç barışımız da çok önemli başarılar kaydetti ama biz bu performansın yurt dışındaki kardeşlerimiz tarafından iyi algılanmasını ve iyi anlatılmasını da çok önemsiyoruz. O yüzden sizin birlikteliğiniz, bizim gücümüze güç katacak, bizim Türkiye’deki gücümüz de inşallah sizlere güç katacak.”


WASHINGTON (İHA)
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.