Davutoğlu'ndan o bildiriye sert tepki
Başbakan Davutoğlu, Ar-Ge Reform Paketi Tanıtım toplantısında konuştu. Akademisyenlerin Doğu ve Güneydoğu'da yaşananlarla ilgili imzaladığı bildiriye çok sert çıkan Başbakan Davutoğlu  'IŞİD'e karşı da mücadele ettiğimiz için bizi de eleştirecek misiniz?' diye sordu.

İşte Davutoğlu'nun açıklamalarının satır başları:

"AYDINLAR BİLDİRİSİNE SERT TEPKİ"
Ülkemiz adına bildiriye imza atanların bir kez daha kendilerini muhasebeye çekmelerini, eğer tekrar imza attıkları metne baktıklarında hicap duyacaklardır. Umraım tekrar bir muhasebe yapmışlardır. Sivili katleden teörr örgütleriyle mücadele ederken ülkenin bütün meselesine sahip çıkması gerken akademisyenlerin bu bildiriye imza atması gerçekten acı veriyor.

"KAFAMI İKİ ELİMİN ARASINA ALDIM VE DÜŞÜNDÜM"
Ben de açıkça ifade ediyorum: Bu dil ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilemez. Kafamı iki elimin arasına alarak düşündüm. Büyük üzüntü duydum. Demokratik hukuk devletinde yaşayanlar olarak böylesine tek yanlı, şiddeti meşru görüp devleti insafsızce eleştirildiğini gördüm. Terör örgütüne tek bir söz söylemeyenler devletin bölge haklarına katliam uyguladığını söylemek esef vericidir. Bir akademisyen olarak bazı sorular sormak istiyorum.

"TEK BİR ÜLKE GÖSTERSİNLER Kİ..."
Demokratik yönetimlerin emri altında olan güvenlik güçlerin dışında başka yapıların silah kullanmasını içerir mi? Tek bir ülke göstersinler ki bu ülkenin güvenlik birimleri dışında silahlı birimlere izin versinler. Beni de ziyaret etti aydınlar. Barış istiyoruz doğru. Ben burada babamdan dolayı burada bulunmuyorum. Milletimiz son seçimde verdiği bu oyla huzurunuzdayım.
Dünyada tek bir ülke göstersinler ki meşru güçler dışında orada bir silahlı gücün bulunmasına izin verilir mi? Bu bildiriye imza atan kimilerini de tanıdığım ABD'li akademisyenlere söylüyorum. Teksas'ta diyelim silah yığanlara karşı nasıl davranırdı? Bırakın doçkalarla, tank savarlarla ilçeleri işgal etsin diyebilri mi?
Demokrasiden barıştan bahsedenlerin önce kamu düzeninin sağlanması gerektiğini görmeleri lazım.

"TERÖRLE DEVLETİ EŞ TUTMAK HANGİ AKADEMİK YETKİNLİĞE SIĞAR"
Kimse demokratik yolla iktidara gelmiş bir iktidar ile halkın günlerini karanlığa boğanlarla bir eşitleme yapamaz. Terörle devleti eş tutmak hangi akademik yetkinliğe sığar! Bu ülkenin onurlu bir insanı olarak diyorum ki demokratik yönetim dışında hiç bir örgütün ülkenin herhangi bir yerinde hakimiyet kurmasına izin vermeyeceğiz, izin vermemiz de mümkün değil.
Aydın olmak demokrasiyi savunmak önce demokratik yöntemleri sahiplenmekle olur.
Elinizi vicdanınıza koyun, daha bugün gece yarısı, emniyeti hedef alan 1'i bebek olan 6 vatandaşımızı katleden terör örgütünün arkasında niye hizalanıyorusunuz. Niçin tek bir kelime terör örgütüne söylemiyorsunuz.

DİYARBAKIR ÇINAR'DAKİ SALDIRI
Bu 5 aylık bebeğin ne suçu vardı? Şimdi soruyorum hayatı boyu her eleştiriyi kabul etmiş bir insan olarak soruyorum: Hiç bir fikri dayatmamış bir insan olarak soruyorum ve diyorum ki eleştiri haklarınıza saygı duyuyorum. Yeni terör eylemleriyle tehdit eden terör örgütünü eleştirmemenizi neyle açıklıyorsunuz?

KOBANİ OLAYLARI SONRASI BAZI TEDBİRLER ALDIK
Geçen sene Kobani olaylarından sonra bu örgütün gerçek niyetini anladıktan sonra bazı tedbirler almak zorundaydık.
İki ihtimal var: Ya terör olaylarını destekliyorlar ya da farkında değiller. Yarın YÖK Genel Kurulu'na kadar bu akademisyenlere bu sorulara cevap verme imkanı veriyorum. Akademisyen olmak aynı zamanda sorular acevap vermeyi gerktirir. Bildirinizde terör örgütünden tek bir kelime bahsetmiyorsunuz. Dün gece 5 aylık bebeği katlettiler. Bunu eleştirebiliyor musunuz? Terör örgütünü eleştirmek kolay değil. Kendisini eleştirenleri de cezalandırır. Özgür düşünceyi yok sayan Stalinist bir anlayışla benim olduğum yerde hiç kimse barınamaz diyen bir anlayışa sahipler.
Bizim mitingimize katıdı diye genç kızlarımızın darp izlerini niye görmüyorlar? Herkes bu anlamda safını belirlemeli. Bize eleştirmek kolay. Dönsünler bir gün bir saat Kandil'e dönüp bir hitapta bulunsunlar. Merak ediyorum Kandil'e dönüp ne diyecekler!
Sur'da Fatih Paşa'da camiini yakan teröristlere ne diyecekler! Bunları da devlet yapmıştı diyeceklerse bunlar Türkiye'de yaşamıyorlar. Devlet yaptığı her eylemin hesabını vermeye hazır.

"DEAŞ'LA MÜCADELEMİZİ DE YANLIŞ BULUYOR MUSUNUZ?"
Devletin DEAŞ'a yönelik mücadelesini de yanlış buluyor musunuz? DHKP-C ve DEAŞ'a tanımadığımız şeyi PKK'ya niye tanıyalım.
21 Temmuz'da DHKP-C militanları silahlarıyla sokağa çıktı. DEAŞ sınırda askerimizi şehit etti. Sonra biz tüm örgütlere karşı mücadele başlattık. Aynı günlerde sakallı diye bir vatandaşımızı şehit ettiler. DEAŞ gelsin PKK'yı PKK da gelsin DEAŞ'ı öldürsün mü? Biz buna izin vermedik.

DEAŞ'A KARŞI MÜCADELEYİ YANLIŞ BULMUYORSUNUZ DA..
DEAŞ'la yürütülen mücadeleyi yanlış bulmuyorsanız PKK'ya yönelik yapılan operasyonları neden eleştiriyorsunuz?
Kaybettiğimiz her çocuk için üzülüyorum. Keşke onları kitapçılarda tanısaydım. Dökülen her gözyaşı için acı hissediyoruz. Siz bir şehit yetiminin acısını gördünüz mü? O acıyı hissettiniz mi? İşte aramızdaki fark bu. Biz suç işleyene kudretimizi gösteririz.
Bildirinin hedefi Türkiye'deki kamu düzenidir. İsteniyor ki kamu düzeni bütün şekilde devre dışı kalsın.Sadece PKK2nın hakim olacağı bir düzeni destekliyor musunuz? Buna izin verilmesini demokratik mi buluyorsunuz? Cizre'de güvnelik güçlerimiz çekilmiş olsa bu barbarlara bu alçaklara terk mi edeceğiz? Her türlü muhasebeyi yapar tek bir vatandaşımızın gözünden yaş akmaması için her şeyi yaparız. Ama bu ülkenin bir santimetre karesinde defakto bir fiili durumun oluşmasına izin vermeyiz.
Meclis'te her şeyi konuşabilirler ama meşru güvenlik güçleri dışında kimse silah eline alamaz. Bildiriye imza atan, bir kısmını yurt dışında yaşayan hakademisyenler metindeki ifadeleri okudu mu? Her türlü ayrımcılığı reddederek hükümetimizin yegane varlık sebebidir.
Terör örgütüne karşı mücadelemiz devam edecektir.

110 akademisyenin imza attığı o bildirinin tam metni şöyle:
Bu ülkenin akademisyen ve araştırmacıları olarak bu suça ortak olmayacağız!
Türkiye Cumhuriyeti; vatandaşlarını Sur’da, Silvan’da, Nusaybin’de, Cizre’de, Silopi’de ve daha pek çok yerde haftalarca süren sokağa çıkma yasakları altında fiilen açlığa ve susuzluğa mahkûm etmekte, yerleşim yerlerine ancak bir savaşta kullanılacak ağır silahlarla saldırarak, yaşam hakkı, özgürlük ve güvenlik hakkı, işkence ve kötü muamele yasağı başta olmak üzere anayasa ve taraf olduğu uluslararası sözleşmeler ile koruma altına alınmış olan hemen tüm hak ve özgürlükleri ihlal etmektedir.
Bu kasıtlı ve planlı kıyım Türkiye’nin kendi hukukunun ve Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası antlaşmaların, uluslararası teamül hukukunun ve uluslararası hukukun emredici kurallarının da ağır bir ihlali niteliğindedir. 
Devletin başta Kürt halkı olmak üzere tüm bölge halklarına karşı gerçekleştirdiği katliam ve uyguladığı bilinçli sürgün politikasından derhal vazgeçmesini, sokağa çıkma yasaklarının kaldırılmasını, gerçekleşen insan hakları ihlallerinin sorumlularının tespit edilerek cezalandırılmasını, yasağın uygulandığı yerde yaşayan vatandaşların uğradığı maddi ve manevi zararların tespit edilerek tazmin edilmesini, bu amaçla ulusal ve uluslararası bağımsız gözlemcilerin yıkım bölgelerinde giriş, gözlem ve raporlama yapmasına izin verilmesini talep ediyoruz.
Müzakere koşullarının hazırlanmasını ve kalıcı bir barış için çözüm yollarının kurulmasını, hükümetin Kürt siyasi iradesinin taleplerini içeren bir yol haritasını oluşturmasını talep ediyoruz. 
Müzakere görüşmelerinde toplumun geniş kesimlerinden bağımsız gözlemcilerin bulunmasını talep ediyor ve bu gözlemciler arasında gönüllü olarak yer almak istediğimizi beyan ediyoruz. Siyasi iktidarın muhalefeti bastırmaya yönelik tüm yaptırımlarına karşı çıkıyoruz. 
Devletin vatandaşlarına uyguladığı şiddete hemen şimdi son vermesini talep ediyor, bu ülkenin akademisyen ve araştırmacıları olarak sessiz kalıp bu katliamın suç ortağı olmayacağımızı beyan ediyor, bu talebimiz yerine gelene kadar siyasi partiler, meclis ve uluslararası kamuoyu nezdinde temaslarımızı durmaksızın sürdüreceğimizi taahhüt ediyoruz.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.