Demirtaş'tan muhalefete çağrı: Bu yasayı çıkarmayalım
HDP Eş Başkanı Selahattin Demirtaş partisinin grup toplantısında konuştu. Demirtaş'ın gündeminde metal işçilerinin grevi ile başkanlık sistemi ve seçim tartışmaları vardı. Demirtaş, parlamentodaki güvenlik yasasını da çok sert bir şekilde eleştirerek muhalefete birlikte yasayı önleme çağrısı yaptı.

Metal işçileri de toplantıya katıldı

Grevleri ertelenen Birleşik Metal İş Sendikası'na mensup işçilerin de katıldığı toplantıda işçilerle dayanışma mesajı veren Demirtaş, "Korsan bir şekilde, anayasaya aykırı bir şekilde grev ertelendi. Bu aslında iptal demektir. 60 gün sonra grevin politik ve sosyolojik koşulları ortadan kalkmış demektir. Kaldı ki, 60 gün sonra yeniden erteleme kararı verebilirler; böyle böyle seçimin sonrasına kadar götürürler" dedi.

"Grevin ertelenmesi anayasa suçu"

Grev erteleme kararını kürsüden gösteren Demirtaş, kararın alındığı gün Bakanlar Kurulu'nun toplanmadığını ve bakanlar da Ankara'da bulunmadığını belirterek, "Bu açık bir anayasa suçudur. Zaten Türkiye'de anayasa yürürlükte değil, zaten anayasa bütünüyle ortadan kaldırılmış durumda. Cumhurbaşkanından başbakanından bakanlara kadar anayasayı takan yok. Grev söz konusu olunca bir kez daha ortaya çıktı ki, bu ülke anayasa ve hukukla falan yönetilmiyor" diye konuştu.

"Padişah emretmiş, sözleşmeli 4C Başbakan yapmış"

Demirtaş, işçilerin haklarını istemek için yapacakları grevin ertelenmesini ise, şöyle değerlendirdi:

"Padişah ve şehzadeleri milli güvenliği bozucu olduğuna karar vermişler. Nasıl bir milli güvenliktir? Bu işçiler hangi milletin üyeleridir? Bu milli güvenliği nasıl bozacaklar? Buna dair tek bir cümle yok. Milli dedikleri kimdir bilmiyoruz? Milli dedikleri milletse, millet bunlardır. Milletin yüzde 85'i, üreten, alnının teriyle çalışan bunlardır. Kendi kendinin güvenliğini de bozacak değiller her halde. Milli güvenlik dedikleri sarayın güvenliğidir. Sarayın güvenliğinin bozulmasından korktukları için alelacele Bakanlar Kurulu toplanmadan bir özel kalem müdürünün dosyayı elden ele, makamdan makama dolaşıp imzalatarak aldığı bir karadır. Bakanlar okumamıştır bile. İddia ediyorum. Bakanların büyük bir kısmı önüne gelen dosyayı okumamıştır bile. 'Padişahın emri var' imzalanacak denmiştir. Onlar da tıpış tıpış imzalamıştır. Sözleşmeli 4C Başbakan da aynen bu şekilde imzalamıştır. Padişahtan emir gelirse ne denebilir ki. Grev kararından neden bu kadar korktuklarını bütün Türkiye'nin iyi anlaması lazım. Bu işçiler, Türkiye'deki otomotiv sektörü başta olmak üzere metal işçilerini en ağır şekilde yapan işçilerdir. Avrupa'daki emsallerinin beşte biri kadar maaş alırlar. 866 TL maaş alan var. Saraydaki altın kaplama bir bardağın fiyatı bin liradır. İşveren sendikası toplu sözleşme kabul etmiyor ve 100 TL zam öneriyor."

"Ezilenlerin dayanışması sultandan da saraydan da büyük"

Otomotiv sektöründeki karlılığın bu işçilerin emeği sayesinde olduğunu ifade eden Demirtaş, bu karların iş gücünün ucuzluğu sayesinde yapılabildiğini söyledi. Demirtaş, "Bin TL veriyorsun, bir işçiyi bir ay boyunca çalıştırıyorsun. Üstelik işçi grev de yapamıyor. Grev kararı aldığın gün de anında erteleme kararı çıkıyor. Bu sadece metal işçilerinin sorunu değil. 12 milyon asgari ücretli taşeron çalışan var bu ülkede. Hepsinin durumu böyle. Tamamı yoksulluk, onur kırıcı yaşam, işçi katliamı tehdidi altındalar. Ne yapacak bu işçi kardeşlerimiz? Grevde ısrar etseler patron ertesi gün kapının önüne koyabilir, yargıya gitseler yargı, Bakanlar Kurulu'ndan farklı düşünmüyor. Onların emrine çalışıyor. Peki çaresiz ne olacak, ne yapacak işçi arkadaşlar? İşte burada sınıf dayanışması, halkların, ezilenlerin dayanışması devreye girer. En büyük güç. Sultandan da saraydan da onların bağımlı yargısından da daha büyük bir güç var. Ezilenlerin birlikte mücade gücü var."

"Üst düzey yöneticilerin maaşlarını gören yok"

Şirketlerin reklam bütçelerinden, üst düzey yöneticilerine verilen maaşlara da değinen Demirtaş, şunları söyledi:

"Üst düzey yöneticilere verdikleri maaş resmi olarak kayıtlara yazılmıyor bile o kadar uçuk maaştır. İşçiye 866 TL ama üst düzey yöneticinin maaşını vergi kaçırmak için İsviçre'ye yatıranlar var. Çünkü aylık eski parayla 250 milyar TL, 500 milyar TL maaş alan yönetici var. İşçilerin grev yapmasını önlemeye çalışanlar bunları sormuyor, görmüyorlar. İşçinin maaşı kuruşuna kadar asgari ücretinden, daha kaynaktan kesiliyor. İşçi daha maaşını almadan yarısını alıyorlar. Ama, ne patron karından vergi ödüyor, ne de üst düzey yöneticiler aldıkları maaştan vergi ödüyor. Bu işte böyle soyuluyor. Evet ekonomi büyük, para çok doğru. Dünyanın 18. büyük ekonomisi, doğru ama dünyanın en büyük soygun ekonomisi."

MESS üyesi işadamlarına çağrı

Gelir dağılımının adaletsizliğine de değinen Demirtaş işçilere "Biz HDP olarak yanınızdayız" dedi ve Türkiye Metal Sanayicileri Sendikası (MESS) üyesi işadamlarına da seslendi, "AKP'nin değirmenine su taşımak istemiyorsanız MESS'ten ayrılın, işçilerinizle insan onuruna yaraşır bir toplu sözleşme yapın" ifadelerini kullandı.

Erdoğan'a seslendi: "Ya inancını yitirdin, ya çok para kazandın"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 20 yıl önce ziyaret ettiği bir işçi grevinde telafuuz ettiğini belirttiği, "İşçilerin yanında olmayı inancımızın bir gereği olarak görev telakki ederiz" sözlerini hatırlatan Demirtaş, "Ya inancını yitirdin ya da çok para kazandın ya da ikisi birden" diye konuştu.

İşçinin, emekçinin, esnafın hükümetin gözünde hiçbir değeri bulunmadığını dile getiren Demirtaş, üniversite öğrencilerinin harçlarını ödeyemez durumda olduklarını ve okullarını uzattıklarını söyledi. "Kim bu çocuklar işte bu işçilerin çocukları. Babasına annesine 866 TL veriyorsun, çocuğundan yıllık 1000 TL harç istiyorsun. Ödeyemeyince 5 bin TL'ye kadar cezalı bir şekilde harç ödesin diyorsun. Annesi babası grev yapınca grevi yasaklıyorsun, çocuk harcı ödeyemeyince okuldan atıyor, tutukluyorsan, öğrenci onu protesto edince sokakta gazlıyorsun, copluyorsun. İşte bunun tamamı zulüm düzeninin ahtapot kollarıdır. Bunların yaptığı baskı düzeninin sistematik hale gelmiş biçimidir."

"Başkanlık sistemini, rejimini asla kabul etmeyeceğiz"

Konuşmasında sözü Başkanlık sistemine getiren Demirtaş, şöyle konuştu:

Doymuyorlar ki. Şimdi 'Başkan olacağım' diyor. İlkokul birinci sınıfta çocuklar var ya, tutturuyorlar 'Ben başkan olacağım, ben başkan olacağım' diye. Şimdi bu da tutturmuş 'Ben başkan olacağım' diye... Olamayacaksın. Senin başkanlık sistemini, rejimini bu ülkede biz asla kabul etmeyeceğiz. Senin hülyalarında rüyalarında kalır. İlla başkan olacak. Bak sarayı var, cumhurbaşkanı olmuş, hükümet, yargı emrinde, medyası var, trilyonlarca serveti var, rektörler ona bağlı, valiler, kaymakamlar emrinde. Bütün ülke onun ama yetmiyor. 'Başkan olacağım, ille başkanlığı bu ülkeye kabul ettireceğim' diyor. Çünkü ülkede bırakın iki adam olmasını, bir buçuk adam olmasını bile kabul etmiyor. Yarımı bile kabul etmiyor. İlle tek adam olacak. Şimdi bunu seçim propagandasına dönüştürecek. Ne değiştirecek anlatamıyor. Televizyonlara çıkıyor, 'Efendim değişiklikler istedik yapamadık'. Neyi değiştiremedin, ne yapmak istedin de birileri sana engel oldu? Allah aşkına soruyorum. Rektör atamak istedin de engel mi olundu? Tamamını itham etmeyelim ama bütün rektörler sana bağlı. Medyanın büyük bir kısmının maaşını bizzat sen veriyorsun, parayla köşe yazısı yazdırıyorsun artık. Neresi senin değil? Başkan olunca ne yapacaksın tam olarak ülkeyi zaten tek adam sistemiyle yönetiyorsun. Kafasında demek ki başka bir şey var. Halifelik meselesine gerçekten inanmış. Birileri onun inandırmış, 'sen halifesin' diye gazı vermişler. Başkanlık falan değil, hilafet, halifelik demek istiyor da diyemiyor. Başkanlık diye bir isim koymuş."

"Cumhurbaşkanı anayasayı tanımıyor"

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ülkedeki hukuksuzluğun başı konumuna geldiğini dile getiren Demirtaş, "Ülkenin cumhurbaşkanı anayasayı takmayan, tanımayan bir çalışma yürütüyor. Seçim meydanlarında oy istiyor. Hani yemin ettin, tarafsız cumhurbaşkanı, hani bütün halkın, 77 milyonun cumhurbaşkanı olacaktın? Kimseden çekincemiz yok. Hatta üç beş başbakan daha ata, çıksın her gün onlar da miting yapsın. Korkumuz yok. Biz o barajı aşacağız, sizi frenleyeceğiz, sizi gerileteceğiz" şeklinde konuştu.

"O makamı lekeliyorsun"

Demirtaş sözlerini şöyle sürdürdü:

"Cumhurbaşkanlığı makamını istismar ediyorsun, o kurumu, Cumhurun başkanı olma kurumunu lekeliyorsun, ülkeye zarar veriyorsun, toplumu ayrıştırıyorsun. Bunu yapma, bu son derece yanlıştır. Bir cumhurbaşkanı çıkıp bir parti için kampanya yürütemez. Yürütme demiyorum, yürüteceğini biliyorum. Ama zarar vereceksin. Ülkeyi kaosa sürükleyen adımları birer birer attığını fark etmeni umut ediyoruz. Devletin uçağı, parasıyla, cumhurbaşkanlığının uçağıyla AKP kampanyası yürütüyorsun. Anayasa suçu işliyorsun. Başbakan da aynı suçu işliyor. AKP kongresine gidiyor, başbakan uçağıyla gidiyor. AKP kasasından tek kuruş harcamadan devletin bütçesiyle AKP kongreleri yapılıyor. Sayın Davutoğlu, hani yetim hakkına duyarlısınız ya bir açıkla bakalım. Hangi AKP kongresine genel merkezin aldığı uçak biletiyle, tarifeli uçakla gittin, seni havalimanında başbakanlığın makam aracı karşılıyor. Efendim sonra da 'hepiniz gelin' diyor. Meydan okuyana bak. Sevsinler seni. Biz tek yeteriz sana merak etme."

"Özgücümüze güveniyoruz"

HDP'nin yükselişinin durdurulamadığını ifade eden Demirtaş, "Biz Kürt, Türk, Arap, Çerkez, Alevi, Sünni, kadın, erkek el ele verdik, bu ülkeyi alın teriyle var edenler, bütün ezilenler bir araya geldik. HDP'yi durdurmanız mümkün değil artık. Siz gidicisiniz. Sizi bu ülkenin başına bela olmaktan inşallah çıkaracağız. Bu özgücümüz, öz güvenimiz vardır. Biz seçime parti olarak girme kararı verdiysek, bu özgücümüze halkların vicdanına güveniyoruz. Halkların vicdanı bir kez daha adaletten, kardeşlikten, barıştan yana tercihini kullanacaktır. Biz buna güveniyoruz. Yoksa sizin kadar paramız yok, çünkü sizin kadar soygun, hırsız, talan düzenini savunmadık. Çünkü bizi destekleyenler cebinde bir somun ekmek parası zor bulunanlardır. 700 bin liralık kol saati takanlar değildir, onların partisi sizsiniz" şeklinde konuştu.

CHP'ye yanıt

Muhalefetin de HDP'ye yönelik eleştiri ve "AKP ile kapalı kapılar ardında anlaştıkları" yönündeki iddialara da yanıt veren Demirtaş, "Sayın Kılıçdaroğlu ikimizin odasının arasıda 20 metre var. Buyur gel bir kahvemi iç. Size projemizi anlatalım. Bu dedikodulara inanmak yerine gelin anlatalım. Türkiye'nin ana muhalefetinin liderisiniz. Bir dedikodudan yola çıkarak Türkiye'nin ana muhalefet partisi siyasetini oluşturamaz. Ayıptır. Sizi destekleyen o milyonlara yazıktır. Buyrun gelin kim kimi nerede satmış konuşalım. Mesela yerel seçimde kim sağcılarla, ırkçılarla anlaşma yaptı konuşalım. Cumhurbaşkanlığı seçiminde kim kiminle anlaşma yaptı konuşalım. Gizli saklı da değil. Yaptınız işte gidip MHP ile ortak aday çıkardınız" diye konuştu.

"HDP tüccar partisi değildir, ucuz pazarlık yapacak bir parti değildir"

"CHP bizim barajı aşmazı mı istiyor, altında kalmamızı mı istiyor. Bir karar versinler diye. Ne yapalım? Siz korkuyorsunuz diye statükocu düzeninize eyvallah mı diyelim?" diye soran Demirtaş, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Onurlu muhalif ilerici duruşuyla, demokrat, yurtsever, sol, sosyalist duruşuyla bu ülkenin özgür geleceğine inanan herkes şundan emin olsun. HDP tüccar partisi değildir. Ucuz pazarlık yapacak bir parti değildir. Kapalı kapılar ardında kirli oyunların içine girecek bir parti değildir. Biz böyle bir gelenekten gelmedik. Bizi tanımak isteyenler, tanımayanlar bir kez daha geçmişimize baksınlar. Mazlum Doğan, Kaypakkaya, Mahir Çayan, Deniz Gezmiş pazarlık yapmışlar mı baksınlar. Pazarlık yapsalardı yaşıyor olurlardı. Direndikleri için onurlu bir miras devrettiler. Pazarlıkçı olan sizin zihniyetinizdir. O yüzden bu halklara hiçbir şey kazandıramadınız. Ya iktidara gelip tıkayıcı, ya muhalefette solun önünü tıkadınız. Solun gelişmesinin önünde bizatihi siz bir proje olarak engel oldunuz. Bugün HDP bunu yıkıyor, o yüzden paniklemişler."

Bahçeli'ye: "Sanki kendisi Che Guavera'ya benziyor"

Demirtaş'ın hedefinde Bahçeli de vardı. Demirtaş, "Milliyetçi bir lider de biraz önce çıkmış, 'Çipras kim o kim?' diyor. Biz kimseyi kimseye benzetmedik. Kendimizi de kimseye benzetmedik. Biz bu topraklardan çıktık. Kökümüz bu topraklarda. Biz kendimize, biz bize benzeriz. Ama kendisi zannedersin Che Guavera'ya benziyor. Kalkıp bizi suçlamaya kalkıyor. Sen kendine bak, sen kime benziyorsun bir ona bak bakalım" şeklinde konuştu.

İç güvenlik paketine de eleştirilerde bulunan Demirtaş, "Bir araya gelmeyi başaramazsak güvenlik yasa tasarısı baskıların artacağının işaretidir. Herkesin burasına geldiğinin hükümet farkında değil mi, bunu görüyorlar. Her yerde insanların yüreğinde isyan havası var. İşte bunu bastırmak istiyorlar, güvenlik yasa tasarısı budur. Milli güvenliği, kamu yasasını değil, sarayı korumaktır dertleri. O yüzden valiye istediğin kişiyi gözaltına alabilirsin, polise istediğinin arabasını durdurabilirsin, o yüzden polise çekip silahı istediğini alnından vurabilirsin yetkisini veriyorlar" dedi.

Bu yasanın sadece muhalefeti değil ülkenin bütün çocuklarını tehdit altına alacak bir yasa olduğunu dile getiren Demirtaş, "Kürtten de korkuyorlar, Türkten de Aleviden de en çok işçiden emekçiden korkuyorlar. Bu yasa hepimizi sokakta, evinde, okulda, iş yerinde özgürlüklerini kısıtlamak bir yana, yargı yoluyla infaza götürecek bir yasa. Biz bu yasayı önlemek için elimizden geleni yapacağız" diye konuştu.

İç güvenlik yasasını, o belediye başkanının fotoğrafını göstererek anlattı

Demirtaş, kürsüden fotoğraflarını göstererek, Van'ın Muradiye ilçesinde gözaltına alınan Belediye Eş Başkanı Safire Güneş'in bir basın açıklamasında polis şiddeti nedeniyle beyin kanaması geçirerek hastanelik olmasını anlattı. Demirtaş, "Peki bu işkenceyi yapan polis tutuklandı mı? Hayır. Belediye Başkanımıza polise mukavemetten dava açıldı. Tabii bu Tayyip Erdoğan'ın 'başörtülü bacısı değil'. Çünkü onun derdi kadınlar değli, başörtüsü de değil. Davutoğlu, Recep Tayyip Erdoğan size sesleniyorum, bir polisiniz başörtülü bir kadına coplarla saldırdı, öldürmeye çalıştı. Gıkınız çıkmadı, gıkınız. Gezi direnişinde yalanlarla, 'benim başörtülü bacıma saldırdı' deyip kıyameti koparanlar nerede şimdi? Tek bir açıklama, özür, polis hakkında tek bir soruşturma yok. Bakın güvenlik yasası çıkmadı daha. Polisin böyle yetkileri var işte. Bana bir şey olmaz demeyin, bütün toplumun bu yasaya karşı çıkması lazım. Parlamentoda bu yasanın çıkmaması için bütün grubumuz kilitlemek için elimizden geleni yapacak. Bütün muhalefet partilerine de sesleniyorum: El ele verelim, parlamentoyu kilitleyelim bu yasa çıkmasın. Aylarca gerekirse konuşalım. Bunu yapacak gücümüz var. Muhalefet el ele verirse bu yasa çıkmayabilir."

Demirtaş, güvenlik yasası çıkmadan yaşanan Bingöl'de emniyet müdürlerine saldırı sonrası 4 kişinin öldürülmesi, Serap Eser adlı lise öğrencisinin yanarak ölmesi ile Şemdinli ve Cizre'deki olaylarını hatırlattı ve uyarıda bulundu.

CNN Türk

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.