Dokunulmazlık depremi
SINIRI ÇOKTAN AŞTILAR

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Selçuk Özdağ: Biz parti kapatmaya karşıyız. Ama suçların şahsiliği ilkesi hâkim olmalıdır. Hangi partiye mensup olursa olsun ülke bütünlüğüne halel getiren, teröre destek veren, üniter yapıya zarar veren, yüz kızartıcı suç işleyen herkesin dokunulmazlığının kaldırılması gerekir. Hangi partiden kim olursa olsun dokunulmazlık bu ağır cezalık suç işleyenler için zırh olmamalıdır. Bunu da Meclis yapmalıdır. Bunların gayeleri belli, Kürtlerin hakları gibi teranelere inanmıyorlar, zaten Kürtlerin hakları verilmiştir, hangi Kürt ayrı bir muameleye tabi tutuluyor ki, yasalar herkese aynı uygulanıyor. Kimse dokunulmazlık zırhına bürünerek Türkiye’ye kastedemez, ayrı bayrak, İstiklal Marşı, vatan toprağı sevdasına kapılamaz, bunlar hakkında hukuk da gereğini yapmalıdır. Örneğin İspanya’daki Batasuna hareketi sadece terör örgütünün sembolünü kullandı diye hem İspanyol yargısı hem de Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nce kapatıldı. Kimse suç işleme özgürlüğüne sahip olmamalıdır, kimse dokunulmazlığım var her suçu işlerim, yaptığım da yanıma kâr kalır diyememelidir. HDP’liler çoktan sınırı aştılar, gereği yapılmalıdır.

BAŞKANLIK ŞANTAJI

CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel: Cumhurbaşkanının yetki ve sorumlulukları belli, ne yargının ne de Meclis’in yetkilerini kullanamaz. Meclis’in yetkisindeki bir konuda Meclis’e yön vermeye çalışmak, istikamet dayatmak da ne demokrasiyle bağdaşır ne de işgal ettiği o makama yakışır. Bu 550 milletvekiline hakarettir. Ben bu yaklaşımları Cumhurbaşkanı tarafından kanı durdurmak, terörü bitirmek için değil başkanlığa giden yolda HDP grubuna bir tehdit ve şantaj olarak görüyorum. Benzer süreçler geçmişte de yaşandı, artık ‘Beyaz Toros’ların Doğu-Güneydoğu’da da Meclis bahçesinde de yeri yok. Birilerini Meclis’ten atmak yerine soruna Meclis çatısı altında çözüm üretmek işin doğrusudur. Cumhurbaşkanı geçmişte de yine ‘Dokunulmazlıklar kalkacak’ dedikten üç ay sonra ‘Baldıran zehri içerim’ deyip çözüm süreci noktasına gelmişti. Ancak şimdi tekrar eski noktasına dönüş yaptı. Sözlerini samimi bulmuyorum, algı yönetimidir. Çünkü bir gözü sandıkta bir gözü kamuoyu araştırmalarında, siyasette. Şunu da söylemek lazım, PKK’ya kesin tavır koymuş, şiddetle arasına çizgi çekmiş HDP’nin Meclis çatısı altında soruna çözüm üretmesi gerekir. HDP ile AKP ülkeyi tank-hendek ikileminde tutuyor, biz şehirde hendeğe de şehir içinde atış yapan tanka da karşıyız, bu ikisini savunan siyaseti de samimi bulmuyoruz. Hendeği kapat, tankı çek, Meclis’e gel, bu işi burada konuşalım.

KAPATILMASI GEREKİR

MHP Grup Başkanvekilli Oktay Vural: Korunması gereken değerlerimiz var. Askerimiz, polisimiz bu değerlerimizi korumak için şehit oluyorsa, bu değerleri ortadan kaldırmak isteyenlere karşı da hukukun mücadele etmesi gerekir. Özerklik, özyönetim, Kürdistan diye ayrı bir devlet iddiasını dile getirmek, teröristlerin hendek kazmasını halk iradesi olarak gündeme getirmek demokratik hukuk devletini ortadan kaldırmaktır. Partiler demokrasinin vazgeçilmez unsurlarıdır ama doğrudan terörle ilişkili olan, şiddeti destekleyen ve bunu bir araç olarak görüp meşrulaştıran, demokratik hukuk devletini ortadan kaldırmayı hedefleyen partiler demokratik hayatın vazgeçilmez unsuru olarak kabul edilemez, bunu böyle görmek işin özüne aykırıdır, hukuk çerçevesinde gereğinin yapılması gerekir. MHP olarak partilerin değil kapatmaya yol açan kişilerin cezalandırılmasını savunduk ancak buradaki istisnamız terör ve şiddettir, o nedenle terör ve şiddet eylemleriyle bağımsızlığımızı ortadan kaldırmak isteyen partilerin kapatılması gerekir. Anayasamıza göre de bu durumdaki partilerin kapatılması mümkündür. Bu konuda Cumhurbaşkanı yargıya ayar vermek yerine Cumhuriyet Savcılığı’nın doğrudan doğruya dokunulmazlıklarla birlikte bu partinin odak noktası olması hususunu da dikkate alarak hukuku çalıştırması gerekiyor. Çünkü karşımızdaki konu doğrudan doğruya terör, şiddet ve bölücülük faaliyetidir. Terör örgütüyle mücadele edeceksek bu eylemlere cesaret verenlerle de mücadele etmemiz gerekir.

SUÇU KENDİ İŞLİYOR

HDP Mardin Milletvekili Mithat Sancar: İroniktir, bizim eş başkanları anayasal suç işlemekle suçlayan Cumhurbaşkanı’nın bizzat kendisi anayasa suçu işliyor. Anayasanın 138’inci maddesi çok açık, yargıya bu şekilde talimat verme anlamına gelen bütün açıklama ve fiilleri yasaklıyor. Eş başkanlarımızı Türkiye’yi bölmeye yönelik açıklamalar yapmakla itham ediyor, DTK (Demokratik Toplum Kongresi) kongresinden çıkan özerklik deklarasyonu tam aksine Türkiye’nin bütünlüğü içinde yeniden yapılanma ve çözüm arayışını hedefliyor. Cumhurbaşkanı anayasanın mutabakatla hazırlanması gerektiğini de söylüyordu, Meclis’in üçüncü büyük partisini hedef gösteren, dışlayan, kriminalize eden bu yaklaşımlar mutabakatı da imkansız hale getiriyor. Cumhurbaşkanı, yeni anayasa yapılırken her şeyin tartışılabileceğini söylüyor, eş başkanlarımın yaptığı da yeni bir idari yapılanma önerisi. Bunlar tartışılmayacaksa yeni anayasa nasıl yapılacak? Cumhurbaşkanı bir süre önce de fiilen başkanlık sistemine geçildiğini söylemişti, kendisi bu kadar açık anayasayı lağvettiği anlamına gelen sözler sarf edebiliyorken bizleri anayasa suçu işlemekle itham etmesi de çok büyük bir çelişki ve ironidir. 1994’te DEP’lilerin dokunulmazlıklarının kaldırılmasının yarattığı sonuçları hatırlatmak gerekir. O dönemin Başbakanı Tansu Çiller’in temsil ettiği anlayış ve üslup şu an Cumhurbaşkanı’nca canlandırılmış ve daha da ileriye götürülmüş oluyor. Türkiye’ye buradan iyilik gelmez, tam tersine daha büyük tahribatlar yaşanır.

 


Turan YILMAZ / Hürriyet
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.