\'Erzurum\'daki hukuk dramıdır\'


Kılıçdaroğlu, partisinin yarınki il kongresine katılmak üzere geldiği Tokat\'ta, parti binasında basın toplantısı düzenledi.

İktidarın görmek istediğini gördüğünü, görmek istemediğini görmediğini savunan Kılıçdaroğlu, \"Bunun en somut örneği, Erzincan ve Erzurum\'da yaşanan olaylardır\" dedi.

\"Ben daha önce arama yapılacak adres kısmı kapatılmış bir mahkeme kararı ile adres kısmı açık olan bir mahkeme kararını açıklamıştım. O dönem değişik açıklamalar gündeme gelmişti\" diyen Kılıçdaroğlu, \"Erzurum\'daki bir hukuk dramıdır. Hukuk dramı hukuku korumak adına yapılıyorsa, hukuk adına hukuk katlediliyorsa orada ciddi sorunlar vardır. Bütün hukuk çevreleri aşağı yukarı yapılan işin yanlışlığına dikkat çektiler. Ama bir ülkenin Adalet Bakanı, adaletin Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu\'nca gasp edildiğini söyleyebiliyor. Hani bunu söyleyen kişi de adalet kavramı olsa diyeceğiz ki hadi bu eleştiriyi de sinemize çekeceğiz. Zaten bu ülkede gerçek anlamda adalet olsaydı o kişi Adalet Bakanı olamazdı. Geçmişinde Ali Dibo markası olan birisi normal, sağlıklı çalışan, hukuku çalışan bir demokraside Adalet Bakanı olamaz\" dedi.

Kılıçdaroğlu, \"Eskiden yandaş medya vardı. Şimdi yandaş yargı kavramı çıktı. Yargının yandaşlığı olabilir mi? Yargı, yasama ve yürütme dışında üçüncü bir erktir. Yürütme organına bağlı yargı olabilir mi? Adalet Bakanı\'nın HSYK\'nın aldığı kararı belli bir süre sonra Erzurum\'a bildirmesi, Erzurum\'daki savcıların kararın alındığını bile bile, o görevden alındıklarını biline biline başka karar veriyorlarsa orada hukuka gasp aranacaksa gasp aramamız gerekiyor\" diye konuştu.

Başbuğ\'un ses kaydı

Kılıçdaroğlu, Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ\'un ses kaydı ile ilgili bir soruyu yanıtlarken, \"Sayın Başbakanın Remzi Gür ile telefon görüşmesi yayınlandığında Türkiye Telekomünikasyon Başkanı \'Bu ülkede Başbakan\'ın konuşmaları yayınlandı, kimsenin gıkı çıkmadı\' diye bir açıklama yapmıştı. Biz de merak ediyoruz. Bu ülkede Genelkurmay Başkanının ses kayıtları yayınlandı, hükümetin gıkı çıktı mı acaba?\" dedi.

\"Çifte standardı yaratmak, çifte standardın arkasına sığınmak, çifte standardı doğal gibi göstermek topluma doğru değildir\" diyen Kılıçdaroğlu, \"Yanlışlığın üstüne kararlılıkla gidilmesi lazım. Bu sayın Başbakan da olabilir, Başbuğ da ana muhalefet partisi lideri de olabilir. Hukuksuzluk varsa siyasi iktidar aynı kararlıkla gitmek zorundadır. Aynı kararlılığı sadece belli kişiler için yapar, belli çevreler için o oldu derseniz yandaş yargı oluşmasına güç kazandırırsınız. Türkiye\'nin temel sorunu da bu. Eğer bu sorunu objektif bakarak çözersek toplumun her kesiminden destek alırsınız. TEKEL işçilerinin haklı olduğuna herkes inanıyor. Bir tek Recep bey, Başbakan, o inanmıyor. Ben merak ediyorum yarın yurt dışına gittiğinde herhangi bir ülkenin başbakanı sorduğunda, \'ne istiyor bu TEKEL işçileri\' dediğinde sayın Başbakan ne yanıt verecek merak ediyorum\" diye konuştu.

Atalay hakkındaki gensoru

Kılıçdaroğlu, bir gazetecinin \"CHP\'nin İçişleri Bakanı hakkında verdiği gensoru\" ile ilgili sorusunu, \"Önümüzdeki hafta görüşülecek. Biz İçişleri Bakanı hakkında gensoru verdik. Sayın Başbakan\'ın söylemi çok önemli. Sayın Başbakan kendi üslubuna ve kültürüne uygun bir yanıt verdi. \'Gensoruyu yalama yaptılar\' diye. Yalama sözcüğünü bir Başbakan nasıl kullanır? Sayın Başbakan bu ülkede herkesin sokak ağzıyla konuşmasını mı istiyor. Siz Başbakansınız. Topluma örnek olmak durumundasınız. Önerge red olunacağını biline biline veriliyor. Bu ne demek biliyor musunuz? Sayın Başbakan yasama organındaki AKP kanadının kendi emrinde olduğunu biliyor. Yani yasama organının yürütme emrinde olduğunu itiraf ediyor Sayın Başbakan. Parlamentoda görev yapan AKP milletvekillerini kendisinin askeri olarak kabul ediyor\" diye yanıtladı.

TEKEL işçilerinin eylemi

Kılıçdaroğlu, bir gazetecinin TEKEL işçilerinin durumunun mahkemeye taşınacağına ilişkin sorusuna, \"TEKEL işçileri direniyor. Türkiye\'nin değişik illerinden gelen işçiler bir anlamda birlik içinde hükümete mesaj veriyorlar. Kölelik düzenine karşı çıkıyorlar. Yeni bir hak talebinde bulunmuyorlar. Var olan haklarının sürdürülmesini istiyorlar\" diye yanıt verdi.

TEKEL işçilerine yaptığı ziyarette ölüm orucunundan vazgeçmelerini önerdiğini belirten Kılıçdaroğlu, \"Sağ olsunlar, onlar bu talebimi kabul etiler. TEKEL işçileri belki Türkiye\'de dünyaya örnek olacak mücadeleyi veriyorlar. Biber gazı yediler, ses çıkarmadılar. Cop yediler, ses çıkarmadılar. Kışın soğuğunda havuza atıldılar, ses çıkarmadılar. O nedenledir ki toplumun her kesiminden ciddi bir destek görüyorlar. Berberinden, çorbayı yapan esnafına kadar destek görüyorlar. AKP dışındaki siyasi partiler de TEKEL işçilerine destek veriyorlar. Bu kadar toplumsal desteği olan işçi hareketini doğrusu isterseniz ben görmedim. Ama AKP hükümeti bu desteği kırmak için her türlü şeyi yapıyor. Hak etmedikleri halde, onların içinde PKK\'lı var suçlaması yaptılar. Hiç hak etmedikleri halde TEKEL işçileri için \'yetim hakkını kimseye yedirmeyiz\' dediler. TEKEL işçileri için \'devletin kasasını boşaltmayız\' dediler. Oysa TEKEL işçileri ne kul hakkı yediler, ne de devletin kasasını boşalttılar. Ne de terör örgütü üyesiydiler. Onlar var olan hakları ile üretmek, üretmek istiyorlar. Ama AKP onların dirençlerini kırmak için her türlü yola başvurdu. Bu doğru bir olay değildi\" dedi.

CNN TÜRK

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.