Feyzioğlu, TBMM Başkanı Çiçek ile görüştü
Çiçek, Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu ve beraberindeki heyeti kabul etti.

Kabulde konuşan Çiçek, TBMM'nin milletin meclisi olduğunu, söz söylemek, kendilerine ulaşmak isteyen herkesi dinlemeye çalıştıklarını, bu nedenle Feyzioğlu ve arkadaşlarıyla görüştüklerini söyledi.

Çiçek, 3 Ocak günü yaptığı açıklamanın basına yansımalarına değinerek, bu konuşmasında sanki yalnızca 138. madde üzerinde durduğu gibi bir izlenim oluştuğunu belirtti. Konuşmasında Ceza Muhakemesi Kanunu 137. maddesine vurgu yaptığını da hatırlatan Çiçek, gelinen noktaya bakıldığında soruşturmanın gizliliği ilkesine en önce yargı ve güvenlik birimlerinin kendisinin uymadığını ifade etti. Hukuku uygulayanların kanunlara uymasının önemine işaret eden Çiçek, yargı bağımsızlığının, sorumsuzluk anlamına gelemeyeceğine dikkati çekti. Çiçek, şöyle devam etti:

"Türkiye'de özgürlük ve sorumluluk dengesini bir türlü kuramadık. 'Özgürlüğüm var, herşeyi yaparım. Ben bağımsızım, herşeyi istediğim gibi yaparım'. Bir hukuk devletinde hiç kimse her istediğini, her istediği şekilde yapamaz. Yasalar çerçevesinde yapacaktır. Yasalara uyulmayacaksa biz sabahlara kadar çalışıp yasa çıkarıyoruz, o zaman bunun anlamı ne olacak? O gün önemli ölçüde vurgu yaptığım konulardan bir tanesi 137. madde idi. Kimse bunun üzerinde durmadı. Çünkü o konuşmadan da siyasi bir çıkarım yaparak, belli hedeflere yönlendirmek suretiyle yine her zamanki huyumuz nüksetti."

Herkesin öz eleştiri yapması gereğini tekrar eden Çiçek, "Sanki şu tartışma ortamında birileri kanuna kendisi uyuyor, başkaları uymuyormuş gibi suçlama yapıyor" dedi.

"Kim uyuyor bu masumiyet karinesine?"

Terör örgütlerini ortaya çıkaran yargının, maalesef çok uzun zamandan bu yana soruşturmanın gizliliğini ihlal edenleri ortaya çıkarmadığını, sembolik olarak açılmış davalar bulunduğunu, ancak onlardan da sonuç alınmadığını ifade eden Çiçek, adil yargılamayı etkileme konusuna da dikkati çekti. Çiçek, soruşturmalar başlar başlamaz teknolojinin getirdiği imkanlarla kamuoyunun yönlendirildiğini belirterek, bunun sakıncalı bir durum olduğunu vurguladı.

Masumiyet karinesine de uyulmadığını kaydeden Çiçek, "Kim uyuyor bu masumiyet karinesine? Daha dosyanın içerisini bilmiyoruz, yazılanların çizilenlerin dışında, ama herkesi baştan mahkum ediyoruz" dedi. Çiçek, şöyle devam etti:

"Ben bunların hepsine vurgu yaptım. Herşeyden evvel bu yasalar doğrudur, yanlıştır, değişinceye kadar herkesin uyma mecburiyeti vardır. Yanlışsa kaldıralım. Gizlilik de kalksın, maç nakleder gibi bütün soruşturmalar aleni yapılsın. Son soruşturmalarda 90 kişi gözaltına alındı, 24 kişi tutuklandı. Ama geri kalan 70 kişinin hayatı karardı. Ticari, mesleki itibarı var. Alışveriş yapıyor, mal alıyor, mal satıyor. Bir bilimadamı, makam sahibi kişi olarak düşünün. Daha işin başında işi bitmiştir. Soruşturmanın gizliliği bunun için lazımdı. Buna uzunca bir zamandır yargı makamlarının kendisi de uymuyor. Uymadığı için yargı Türkiye'de tartışılır hale geliyor. 138 diyoruz, buna hepimizin uyması lazım. Ama uyduğumuzu da kimse söyleyemez. Siyaset kurumu da uymuyor, başka kurumlar da uymuyor. Televizyonlardaki tartışmalara bakarsanız hiç kimsenin anayasaya baktığı yok. Hukuku bir tarafa bırakıyoruz, siyaseten işimize nasıl geliyorsa tartışıyoruz. Ama sonra da diyoruz ki 'Türkiye hukuk devletidir'. Bu nasıl hukuk devleti? Uymadığın kuralın arkasına nasıl sığınırsın? Nasıl o zaman Türkiye'de biz bu işleri yürüteceğiz? Dilimize pelesenk olmuş, masumiyet karinesi, Türkiye hukuk devleti... Hukuka uyularak ve hukuk uygulanarak hukuk devleti olunur. Yoksa sadece söylemekle bir ülke hukuk devleti olamaz. Geldiğimiz noktada herkesin bir vicdan muhasebesi yapması gerektiğini söyledim. Bazıları sanki kendisi uyuyor, başkaları uymuyormuş gibi yine kendisini kenara alıverdi."

"Başka ülkelerde yargı başkanlarını kimse bilmez"


Belli bir süredir medyatik yargı oluşmaya başladığını, yargı başkanlarının, mensuplarının siyasi parti başkanlarından fazla konuşur hale geldiğini söyleyen Çiçek, bunun ifade özgürlüğü olarak değerlendirilemeyeceğini, bu konuşmaların yargıya olan saygının azalmasına yol açacağının altını çizdi. Çiçek, "Başka ülkelerde yargı başkanlarını kimse bilmez, kararlarını bilir. Bizde parti başkanlarından çok daha fazla bilinir hale geldi" diye konuştu.

Çiçek, "Bugün geldiğimiz nokta itibariyle yargının içinden ve yargının dışından yargı üzerinden yargısal konularla ilgili bir siyasi kanal açılmaya çalışılıyor, bir siyaset oluşturulmaya çalışılıyor. Bu son derece tehlikelidir. Bunu asla doğru bulmam" dedi.

Yasalar dönük eleştirileri kabul ettiğini, ancak sıkıntıların çoğunlukla uygulamalardan kaynaklandığına inandığını belirten Çiçek, "Uygulamayı yapanlar,  yargı mercileri başta olmak üzere, yasa koyucunun muradını anlamadan kendi muradına uygun uygulama yapıyor" dedi.

Şuan tartışılan pek çok konunun yasa eksikliğinden değil, yasa koyucunun amacını anlamadan gerçekleştirilen uygulamalardan kaynaklandığını ifade eden Çiçek, yargılamalarda eski alışkanlıkların değil, yenilenen yasal düzenlemelerin dikkate alınmasının sıkıntıların ortadan kalkmasına katkıda bulunacağını belirtti.

“Cezaevlerinde insanlar ümitle yaşar"

Çiçek, Feyzioğlu'nun ziyaretlerini ve basındaki yansımalarını takip ettiğini de belirterek, "Şu an soruşturma veya yargılama safhasında ya da kesinleşmiş davalar üzerinde bir kamuoyu oluşuyor. Bu kamuoyu oluşturma çabaları acaba yargı bağımsızlığı açısından ne anlam ifade edecek? Bunun üzerinde durmak lazım" dedi.

Çiçek, şöyle devam etti:

"Cezaevinde insanlar ümitle yaşar, aileleri çok daha fazla ümitle yaşar. Eğer hesabı kitabı iyi yapılmadan, ayakları yere basan bir teşebbüs olup olmadığı iyice değerlendirilmeden, sadece niyet beyanı anlamındaki beyanatlardan yola çıkarak, 'herkes özgürlüğüne kavuşsun' ama bu beyan ne kadar Türkiye gerçeğine, yargı gerçeğine tekabül eder, örtüşür? Büyük çabalarla, kampanyalarla yola çıkıp, netice alamadığımız çok sayıda olay var Türkiye'de. Bu teşebbüslerden bir netice çıkmazsa, o zaman içerideki insanların durumu ne olacak? Bunların ailelerinin durumu ne olacak? Başlayacağız yeni bir siyasi tartışmaya, 'sen evet dedin', 'ben hayır dedim'... Sonuçta da şöyle bir noktaya gelecekse bundan da endişe ederim; şöyle bir sonuca bizi götürecek mi, biraz iş oraya doğru gidiyor gibi endişem var; 'biz Cumhurbaşkanımız, Başbakanımız, Meclis Başkanımız ile görüştük, görüşülmesi gerekenlerle görüştük ama ne yapalım iş olmadı' noktasına gelirse o zaman bütün bu işlerden dolayı sorumlu siyaset kurumu olacak. Eğer sonuçta bir netice alınamayacak ise bunun hesabının, kitabının iyi yapılması gerekir. Bir düzenlemenin arzu ettikleriniz kadar arzu etmediklerinizin de faydalanacağı bir düzenlemeye doğru gidecekse sonuçta bu iş bizi hep beraber sıkıntıya sokar. 'Ne yapalım siyaset bu işi çözmedi' gibi bizi bir sonuca götürecekse bu da çok doğru bir yöntem olmaz. Çözülmeyecek anlamında söylemiyorum, çözülsün ama yöntem meselesi üzerinde ben duruyorum."

Çiçek, önemli konularda ve buna bağlı yapılacak yasal düzenlemelerde fikir ayrışmalarının ileride yaratabileceği sorunlara dikkati çekerek, bu ihtimallerin gözardı edilmeden çözüm üretilmesi gerektiğini vurguladı.

Fevzioğlu önerilerini anlattı

Metin Feyzioğlu da kabulde yaptığı konuşmada, görüşmeleri hakkında bilgi verdi.

Feyzioğlu, aralarında özel yetkili mahkemelerin kapatılması kararından sonra ellerindeki davalar için vermiş oldukları bütün hükümlerin başka inceleme yapılmadan yeniden yargılamak üzere bozulması, gizli tanıklık kurumunun sona erdirilmesi gibi uygulamaların da bulunduğu önerilerini aktardı.




AA
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.