'Gazetecilere dava imajımızı bozuyor'

Basın özgürlüğünün yargı kıskacına alınması, devletin zirvesinin gündemine girdi. Ergenekon davası başta olmak üzere kritik davaları haber yapan gazeteciler hakkındaki dosyalar basın savcılığından Terörle Mücadele Kanunu kapsamında ağır ceza mahkemelerine taşındı. Sadece Zaman, Taraf, Bugün, Yeni Şafak, Star ve Vakit'e açılan soruşturma sayısı 3 bin 500'ü aştı. İşte bu tablo Başbakan Tayyip Erdoğan'ın ardından Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün de tepkisini çekti. ABD ziyareti dönüşünde uçakta bulunan gazetecilere konuşan Cumhurbaşkanı, önemli davaları haberleştiren basın mensuplarının hapis tehdidi altında olmasını öncelikli konu olarak takip ettiğini söyledi. "Ben ajandama takip ettiğim önemli konuları yazarım, bu da üstünde durduğum öncelikli bir konu. Bu konuda yasal düzenleme yapılmasının da takipçisiyim." dedi. İfade özgürlüğünün şiddet içermediği sürece kısıtlanmaması gerektiğinin altını çizen Gül, aksi durumda Türkiye'nin dünyadaki 'karizmasının çizileceğini' belirtti: "Biz hapisteki gazeteci sayısı azaldı derken çoğaldığını gösterirsek bu çok yanlış olur. Bu tip uygulamalar imajımızı hemen bozar. Yarın yurtdışında bir hücum başlar ki bizi çok yıpratır."

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'le yorucu ve uzun ABD seyahatinin dönüş yolunda konuşuyoruz. Bir meslektaşımız, "Türkiye'yi takip edebildiniz mi? Referandum sonrası siyasi hava yumuşadı." dedi ve bu durumu nasıl değerlendirdiğini sordu. Cumhurbaşkanı, "Böyle olması lazım... Siyaset bütün enerjisini karşılıklı mücadeleye değil, ülke için harcamalı. Buna ihtiyaç var." dedi. Ardından kutuplaşmanın ve siyasi gerginliklerin her seçim döneminde yaşandığını söyledi ve cumhurbaşkanlığı seçim sürecini hatırlattı, "Geçmişte neler neler yaşandı?" dedi. Ülkenin geleceğine dönük inancının tam olduğunu vurguladı.

BAŞKANLIK SİSTEMİ TARTIŞILABİLİR

Başkanlık sistemini ABD yolunda da konuştuk, dönerken de... Cumhurbaşkanı Gül, bilgi ağırlıklı tartışmanın faydalı olduğunu ve netice vereceğini söyledi. "Herkesin fikrini ortaya koyması iyi bir şey. Tartışılsın. Ama bu konuları bilerek tartışmak gerekir. Kulağa hoş gelen şekliyle değil." diye ekledi. Kamuoyundaki tartışmalara rağmen başkanlık sisteminin hükümetin gündeminde olmadığını anlattı.

Cumhurbaşkanı, sadece başkanlık sisteminin değil, parlamenter sistemin nasıl güçlendirileceğinin de tartışılmasını istedi. 'Çek balans' sisteminin demokratik düzenin ana unsuru olduğuna dikkat çekerken şunları söyledi: "Çek balans sisteminin olmadığı demokrasi olmaz. Sadece seçmekle, seçilmekle olmaz. Hep aynı partiler iktidar olacak, hep aynı kişiler seçilecek, hep aynı isimler kazanacak, hep aynı isimler cumhurbaşkanı olacak. Muhalefet gelmeyecek. O ayrı bir sorun olur. Hükümet devamlı seçim kazanıyor diye de tek parti dönemi çıkmaması lazım."

Cumhurbaşkanı, HSYK'ya atama için çalışmalara başladı mı? Gül, bu soruya, "Çalışmalara başladım. Bana sunulacak listelerle ilgili hukuk danışmanlarıma, genel sekreterime kriterleri koydum. Bu çerçevede herkesin özgeçmişine bakın dedim." cevabını verdi. Cumhurbaşkanı Gül, referandumdan bir ay önce önüne yüksek yargıya atama yapması için liste geldiğini ancak aceleci davranmayarak 'atamayı tuttuğunu' da açıkladı. Gül, "Referandum olduğu için o hakkı Yargıtay kuruluna bıraktım. 15 gün önce kadroyu dolduruyor durumuna düşmemek için siz seçin dedim." ifadelerini kullandı.

IMF, Babacan'dan izinsiz açıklama yapmazdı

Cumhurbaşkanı Gül'le sohbette ekonomi de konuşuldu. Gül, sorulara cevap verirken Başbakan Yardımcısı Ali Babacan'dan övgüyle söz etti. "Ali Babacan Türkiye'nin değil, dünyanın en başarılı ekonomi uygulayıcısı." diyen Cumhurbaşkanı, sözlerini, "Ali Bey'in sözüne dünya itibar eder. Mesela IMF ile ilişkilerimiz devam ederken Ali Bey'in onayını almadan IMF açıklama yapmazdı." diye sürdürdü.

Ergenekon gibi davaların fazla uzaması ve sanıkların tutukluluk halleri de soruldu. Gül, "Cezaevinde tutuklu sayısı hükümlüden çok... Görüntü açısından hoş bir şey değil." dedi. Cumhurbaşkanı burada konuyu 'özel mahkemelere' getirdi ve DGM'lerin başbakanlığı sırasında kalktığını hatırlattı. Gül, özel mahkemelerin yetkilerinin fazla olduğunun gündeme gelmesine rağmen yetkilerin daraltılmasına bazı kurumların 'ulusal güvenlik' gerekçesiyle itiraz ettiğini açıkladı.

Cumhurbaşkanı Gül'e, CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu'nun "Anayasa'yı bu Meclis'in yapmasını isteyen" sözleri soruldu. Gül, "Kılıçdaroğlu'nunki olağanüstü bir tavır... Anamuhalefet liderinin 'Bu Meclis yapsın' demesi çok önemli... Siyasetin dili çok önemli... Neden biz kendi Parlamento'muzun değerini düşürelim ki... Parlamento'ya biz saygı göstermezsek kim saygı gösterir?" dedi. Seçim öncesi Anayasa konusunda ise Gül, "Kuvvetli irade varsa niye olmasın? Oturulur çalışılır. Başbakan'ın 'hayır' diyeceğini hiç zannetmiyorum." diye konuştu.

Ben atadığım kişide kritere bakarım karısını kızını araştırmam

Referandumla kabul edilen anayasa değişiklikleri, Anayasa Mahkemesi ve HSYK'ya yeni üyelerin atanmasını gerektiriyor. Burada Cumhurbaşkanı'nın da geçmişte olduğu gibi atama yetkisi bulunuyor. Cumhurbaşkanı'na "AK Parti'ye yakın isimleri mi atayacaksınız?" sorusu da bu çerçevede yöneltildi. Gül, kendisi için önceliğin kriterlerin karşılanması olduğunu söyledi. Soruya, "Ben partiye bakmam, kriterlere bakarım. Açıkçası hiç kimsenin karısını, kızını araştırmam. Bunu hiçbir zaman yapmadım." cevabını verdi. Her zaman 'atanmayan isim daha iyiydi' değerlendirmesi yapılabileceğini belirten Gül, "Boğaziçi Üniversitesi'nin eski rektörü Ayşe Hanım'ı ben atadım. Siz benden daha iyi tanırsınız. Aynı tip insanları atamıyorum." dedi. Önemli olanın atanan isimlerin görüşü değil, yetkinliği olduğunu belirtti.

Görev süremi tartışma değil, sorumluluklarımı yapma peşindeyim

Cumhurbaşkanı Gül, görev süresiyle ilgili sorulara son dönemde sık sık muhatap oluyor. Konu iç siyasetten açılınca dönüş yolunda da bu soru yöneltildi. Gül bu konuda kararı kendisinin vermeyeceğine dikkat çektikten sonra şunları söyledi: "Süreyle ilgili benim yapacağım bir şey yok. Ben kendi işime bakıyorum. Ben söyleyince kesinleşecek olsa hemen söylerim. Ama buna karar verecek kurum ben değilim. Dolayısıyla bununla ilgili ne söylersem söyleyeyim, tersini düşünenler bunu siyasi polemik konusu yapar." Bu konudaki tartışmanın siyasi boyutta seyrini 'hoş bulmadığını' ifade eden Gül, "5 yıl dolunca bırakıp gitmeyi düşündüğünüz oldu mu?" sorusuna "Hayır, öyle tepkisel davranmam." cevabı verdi ve ekledi: "Görevi niye bırakayım; ben işimin peşindeyim. Ben tarihî sorumlulukları yapma peşindeyim."

Basın mensupları hakkında dün 19 dava daha başladı

Basın mensuplarına yönelik rekor sayıda açılan davalara her gün bir yenisi ekleniyor. Adli tatilin bitmesinin ardından 19 davanın daha görülmesine Bakırköy Adliyesi'nde başlandı. Davalar, Balyoz ve Ergenekon soruşturmalarında tahliye kararları ile gündeme gelen hâkimler Oktay Kuban, Yılmaz Alp ve Tuncay Aslan ile HSYK üyeleri hakkındaki haberler sebebiyle Zaman, Star ve Vakit gazetelerine yapılan suç duyurularından oluşuyor. 24 Eylül günü ise Taraf Gaze-tesi'ne açılan davaların görüldüğü Kadıköy Adliyesi'nde çok tartışılacak bir durum yaşandı. 18 haberci hakkında toplam 44 dava açılınca Taraf yönetimi adliyeye taşındı.

Basın mensuplarına yönelik rekor sayıda açılan davalara her gün yenisi ekleniyor. Adli tatilin bitmesinin ardından basınla ilgili davalara bakan mahkemede 19 dava daha görülmeye başlandı. Davalar, Balyoz ve Ergenekon soruşturmalarında tahliye kararları ile gündeme gelen hâkimler Oktay Kuban, Yılmaz Alp ve Tuncay Aslan ile HSYK üyeleri hakkındaki haberler nedeniyle Star, Zaman ve Vakit gazetelerine yapılan suç duyurularından oluşuyor. Söz konusu haberlerle İstanbul özel yetkili mahkeme hâkimleri ile HSYK üyelerine hakaret edildiği iddia ediliyor. 19 davadan 3 tanesi Zaman'a açılmış durumda. Zaman muhabiri Büşra Erdal imzalı "Çiçek'i tahliye eden hakim, Korg. Olcan'ı ve Yusuf Erikel'i de serbest bıraktı" ve "Mahkeme Kuban'ın 'Tolon taktiğini' bu hafta görüşecek" başlıklı haberlere açılan "adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs ve hakaret, yazılı ve görüntülü ileti ile hakaret davalarının dün savunmaları gerçekleştirildi. İlk davanın duruşmasında Kuban'ın 'davaya katılma' talebi kabul edildi.

Öte yandan Kadıköy Adliyesi'nde Taraf Gazetesi'ne açılan davalar görülüyor. 24 Eylül'de, Taraf Genel Yayın Yönetmeni Ahmet Altan ve Genel Yayın Yönetmen Yardımcısı Yasemin Çongar'ın da aralarında bulunduğu 18 kişi hakkında açılan toplam 44 davanın yargılanmasına Kadıköy 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nde devam edilmişti.

Vakit Gazetesi diye Star'a dava açıldı

Yargı mensuplarına hakaret suçlamasıyla gazetelere açılan davalarda ilginç bir olay yaşandı. Bakırköy Savcısı Pircan Barut Emre'nin, Vakit yazarı ve yazıişleri müdürüne Star Gazetesi çalışanı diye dava açtığı ortaya çıktı. Söz konusu olay şöyle yaşandı: HSYK üyesi Ali Suat Ertosun, Vakit yazarı Yener Dönmez'in bir yazısında mağdur edildiği iddiasıyla Dönmez ve Vakit Gazetesi Yazıişleri Müdürü Ahmet Can Karahasanoğlu hakkında suç duyurusunda bulundu. Ertosun'un dilekçesini işleme koyan Bakırköy Savcısı Pircan Barut Emre, 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nde dava açtı. Ancak Emre'nin iddianamesinin karar bölümünde "Yaygın süreli yayın yapan Star Gazetesi'nin suç tarihli baskısının 5. sayfasında Yener Dönmez ismi ve fotoğrafı altında "Hazır nöbetteyken Kuban Silivri'yi de boşaltsın!" başlığıyla yazılan haberde..." denildi. (Zaman)

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.