Gül'den kritik 'Sayıştay' uyarısı
ABDÜLHAMIT BILICI - LIZBON
 
Yapılacak düzenlemenin Sayıştay’ın denetim fonksiyonunu zedelememesi gerektiğini vurguladı. AB ile müzakerelerin ‘donmasının’ sebebinin Türkiye değil, AB olduğunu belirten Cumhurbaşkanı, yeni anayasa çalışmalarına da değindi. Anayasa Uzlaşma Komisyonu’nun süreyi haziran sonuna uzatmasına sevindiğini dile getirdi. Çözüm sürecinde ise nihai amacı, ‘terör örgütünü silahlardan tamamen arındırmak’ olarak özetledi.
 
Cumhurbaşkanı Gül, resmi temaslarda bulunmak için gittiği Portekiz’de kendisini takip eden gazetecilere gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Gül, Avrupa Birliği’nden yeni anayasa yapım sürecine, Sayıştay’la ilgili yapılması düşünülen yasal düzenlemeden terör konusuna birçok konuda açıklamalar yaptı, soruları cevapladı. Gül’ün açıklamalarından satırbaşları şöyle:
 
AB kendi ayağına kurşun sıkıyor: “AB müzakere sürecinin bugünkü donmuş hali Türkiye’den değil, AB ülkelerinden kaynaklanıyor. Birkaç büyük ülkenin, özellikle Fransa’nın fasılları engellemesi; bazı ülkelerin Kıbrıs’ın arkasına saklanarak yaptıkları, fasılların açılmasını önlüyor. AB’deki ekonomik krizleri tabii ki görüyoruz ama bunun müzakere sürecini tıkamakla ilişkisi yok. Ayrıca müzakere süreci tam üyelik de getirmiyor. Sonunda hükümetler veya halk referandumla siyasi karar alınacak. “Süreci tıkamayın, sizin için de iyi değil.” diyoruz. AB kriterlerini ülkesinde geçerli kılan bir ülke Norveç, İsviçre gibi olur. Fransızlara, ‘şirketleriniz AB kriterlerinde faaliyet gösteren bir ülkede mi, bunları uygulamayan bir ülkede mi daha iyi faaliyet gösterir. Kendi ayağınıza kurşun sıkıyorsunuz’ diyoruz. Bize tavsiyem ise fasılları kendimiz açıyor, kapatıyoruz gibi davranırsak ülkemize yardım ederiz. Bugün Türk ekonomisinin geldiği noktada müzakere sürecinin başlamasının büyük katkısı var.”
 
Amaç PKK’yı tamamen silahtan arındırmak olmalı: “Çözüm sürecinde nihai amaç; silahlı bir örgütü silahlarından tamamen arındırmaktır. Arındırılmadığı takdirde daima tehlike olarak kalır. Kendileri istemedikleri halde kullanılır, geçmişte olduğu gibi. Bu coğrafyanın kırılganlığı ortada. Bu çalışmayı başlatmak, şimdiden gerçekleştirmek lazım. Açık, kapalı her çalışmayı yapmak lazım; nihayetinde terörden kurtulmak için bütün yolları denemek gerekli olduğunu hep söylemişimdir.”
 
1924 Anayasası’na uyulmadığı için sorunlar çıktı:
“Türk kimliğiyle ilgili tartışmaları, konuları bilen bir kişiyim, doğrusu en çok uğraştığım kafa yorduğum konu bu oldu. Günü geldiğinde siyasi partilerin hepsi ile konuştum. Bugünkü modern anlayışta da devletin Türk devleti olduğu çok açık. Ama Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının bir kısmı ‘ben etnik olarak Türk değilim, ama devletime bağlıyım’ derse buna söyleyecek bir şey olamaz. 1924 Anayasası’nda ‘vatandaşlık itibarıyla’ diye yazıyor. (Türkiye ahalisine din ve ırk farkı olmaksızın vatandaşlık itibarıyla (Türk) ıtlak olunur…) Bununla, her vatandaşa soyu, sopu, etnik farkı fark etmeksizin saygı duyulacağı ifade ediliyor. Üzücü olan şu: Bunun lafzına ve ruhuna uygun davranışlar olmadığı için problemler ortaya çıktı. Bütün bu tartışmaları sona erdirmenin bir yolunu bulmamız gerekli.”
 
Yeni adımlar ayrışmaya yol açmamalı: “Anadilde eğitim, yerel yönetimlerin güçlendirilmesi vb. konuların hepsi tartışmaya açık şeyler, hepsinin sınırı var. Önceden TV yayını yapılamıyordu, Kürt kelimesi ağza alınmıyordu. Bunlar geçti, konuşmaya bile gerek yok. Gelinen noktada makul olan şeylerle uğraşmalı. Dikkat edilecek şey, bir taraftan herkesin kendi yurdunda devletine sadakati geliştirecek düzenlemeler yapmak; uzun vadede de ülkenin bir şekilde ayrışmasına neden olacak bir noktaya gelmemektir. Bugünkü Anayasa ile bile bu mümkün. Bu düzenlemeler, hangisine bakarsanız bakın nihayetinde Türkiye’nin sıkıntılarını giderici olmalı. Uzun vadede ayrışmayı besleyen düzenlemeler olmamalı. Muhakkak bunlar herkesin dikkatinde olması gereken konular. O nedenle milli birliğin, bütünlüğün sağlam tutulması herkesin görevidir. Vatandaşlık tarifinden tutun yerel yönetimlerin yetkilerinin daha artırılmasına kadar… Yerel yönetim sadece İzmir, İstanbul için geçerli değil. Sadece bir bölge, şehir akla gelmemeli. Burada da çok şeyler oldu. Benim de içinde olduğum kabinede, 2004’te Kamu Yönetim Reformu tasarısı bütünlük içinde hazırlanmıştı, sonra geri gönderildi, kadük hale geldi. Bu çerçevede bakılabilir.”
 
Devlet hesap vermeli: “Sayıştay konusu çok önemli. Hükümetteyken de çok katkım oldu, yasanın çıkmasına çok önem verdim. Modern devlet, hesap verebilen, kamunun tek kuruşuyla bile yapılan harcamanın denetlenebildiği devlettir. Bu, devletin temel ilkesi. Son yasa reform niteliğindeydi, güvenlik birimlerinin bütçeleri denetlenmezdi. Bu yasa ile bir kuruş kamu parası nereye harcanıyorsa, polis, istihbarat, silahlı kuvvetler dahil artık denetlenebiliyor. Kamu harcamalarının denetlenemeyen bir alanı kalmadı. Bunu Meclis yapıyor. Bu çok önemli. Tabii gizlilik taşıyan konular var, silah ve benzeri. Ama bunlar da denetlenmek şartı ile kuralları var.”
 
Sayıştay’ın fonksiyonu zedelenmemeli: “Sayıştay’ın önemi tam anlaşılamadı. 150’nci kuruluş yılında gittim özellikle baktım konuşmalara. Sayıştay’dan bir kişi dahi bundan bahsetmedi. Kürsüden hayretler içinde kaldığımı söyledim. En büyük reform yasası dedim. Çeşitli uygulamalardan kaynaklanan problemler olabilir, işleri çok tıkayan, bürokratik süreci çok artıran düzenlemeler varsa onları bilmiyorum; bunlar değiştirilebilir yeni düzenlemeye ihtiyaç varsa yapılabilir ama hiçbiri Sayıtaş’ın temel fonksiyonunu zedelememeli. Sayıştay’ın fonksiyonlarını daraltmak olmaz. Bu dengelere iyi bakmak lazım. Sayıştay denetleyici olmalı, engelleyici olmamalı; aksi takdirde yürütmenin elini kolunu bağlar.”
 
---------------------------------------

Yeni anayasaya en çok ben sevinirim
 
Anayasa yapılırsa en çok ben sevinirim: “Anayasa Komisyonu’nun süresinin uzatılmasına çok sevindim, demek ki herkes bunun öneminin farkında ve herkesin arzusu... Yeni bir anayasa derken; bunun herkesin arzusu olduğunu, temel konularda büyük partilerin hepsinin aynı noktada olduğunu düşünüyordum. Demokratik laik bir hukuk devletine yakışır bir anayasa herkesin ortak fikri. Yeni bir anayasa yapılabilir, hep inancımı korudum. Üzüntümü beyan ederken, maalesef dedim ‘meşruiyeti güçlü olan bu meclis bunu yapmalıydı.’ İnşallah süreç uzatıldığına göre uzlaşmayla böyle bir anayasa yapılırsa buna en çok sevinecek ben olurum. Bir cumhurbaşkanı olarak en çok gurur duyacağım, içeride dışarıda övüneceğim bu olur. Meclis Başkanım geçen sefer ‘güneş batıyor’ falan deyince üzüntümü ifade etmiştim. Başarılırsa bütün partilerimizi tebrik eder, hepsine müteşekkir olurum.”
 
---------------------------------------

Ahde vefa çağrısı: AB, ciddi bir imtihanla karşı karşıya
 
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, 9 Mayıs Avrupa Günü dolayısıyla yayınladığı mesajında AB’ye ‘ahde vefa’ çağrısı yaptı. Türkiye’nin, siyasi, iktisadi, coğrafi, insani, tarihi ve kültürel bakımdan Avrupa’nın tartışmasız parçası olduğunu aktaran Gül, mesajında şu ifadeleri kullandı: “İhtilafların ve tarihi derinliği olan düşmanlıkların diyalog ve uzlaşmayla aşılarak uzun süreli barış ve istikrarın sağlanabileceğini ortaya koyan Avrupa projesi, gerek kendi içindeki ekonomik ve sosyal sorunlar, gerek Kuzey Afrika ve Akdeniz havzasında yaşanan tarihi dönüşüm nedeniyle ciddi bir imtihanla karşı karşıyadır. Büyük Afro-Avrasya coğrafyasının kalbinde yer alan Akdeniz havzasında yaşanan bu gelişmeler karşısında Avrupa’nın ‘kabuğuna çekilmek’ yerine, ‘kabuğunu yırtmak’ suretiyle başta komşu coğrafyalar olmak üzere küresel gelişmelere yön verecek bir stratejik vizyona sahip olması elzemdir. (…) Mevcut şartlar altında, Avrupa kıtasında ortak değerlerin dışında sun’i sınırlar oluşturmak, bahsettiğim dayanışma ihtiyacına en büyük zararı verecektir. Türkiye’nin AB’ye katılım konusunda yıllardır azimle sergilediği gayretlerin arzu ettiğimiz şekilde sonuçlanması, tabiatıyla, AB’nin taahhütlerine ‘ahde vefa’ ilkesi çerçevesinde sadık kalmasıyla da yakından bağlantılıdır.”



Zaman

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.