Arınç, Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneğinin (MÜSİAD) Ankara Şubesinin geleneksel iftarında yaptığı konuşmada, İslam aleminde acıların, gözyaşların kanların döküldüğünü, insanların sahur ve iftar yapamadığını belirterek İslam alemine huzur diledi.

MÜSİAD'ın iftarlarına koşarak geldiklerini kaydeden Arınç, derneğe çok büyük güven ve sevgi olduğunu dile getirdi. Arınç, MÜSİAD'ın birçok kez düşüp kalkmasına rağmen, yoluna dosdoğru devam ettiğini, ülkenin geleceği hakkında söz söylemeye yetkili bir kurum oldu olduğunu söyledi.

Hangi demokratikleşme adımı atılmışsa orada yanı başlarında, MÜSİAD'ı gördüklerini belirten Arınç, "24 yıl içinde nice badirelerden geçilmiştir ama MÜSİAD inandığı doğrular etrafında hiçbir zaman, tavrını değiştirmedi. Bugün MÜSİAD'ı değerli kılan da budur. Türkiye'nin geleceğinde MÜSİAD'ın çok önemli bir kurum olduğuna inanıyorum" değerlendirmesinde bulundu.

"Siyasi ve ekonomik istikrar atbaşı gitmeli"
Son aylarda İngiltere, Fransa ve ABD'de özellikle iş çevrelerinin gelecek perspektifinde Türkiye'deki siyasi gelişmeleri, hükümetin istikrarlı olup olamayacağını, cumhurbaşkanlığı seçimlerinin hangi şartlarda cereyan edeceğini, seçimlerde ne olabileceğini sorguladıklarına müşahade ettiğini kaydeden Arınç, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Ben de bu toplantıların bir kısmına katıldım. İstanbul'da aynı şekilde toplantılar yapılıyor. Orada onların da gördüğü ve kabul ettiği şekliyle Türkiye'de siyasi istikrar devam edecektir, hükümetin geleceği vardır ve parlaktır. Cumhurbaşkanlığı seçimi kavgasız kargaşasız bir ortamda büyük bir vakarla yapılacak ve Başbakanımız, cumhurbaşkanı olacaktır. Ondan sonra ki dönemlerde de yine AK Parti hükümetleri yoluna devam edecek ve iktidarları sürecektir. Bu kanaati bizzat onlara söylemeye çalışıyoruz. Ama görüyoruz ki onlar da bunu kabulleniyor ve buna inanıyor. Onun için yatırımlarını, Türkiye için düşüncelerini bunun ışığında yapmaya gayret ediyorlar.

Geçmiş yıllarda hep muhalefet milletvekili olarak bulunmuş, Türkiyenin son 40 yılında dışarıdan ve içeriden bu siyasi çekişmeleri gözlemlemiş kısa ömürlü koalisyon hükümetlerin o hükümetlerde yaşanan olumsuzlukların siyasetin dibe vurduğu günleri bizzat içinde yaşamış insanlar olarak hepimiz bugün geldiğimiz noktada kazançlarımızın, siyasi istikrarla ekonomik istikrarın bir arada atbaşı yan yana ve birbirinden ayrılmaz mütemmim cüz olduğunu görmekle başlıyor.

Bunun bozulduğu anda ikisinin birden bozulabileceğini, büyünün bozulabileceğini, geriye gidişlerin olacağını Allah korusun nerede duracağını da bilinmediğini hepimiz idrak ediyoruz."

Arınç, çok pahalı bir kristal vazonun kırılmaması için ne kadar ihtimam gösteriliyorsa onun bin mislinin Türkiye'nin istikrarın bozulmaması için gösterilmesi gerektiğinin altını çizdi.

Türkiye'nin geleceğinde eğitim ve hukukun büyük katkısı ve payı olacağını vurgulayan Arınç, "Eğitimde bugüne kadar yaptığımız katrilyonluk harcamalarla her şehirde bir üniversite, meslek yüksek okulları, derslikler, 12 yılda 500 bine yakın atan öğretmen sayısı, maddi planda çok büyük göstergeler ama eğitimdeki kaliteyi arzu ettiğimiz ölçüde yakalayamadığımızı gösteriyor. Bunun için daha çok gayret sarf etmeliyiz, hem üniversiteler hem de milli eğitim sistemimize bağlı olan kurumlarımızın, kalite üzerinde çok daha fazla durmasında yarar var" ifadesini kullandı.

"Hukuk içinde kalmaya mecburuz"
Arınç, yargı, medya ve güvenlik güçleri içerisinde emirlerini hukuktan, yönetmelikten ve mevzuatlardan değil, kendi içerisindeki bir hiyerarşik yapılanmadan alan başka kurumlar meydana gelmişse bunun da büyük bir tehlike olduğuna dikkati çekti.

Dışarıdan Türkiye'ye yatırım yapmak isteyenlerin sorduğu sorulardan birisinin de "Hukuk sisteminin ciddiyetini koruyup koruyamayacağı" olduğunu söyleyen Arınç, "Bizim konuşmalarımızda hep bu güvenceyi vermemiz lazım. Bu ülkede adalet içerisindeki farklı bir yapılaşmayla ilgili değil, aynı zamanda hükümetlerin de parlamentonun da sürdürülebilir bir hukuk sistemini var etmesi lazım" diye konuştu.

Burada kendileri kadar iş dünyasına da büyük sorumluluk düştüğünü belirten Arınç, "Artık devletin bir yüzü vardır iki yüzü değil, o da hukuktur demenin tam zamanıdır. Hukuk içinde kalmaya mecburuz, hukuk örselenir, yıpranırsa Kutup Yıldızı olmadığında yolumuzu kaybetme çok daha büyük bir risk haline gelir. Her şey yıkılmalı ama adalet yerinde kalmalı ki insanlara yol gösterebilsin, 'Adalet var, şurada da hakimler var. Mutlaka hakkımı alabileceğim' düşüncesi hakim olmalıdır" değerlendirmesini yaptı.

Arınç, son yaşanan olayların bir dönem Türkiye'de adalet adına cinayet işlendiğini gösterebileceğine de dikkati çekerek sözlerini şöyle tamamladı:

"Ama bu sadece bununla sınırlı kalmalı. Herkes yargıdan şikayet etmeye başlarsa herkes kendi hakkında verilen kararın bir kumpas sonucu alındığını iddia etmeye başlarsa bu işin sonunun nereye varacağını düşünmek bile istemiyorum. Özel yetkili mahkemeler içerisindeki bazı yargılamalarda bazı hukuk cinayetleri işlenmiş olabilir, bunların bir kısmı AYM kararlarıyla ortaya çıkıyor. Ama adi suçlarda bile insanlar, kendilerini savunmak adına bana da kumpas kurdular gibi mazeretlerin ardına sığınmaya başlarsa o zaman yargının tamamını taşın altına koymak gerekir ki adaletten başka nereye sığınacağız.

Dolayısıyla adaleti, hukuku, hukukun bağımsız ve tarafsızlığını mutlaka sağlamalı bunun için gayret göstermeliyiz. Herkesin elini taşın altına koyarken sığınacak bir hukuk olmalı ki onun var olduğu bir yerde nasıl olsa bütün yanlışlar düzelir diye bir kanaat ortaya çıkabilmeli."

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.