HSYK’dan müfettişlere: Bakan size inceleme talimatı veremez
Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) 3. Dairesi, “Adalet Bakanı’nın, Daire’nin bir teklifi olmadan hâkim ve savcılar hakkında herhangi bir araştırma, inceleme ya da soruşturma başlatma yetkisi kesinlikle bulunmamaktadır” görüşünü dile getirdi. Karar gerekçesinde, aynı zamanda HSYK Başkanı olan Adalet Bakanı’nın tek başına yaptığı bu işlemleri “hukuk aleminde vücut bulmadığı ve yok hükmünde sayılarak işlemden kaldırılması gerektiği” vurgulandı.,

HSYK 3. Dairesi, Adalet Bakanı’nın Daire’nin bir teklifi olmadan hâkim ve savcılar hakkında herhangi bir araştırma, inceleme ya da soruşturma başlatma yetkisi kesinlikle bulunmadığına hükmetti. Daha önce Adalet Bakanı Bozdağ, kendisi hakkında “yargıya müdahale ettiği” iddiasıyla tutanak da tutan eski İzmir Cumhuriyet Başsavcısı Hüseyin Baş hakkında kurul teklif etmediği halde inceleme izni vererek müfettiş görevlendirince, Kurul müfettiş raporunu, “bakanın verdiği inceleme izni yok hükmünde” gerekçesiyle işleme almamıştı. Alınan bu kararın gerekçesi HSYK tarafından bugün açıklandı.

17-25 Aralık süreci sonrasında hükümetin HSYK Kanunu’nda yaptığı bazı değişiklikleri iptal eden Anayasa Mahkemesi, gerekçesinde hâkim ve savcılar hakkında inceleme ve soruşturma kararlarının kurulun ilgili dairesince teklif edilmesi gerektiğine işaret etmişti. Gerekçede, Anayasa uyarınca, HSYK Başkanı olan Adalet Bakanı’nın 3. Daire’nin teklif etmediği inceleme-soruşturma konularında son sözü söyleme yetkisinin olmadığı belirtilmişti.

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ ise, kendisi hakkında “yargıya müdahale ettiği” iddiasıyla tutanak da tutan eski İzmir Cumhuriyet Başsavcısı Hüseyin Baş hakkında kurul teklif etmediği halde inceleme izni vererek müfettiş görevlendirmişti. Kurul ise müfettiş raporunu, “bakanın verdiği inceleme izni yok hükmünde” gerekçesiyle işleme almamıştı.

HSYK 3. Daire, söz konusu kararına ilişkin gerekçesini açıkladı. Gerekçede, “Adalet Bakanı’nın 3. Daire’nin bir teklifi olmadan hâkim ve savcılar hakkında herhangi bir araştırma, inceleme ya da soruşturma başlatma yetkisi kesinlikle bulunmamaktadır. Diğer taraftan, Adalet Bakanı’nın 3. Daire’nin vermiş olduğu bir inceleme kararını soruşturmaya dönüştürmesi veya muhakkik eliyle inceleme yapılması yönündeki kararını müfettiş marifetiyle yapılması şeklinde değiştirmesi de kesinlikli olanaklı değildir” denildi.

Kurul müfettişlerinin de “HSYK 3. Dairesi’nin izin vermediği konularda bakan talimatıyla hâkim ve savcılar hakkında rapor hazırlayıp, inceleme yapması da anayasaya aykırı olarak” değerlendirildi. Gerekçede, “HSYK idari bir kurul olmasına karşın nevi şahsına münhasır özellikler taşımaktadır ve merkezi idare ve kurulu temsil ve yönetim yetkisi verilen Adalet Bakanı ile ilişkisinde sınırlar ve çerçeve belirlenmiştir. Bu bağlamda Kurul Başkanı’yla Teftiş Kurulu arasında koordinasyon ve verimli çalışmayı hedefleyen gözetim ilişkisi mevcut olabilir, ancak onun Teftiş Kurulu’na emir vermesini de kapsayan hiyerarşik bir ilişkiden söz edilemez. Teftiş Kurulu, kurul adına görev yapar ve ona karşı sorumludur” ifadesine yer verildi.

Kurulun bu kararı, hakkında HSYK 3. Dairesi’nin teklif etmediği konularda müfettişlerce haklarında inceleme veya soruşturma yapılan hâkim ve savcıların durumunu etkileyecek. Dairenin inceleme izni vermediği hususlarda inceleme ve soruşturma geçiren hâkim ve savcılar, duruma kurul kararını emsal göstererek savunma vermeyebilecek.

HSYK 3. Daire kararının gerekçesinin tam metni

15. 02. 2014 tarih ve 6524 sayılı “Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun”la birlikte HSYK’nın yapısı ve işleyişiyle ilgili birtakım değişiklikler yapılmıştır. 6524 sayılı Kanunun çeşitli hükümlerinin iptali için yapılan başvuru üzerine, Anayasa Mahkemesi (AYM), 10. 04. 2014 tarih, 201457 E ve 201481 K sayılı kararı ile 6524 sayılı kararı ile 6524 sayılı kanunun pek çok maddesiyle ilgili iptal kararı vermiş, bazı maddelerinin yürütülmesini durdurmuş, bazı maddelerin nasıl anlaşılması ve uygulanması gerektiği konusuna gerekçeli kararında ışık tutmuştur.

6524 sayılı Kanunun 23. maddesiyle 6087 kanunun ikinci fıkrasının (ç) bendi şu şekilde değiştirilmiştir:

“ç) ilgili dairenin teklifi üzerine hâkim ve savcılar hakkında denetim, araştırma, inceleme ve soruşturma yapılması işleri ile inceleme ve soruşturma yapılmasına yer olmadığına ilişkin işlemlere olur vermek.”

AYM bu bentte yapılan değişikliğin Anayasaya aykırılık sorununu bu bendin nasıl anlaşılması gerektiği konusuyla birlikte incelemiştir. AYM bu konuya ilişkin iptal başvurusunu Anayasanın 159. maddesinin dokuzuncu fıkrası çerçevesinde değerlendirmiştir. Bu fıkrada; “Hakim ve savcıların görevlerini; kanun, tüzük, yönetmeliklere ve genelgelere (hakimler için idari nitelikteki genelgelere) uygun olarak yapıp yapmadıklarını denetleme, görevlerinden dolayı veya görevleri sırasında suç işleyip işlemediklerini, hal ve eylemlerinin sıfat ve görevleri icaplarına uyup uymadığını araştırma ve gerektiğinde haklarında inceleme ve soruşturma işlemleri, ilgili dairenin teklifi ve HSYK Başkanının oluru ile kurul müfettişlerine yaptırılır” hükmü bulunmaktadır. AYM’ye göre, anılan Anayasa hükmü uyarınca, hakim ve savcılar hakkında araştırma ve gerektiğinde inceleme ve soruşturma işlemlerinin kurul müfettişlerine yaptırılabilmesi için ilgili dairenin teklifi ve HSYK Başkanının oluru gerekmektedir. Bu iki koşulun birlikte gerçekleşmemesi halinde, hakimler ve savcılar hakkında inceleme ve soruşturma yapılabilmesine olanak bulunmamaktadır.

AYM, dava konusu kuralın, hukuki  sonuçları itibariyle , 6524 sayılı kanunla yapılan değişiklikten önceki kuraldan farklı olmadığını değerlendirerek kararın ilgili kısmında şu sonuca varmıştır:

“Dava konusu kural, önceki kuraldan farklı ve yeni hukuki bir durum doğurmadığından, hakim ve savcılar hakkında inceleme ve soruşturma yapılabilmesi için ilgili dairenin inceleme ve soruşturma yapılması yolunda teklifte bulunması zorunlu olup, ilgili dairenin bu yönde bir teklifi olmaksızın Başkan tarafından inceleme ve soruşturma izni verilebilmesi mümkün bulunmamaktadır.”

AYM vermiş olduğu kararda bu hükmün iptali yoluna gitmemekle birlikte, söz konusu hükmün nasıl anlaşılması gerektiği konusunda Anayasanın 159. maddesinin 9. fıkrasını dayanak tutarak açıklık getirmiştir. Doktrinde AYM’nin  yorumu ret kararının ve buradaki gerekçenin bağlayıcı olup olmadığı konusunda farklı görüşler bulunmakla birlikte, yorumlu ret kararının ve buna dayanak oluşturan gerekçenin yol göstericiliği konusunda herhangi bir itiraz bulunmamaktadır.

AYM’nin HSYK 3. Dairesi ile Adalet Bakanı arasında hakim ve savcıların inceleme ve soruşturma izinlerine ilişkin yetkilerinin sınırlarını belirleyen bu açık ve net gerekçeli kararı karşısında, Adalet Bakanının 3. Dairenin bir teklifi olmadan hakim ve savcılar hakkında herhangi bir araştırma, inceleme ya da soruşturma başlatma yetkisi kesinlikle bulunmamaktadır. Diğer taraftan, Adalet Bakanının 3. Dairenin vermiş olduğu bir inceleme kararını soruşturmaya dönüştürmesi veya muhakkik eliyle inceleme yapılması yönündeki kararını müfettiş marifetiyle yapılması şeklinde değiştirmesi de kesinlikli olanaklı değildir.

HSYK. 3 Dairesi ile Adalet Bakanı arasında uygulama sorunlarına neden olan diğer bir husus ise HSYK Teftiş Kurulunun ve müfettişlerinin kime karşı sorumlu olarak çalışacağı konusuna kanunun 14. maddesinin 1. fıkrasında yer alan “iki” ibaresi “üç”, ikinci fıkrasında yer alan “Üçüncü Daire Başkanının” ibaresi “Başkanının” üçüncü fıkrasında yer alan “kurula” ibaresi “başkana” , dördüncü fıkrasının ( C ) bendinde yer alan “kurul” ibaresi “Başkan” şeklinde değiştirilmişti.

AYM verdiği iptal kararıyla, 6087 sayılı kanunun 14. maddesinin 3. fıkrasında yer alan; “kurul müfettişleri, görevlerini yerine getirirken Teftiş Kurulu Başkanına; Teftiş Kurulu Başkanı ise Başkana karşı sorumludur” hükmündeki “kurula” ibaresinin “Başkana” şeklinde değiştirilmesinde şu gerekçeye yer verilmiştir;

“Sorumluluk” kavramı bir görevinin gereği gibi yerine getirilip getirilmediği yönünden bir değerlendirmeyi ve bunun sonucuna göre işlem yapmayı ifade eder ve bu durum ancak hiyerarşik ilişkilerde söz konusu olabilir. Teftiş Kurulu ve Kurul Başkanı arasında ise böyle bir hiyerarşik ilişkinin kurulması Anayasaya göre mümkün bulunmamaktadır ve Anayasaya aykırı olan “Başkana “ ibaresinin iptaline karar verilmiştir.

AYM ayrıca aynı maddenin 4. fıkrasının ( c ) bendinde yer alan “kanun, tüzük ve yönetmeliklerde gösterilen veya başkan tarafından verilen benzeri görevleri yapmak” hükmündeki “kurul” ibaresini

“başkan” şeklinde değiştirilmesinin Anayasaya aykırı olması nedeniyle “Başkan” ibaresinin iptaline karar vermiştir. Bu husustaki gerekçe de şöyledir:

Görev verme kavramı altlık üstlük ilişkisini gösteren hiyerarşik ilişkilerde geçerlidir. Anayasanın 159. madde hükmü gözetildiğinde Başkan ile Teftiş Kurulu arasında böyle bir hiyerarşik ilişkilerde geçerlidir. Anayasanın 159. madde hükmü gözetildiğinde Başkan ile Teftiş Kurulu arasında böyle bir hiyerarşik ilişki bulunmamaktadır ve yukarıdaki paragraftaki açıklamalar uyarınca Kurul Başkanının Teftiş  Kurulu kanunda, tüzükte, yönetmelikte belirtilenlere benzer görevler verebilmesinin Anayasaya aykırı olduğu sonucuna varılmıştır.

6524 sayılı kanunun 31. maddesiyle 6087 sayılı kanunun 14. maddesinin 2. Fıkrasındaki “Üçüncü Daire Başkanının” ibaresi “Başkanının” şeklinde değiştirilmesinin iptali istemiyle yapılan başvuruda ise şu değerlendirme yapılmıştır:

Kanunun 14. maddesi uyarınca Teftiş Kurulu ve müfettişler mahkemelerin bağımsızlığı ve hakimlik teminatı esaslarına göre görev yapmaktadır; Teftiş Kurulunun verimli şekilde işlemesi ya da kurum içi koordinasyonun gözetimi yetkisi verilmesi, mahkemelerin bağımsızlığı ve hakimlik teminatı esaslarına görev yapan  Teftiş Kurulu ve müfettişlerin bağımsızlık ve tarafsızlıklarına aykırı bir durum teşkil etmeyecektir. Bu açıklamayla gözetim yetkisinin çerçevesi belirlenmektedir. Devamla Anayasanın 159. maddesine göre, kurulun temsil ve yönetimi kurul başkanına aittir. Yönetim kavramı aynı zamanda o kurum veya kurulun verimli çalışmasını gözetmeyi de içerir. Bununla birlikte müfettişleri yönlendirme ve denetleme yetkisini kesinlikle içermeyen gözetim yetkisi bu çerçevede Anayasaya aykırı bulunmamıştır.

6524 sayılı kanunun 33. maddesiyle 6087 sayılı kanunun 16. maddesinin 1 numaralı fıkrasının ( e ) bendinde yer alan “ilgili daire başkanı” ibaresinin “başkan” şeklinde değişikliğine dair düzenlemenin ele alınmasında ise “kanun, tüzük ve yönetmeliklerde gösterilen veya başkan tarafından verilen venzeri görevleri yapmak veya yaptırmak” görevinin yukarıda 14.amddenin 4. Fıkrası ( c ) bendindeki değişiklik hakkındaki açıklamalar doğrultusunda iptaline karar verilmiştir.

Bu anlamda; Anayasanın 140. maddesinde, hakimlerin “Mahkemelerin bağımsızlığı ve hakimlik teminatı” esaslarına göre görev yapacakları, hakimler ve savcılar hakkında disiplin kovuşturması açılması ve disiplin cezası verilmesi, görevleriyle ilgili veya görevleri sırasında işledikleri suçlardan dolayı soruşturma yapılması ve yargılanmalarına karar verilmesi, meslekten çıkarılmayı gerektiren suçluluk ve yetersizlik hallerinin “mahkemelerin bağımsızlığı ve hakimlik teminatı”  esaslarına göre kanunla düzenleneceği belirtilmiştir.

07.05.2014 gün ve 5982 sayılı kanunla Anayasanın 144. Maddesinde değişiklik yapılarak adalet müfettişlerince yapılacak denetimin, adalet hizmetleri ile savcıların idari görevleri yönünden denetimi ve sınırlandırılmış ve Adalet Bakanının geniş yetkisinin bulunduğu bu alan ayrı yasal düzenleme altına alınmıştır.

Anayasanın 159. maddesiyle oluşturulan HSYK idari bir kurul olmakla birlikte “mahkemelerin bağımsızlığı ve hakimlik teminatı” esaslarına göre kurulup faaliyet göstermektedir ki -bu özellik aslında haklarında işlem tesis ettikleri hakim ve savcılardan kaynaklanmaktadır -Anayasanın “yürütme” bölümünün “idare” başlıklı kısmında değil, “Yargı” başlıklı bölümünde yer verilmiştir. 159. madde uyarınca hakim ve savcılar hakkında denetim; görevlerinden dolayı veya sırasında suç işleyip işlemedikleri, hal ve eylemlerinden sıfat ve görevleri icaplarına uyup uymadığı araştırma ve gerektiğinde haklarında inceleme ve soruşturma işlemlerinin, ilgili dairenin teklifi ve HSYK Başkanının oluru ile Kurul Müfettişlerine veya daha kıdemli hakim veya savcı eliyle yaptırılabileceği hükmü altına alınmıştır.

6087 sayılı kanunun HSYK 3. Dairesinin de görevlerinin düzenleyen 9. maddenin 3. fıkrasının B bendinde “Hakim ve Savcıların görevlerini; kanun, tüzük, yönetmelik ve genelgelere (hakimler için idari nitelikteki genelgelere ) uygun olarak yapıp yapmadıklarına ilişkin denetleme işlemlerini Teftiş Kuruluna yaptırmak” ve Ç bendinde ise “Hakimler ve savcıların görevlerinden dolayı veya görevleri sırasında suç işleyip işlemediklerini, hal ve eylemlerinin sıfat ve görevleri icaplarına uyup uymadığını kurul müfettişleri veya müfettiş yetkilerini haiz kıdemli hakim veya savcı eliyle araştırma ve gerektiğinde haklarında inceleme ve soruşturma işlemleri için teklifte bulunmak” şeklinde düzenleme yapılmıştır.

Mevcut düzenlemeler uyarınca HSYK idari bir kurul olmasına karşın nevi şahsına münhasır özellikler taşımaktadır ve merkezi idare ve kurulu temsil ve yönetim yetkisi verilen Adalet Bakanı ile ilişkisinde sınırlar ve çerçeve belirlenmiştir. Bu bağlamda Kurul Başkanıyla Teftiş Kurulu arasında koordinasyon ve verimli çalışmayı hedefleyen gözetim ilişkisi mevcut olabilir, ancak onun Teftiş Kuruluna emir vermesini de kapsayan hiyerarşik bir ilişkiden söz edilemez. Teftiş Kurulu kurul adına görev yapar ve ona karşı sorumludur. AYM verdiği iptal kararıyla, Anayasada öngörülen yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı ile hakimlik ve savcılık teminatının sağlanmasında önceli bir güvence olarak Teftiş Kurulunun Adalet Bakanına karşı değil siyasi etkilerden uzak bir şekilde kurulun emir ve sorumluluğu altında çalışması hususunu ortaya koymuştur. Teftiş Kurulu Başkanlığı ve uhdesindeki müfettişlerin, inceleme ve soruşturmalarda istihdam edilecek muhakkiklerin görevlerini ifa ederken kurula karşı sorumlu oldukları izahtan varestedir.

Bu anlamda hakimler ve savcılar hakkında görevlerinden dolayı veya görevleri sırasında suç işleyip işlemedikleri veya haklarında gerçekleştirikecek disiplin soruşturmasına esas olmak üzere yapılan her türlü ihbar ve şikayetlerin inceleme mercii HSYK 3.Dairesidir. Araştırma, inceleme veya soruşturma yapılıp yapılmayacağını belirlenmesi de münhasıran 3.Dairenin görevindedir. Kurul Başkanının görevi ise denetim, araştırma, inceleme veya soruşturma işlemleri ile bunların müfettiş ya da muhakkik tarafından gerçekleştirilmesine dair Daire teklifine “olur” vermekten ibarettir. Bu anlamda daire tarafından teklif edilmesine karar verilmeyen herhangi bir inceleme veya soruşturma işleminin, sadece “olur”  verme yetkisine haiz kurul başkanı tarafından verilmesi ve bu kararın bir uzantısı olan müfettiş veya muhakkik görevlendirilmesi yoluna bizzat kurul başkanı tarafından gidilmesi yetki gaspı niteliğindedir.

‘Hukuk aleminde vücut bulmayan

inceleme ve soruşturmalar yok hükmünde’

Anayasanın 159. Maddesi ve Anayasa Mahkemesinin ortaya koymuş olduğu bu gerekçeler çerçevesinde, Adalet Bakanının HSYK 3. Dairesi tarafından ilgililer hakkında inceleme veya soruşturma yapılması yönünde bir irade ve teklifi olmaması, Anayasa tarafından bakana verilmeyen bir yetkinin kullanılması gibi hukuk aleminde vücut bulmayan, doğrudan ve tek taraflı olarak kurul başkanı tarafından müfettiş veya muhakkik marifetiyle yaptırılan inceleme ve soruşturma işlemlerinin yok hükmünde bulundukları sonucuna varılmıştır. Bu kapsamda görülen inceleme ve soruşturma işlemlerinin gerekli yasal koşulları taşımaması nedeniyle işlemden kaldırılması gerekmektedir.

Açıklanan gerekçelerle; usulüne uygun olarak dairemizce verilmiş bir inceleme izni bulunmadığından kurul başkanı sıfatıyla Adalet Bakanının tek başına vermiş olduğu inceleme iznine istinaden yapılmış olan müfettiş işlemlerinin yok hükmünde sayılması gerektiği kanaat ve sonucuna varılmıştır.

Arzu Yıldız / T24

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.