'İfade özgürlüğü mutlaka asıldır'
Bakanlar Kurulu toplantısı sona erdi. Toplantının ardından bir basın toplantısı düzenleyen Başbakan Yardımcısı Arınç, 4. yargı paketinin tamamlandığını ifade ederek, "Sayın bakanlarımız da bugün imzalarını atarak, tasarıyı Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne gönderdik. Sanıyorum Pazartesi gününden itibaren Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin gündeminde olacak. Öncelikle komisyonda görüşülecek olan tasarının yine önümüzdeki günlerde ivedilikle Genel Kurul'da görüşülmesini hepimiz bekliyoruz" dedi. Bakanlar Kurulu toplantısının gündeminde olan konulara ilişkin açıklamalarda bulunan Arınç, gazetecilerin sorularını da yanıtladı. 4. yargı paketinin içeriğine yönelik bir soru üzerine Arınç, bu konuda bilinmeyen hiçbir şeyin kalmadığını dile getirdi. Uzun süre herkesin 4. yargı paketi konusunda çok şey yazıldığını anlatan Arınç, 4. yargı paketi konusunda çok büyük beklentiler içerisine girildiğini dile getirdi. Adalet Bakanı Sadullah Ergin ile ilgililerin yaptığı açıklamalarda paketin temelinde ne olduğunun görüldüğünü söyleyen Arınç, şöyle devam etti:
"Terörde şiddet unsuru dendiği zaman bu yanlış bir ifade olur çünkü zaten şiddet terörün unsurlarından birisidir. Bizim terörle mücadele kanunun 6. ve 7. maddelerinde yapacağımız yeni yasal düzenlemede, bildir ve açıklamalarda silaha, şiddete, teröre yönlendirici unsurların olmamasıdır. Eğer bir bildiri, bir açıklamada veya başka bir şekilde fikir ve düşüncelerini ortaya koyarken, övme unsurunun, propaganda unsurunun şiddetten arındırılması gerektiğini düşünüyoruz. Açıklamalarda teröre, şiddete yönlendiren unsurların olmaması gerektiğini düşünüyoruz. Bu ayrıcalık bu güne kadar yoktu. Dolayısıyla Avrupa İnsan Haklar Mahkemesinin pek çok kararında ve pek çok raporlarda şiddet taşımayan düşünce açıklamalarının, terörle ilintili olmayan düşünce açıklamalarının suç olmaması gerektiği ifade ediliyordu." Bunun tamamen doğru olduğunu vurgulayan Arınç, "İnsan Hakları Sözleşmesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin kararları bir tarafa, dünyanın geldiği noktada, ifade özgürlüğü mutlaka asıldır ve ifade özgürlüğü de bütün özgürlüklerin de bileşkesidir" dedi.

-"BEKLENTİLERİNİZİ KARŞILAMAYACAĞI İÇİN 4. YARGI PAKETİNDEN DOLAYI MAHCUBİYET DUYUYORUM"-

Bir konuşmada, bir kitapta veya başka bir şekilde düşünce açıklamada, suç işlemeye yöneltilmiyorsa, şiddet ve terör teşvik edilmiyorsa, birilerine ya da kendilerine aykırı gelse bile bütün düşüncelerin özgür olmasının asıl olduğuna işaret eden Arınç, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Dolayısıyla bugün özelikle 6. ve 7. maddelerde, Türk Ceza Kanunu'nun zannediyorum 215. maddesinde yapacağımız değişikliklerle düşünce açıklamalarındaki şiddet unsurunu daha çok ön plana çıkarıyoruz. Bu bence düşünce ve ifade özgürlüğü konusunda atılmış en önemli adımlardan birkaçıdır. Aynı zamanda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin kararlarında ifade edilen hususlarda da yargı sistemimizde, adli ve idari yargıda bazı değişiklikler yapılmaktadır. Adli ve idari yargı derken; tabi bazı kanun maddelerinde, ceza muhakemesi kanunda bazı değişiklikler yapılmaktadır. Basınımız kısmen bilgisizlikten, belki bilgi noksanlığından veya kısmen de arzu ettiği bir unsur olması bakımından yani "herkes dışarı mı çıkacak, üstü örtülü bir af mı geliyor, yoksa bu çözüm sürecinin bir unsuru mu, Ergenekon veya balyoz sanıkları bundan istifade mi edecek, askerler veya milletvekilleri de bu kanun çıktığı zaman hepsi tahliye mi edilmiş olacaklar" şeklindeki soruları 4. yargı paketinde cevabını bulmuyor arkadaşlar. Yapmak istediğimiz konu genel bir düzenlemedir. Özellikle bildiri ve düşünce açıklamalarda veya propagandada şiddet unsuru yoksa, silaha yöneltmiyorsa, tehdit içermiyorsa her türlü açıklamanın serbest olacağı, en azından suç teşkil etmeyeceği esası getirilmektedir. Yani beklentilerinizi karşılamayacağı için 4. yargı paketinden dolayı mahcubiyet duyduğumu da ifade etmek istiyorum. Zannediyorum Pazartesi günü kanun metni herkesin elinde olacak." 

-"ÖNEMLİ OLAN BU SÜRECİN SONUNDA GELİNECEK NOKTADIR"-

Arınç, bir gazetecinin BDP heyetinin İmralı'ya yapacağı ziyareti anımsatması üzerine, bu konunun Bakanlar Kurulu'nda gündeme gelmediğini söyledi. Ocak ayında iki milletvekilinin İmralı adasına gittiğini anımsatan Arınç, "Yarın bir aksilik olmazsa 3 milletvekilinden oluşan ikinci heyetin gitmesi söz konusu. Gittiklerinde ne konuşulacaktır, nasıl bir mesaj gelecektir bunları bilmiyoruz, bunları Bakanlar Kurulu'nda da tartışmadık. Gündemimizde böyle bir konu yok. Önemli olan bu sürecin sonunda gelinecek noktadır. Önemli bir konu. Türkiye'yi yıllardan beri meşgul eden bir konu. Türkiye'nin kanayan yarası. Eğer silah bırakmak, ülke dışına çıkmak ve bunu takip eden gelişmeler ile terörü sonlandırmak mümkün olacaksa ki biz öyle ümit ediyoruz. Kamuoyunun da beklentisi de öyle. Bu süreci hepimiz sükunetle takip etmeli ve sonuca hepimiz müdahil olmalıyız. Kamuoyunda yapılan anketlerde süreç konusunda olumlu bir düşüncenin hakim olduğunu veya terör sona erecekse bundan ülkenin, insanımızın yarar göreceği şeklindedir. Dolayısıyla, gittiler, niçin gittiler, ne konuşacaklar, onun peşinde değiliz hükümet olarak. Bunu ilgili kurum takip ediyor, sayın başbakanımıza da zaman zaman bilgi veriyor" şeklinde konuştu. 

-"EYLEMİ YAPANLARIN TESPİTİNDE ZORLUK ÇEKİLMEYECEKTİR"-

Arınç, BDP'li milletvekillerinin Karadeniz ziyareti esnasında yaşananların özel bir başlık altında Bakanlar Kurulu toplantısına görüşülmediğini dile getirirken, milletvekillerine karşı gösterilen bu tavır ve davranışların, onların öğretmen evine hapsedilişleri konusunun çirkin bir olay olduğunu belirtti. Türkiye'nin her yerinde herkesin siyaset yapabilmesi ve farklı da olsa düşüncelerini rahatlıkla açıklamayabilmesi gerektiğini ifade eden Arınç, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Toplantı ve gösteri yürüyüşlerine muhalefetin, insanlara ve mala zarar vermenin hukukta bir ceza karşılığının olduğunu biliyoruz. Arabaların üstüne çıkarak camlarını kırmaya çalışanların veya öğretmen evinde toplanarak, kollarını kaldırmış bir şekilde bazı işaretleri veren bazı grupların taşkınlıkları açık bir şekilde görülüyor. Emniyet güçleri kamera kayıtlarından veya başka bir delille bu kanuna aykırı eylemi yapanların tespitinde zorluk çekmeyecektir. Bu yargı sürecinin başlamasıdır. Savcılık soruşturma yapmaktadır. Sonunda bu olaylarda kimin dahil olduğu, kimin kanunsuz bir eylem yaptığını herhalde hepimiz göreceğiz ve yargı bu konuda kararını vermiş olacak. Sayın İçişleri Bakanımız tabi hizmet kusur olup olmadığı noktasında, özellikle Sinop'ta ve kısmen Samsun'da idarecilerimizin ve emniyet görevlilerimizin bu olayların büyümesinde bir ihmallerinin olup olmadığı konusunda müfettişler aracılığıyla bir inceleme başlattığını biliyoruz. Esasen doğrudur çünkü her olayın arkasından ölümlü bir hadise olmuşsa Cumhuriyet Savcılıkları ayrıca incelemelerini derinleştiriyorlar ama bunun dışındaki olaylarda da kimin ihmal kusuru bulunduğu noktasında adli soruşturmanın yanı sıra idari soruşturmalar ve incelemeler de yapılabiliyor. Olayların failleri, tahrikçileri eminim kısa zamanda yargı önüne çıkarılmış olacaktır."

ANKA

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.