İktidar, 9 yılda 49 hapishane yaptı

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisince Kongre Caddesi'nde düzenlenen mitingde, AK Parti hükümetini eleştirerek, iktidara gelmeleri durumunda yapacakları çalışmalar hakkında bilgi verdi. Mitinge 50 dakika geç gelen Kılıçdaroğlu, seçim otobüsünde çalan türküye değinerek sözlerine başladı ve “Türkümüz diyor ki, 'ak dedik, kara çıktı'. Bunların zaten aklıkla falan bir alakası yok. Çok güzel bir pankart var orada. Gerçekten bizim insanımızın zekasına hayranım. 'AKP'lilerin en sevdiği hayvan nedir? Fil. Çünkü fillerin hortumları vardır' demişler” diye konuştu. 

“Size sözüm var, size ahdim var. Bu ülkede herkesin barış içinde yaşayacağı, herkesin içinde yaşayacağı, bir çocuğun bile yatağa aç girmeyeceği, güzel Türkiye'yi kuracağız ve bunun gereği neyse sonuna kadar yapacağız” diyen Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: 

“9 yıldır ülkeyi yönetiyorlar. Allah aşkına Ardahan'a ne verdiler? Bir de bir meşhur sloganları var bunların. 'İstikrar sürsün Türkiye büyüsün'. Ardahan büyüdü mü? Fabrikalar açıldı mı? Hayvancılık gelişti mi? Süt fiyatları iyi mi? Ee, peki neyin istikrarı sürsün? Recep'in istikrarı sürsün. Recepler büyüsün, köşeyi dönsünler. Bunların istikrarı bu. 2,5 aylık Kübra annesinin kucağında açlıktan ölürken, Recep Tayyip Erdoğan'ın üzüldüğünü duydunuz mu? Şimdi diyor ki: Rica ediyorum bundan bahsetmesin. Bundan bahsetmezsem ben senin maskeni nasıl indireceğim. 

Diyarbakır'da bir anne 4 çocuğuna sabah kahvaltısı veremedi diye intihar ediyorsa, bunun ayıbı Ankara'da oturup ahkam kesenlerin değil mi? Bundan bahsetmeyecek miyiz? Elbette bahsedeceğiz. Eğer insansak yüreğimizde insan sevgisi taşıyorsak bundan bahsedeceğiz. Eğer bir anne çocuğunu oğlunu hastanenin bahçesinde bırakıp, bir notta 'ben oğluma bakamıyorum, param yok, gelirim yok ne olur bu çocuğumu bulan buna baksın. Allah rızası için baksın' diyorsa bunun ayıbı, bunun utancı Ankara'da oturanlara ait değil mi? Recep Bey bunlardan utanıyor mu? Bunlardan sıkılıyor mu? Çünkü onun derdi hortum. Yandaşlarımız nasıl köşeyi döner onun derdi bu.”
Kılıçdaroğlu, AK Parti'nin derdinin yandaşları olduğunu ileri sürerek, şöyle dedi: 

“MİLLET MAKARNA DEĞİL,  İŞ İSTİYOR”
Ardahan'ın Türkiye'nin en güzel illerinden birisi olduğunu ifade eden Kılıçdaroğlu, “Ardahan il olurken nüfusuna bakın şimdiki nüfusuna bakın. 100 binin üstünde nüfus göç etmiş. Niye göç eder bir insan? 'Türkiye büyüsün' diyorlardı. Ee, Türkiye büyüyorsa, Ardahan Türkiye'nin parçası değil mi? En güzel illerden birisi değil mi? Ee, Ardahan niye küçülüyor? Onlar büyüdüler. Onlar köşeyi döndüler. Hani bizim türkümüz varya 'Aradık hep ceplerini her taraftan para çıktı' diyor. Onlar öyle” dedi. 

Vatandaşa bir sözünün olduğunu, aynı şekilde AK Parti'nin de bir sözünün bulunduğunu bildiren Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti: 

“Size sözümüz var. AKP'nin de bir sözü var. AKP'nin sözü şu: Millet çalışmasın, millet üretmesin. Bunun için de elinden ne geliyorsa yapıyor. Mazot mu? Fiyata zam yap. Gübre mi? Fiyata zam yap. İlaç mı? Fiyata zam yap. Elektrik mi? Fiyata zam yap. Millet üretmesin. Ne olacak? Suya makarnaya muhtaç olacak. Bir afişimiz vardı 'Tayyip yaz AKP'ye gönder makarna evine gelsin' diyor. Millet makarna değil, millet iş istiyor, millet aş istiyor.” 

9 YILDA 49 HAPİSHANE
Kılıçdaroğlu, “AKP hükümeti son 9 yılda 49 tane yeni hapishane yaptı. Yeni hapishane yapacağına, 49 tane yeni fabrika yapsaydınız gençlerimiz gidip çalışsaydı, üretseydi, emek harcasaydı, kazansaydı evine alın teriyle kazandığı ekmeği götürseydi günaha mı girmiş olurlardı” dedi. 

Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: 

“Onlar fabrika değil hapishane sözü verdiler. Onlar fabrika değil, hapishane açtılar. Halkın iktidarında hapishane değil, fabrika olacak. İşsizlik değil, iş olacak. Aşsızlık değil, aş olacak. Sizin için çalışacağız, sizin için üreteceğiz. Hemen üstümüzde dershane var. Dershanede gençlerimiz var. 'YGS yaz Tayyibe gönder şifre cebine gelsin' diyorlar duydunuz mu. 1 milyon 700 bin çocuğumuzun emekleriyle oynadılar. 1 milyon 700 bin çocuğumuzun geleceğiyle oynadılar.” 

Bu sırada vatandaşların “Şifreci Tayyip” diye bağırmaları üzerine Kılıçdaroğlu, “Ben onun şifreci olduğunu biliyorum zaten. Onun gizli gündemi var. Ama ben onun şifresini çözdüm, itiraflara başladı. Daha çok şey itiraf ettireceğim ona. 'Benim bakanlarımdan bazıları yolsuzluk yaptılar diye onları milletvekili listelerine almadım' diyorsun. Ben de dedim ki 'çık o yolsuzluk yapan bakanların açıkla.' İsimlerini de verdim. 'Benim içişlerime karışma' diyor. 'Bizim partinin içişlerine karışma' diyor. Ben senin içişlerine karışmıyorum. 

Ben, 'yolsuzluk yapan bakanlarını açıkla' diyorum. 'Kul hakkı yiyen bakanların kimse öğrenelim' diyorum. Cumhuriyet tarihinde ilk kez bir başbakan çıktı, 'benim bakanlarım yolsuzluk yaptı ben de onları milletvekili listelerine almadım' dedi. Böylece bir hükümetin bakanlarının yolsuzluk yaptığını bu ülkenin Başbakanı açıkladı. Diyorum ya Allah büyüktür şifresini çözdüm, daha çok itiraf edecek.”

“SÖZLEŞMELİ KALKACAK HERKES KADROLU ÖĞRETMEN OLACAK”
Kılıçdaroğlu, öğretmenlerin neden atanamadıklarını sorarak, “Üniversiteyi bitirmiş öğretmen olacak, niye öğretmen atamıyorlar? Çocuklar iyi eğitilemesin diye, sınav kazanmasınlar diye, işsiz kalsınlar AKP'ye muhtaç olsunlar diye. Bunu kaldıracağız hiç endişe etmeyin öğrencimiz var, okulumuz var, öğrenci ve öğretmeni okulda buluşturacağız” dedi. 

Bu arada Kılıçdaroğlu, Ardahan'dan helikopterle Iğdır'a gitmek üzere 75. Yıl Cumhuriyet Stadı'na geldiğinde burada bir gazetecinin Hakkari'de yaptığı açıklamayı hatırlatması üzerine, açıklamasının çarpıtıldığını söyledi. “Ne söyledim orada? Ayrışma süreci değil, öyle bir şey söz konusu değil” diyen Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti: 

“AB'nin kabul ettiği koşullarda, evrensel koşullarda yerel yönetimleri, yerel belediye başkanlarını kim seçiyor? Halk seçiyor. Oradaki vatandaşlar seçiyor. Belediye Yasası çıkması lazım. Yerel yönetimleri biraz daha yetkilendirmemiz lazım. Bunu açın ta eskiden yerel parti programımızda var. Bütün partilerin programında var. Ama bunu AKP yapmadı. Biz yapacağız. Halkımıza güveniyoruz. Hiçbir yurttaşımız bu ülkeden ayrılmak istemiyor. Dün bana belediye başkanının odasında eski bir muhtar 'Ben ülkemi seviyorum' dedi. 'Hakkari'yi de seviyorum, İzmir'i de seviyorum. İzmir benim için neyse Hakkari de aynı o.' Aynı şeyi söylüyoruz zaten. 

Ayrılmak değil, bütünleşmek istiyoruz. Ayrışmak değil, bir araya gelmek istiyoruz. Siyasetçinin görevi ayrışmayı tetiklemek değildir. Tam tersine insanımıza güveneceğiz. İnsanlarımızı bir araya getireceğiz. Var olan sorunları çözeceğiz. Siyaset kurumunun görevi budur. Bu bazıları, özellikle yandaş medya, 'Efendim oralar ayrılacak mı?' bunu söyledi. 'O iller ayrılacak mı?' Kimse ayrılmak istemiyor. Biz de ayrılmak istemiyoruz. 

Bu güzel ülkede demokrasiyi, özgürlükleri ve insan haklarını geliştirerek daha çağdaş, daha uygar bir Türkiye yaratacağız. Baskıcı değil, özgürlükçü bir Türkiye'nin olması lazım. Herkesin karnının doyduğu güzel bir Türkiye yaratmak istiyoruz. Ama tabii ki bunu ne kadar TRT yayınlar, ne kadar kırpılır onu bilmem. Siz gönderirsiniz de mutfakta ne olur, onu bilemiyorum. Ama mutfakta bunun tamamının yayınlanmasını isterim.” (AA)


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.