İlhan Cihaner: Cemaatten silahlı terör örgütü olmaz
Erzincan Cumhuriyet Başsavcıyken yürüttüğü "cemaat soruşturması" nedeniyle makamında gözaltına alınarak tutuklanan CHP Denizli Milletvekili İlhan Cihaner, "Onlar da bunu yaşasın" demiyorum. İntikam hissi içinde değilim. Çünkü bizim karşı çıktığımız şey hukuksuzluktu. Hukuksuzluk yine varsa yine karşı çıkacağız" dedi.
Ahmet Hakan'ın İlhan Cihaner'le gerçekleştirdiği, "Cemaat silahlı terör örgütü değil, suç örgütü olabilir" başlığıyla yayımlanan Hürriyet'teki söyleşisi şöyle:

Fethullah Gülen hakkında "silahlı terör örgütü yöneticisi olmak" suçlamasıyla bir yakalama kararı çıktı. Sizce Gülen böyle bir konumda mıdır? Bu suçlamayı hak etmekte midir?
Şu anda Fethullah Gülen grubunun silahlı bir terör örgütü olduğuna dair ikna edici yeterli delil olduğunu zannetmiyorum.

"Şu anda" diyorsunuz... Bu ileride olabilir anlamına mı geliyor?
Şu anki delillerle zorlama buluyorum. Ancak Danıştay saldırısı, rahip cinayetleri ve Hrant Dink'in katledilmesi olaylarında Cemaat'e angaje oldukları anlaşılan bir takım polis şeflerinin doğrudan doğruya eylemlerin işlenmesinde payları olmasa da göz yumma şeklinde bir rollerinin olduğu düşünülüyor. Bu konuda çok ciddi doneler var. Ama tüm bunlar Gülen grubunun "silahlı terör örgütü" olduğunu düşündürtmeye yetecek şeyler değil.

Sizce Cemaat, hukuki açıdan suçlu mudur? Suçluysa suçu nedir?

İddialara bakılırsa... Çok geniş bir suç kataloğu ile itham edilebilir. Mesela Balyoz, Ergenekon, Odatv, Devrimci Karargâh davalarındaki net hukuksuzluklar ve tuzaklar eğer bu Cemaat yapısının emir komutasındaki hiyerarşi içinde kurgulanmışsa... İşte orada hürriyeti tahditten tutun da çok daha ağır suçlar söz konusu olabilir. Başbakanlık'ta gerçekleşen ortam dinlemesini bu yapının gerçekleştirdiği iddiası var. Telefon dinlemeleri var...

Hepsinden nereye varılır? Cemaat ile ilgili ne tür bir suçlama yapılabilir?
"Suç örgütü" suçlaması yapılabilir. Suç örgütü sayılmak için şu üç şart gerekli: 1- En az üç kişi olacak. 2- Birden fazla suç işleme hedefi etrafında birleşmiş olacak. 3- Gevşek de olsa aralarında bir işbölümü ve hiyerarşi olacak. Cemaat yapılanmasıyla ilgili iddialar bunları karşılıyor gibi.

Ama bu Cemaat'i peşinen suçlu ilan etmek anlamına gelmiyor mu?
İddialar üzerinden giderek bu değerlendirmeyi yapıyorum. Tabii ki aralarındaki bağlar kanıtlandığı zaman bu suçlama söz konusu olabilir. Zaten benim şu ana kadar söylediklerim tümü iddialar üzerinden söylenmiş şeylerdir.

Kanıtlama nasıl olacak? Bir savcı ya da polisin Cemaat hiyerarşisinden emir aldığı kanıtlanabilir bir şey midir?
Kanuna uygun elde edilmiş olmak koşuluyla delillerin ortaya çıkması lazım. Mesela "Emniyet İmamı" diye bir adamdan söz ediliyor, bu adamın Amerika'ya gidip Gülen'le görüştüğü ve Emniyet'le ilgili talimatlar aldığı söyleniyor, bunun belgeleri olduğu iddia ediliyor. Bu ve buna benzer iddialar soruşturulmalı. Etkin, hızlı ve adil bir soruşturma yapılmalı.

Ama gördüğümüz durum şu: İktidar ile Cemaat arasında resmen savaş var. Yargı da iktidar tarafından kuşatılmış gibi... Böyle bir tablodan adil bir soruşturma çıkar mı?

Nasıl "Cemaat yargısı"na güvenmediysek "iktidar yargısı"na da güvenmiyoruz. "Cemaat yargısı" adil olmayan bir süreci zorluyordu, şu anki yargı düzeni de aynı. İşte bakın: 14 Aralık'ta başlayan soruşturmada "Cemaat yargısı"nın tutuklama pratiğinin aynısı sergileniyor. Adam kendi rızasıyla gelmiş, muhtemeldir ki delillerin tamamı toplanmış, kaçma riski yok, bu adamı niye tutukluyorsun sen? Tutuksuz yargılanmanın esas olması lazım... Geçmişte de bunu söylüyorduk, şimdi de söylüyoruz.

O zaman bugün olup biten nedir?
Bugün olup biten şu: AKP, 17/25 Aralık sonrası Cemaat'i sistem dışı bırakmaya çalışıyor, Cemaat de kendince buna karşı koymaya çalışıyor. Durumu böyle görmemiz lazım. Yani bir tarafta basın özgürlüğü mücadelesi yok... Diğer tarafta da adalet peşinde koşan bir hükümet yok.

Hadi bir deneme yapalım

İlhan Cihaner diyor ki:
Yargıda Cemaat'in etkin olduğu dönemde uydurma bir ihbar mektubu yazılsaydı... Noter huzurunda uydurma olduğu belgeli bir ihbar mektubu...
Bir hafta içinde telefon dinlemeler, gözaltılar başlardı.

*

Soruyorum Cihaner'e:
"Peki bugün? Bugün de Cemaat'le ilgili uydurma bir ihbar mektubu yazılsa aynısı olmaz mı?"
Cevabı şu oluyor:
"Aynısı olur. Bir hafta içinde başlar telefon dinlemeler, ardından da gözaltılar gelir."

*

Ama bu denemeyi yapacak olanları uyarmayı da ihmal etmiyor Cihaner: "Aman dikkat! Bu denemeyi yapanlar, suç uydurmadan birkaç ay cezaevine girebilirler."

'İntikam hisleri içinde değilim'
Cemaat'e angaje oldukları iddia edilen savcıların emriyle makam odanızda gözaltına alındınız, hapis yattınız. Cemaat'e karşı nasıl bir his içindesiniz?
Bilinçli bir kötülüğe işaret ediyordu halleri. Ama "Onlar da bunu yaşasın" demiyorum. İntikam hissi içinde değilim. Çünkü bizim karşı çıktığımız şey hukuksuzluktu. Hukuksuzluk yine varsa yine karşı çıkacağız. Bu bırakın hukukçu olmayı, tutarlı olmayı falan insan olmanın asgari koşuludur. Yüksek gönüllülük anlamında söylemiyorum bunu. Samimi olarak söylüyorum.

Bin Ladin'i seviyorum demek suç mudur?
"Tahşiyeciler" grubunun lideri, televizyonda "Bin Ladin'i Müslüman olarak seviyorum" dedi. Bu suç mudur?
Cemaat tarafı, bu ifadeye bakarak "İşte Bin Ladin'i övdü" falan diyerek adamın suçluluğu kanıtlanmış gibi davrandı. "Bin Ladin'i Müslüman olduğu için seviyorum" cümlesinin bağlamı farklı. Bu bağlamda söylenirse suç olmaz.

Ne zaman suç olur?
"Amerika'da şu kadar insanı öldürmüştür, iyi yapmıştır, bu yapılmalıdır" diyorsa... İşte bu olmaz. Çünkü bu suçun açıkça övülmesi anlamına gelir.

"Bin Ladin'i seviyorum" demek, onun eylemlerini de destekliyorum anlamına gelmez mi?
Ben hukuki bir yorum yapıyorum. Eğer bu cümleyi suç kapsamına alırsak, düşünce özgürlüğünü çok kısıtlamış oluruz. Bu olmaz. Bu tür suçlarda başka kriterler de getirildi. Yakın tehlike, açık tehlike, kamu güvenliğini bozma gibi kriterler... Eğer bu cümleye suç muamelesi yaparsak, muhalif her çıkışı kriminalize etmiş oluruz.

Bu aktörlerden kurtulmadan bu işlerin düzelmesi zor
Yeni HSYK oluşurken "Yargıda Birlik Platformu", en azından bir koalisyon arayışına girdi. Farklı renklerde ve görüşlerde hâkim ve savcılar o platformun içinde oldular. "Yargıda Birlik Platformu" seçimi kazandı. Bu durum bir iyileşmeye işaret etmiyor mu?
İhtiyatlı bir iyimserlik içindeyim. Pratiklerine bakalım, ne olacak? Hükümetin aparatı mı olacaklar? Yoksa ön açıcı, özgürlükçü ve adil bir performans mı sergileyecekler? Eğer ikincisini yaparlarsa "ihtiyat" kısmını kaldırabiliriz.

Şimdilik nasıl gidiyorlar?

Daha yeni başladılar atamalara... Ama zaten en büyük sorunumuz da bu. Şu gelirse umutlanabilir miyiz diyoruz. Türkiye'nin bundan kurtulması lazım... Bunların domine ettiği bir "yargı", bize adaleti getirmez.

Kurtuluş nasıl olacak?

Önceliği Cemaat'in öncelikleriyle örtüşen bir hâkimin karşısına, önceliği hükümetin öncelikleriyle örtüşen bir hâkim koyarak biz bu durumu düzeltemeyiz. Normalleşmemiz lazım. Normalleşme ne AKP'den çıkar ne Cemaat'ten... Bu aktörlerden kurtulmak şart...

Nasıl olacak bu? Vatandaş oy veriyor.
Değişecek. Başka yolu yok. Vatandaş da görecek bunu. Bıkmadan, usanmadan anlatacağız. Türkiye bunlara mahkûm olabilir mi? Vatandaşımız boğazından kısıp çocuklarını okutuyor. Ama bir bakıyorsunuz sınav soruları birilerine servis ediliyor. Bunun mağduru olan vatandaşımız, hem bu işten faydalananları hem de bu işin siyasi sorumlusunu teşhis etmek zorunda.

'Cemaat medyası, suç örgütüne dahil edilemez'

Hukuki süreçler açısından Cemaat'in medyasına nasıl bakıyorsunuz?
Ahlaki ve siyasi açıdan baktığımda kendilerini temize çıkarmaları mümkün değil. Çok açık, aleni haksızlıklar yaptılar. Mesela yasa diyor ki, "tanık dinlenir" dinlenmiyor. Bunu övdüler... Ahlaki ve siyasi açıdan değil de kriminal açıdan bakarsak... Medya alanına müdahale çok risklidir. Cemaat'e sempati duyuyor olmaları, Cemaat'in gündemiyle örtüşen yayınlar yapıyor olmaları, onların suç örgütünün içine kriminal anlamda dahil edilmesini gerektirmez. Bu çok zorlama olur.

Cemaat'in yaptıklarından AKP de kriminal olarak sorumlu tutulabilir
İlhan Cihaner, Cemaat soruşturmasına AKP'nin de dahil edilmesi gerektiğini düşünüyor.
Söyledikleri şunlar:
AKP, işin siyasi ve ahlaki sorumlusu... Bundan kurtulması mümkün değil.
Kriminal anlamda bir sorumluluğu var mı? İşin bu kısmı ancak etkin ve adil bir soruşturma sonrası ortaya çıkabilir.
Bildiğimiz şu: Bizim suç olarak kodladığımız olaylar hükümetin bilgisi dahilinde gerçekleşti.
Mesela kanundışı telefon dinlemeleri... Hükümetin bilgisi olmadan bunun yapılması mümkün değil.
Mesela Cemaat'e angaje polis şeflerinin "Biz Balyoz gözaltılarını Başbakan'ın bilgisi dahilinde yapıyorduk" demeleri.
Mesela en bariz hukuksuzluklara imza atan savcılar hakkında soruşturma izni verilmemesi...

Cemaat'in hışmına uğramış bir savcıydı
Erzincan Başsavcısı idi İlhan Cihaner.
2007 yılında İsmailağa ve Fethullah Gülen cemaatleri hakkında soruşturmalar yürütüyordu.
Önce siyasi baskılar yapıldı Cihaner'e soruşturmalardan vazgeçmesi için...
Vazgeçmeyince kimliksiz/imzasız ihbar mektuplarıyla "Ergenekon Terör Örgütü"ne üye olmakla suçlandı ve soruşturmalar başlatıldı.
16 Şubat 2010'da başsavcılık makamına baskın düzenlendi. Makamında gözaltına alındı. Tutuklanarak Erzurum'a götürüldü.
Dört ay Erzurum Hapishanesi'nde tutuklu kaldıktan sonra tahliye edildi.
Cezaevinden çıktıktan sonra hakkında kesinleşmiş bir hüküm ya da disiplin cezası olmamasına rağmen Erzincan Başsavcılığı'ndan alınarak Adana'ya düz savcı olarak atandı.
Bu atamadan kısa bir süre sonra istifa etti... Seçimde aday oldu, CHP'den milletvekili seçildi.
"Ergenekon Terör Örgütü"ne üye olmaktan yargılandığı dava, Yargıtay 11. Ceza Dairesi'nde devam ediyor.

Radikal

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.