'İslam Interpolü' kuruluyor!
Türkiye, bugün İslam İşbirliği Teşkilatı dönem başkanlığını Mısır'dan devraldı.

56 ülkenin temsilcisi, 13. İslam İşbirliği Teşkilatı Zirvesi'nde İstanbul'da bir araya geldi.

Açılış toplantısının ilk konuşması Mısır Dışişleri Bakanı yaptı.

Ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan zirvenin yeni başkanı olarak bir konuşma yaptı.

Erdoğan, konuşmasına dönem başkanlığı süresince gösterdiği çabalar dolayısıyla Mısır'a teşekkür etti.

Erdoğan'ın konuşmasından öne çıkanlar şöyle:

"Zirve toplantımızın temasını oluşturan 'adalet' ve 'barış' kavramlarının içini doldurmakta, bunları müşahhas hale getirmekte acele etmeliyiz. Çünkü dünyanın dört bir yanından mağdurların, mazlumların çığlıkları yükseliyor.

Maktullerin yürek parçalayan görüntüleri geliyor. Maalesef bu çığlıkların ve görüntülerin kahir ekseriyeti Müslümanlara aittir. İslam dünyası şu an yüzünü İstanbul'a, bu zirveye dönerek, buradan çıkacak güzel haberlere kulak açtığını, kulak verdiğini görüyorum, buna inanıyorum.

Müslümanlar olarak üstesinden gelmemiz gereken sorunların başında mezhepçilik fitnesi geliyor, ırkçılık fitnesi geliyor. Her zaman ifade ettiğim gibi benim dinim Sünnilik de değildir Şiilik de değildir, benim dinim İslam'dır. Ben tıpkı 1 milyar 700 milyon kardeşim gibi sadece ve sadece bir Müslümanım. Diğer tüm farklılıklar bu inancımın, bu sıfatımın gerisindedir.

İslam adına her gün mazlumlara saldıran canlarına kast eden terör örgütleri asla bu mukaddes dinin temsilcisi olamaz. İslamın emirlerini açıkça ihlal edenler Müslümanların temsilcisi olamaz. 

Terör ve şiddet sorunu bugün İslam dünyasının en büyük meselelerinden biridir. Geçmişte El-Kaide yüzünden Afganistan'ın nasıl tahrip edildiğini, nasıl yüz binlerce Müslümanın katledildiğini, milyonlarcasının da mağdur edildiğini çok iyi hatırlıyoruz. Şimdi Irak'ta ve Suriye'de belirli bölgeleri kontrolü altına alan Libya'da etkinlik kurma çabası içinde olan DAİŞ aynı kirli gayeye hizmet ediyor. Afrika'nın çeşitli bölgelerinde terör eylemleri düzenleyen Boko Haram ve Eş Şebab gibi örgütleri de aynı kapsamda görüyoruz. Dikkat ediniz, birkaç şov amaçlı eylem dışında, bu terör örgütlerinin tüm zulümleri, tüm zararları Müslümanlaradır.

Biz dünyanın hiçbir yerinde masum insanlara yönelen hiçbir eylemi tasvip etmiyoruz. Bunlara tevessül edenleri dinine kökenine bakmadan terör örgütü mensubu olarak nitelendiriyoruz. Kimi ülkelerin özellikle de Batılı devletlerin terör örgütlerine karşı ikircikli tutum takındıklarını görüyoruz.

Nükleer Güvenlik Toplantısı'nda konuşmacıların dikkatini çektiği bazı ifadeler, Paris'teki terör eyleminden bahsediyorlar, Brüksel'deki terör eyleminden bahsediyorlar ama Ankara'daki, İstanbul'daki, Lahor'daki terör eylemlerinden bahsetmiyorlar. Kaldı ki Ankara, İstanbul, Lahor'daki terör eylemlerinde yüzlerce insan öldü. Brüksel'de, Paris'te de 9-10 tane bir tanesinde, 30 tane bir tanesinde öldü. Fark etmez, bir kişi de ölse tüm insanlığın ölümü gibidir. Ama onları söylerken Ankara'yı, İstanbul'u, Lahor'u niye söylemiyorsunuz Burada da bu ikircikli davranış bizleri üzmektedir. Terör örgütlerinin tamamına karşı aynı kararlılıkla mücadele edilmek zorundadır.

"İSLAM İNTERPOLÜ" KURULACAK

Terör örgütlerine karşı aynı kararlılıkla mücadele edilmek zorundadır. Buradan bir kez daha uluslararası topluma, terör örgütlerine yaklaşımlarını gözden geçirmeleri çağrısında bulunuyorum. Terör tehdidiyle arazide operasyon yürütmenin ve özellikle de bunun yanında finans ve insan kaynaklarını kurutarak da mücadele etmek gerekiyor. Bunun için uluslararası iş birliği büyük önem taşıyor. İİT üyesi ülkeler arasında teröre ve diğer suçlara karşı iş birliğini güçlendirecek ve kurumsallaştıracak bir yapı oluşturulması isabetli olacaktır. Bu anlayışla Türkiye olarak getirdiğimiz İstanbul merkezli bir İİT Polis İşbirliği ve Koordinasyon Merkezi kurulması önerisi kabul gördü. Bu hususta verdiğiniz destek için teşekkür ediyorum.

"ONLAR PETROL İÇİN MÜDAHALE EDİYOR"

Niçin biz Müslümanlar olarak bu terör eylemlerinde başkalarından yardım bekliyoruz. İslam ülkeleri içinde yaşanan terör olaylarına ve benzeri krizlere karşı, başka güçlerin müdahil olmasını beklemek yerine teröre karşı İslam ittifakı girişimi aracılığıyla çözümü kendimiz üretmeliyiz. Niçin biz Müslümanlar olarak aramızdaki bu tür ihtilaflarda, bu tür terör eylemlerinde başkalarından yardım bekliyoruz  Biz bunu kendimiz çözmeliyiz. Bunlara biz kendimiz müdahale etmeliyiz. Biz etmiyoruz, başkaları müdahale ediyor. Onlar müdahale ederken oralardaki petrol için müdahale ediyorlar, aramızdaki huzuru sağlamak için değil.

Kendi ülkelerinde haksızlığa uğradıklarını düşünen Müslümanlar Batılı ülkelere gitmek istiyorlar. İslam ülkeleri olarak öncelikle güvenlik, adalet ve kalkınma konularına özel önem vermemiz gerekiyor. Yaşadığı yerde kendini güvende hissetmeyen hiç kimse geleceğinden emin olamaz. Adaletten umudunu kesen insanların, terör örgütlerinin istismarına açık hale gelmesi kaçınılmazdır. Çünkü her şeyin başı ve sonu adalettir. Kardeşliği sadece sözde bırakmamalıyız. Teknik, ticari, ekonomik, kültürel, sosyal tüm boyutlarıyla gerçek anlamda hayata geçirmeliyiz. Tüm İİT örgütleri bu dayanışmayı en güzel şekilde ortaya koymalıdır.

"KADINLARLA İLGİLİ SORUNLARI BİZ Mİ KONUŞALIM"

İnsanlığın ve Müslümanların yarısını oluşturan kadınların ailenin taşıyıcısı olma vasıflarını güçlendirme yanında, eğitimden iş hayatına kadar her alanda çok daha etkin roller üstlenmesi için hep birlikte gayret etmeliyiz. Bu çerçevede İslam İşbirliği Teşkilatı bünyesinde bir teklifim var. Bundan önceki Kahire toplantısında aslında bu gündeme gelmiş fakat o günden bugüne İslam İşbirliği Teşkilatı'nın bir Kadın Konseyi örgütlenmesi yapılmamıştır. İstanbul'da, düzenli aralıklarla toplanacak bir Kadın Konferansı oluşturulmasını teklif ediyoruz. Zira Müslümanların kadın olarak kendi kadınlarının dertlerini ortaya koyabilecekleri bir teşkilatının, bir konseyinin olması şarttır diye düşünüyorum. Kadınlarla ilgili sorunları biz mi konuşacağız, bırakalım da onları da hanımlar konuşsun.

TAHKİM TEKLİFİ

Küresel ekonominin işleyişinde önemli rolü olan tahkim sistemini kendi aramızda da oluşturmalıyız. Niye biz dışımızdaki dünyada kurulu tahkim sistemlerine kendi sıkıntılarımızı, kendi sorunlarımızı havale ediyoruz Bunu kendi aramızda oluşturduğumuz tahkim sistemiyle çözelim. Bunun için İstanbul'da bir uluslararası tahkim müessesesi kurulmasını teklif ediyoruz.

"MÜSLÜMANLARIN TEK BİR DAİMİ TEMSİLCİSİ YOK"

Küresel karar alma ve uygulama mekanizmalarındaki temsil adaletsizliği de Müslümanlar arasında önemli bir rahatsızlık sebebidir. Burada önemli bir örnek veriyorum. Örneğin Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde dünya nüfusunun 4'te 1'ini teşkil eden Müslümanların tek bir daimi temsilcisi var mı Yok. Geçici üye olmanın bir anlamı var mı Yok. Karar, 5 üyeden bir tanesi olumsuz davransa iş bitti. Diyorum ki dünya 5'ten büyüktür. Artık dünya, 1. Dünya Savaşı'nın şartlarında değildir. Dünyada şartlar değişti. Öyleyse Birleşmiş Milletler'in reforme edilmesi şarttır. Adil bir dünya bekliyorsak, bunu beklemek hakkımızdır.

BM'YE ÇAĞRI

Kendisi adaletsizlik üzerine kurulu bir sistemin küresel adalete katkı sağlayabilmesi mümkün değildir. Nitekim bunun sıkıntılarını, karşı karşıya olduğumuz birçok sorunda gördük, görüyoruz, yaşıyoruz. Buradan bir kez daha Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin yapısının dünya nüfusunun coğrafi ve dini dağılımı göz önünde bulundurularak yeniden belirlenmesi çağrımı tekrarlıyorum.

"BİZİM İÇİN UTANÇ KAYNAĞI"

Açık konuşuyorum; Akdeniz'de, Ege'de botlarla, kırık dökük gemilerle Avrupa'ya gitmeye çalışanların neredeyse tamamının Müslümanlardan oluşması bizim için bir utanç kaynağıdır. Sayıları milyonlarla ifade edilen bu insanlar, güvenlikleri ve gelecekleri için hayatları pahasına böyle bir yolculuğa çıkmaya mecbur kalmışlarsa hep birlikte oturup düşünmek zorundayız. Bizim sadece Ege'de kurtardığımız insan sayısı 100 bine ulaştı.

"KIBRIS MÜSLÜMANLARIN ORTAK SORUNU"

İİT olarak diğer coğrafyalarda hakları ve gelecekleri için mücadele eden Müslüman toplumlara daha fazla sahip çıkmalıyız. Bu kesimler içinde yer alan KKTC'deki kardeşlerimize karşı, on yıllardır uygulanan izolasyonu hep birlikte kırmalıyız. Kıbrıs'ta yaşayan kardeşlerimize yalnız olmadıkları mesajını, İslam dünyası olarak, bizler vermeyeceksek kim verecek Ada'da Türk tarafı aleyhine adaletsiz bir şekilde bozulan dengelerin bir ölçüde düzeltilmesi suretiyle kalıcı ve adil bir çözüme katkıda bulunmak, tüm Müslümanların ortak sorunudur diye düşünüyorum. Aynı şekilde Balkanlar'dan, Güney Doğu Asya'ya ve Afrika'ya kadar dünyanın farklı yerlerinde yaşayan Müslüman toplumlar, İslam aleminin güçlü desteğine ihtiyaç duyuyor. Ukrayna'da Kırım işgali... Buna sessiz kalmak mümkün mü Kırım'da da kardeşlerimiz topraklarında mağdur ve mazlum."


 

NTV

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.